سْــــــــــــــــــمِ اﷲِالرَّحْمَنِİlminfazileti islamic sciences

>
English (US) Deutsch Français Русский 中文(简体) Português Italiano 日本語 한국어 Español
LA TAHZEN İNNALLAHE MEANA


Maher Zain Mevlaya Turkish Türkçe ilminfazileti.blogcu.com Sunar

TIKLA İZLE http://www.youtube.com/watch?v=p0SXFPN-hSw&feature=share Buy it on iTunes: http://bit.ly/13t2Ygp | International shipping now is available on Awakening store http://bit.ly/UNJNZ4 | Check our worldwide distributors and mobile ringtones here http://on.fb.me/XppE2G | Official Lyrics Video of the track "Mawlaya" from Maher Zain's new album "Forgive Me" http://www.facebook.com/MaherZain http://www.facebook.com/awakeningrecords Lyrics: Ahmed Kurtiş Chorus Melody: Islamic Folklore Verse & Bridge Melody & Arrangement: Maher Zain © 2013 Awakening Records Mawlaya - Lyrics:- Bu yürek hep senle varolur yalniz senle coşar Dile gelse tüm şiirler söylenmemiş şarkilar Yine bendeki aşki anlatamazlar asla Senden uzak olan gönüller dolar yasla Sen aldığım nefes duyduğum ses aşk-i heves Sensiz karanliklar aydinliğa eremez İki cihanda sensin alemler efendisi Şefaat eyle asla yalniz birakma bizi Sen beklenen müjdelenen en kutlu peygamber Sen merhamet ve şefkatinle bizlere rehber Aşkinla hep çarpan yürekler nuruna muhtaç Sen ruhlarin tabibi gönüