سْــــــــــــــــــمِ ﷲِالرَّحْمَنِİlminfazileti islamic sciences-İslami İlimler

>
English (US) Deutsch Français Русский 中文(简体) Português Italiano 日本語 한국어 Español
LA TAHZEN İNNALLAHE MEANA


Duayla İlgili Hadisler

Duayla  İlgili Hadisler |  görsel 1
Peygamber Efendimiz Allah'a kendisine güzel bir ahlak ve iyi bir huy vermesi için dua ettiği şöyle belirtilir: "Allah'ım! Yaratılışımı ve ahlakımı güzelleştir. İlahi! Beni ahlakın kötülerinden uzaklaştır." (Tırmizi, İmam Ahmed ve Hakim'den; Huccetü'l İslam İmam Gazali, İhya'u Ulum'id-din, 2. cilt, Çeviri: Dr. Sıtkı Gülle, Huzur Yayınevi, İstanbul 1998, s. 789) ... Bir şey isteyince Allan'tan iste. Yardım talep edeceksen Allah'tan yardım dile. Zira kullar, Allah'ın yazmadığı bir hususta sana faydalı olmak için biraraya gelseler, bu faydayı yapmaya muktedir olamazlar. Allah'ın yazmadığı bir zararı sana vermek için biraraya gelseler, buna da muktedir olamazlar. Kütüb-i Sitte, Muhtasarı Tercüme ve Şerhi, Prof. Dr. İbrahim Canan, 16. cilt, Akçağ Yayınları, Ankara, 1992, s. 314 İcabetten emin olarak Allah'a dua edin. Kütüb-i Sitte, Muhtasarı Tercüme ve Şerhi, Prof. Dr. İbrahim Canan, 16. cilt, Akçağ Yayınları, Ankara, s. 327 Dua ibadetten ibarettir. Allah buyurur ki: "Bana dua edin, Ben size icabet edeyim" (Hz.Numan İbni Beşir r.a.) Ramuz El-Hadis s.207 Dua, mü'minin silahıdır ve dinin direğidir. Göklerin ve yerin nurudur. (Hz.Ali r.a.) Ramuz El-Hadis s.207 Ebu Musa el-Eş'ari'den şöyle tahdis etti: Peygamber (S) şu dua ile dua ederdi: "Ey Rabbim! Benim günahımı, bilgisizliğimi, her işimde israfımı ve benden daha iyi bilmekte olduğun kusurlarımı mağfiret eyle! Ya Allah! Benim hatalarımı, kasdımla ve bilgisizliğimle işlediklerimi, şakalarımı mağfiret eyle! Bunların hepsi bende vardır. Ya Allah! Evvelden yaptığım, sonradan yapacağım; gizlediğim, açığa çıkardığım bütün günahlarımı Sen mağfiret eyle! Öne geçiren ancak Sensin, sonraya bırakan da ancak Sensin. Se...

Kesinlikle Okumalısınız-Çarşaf Hakkında

Kesinlikle Okumalısınız-Çarşaf Hakkında |  görsel 1
Kesinlikle okumalısınız! Fransa da Peçe'li bir bacımız süper markette alış-verişini bitirdikten sonra ücretini ödemek için sırada bekler... Birkaç dakika sonra sıranın kendisine gelmesiyle kasiyere doğru ilerler... Kasadaki bayan tesettürsüz bir müslümandır... Bu bayan çarsaf'li peçeli bayanın eşyalarını birer birer kasadan geçirmeye başlar, bir müddet sonra müşterisine kendini beğenmiş bir uslubla,, "Bizım bu ülkede birçok problemımız var ve senin peçen de bunlardan biri... Biz gurbetçiler ticaret için buradayız, dinimizi veya tarihimizi göstermek için değil... Eğer dinini yaşamak ve çarsafını giymekve peçeni takmak istiyorsan, Arab ülkene geri dön, orada ne yapmak istiyorsan onu yap... Peçe'li kardeşimiz elindeki poşetleri yere koyarak yüzündeki örtüyü kaldırdı... Kasiyer bayan tamamen şok halindeydi, Sarışın ve mavi gözlüydü ve şunları söyledi " Ben bir Fransızım, Arap değilim, hele bir göçmen hiç değilim...   Bu benim ülkem ve İSLAM BENİM DİNİM Siz müslüman doğumlular, dinlerinizi çıkarlarınız uğruna sattınız ve bizde onları sizlerden satın aldık der..   http://www.facebook.com/ilminfazileti ...

Hz. Muhammed (sav) Neden Arabistan Yarımadasına Peygamber Olarak

Hz. Muhammed (sav) Neden Arabistan Yarımadasına Peygamber Olarak |  görsel 1
Hz. Muhammed (sav) Neden Arabistan Yarımadasına Peygamber Olarak Gönderildi? Peygamberimiz (asv)’in Arabistana gönderilmesinin bir çok hikmetleri ve nedenleri vardır. Fakat hiçbir hikmeti olmasa da Allah bunu böyle takdir etmesi, bizim için yeterli bir neden olabilir. Örneğin İslamiyet Türkiye ye gönderilmiş olsaydı o zaman Arabaistandaki adam “Neden Türkiye’de indi de Arabistan’da inmedi?” diyecekti. Hikmetlerine gelince; 1. Peygamberimiz (asv) bu bölgede dünyaya geldiği için, İslamiyet buraya gönderilmiştir. 2. O bölgede yaşayan insanlar kızlarını diri diri toprağa gömen, ahlaki değerlerin bozulduğu ve kadınların mal gibi kullanıldığı, putlara tapıldığı ve adeta vahşi ve inatçı insanların yaşadığı bir bölge idi. Her ne kadar dünyanın diğer yerlerinde de ahlaki değerler çöküntüye uğramış olsa da bu bölgede daha fazla idi. İşte Allah Teala hikmetiyle göstermiştir ki bu bölgedeki vahşi ve inatçı insanlar bile İslamiyet’le en şerefli insanlar mertebesine çıkabiliyorsa, diğer insanlar elbette İslamiyeti kabul edip insanlık değerlerini tekrar kazanacaktır. 3. Kabenin, dünyanın merkezi olması ve Arafat, Safa ve Merve gibi insanlarca kutsal kabul edilen yerlerin bu bölgede olması 4. Kur’an-ı Kerim’in mucizevi bir yönü de belağatıdır. Ve bu kavim hem Arapça konuşmaları hem de Arapçayı en mükemmel şekilde kullanmaları nedeniyle İslamiyet bu bölgede gönderilmiştir. Peygamber Efendimiz (asv)’den önce Araplar, bir kısım batıl zihniyet ve hurafelerin tesiri altında Din-i Hanifi (hak dinini) unutmuşlar, hak yoldan sapmışlar, putlara, heykellere tapmağa başlamışlardı. Batıl bir düşünce neticesi, kız çocuklarını diri diri toprağa gömerlerdi. Kumar, i&cc...

Kuran'da 1400 Yıl Önce Anlatılan Teknoloji

Kuranda 1400 Yıl Önce Anlatılan Teknoloji |  görsel 1
Bundan 1400 yıl önce Allah katından indirilmiş ve herşeyin açıklayıcısı olan Kuran bize 21.yüzyıl hakkındaki bilgiyi de müjdelemektedir. Kuran ayetleri bilimin ortaya çıkardığı yeni bulguları yüzlerce yıldır barındırmaktadır. Bilindiği gibi Peygamberimiz Hz. Muhammed, günümüzden on dört yüzyıl önce yaşamıştır. Tarihi kaynaklar Arap toplumunun, Kuran ' ın tebliğ edildiği dönemde, evren ve doğa üzerine herhangi bir inceleme yapabilecek teknolojiye sahip olmadığını göstermektedir. Bu tespit şu anlama gelmektedir ki, Peygamberimiz (sav) ' in yaşadığı dönem ile günümüzün bilim ve teknoloji düzeyi arasında kıyas kabul edilemez bir farklılık vardır. Aslında bu ayrılık 20. yüzyılın başı ile 21. yüzyılın başı arasında bile oldukça büyüktür. Bundan birkaç on sene önce isimleri bile telaffuz edilmeyen bazı teknolojik yeniliklerin bugünün dünyasının vazgeçilemez unsurları olması buna bir delildir. Bu devasa farklılıklara rağmen Kuran ayetleri ve Peygamberimiz (sav) ' in 7. yüzyılda, geleceğe yönelik verdiği haberler şu an yaşadığımız teknolojik gelişmeleri eksiksiz olarak tarif etmektedir. Ahir Zaman olarak da adlandırılan 21. yüzyıl ' daki bilim ve teknoloji ortamını tasvir eden hadisler ve ayetler incelenecek olursa bu gelişmelerin aslında çok önemli olaylara işaret ettiği görülür. Ay'ın Yarılması Kuran'ın 54. Suresi'nin adı olan "Kamer'in" ' Türkçe karşılığı "Ay"dır. Bu surenin büyük bir bölümünde, kendilerine gönderilen peygamberlerin "uyarılarını yalanlayan" Nuh, Ad, Semud ve Lut halkının, Firavun ve çevresinin başlarına gelen yıkımlar anlatılır. Aynı zamanda birinci ayette kıyamet vakti ile ilgili çok önemli bi...

Adalet Sahibi Bir İslam Halifesi: Hz. Ömer ( ra )

Adalet Sahibi Bir İslam Halifesi: Hz. Ömer ( ra ) |  görsel 1
Adalet Sahibi Bir İslam Halifesi: Hz. Ömer Ra Dört Halife Dönemi, Peygamberimiz Hz. Muhammed (sav)'in vefatının ardından İslamiyet'in yaygınlaşmasına vesile olmuş kutlu bir dönemdir. Sırasıyla Hz. Ebu Bekir (ra), Hz. Ömer (ra), Hz. Osman (ra) ve Hz. Ali'nin (ra) halifelik yaptığı dönem boyunca huzur ve refah içinde yaşayan Müslümanların yanı sıra, ondan sonra yaşayanlar da onların üstün ahlakını ve yönetim anlayışını örnek almışlardır. Hz. Ebu Bekir'in (ra) ardından ittifakla halife seçilen Hz. Ömer (ra), Kuran ahlakının tüm özelliklerinin yanı sıra, yüksek adalet anlayışı ile de kendinden sonrakilere örnek olmuş üstün İslam halifelerinden biridir. İslam tarihinin en adaletli ve huzurlu dönemlerinden biri, Hz. Ömer’in (ra) halifeliği sırasında yaşanmıştır. Hz. Ömer (ra), Müslüman olmadan önce Kureyş kabilesi içinde, Kureyş'in siyasi işleriyle ilgilenmekte ve diğer kabilelerle olan mevcut anlaşmazlıkları çözmekteydi. Hz. Ömer (ra) 33 yaşında İslamiyet’i kabul etmiş ve bunda kendisinin de şahit olduğu, Müslümanların gördükleri tüm kötü muamelelere ve baskılara rağmen gösterdikleri üstün ahlak ve imani kararlılık etkili olmuştur. Halifeliği döneminde Hz. Ömer (ra), Mekke'den Medine'ye yapılan "Hicret"i bir dönüm noktası olarak takvim başlangıcı yapmıştır. Hicri takvimin kullanılması, devlet idaresinin düzenlenip kurumsallaşması, adli teşkilatın kurulması ve İslam ülkelerinin arasına yenilerinin katılması gibi konulara öncülük ederek İslamiyet'in yayılmasına ve gelişmesine önemli katkılarda bulunmuştur.   Hz. Ömer'in Halife Seçilmesi Hz. Ebu Bekir (ra) hastalandığında kendisinin isteği üzerine...

Pc Masa Üstü Resmi

Pc Masa Üstü Resmi |  görsel 1
http://www.facebook.com/ilminfazileti

Melis'e ve Onun Gibilere Can ver

Melis'e ve Onun  Gibilere Can ver |  görsel 1
Melis'e Can ver   Melis’e yardımcı olmak istiyorsanız küçük kıza ilik bulunabilmesi için kan verebilirsiniz. Doku uyarsa ilik donörü olabilirsiniz. İletişim için Melis’in babası Bahadır Akbaş’ın telefon numarası:   (0533) 450 86 83 http://www.facebook.com/ilminfazileti

Malcolm X Malik el-Shabaz-ŞEHADETİNİN 48. YILINDA

Malcolm X Malik el-Shabaz-ŞEHADETİNİN 48. YILINDA |  görsel 1
         .     ŞEHADETİNİN 48. YILINDA                                                                       Malcolm X Malik el-Shabaz (19 Mayıs 1925 - 21 Şubat 1965) En güzel öğüt örnek olmaktır. MALCOM  X Malcolm X (Malcolm Little ve daha sonrasında El Hac Malik el-Şahbaz) (Omaha, 19 Mayıs 1925 – New York, 21 Şubat 1965), ABDli siyaset adamı, mücahid ve siyah hakları savunucusudur. “İblis”ten “El Hac MAlik El-ŞahbAz”a, serserilikten Amerikalı Siyah Müslümanların Liderliğine... Ve çok daha ötelere: Şehadete! Bataklıklardan şahikalara yükselen bir hayat... MALCOLM, 19 Mayıs 1925’te Omaha’da dünyaya geldi. Babası bir Baptist Hıristiyan vaizdi. Malcolm “korkak bir zenci değildi babam, o bir doksan boyunda, iriyarı ve kapkara bir adamdı...” der. Babası da, Marcus Garvey gibi Amerikalı siyahların hiçbir zaman gerçek özgürlüğe, bağımsızlığa ve itibara kavuşmayacağına inanmaktaydı. Bu yüzden de Amerika’yı bırakıp, kendi vatanlarına, Afrika’ya dönmeliydi siyahlar.   Babası vaazlarında bunu hep belirtiyordu, beyazlar bundan rahatsız olmalıydılar. ki; Malcolm’un doğumuna yakın bir zamanda, babası yokken bir gece evin yanına bir gurup insan gelmiş ve annesine kocasının nerede olduğunu sormuşlar. Annesi de:kocasının evde olmadığını, üç çocuğuyla evde yalnız olduğunu söyleyince, adamlar evin bütün camlarını tuz buz ettikten sonra, ...

TEKVİR SURESİ

TEKVİR  SURESİ |  görsel 1
          BİSMİLLAHİRRAHMANİRRAHİM     Raham ve Rahim olan Allah'ın adıyla     81-TEKVİR:     Sûresi denilir.     Mekke'de inmiştir.     Âyetleri : Yirmidokuz.     Kelimeleri : Yüz otuz dokuz.     Harfleri : Beşyüz otuzüç.     Fasılası : harfleridir.     İmam Ahmed, Tirmizî ve Hâkim'in İbnü Ömer (r.a)'den rivayet ettiklerine göre Resulullah (s.a.v) şöyle buyurmuştur: "Her kim Kıyamet gününe gözüyle görüyormuş gibi bakmayı arzu ederse ve sûrelerini okusun."     Meâl-i Şerifi     1- Güneş katlanıp dürüldüğünde,     2- Yıldızlar bulandığında,     3- Dağlar yürütüldüğünde,     4- Kıyılmaz mallar bırakıldığında,     5- Vahşi hayvanlar bir araya toplandığında,     6- Denizler ateşlendiğinde (suları çekilip, volkanlar halinde ateş püskürdüğünde),     7- Nefisler eşleştirildiğinde (iyiler iyilerle, kötüler kötülerle bir araya toplandığında),     8- Diri diri toprağa gömülen kıza sorulduğunda,     9- "Hangi günahtan dolayı öldürüldü?" diye.     10- Amel defterleri açıldığında,     11- Gök sıyrılıp açıldığında,     12- Cehennem kızıştırıldığında,     13- Ve cennet yaklaştırıldığında,     14- Herkes ne getirmiş olduğunu anlar.     15- Şimdi yemin ederim o ...

İfrat ve Tefrit Genel Hatlarıyla

İfrat ve Tefrit Genel Hatlarıyla |  görsel 1
  İfrat ve Tefrit Genel Hatlarıyla İnsanın yaradılışı sorumluluk esası üzerine kuruludur. Alemde sorumluluk yüklenme bilincine sahip olan tek varlık insandır. İslâm alimleri, Kur’an-ı Mübin de:“Biz emaneti göklere, yere ve dağlara teklif ettik de, onlar bunu yüklenmekten çekindiler, endişeye düştüler. Ama insan onu yüklendi.”  [222]ayet-i kerimesinde söz konusu edilen emanetin, en genel anlamda “sorumluluk” olduğunu belirtirler. Ancak insanın sorumluluğu, kendini bütün varlıklardan azade görerek yalnızca Rabbi’ne boyun bükmekten ibaret değildir. Bilakis, insanın Rabbi’ne karşı sorumluluğu, O’nun yarattıklarına karşı sorumluluğu da ihtiva eder. Hatta diyebiliriz ki, yeryüzünde tüm insanlara, hayvanlara, tabiata yani bütün varlıklara karşı işlenen cürümlerin temel sebebi; insanoğlunun Yaratıcısına karşı sorumluluğunun idrakinde olmamasıdır. Şunu bilmemiz gerekiyor: Bütün yerler, gökler ve içindekiler, Rabbimiz’in lütfu olarak insanoğlunun hizmetine, faydalanmasına verilmiştir. Onun ihtiyaçları için feda edilmiştir. İnsan herşeyi ile hazır bir aleme getirilmiş ve kendisine üstün kabiliyetler, geniş yetkiler verilmiştir. Bütün bunların sonucunda da kendisinden iki büyük vazife beklenmektedir. Bu vazifelerin birincisi, kainattaki bunca rahmeti görüp, hikmeti anlayıp, sahibini tanımak, ona teslim ve emirlerine tabi olmaktır. Cenab-ı Hakk’ın bütün kainata Rahman ve Rezzak sıfatlarının tecellilerini görüp, O’nun güzelliğine hayran olmamak mümkün değildir. Binlerce varlık vasıta edilerek ulaştırılan bunca ikram ve iyiliğe karşı nankörce davranmak, kendisine ihsan ve iyilik edildiği gibi, kendisi de ihsan ve iyilikte bulunmamak...

KUR’AN’LA ALLAH(C.C.)’I TANIMAYA ÇALIŞMAK!

KUR’AN’LA ALLAH(C.C.)’I TANIMAYA ÇALIŞMAK! |  görsel 1
 KUR’AN’LA ALLAH(C.C.)’I TANIMAYA ÇALIŞMAK!     Kovulmuş şeytanın şerrinden Allah(c.c.)’a sığınırım, Rahman, Rahim olan Allah(c.c.)’ın adıyla; Öncelikle; âyetleri aracılığıyla bizlere kendisini tanıtan Allah(c.c.)’a hamd olsun, şükürler olsun. O’nun; yüce zâtını tanımaya çalışan bütün veli kullarına selam olsun! Bildiğiniz gibi; Allah(c.c.), varlığı kendi zâtından olup, kendisinden başka ilah olmayandır. O ki cömertliğiyle nice varlıklar yaratmış ve yarattıklarına var olma sevincini tattırmıştır. O ki, varlıkların daha yokluk dönemlerindeyken varlık olma isteklerindeki sesi duymuş ve bu sese cevap vermiştir. Evet! O ki, hiçbir varlığa hiçbir şekilde ihtiyacı olmadığı halde, sırf yüce zâtını bilmekle, bulmakla ve tanımakla şereflensinler diye, sayısını kimsenin bilmediği varlıklar vücuda getirmiştir. Vücuda getirdiği varlıklara ise çeşitli özellikle vermiş ve her birini râzı ve hoşnut etmiştir. Aynı zamanda, her birinin âkıbetini belirlemiş ve o varlıklara bunu bir nakış gibi işlemiştir. Fakat bu varlıklardan insan ve cin denilen akıl, irâde ve nefis sahibi iki varlığı ise imtihana tâbi tutmuş ve âkıbetlerini kendilerinin belirlemesine izin vermiştir. Örneğin insanın bu durumuyla ilgili bir âyetin meâlinde şöyle bildirilmiştir:  ‘Biz insanı, sınavdan geçirmek amacı ile karışım nitelikli bir sıvı damlasından yarattık. Bunun için onu işitme ve görme yetenekleri ile donattık. Biz ona yolu gösterdik. Artık ister şükredenlerden olur, isterse nankörlük edenlerden!’ İnsan Sûresi / 2,3.Âyetin Meâli Evet! İşte bu âyetteki vurgulanan o ‘isterse’ kısmı, insana verilen sınırlı irâdedir. İnsan, yapabildi...

Kurban nedir , Kurban nasıl kesilir? Grafik anlatım

Kurban nedir , Kurban nasıl kesilir? Grafik anlatım |  görsel 1
KURBAN Kurban nasıl kesilir? Grafik anlatım Bayram yaklaştıkça kurban heyecanı artıyor. Vatandaşlar, kesecekleri kurbanı temin etmek için pazarları dolaşıyor. Kan akıtmanın dindeki yerinden hayvan kesme yöntemlerine kadar birçok konunun yer aldığı çalışma, pratik bilgiler içeriyor. Din âlimleri, bütün ibadetlerde olduğu gibi kurbanda da Allah rızasının önde tutulması gerektiğini vurguluyor. Hz. Peygamber Efendimiz, kurban etinin üçe taksim edilip, bir bölümünün yoksullara dağıtılmasını, bir bölümünün akraba, tanıdık ve komşularla paylaşılmasını, bir bölümünün de evde bırakılmasını tavsiye ediyor. Ailenin maddi durumuna göre etin tamamı da hane halkına bırakılabilir veya kurbanın tümü ihtiyaç sahiplerine dağıtılabilir.   Kurban, mümini Allah’a yaklaştırır Kurban Bayramı, Hz. İbrahim ve İsmail’den günümüze kadar, hep bir kahramanlık, fedakarlık, hasbîlik ve teslimiyet sembolü olagelmiştir. Kurban Bayramı, tıpkı orduların savaşa gidişi gibi gürül gürül tekbirlerle gelir ve bir velvele olur, her yanda yankılanır. Onda hem bir mûsiki ve şiir hem de muharebelerin bin tarraka ile gürleyen hakkı ilan sesleri iç içedir. Kur’an-ı Kerim’de ‘Kesilen kurbanların ne eti, ne de derisi Allah’a (cc) ulaşır. Yaradan’a ulaşan sizin takvanızdır.’ denilmektedir. Bu lütfun gerçekleşebilmesi için kesilen kurban Allah rızası için kesilmeli, etleri ise yine Allah (cc) rızası için fakir fukaraya dağıtılmalıdır. İbadetler hikmetlerinden veya getirdiği faydalardan ziyade Allah emrettiği için yapılır. Ama onların hikmetlerini ve güzelliklerini bilmek bizim kulluğumuzun bir gereği ve Allah’ın nimetlerini y&acir...

Kabe'nin son hali böyle olacak

Kabe'nin son hali böyle olacak |  görsel 1
Kabe'de tavaf alanını genişletme çalışmaları için hazırlanan 'Haremeyn-i Şerifeyn Genişletme Projesi'nin dikkat çekici detayları ortaya çıktı.  Mescid-i Nebevi'de olduğu gibi Kabe'nin de açık alanları, en üst katı ve tavaf bölgesinde gölgelikler tesis edilecek. Dış avlularda ise Mescid-i Nebevi'deki şemsiye sisteminin benzeri kurulacak. Böylece, Kabe'nin üst kısmı hariç, her yeri açılır kapanır gölgelikler ile kaplanacak. Şimdiye kadar 100 milyar Suudi Arabistan Riyali'nin harcandığı proje kapsamında sökülen Osmanlı Revakları da proje içerisinde belirlenen noktalara, aralarında Türklerin de bulunduğu çok sayıda uzman tarafından monte edilecek. Revaklar, Harem'in eski görünümünü ve dokusunu bozmadan, hacıların rahat ibadet etmelerini sağlayacak şekilde yerleştirilecek. Harem Proje ve Araştırma Genel Müdürü Abdülmuhsin bin Humeyd, "Suudi Arabistan Kralı Abdullah bin Abdülaziz'in Haremeyn-i Şerifeyn Genişletme Projesi" hakkında bilgiler verdi. Tavaf alanını genişletme çalışmalarının birinci aşamasının bir yıl önce başladığını dile getiren Humeyd, projenin ilk aşamasının tamamlandığını ve bu yıl Hac döneminde kullanılmaya başlandığını kaydetti. SAATTE 105 BİN KİŞİ TAVAF YAPACAK Safa Tepesinin hizasından başlayan çalışmanın Sa'y alanını da kapsayarak Fetih kapısında sona erdiğini belirten Humeyd, projenin ikinci aşamasının ise bu yılki Hac döneminin tamamlanmasının hemen sonrasında başlayacağını ifade etti. Üçüncü aşamanın da Hicri 1435 yılından itibaren başlayacağını dile getiren Humeyd, şöyle devam etti: "Projenin ilk aşamasında saatte 105 bin kişinin tavaf yapabilmesi hedefleniyor. Projede ayrıca, özel ihtiyaç sahiplerine yönelik hizmetler de yer alıyor. T...

Gıybet Felaketiyle Savaş

Gıybet Felaketiyle Savaş |  görsel 1
Gıybet Felaketiyle Savaş Günümüzde şeytanın adeta insanoğlunu gizliden vurduğu gıybet tehlikesinin ne büyük bir felaket olduğunu bu makalede anlamış olacaksınız... Eğer insanlar gerçekleri açık ve cesur bir ortamda eşit şartlar altında paylaşabilselerdi; yüzlerinden başka, gıyaplarında başka olmasalardı, savaşlar çıkmayacaktı; kavgalara, üzüntülere yer kalmayacaktı. Tüm felaketlerin, hatta ebedî kahroluşların ardında, gıybet tohumlarını bulacaksınız. Tüm kötülükler, gıybeti de beraberlerinde taşırlar. Gıybet nedir? Gıybet biçimlerini nasıl sınıflandırabiliriz? Gıybet neden ve ne kadar kötüdür?   Burada öylesine gizli, iğrenç ve vebadan hızlı yayılma gücü olan bir hastalıktan söz ediyoruz ki, ondan kurtulmak ancak ısrarlı bir savaşın, derin bir içtenliğin eseri olabilir. Gıybet tuzağında tüm iyiliklerinin yok olup olmadığını merak eden, konuşmalarını gözlemlemeli ve gıybet biçimleri üzerinde çok düşünmelidir. Aşağıdaki tanımları, temel kaynaklardaki ipuçlarına dayanarak yapılandırdık. Konuyu ele alan metinlerde tam olarak bu şekilde oluşturulmuş bir sınıflama mevcut değildir; ama bizim sınıflamamızın içerikleri kaynaklarda vardır: •Alenî sade gıybet: Sevgili Peygamber(a.s.m.) gıybeti “Birinizin, kardeşini hoşlanmayacağı şeyle anmasıdır!” şeklinde tanımlamış;(1) “Din kardeşinin yüzüne karşı söylemediğin şeyi ardından söylemen gıybettir”(2) demiştir. Bir kişinin gıyabında ondan hoşlanmayacağı şekilde, hakkında doğru olan birşeyi söylemek, alenî gıybetin ta kendisidir. Futbolcuların oynama stilleri üzerinde konuşanları dinleyin; sanatçıların özel hayatlarına burunlarını sokan magazin tutkunlarının neler anlattıklarına bakın. Komşularınız, eşiniz...

Nefsin Terbiyesi ve Basamakları

Nefsin Terbiyesi ve Basamakları |  görsel 1
NEFİS TERBİYESİ VE NEFSİN BASAMAKLARI Nefs’i terbiye etmenin 2 yolu vardır. 1.si: Oruç tutup,Az konuşup, Az uyumaktır. 2.si: Zikre kuvvet gidilip, insanın aşkının, şevkinin, muhabbetinin, Allah-u Teâlâ(CC) yoluna sevgisinin coşması sûretiyle, günahlara nazar etmeyecek hale gelmesi . Aşk ve muhabbet yolu ile terbiye, zikre devam ederek olur. (Cennet, dünyada nefsin sevmediği şeylerle, Cehennem de nefsin arzu ettikleriyle bezenip süslenmiştir.) [Buhari, Müslim] Riyazet, nefsin arzularını yapmamaktır. Mücahede, nefsin istemediği şeyleri yapmak demektir. Öyleyse nefsi terbiye etmek için Riyazetli ve mücahedeli olmamız lazımdır. ŞAH-I NAKŞI BEND HZ.LERİ NEFİS TERBİYESİ HAKKINDA ŞÖYLE BUYURMUŞLARDIR. "Bu tarikatte kendi vücudunu nefy edip nefsini görmemek büyük bir başarı olup Allah'a vasıl olmanın ve kabul edilmenin sermayesidir. Nefsinin emrine uymayan bir cahile tâbi olmak, nefsinin emrine uyan bir âlime uymaktan daha iyidir. "Bu tarikata giren, kendi nefsini Firavundan yüz kat aşağı bilmedikçe bu tarikattan istifade edemez." İşte bak ey kardeşim, bu sülûkü iyi düşün, anlamaya çalış. Bu yolda ilerlemek ne riya ile, ne çok namaz kılmakla, ne çok oruç tutmakladır. Tam fenaya erip Cenâb-ı Hakk'ın rızası olan hiçbir hizmeti küçük görmeden çalışmaktadır.    Abdülkadir Geylânî hazretleri buyururlar ki: "Ey kardeşlerim! Ben Allah'a sadece gece namaz kılmakla, gündüz oruç tutmakla, ilim okutmakla değil, cömertlik, tevazu ve sadr selâmeti ile vâsıl oldum." Peygamber efendimiz:"Şimdi küçük cihaddan, büyük cihada dönüyoruz" diyerek, nefisle olan mücacedeleyi “Cihad-ı ...

Hocamız 14.10.2013 Pazartesi Habertürk'te

Hocamız 14.10.2013 Pazartesi Habertürkte |  görsel 1
Hocamız 14.10.2013 Pazartesi Habertürk'te BEĞEN PAYLAŞ :  http://www.facebook.com/ilminfazileti SELAM VE DUA İLE

Cennette Peygamberimiz (s.a.v.) ile olmak

Cennette Peygamberimiz (s.a.v.) ile olmak |  görsel 1
 Cennette Peygamberimiz (s.a.v.) ile olmak Hz. Peygamber'in (s.a.v.) bulunduğu yere giden bir köylü şöyle dedi: Ey Allah'ın Peygamberi. Ben beş vakit namazımı kılarım. Ramazan orucumu tutarım. Bunun üzerine bir şey ilave edemem. Çünkü ben fakirim. Benim üzerime zekât ve hac farz değil. Kıyamet koptuğu zaman ben hangi tarafta olurum. Cennette mi olurum, yoksa cehennemde mi diye sordu. Efendimiz (s.a.v.) şöyle buyurdular: Sen gözünü iki şeyden muhafaza et: 1- Harama bakma 2- Yaratılmış olanları küçük görecek şekilde bakma. Kalbini iki şeyden muhafaza et: 1- Kin ve düşmanlıktan, 2- Hasetten -kıskançlıktan- koru. Dilini iki şeyden muhafaza et: 1- Yalan söyleme, 2- Gıybet etme. İşte bu durumda sen cennette benimle beraber olursun. Babanıza ve annenize küfretmeyin Sahabeyle oturan Hz. Peygamber (s.a.v.) şöyle buyurdu: Kişinin anne ve babasına sövmesi büyük günahlardandır. Sahabe şöyle sordular: Ya Resulallah kişi kendi anne ve babasına küfreder mi? Efendimiz şöyle buyurdu: Evet, kişi başkasının babasına küfreder, o da onun babasına küfreder, kişi başkasının annesine küfreder o da dönüp onun annesine söver. Böylece kişi kendi anne ve babasına sövmüş olur. En yüce ahlakla bezenmiş olan Peygamberimiz (s.a.v.) kin, nefret, düşmanlık, başkalaştırma ve kutuplaştırma duygularından bizleri sıyırmaya çalışmıştır. Temiz bir yürek ve temiz bir dille yaşamak, başkasının onurunu kirletmemek insan olmanın bir gereği değil mi? İnsanların yüz yüze söyleyemediklerini sanal ortamda ölçüsüzce söylemeleri, insanların iffet ve namusuna saldırmalarını düşünecek olursak bu hayati uyarıya çok muhtaç olduğumuzu görebiliriz. İslam ne diyor, b...

Hadis-i Şeriflerde Tasavvuf

Hadis-i Şeriflerde Tasavvuf |  görsel 1
Hadis-i Şeriflerde Tasavvuf Çok önemli bir konuyu ele alan bu yazı tasavvufun hadislerde ki yerine işaret ederek, insanoğlunun su gibi ihtiyacı olduğunu bize gösteriyor.. HADİS-İ ŞERİFLERLE TASAVVUF - GİRİŞ Evvel Allah, devam etmeyi murad ettiğimiz şekilde devam edelim.. Evet, bir Meşayih'e bağlananlar ve Tasavvuf yoluna girenler takdir ve tastik edeceklerdir ki Hakiki Meşayihler en küçük söz ve davranışlarında dahi Kur'an ve Sünnet'e muhalefet etmezler.. Onların her uygulaması ve yapılmasını tavsiye ettiği her iş mutlaka Sünnet-i Resulullah'a dayanır.. Aksi olması muhaldir; aksi olursa zaten o kimse hakiki bir meşayih değildir; başta kendini ve insanları kandıran; yolunu saptıran bir kimse olduğu anlaşılır.. Neden peki Hakikisinin yanında sahteleri de vardır? Eee işte Allah'ın hikmeti.. İmtihan sırrı.. Nasıl ki sahte Peygamberlerin yeryüzünde görülüyor olması Peygamberi Ali Nizam Efendilerimizin şerefinden, kemalatından zerre eksiltmiyorsa; hakiki Meşayih yanında diğerlerinin görünmesi de Allah'ın velilerinin şan ve şerefine zerre halel getirmez.. Bir kerre, her şey zıddı ile kaimdir ve zıddı ile bilinir, tanınır.. İyinin yanında kötü, aydınlığın yanında karanlık, sağlığın yanında hastalık olacaktır.. Bunlar birbirlerine akıl ve vicdan cihetiyle kıyas edilebilsinler ve tanınabilsinler diye vardır.. Tabi başka hikmetlerini ise Allahu Zül Celal Hazretleri bilir.. Dilediği kuluna da bu hikmetlerinden bildirmeye Kadirdir.. Her hakiki Meşayih, mutlaka Allah'ın Velilerinden, sadık ve salih dostlarındandır, kullarındandır.. Çünkü Allah'ın seçtikleri Nebi olmuştur.. Sevdikleri de Veli olmuştur.. Bu iki zümre insanlığın en seçkin varlıklarıdırlar.. Elbette Cenab-ı Hak kulu hakkında kötü olmasını istemez.. Kuluna zulmedici değildir.. Kulu hakkında hep hayrı murad ...

Tevessül ve Vesile

Tevessül ve Vesile |  görsel 1
Tevessül ve Vesile Ehli sünnet dışı fırkalar tarafından çok çarpıtılan Tevessül ve Vesile hakkında ayet ve hadisler ışığında faydalı bir makale.. Tevessül, daha çok tasavvuf çevrelerinde uygulanmakta, ve bazılarınca tenkid edilmektedir. Şunu hatırlatalım ki; doğrunun tesbiti, yanlışın terkedilmesi için yapılan her tenkid faydalıdır. Fakat tenkid eden haddi aşınca, doğru ile yanlış biribirine karışır, cahil olanlar da doğruyu şaşırır... Tevessülü tenkid edenler, gerçek sahih ilme göre hareket etmezlerse haddi aşar, vebale girerler. Çünkü tevessüle başvuranlar arasında ilim ve takvalarıyla meşhur alimler, irşadıyla bir çok insanı Hakk’a sevk eden arifler mevcuttur. Gerçek tevhide ulaşmak için canını ve malını feda eden bu şerefli kitleyi rabıta ve tevessül yapıyorlar diye şirkle suçlamak az bir şey değildir. Tenkid edilen ve şirkle suçlanan kimse, en azından ömrü boyunca beş vakit namazını kılan bir mümindir. Böyle olunca iş ciddi, tehlike büyüktür. Çünkü, Buhari ve Müslim’in rivayet ettikleri bir hadiste Rasulullah (A.S.) Efendimizin uyardığı gibi; bir kimseye kafir, müşrik, münafık veya fasık demek, sözde kalmaz, hüküm iki taraftan birisine ait olur. Karşı tarafta söylenen durum yoksa, söz sahibine döner. Verilen her hükümde adaletli olmak şarttır. Adalet, nefsimiz istemese de hakkı söylemek ve herkese hakkını vermektir. Biz tevessül ve vesile konusunda orta yolu tanıtmaya çalışacağız. Vesile Nedir? Vesile, kelime olarak, derece, yakınlık, başkasına yaklaşmak için vasıta kılınan şey, şefaat, vuslat manalarına gelir. “Falan şunu Allah’a vesile etti” demek, kendisini Allah’a yaklaştıracak ameli yaptı demektir. Ayrıca vesile, cennette...

ÇOK BÜYÜK BİR KORUMA DUASI

ÇOK BÜYÜK BİR KORUMA DUASI |  görsel 1
 ÇOK BÜYÜK BİR KORUMA DUASI    BİSMİLLAHİRRAHMANİRRAHİM  Bismillâhillezî lâ yedurru me'asmihî şey'un fî-l ardi ve lâ fis-semâi ve hüves-semî'ul alîm. Bu Duanın Havassı: Enes bin Malik'e (R.A.) Peygamber Efendimiz (Sallallâhu Aleyhi Vesellem) buyurdular ki: "Her kim her sabah bu duayı okursa, kimsenin ona yolu yoktur. Yani ne zehir, ne sihir (büyü), ne de zalim bir sultan (ya da bir yönetici, patron) ona zarar veremez." Beğen ; İnşallahuRahman   http://www.facebook.com/ilminfazileti

Kadınlar namaz kılamadıkları âdetli ve lohusa oldukları günlerde

Kadınlar namaz kılamadıkları âdetli ve lohusa oldukları günlerde |  görsel 1
 Kadınlar namaz kılamadıkları âdetli ve lohusa oldukları günlerde; 1. Kur’ân-ı Kerim okuyabilirler mi? 2. Âyetü’l-Kürsi ve İhlâs okuyabilirler mi? 3. Besmele, kelime-i tevhid, kelime-i şehadet, salavat-ı şerife, tesbih ve zikir çekebilirler mi? 4. Dini kitapları okuyabilirler mi? 5. Radyodan dinledikleri Kur’ân’ı içlerinden tekrarlayabilirler mi? 6. Arapça Besmele yazabilirler mi?” *(Cünüp, âdetli veya lohusa olan kadın, Kur’ân âyetlerinden hiç birini okuyamaz, caiz değildir. Bu hususta Resulullah (a.s.m.) şöyle buyururlar: “Cünüp ve âdetli kadın Kur’ân’dan hiçbir şey okuyamaz.”1 Yani sırf Kur’ân-ı Kerim okumak niyetiyle bir âyetten daha az bile okuyamaz. Ancak dua, senâ, Allah’a sığınma, zikir veya bir işe başlangıcında yahut öğretmek maksadıyla Kur’ân’dan bazı âyetleri okumak caizdir. Meselâ, bir ulaşım aracına binerken okunması sünnet olan şu ayet / dua gibi: “Sübhânellezî sahhara lenâ hâzâ vemâ künnâ lehû mukrinîn (Her türlü noksandan münezzehtir o Allah ki, bunu bizim hizmetimize verdi, yoksa bizim buna gücümüz yetmezdi.”2 Ve yine araçtan inerken de şunun okunması gibi: “Rabbenâ enzilnî münzelen mübâreken ve ente hayrü’l-münzilîn (Ey Rabbim, beni hayır ve bereketi bol bir yere indir. Misafir ağırlayanların en hayırlısı Sensin).3 Bir musibet ve ölüm haberi alınca, “İnnâ lillâhi ve innâ ileyhi râciûn (Muhakkak biz Allah içiniz ve muhakkak yalnız Ona dönücüleriz).4 Yine bir işe başlarken “Bismillâ...

HADİS KİTAPLARININ TASNİFİ ve ONLARDAN YARARLANMA

HADİS KİTAPLARININ TASNİFİ ve ONLARDAN YARARLANMA |  görsel 1
HADİS KİTAPLARININ TASNİFİ ve ONLARDAN YARARLANMA HADİS KİTAPLARININ TASNİFİ ve ONLARDAN YARARLANMA Hadis Kitapları belli tasniflerle oluşturulmuştur. Hadisin ya râvîsi veya metni ya da sıhhati esas alınmıştır:     ALE’R-RİCÂL(Râvîlere göre)         Ale’r-Râvî(Son râvî; Sahabeye göre)         Ale’ş-Şuyûh(İlk râvî; Şeyh/Hocaya göre)     2. ALE’L-METN(Metne göre)         Ale’l-Ebvâb(Konuya göre)         Ale’l-Ahruf(İlk Harfe göre)     3. ALE’S-SIHHA(Sıhhate göre) 1. ALE’R-RİCÂL TASNİF(RÂVÎLERE GÖRE TASNİF EDİLMİŞ) Bu sistemde râviler, muhtelif kriterlere göre alfabetik sıralanır. a. Ale’r-Râvî(Son râvî; Sahabeye göre) Sahâbi râviler, alfabetik olarak sıralanır ve her birinden rivayet edilen hadisler, ilk raviye(şeyh/hoca) ve konularına bakılmaksızın isimleri altında verilir. شيخ عن فلان عن فلان عن صحابي1 متن الحديث شيخ عن فلان عن فلان عن صحابي2 متن الحديث Şeyh/Hoca  -  Râvî  -  Râvî  -  A.Sahâbi  -  Hadis metni Şeyh/Hoca  -  Râvî  -  Râvî  -  B.Sahâbi  -  Hadis metni Müsnedler bu kategorideki eserlerdir. b. Ale’ş-Şuyûh(İlk râvî; Şeyh/Hocaya göre) Râvî’nin şeyhi/hocası olan râviler, alfabetik olarak sıralanır ve her birinden rivayet edilen hadisler, son raviye(sahabe) ve konularına bakılmaksızın isimleri altında verilir. Bazen bu alfabetik dizilimde raviler memleketlerine g&oum...

Nurun Nübüvvet Duası

Nurun Nübüvvet Duası |  görsel 1
Nurun Nübüvvet Duası (Işığın Peygamberi Duası) büyük bir nimet olarak bilinir.Çeşitli amaçlar ve ilahi güç için okunur. Kara büyü,büyücülük,büyü,şantaj,zehir,kötü rüya ve nedeni bilinmeyen garip hastalıkları önler. Kıskançlık ,aldatma veya hıyaneti önlemek için de nurun nübüvvet duası okunur. kalem suresi 51-52 neml suresi 16.ayet Buruç 15.ayet Yasin 70.ayet İsra 81.ayet ve saffat suresi 180. 181. ve 182.ayetlerinden oluşmaktadır. Efendimiz ( s.a.v )sabah camide ibadet ederken bu duayı Cebrail a.s dan teslim almıştır. Cebrail a.s Peygambere şöyle dedi: "Ben Nuru Nübüvvet duasını getirmek için Allah tarafından gönderildim." Ayrıca tüm günahlar ( büyük günah şirk hariç) bu dua sayesinde Allah af eder. Allah tarafından Cebrail aracılığı ile Peygamber Efendimiz (s.a.v ) e gönderilmiştir. Bu dua Allah'ın hediyesidir. Nübüvvet namazını da peygamberimiz s.a.v öğretmiştir.Bu hem zenginlik amaçlı hem de büyü,büyücü,sihir,nazar ve hastalık tedavisi için okunan büyük bir şifadır. İmam Hasan ve İmam Hüseyin bu koruyucu duayı okumuşlardır Nübüvvet Duası Arapça Okunuşu Latince Okunuşu Bismillâhirrahmânirrahîm. Allâhûmme zi’s-sultânil-azıym.Ve zi’l-menni’l-kadim. Ve zi’l-vechi’l-kerîm. Ve veliyyi’l-kelimâti’t-tammati ve’d-dâ’veti’l-müstecabâti ‘akili’l-Hasani ve’l-Hüseyni min enfusi’l-hakki ‘aynu’l-kudreti ve’n-nezıriyna ve ’aynu’l-cinni ve’l-insi ve’ş-şeyâtiyni. Ve in yekâdullezîne keferû le yuzlikûneke bi ebsârihim lemm&acir...

Tüm Paylaşımlarımız Facebook'da

Tüm Paylaşımlarımız Facebookda |  görsel 1
https://www.facebook.com/Ilminfazileti BEĞEN https://www.facebook.com/ilminfazileti.islamandmuslims ARKADAŞ EKLE

Kur’ân’a göre Hz. Peygamber(s.a.v.) Müslümanların Nesidir

Kur’ân’a göre Hz. Peygamber(s.a.v.) Müslümanların Nesidir |  görsel 1
Kur’ân’a göre Hz. Peygamber(s.a.v.) Müslümanların Nesidir   Tahmin edileceği üzere Hz. Peygamber’in Müslümanlar için ne ifade ettiği konusu aslında oldukça geniş bir konu olup tarih boyunca bu konuyu işleyen cilt dolusu binlerce eserler verilmiştir. Bizim burada konuyu hakkıyla kapsayacak şekilde vermemiz ise hem gücümüzü aşar hem de yer ve okuma güçlüğü bakımından sıkıntı olur. Bu sebeple konuyu hem Kur’ân çerçevesinde sınırlandırdım hem de ilgili tüm ayetleri almak yerine konuya doğrudan işaret eden bazı ayetleri alarak kısa tutmak istedim. Bilindiği üzere Mü’min/Müslüman her kişinin iman ederken Allah’ı şahit tuttuğu kelime-i şehâdet’in veya kelime-i tevhid’in ikinci pasajı Hz. Peygamber’in peygamberliğidir. Gözden kaçırılan bir husus var ki, o da Hz. Peygamber’e imanı şahit tutmakla bu işin bitmediğidir. Daha önceki yazılarımızda belirttiğimiz gibi İslam boyun eğmek, teslim olmak demektir. Bu dine giren kişi de bu dine yani dinin buyruklarına ve dinin sahibine, temsilcisine boyun eğecek, teslim olacak demektir. Yani İslam dini, bir taraftarlık veya çok seçimli bir felsefe düzeneği ya da dâhil olunca size ait olan bir şey değildir. Bu sebeple hoş bulunan yönlerinden hareketle, İslam dinin taraftarı olmakla İslam dinine girmiş olunmaz. Veya tıpkı felsefi/ideolojik bir sistem farz ederek dinin bir takım güzelliklerini benimseyip hayata sokarken diğer kısımlarını hoş bulmamak, reddetmekle de İslam dinine girmiş olunmaz. Ya da oldukça tehlikeli bir durum olan; ‘ben nasılsa bu dine girdim, ben çıkmayı istemedikçe veya inkar etmedikçe bu dinin içindeyim’ gibi bir düşünceyle hem İslam dinine girmiş olunmaz hem İslam dini için...

33 Kısa Hadis-i Şerif

33 Kısa Hadis-i Şerif |  görsel 1
 Allah Rasûlü; “Din nasihattır, samimiyettir” buyurdu. “Kime Yâ Rasûlallah?” diye sorduk. O da; “Allah’a, Kitabına, Peygamberine, Müslümanların yöneticilerine ve bütün müslümanlara” diye cevap verdi. Müslim, İmân, 95 İslâm, güzel ahlâktır. Kenzü’l-Ummâl, 3/17 İnsanlara merhamet etmeyene Allah merhamet etmez. Müslim, Fedâil, 66; Tirmizî, Birr, 16. Kolaylaştırınız, güçleştirmeyiniz, müjdeleyiniz, nefret ettirmeyiniz. Buhârî, İlm, 12; Müslim, Cihâd, 6 İnsanların Peygamberlerden öğrenegeldikleri sözlerden biri de: “Utanmadıktan sonra dilediğini yap!” sözüdür. Buhârî, Enbiyâ, 54; EbuDâvûd, Edeb, 6. Hayra vesile olan, hayrı yapan gibidir. Tirmizî, İlm, 14. Mümin, bir delikten iki defa sokulmaz. (Mümin, iki defa aynı yanılgıya düşmez.) Buhârî, Edeb, 83; Müslim, Zühd, 63. Nerede olursan ol Allah’a karşı gelmekten sakın; yaptığın kötülüğün arkasından bir iyilik yap ki bu onu yok etsin. İnsanlara karşı güzel ahlâkın gereğine göre davran. Tirmizî, Birr, 55. Allah, sizden birinizin yaptığı işi, ameli ve görevi  sağlam ve iyi yapmasından hoşnut olur. Taberânî, el-Mu’cemü’l-Evsat, 1/275; Beyhakî, fiu’abü’l-Îmân, 4/334. İman, yetmiş küsür derecedir. En üstünü “Lâ ilâhe illallah (Allah’tan başka ilah yoktur)” sözüdür, en düşük derecesi de rahatsız edici bir şeyi yoldan kaldırmaktır. Haya da imandandır. Buhârî, Îmân, 3; Müslim, Îmân, 57, 58. ...


islami forum



Bilx.net
Get  our toolbar!

Kabeden Canlı Yayın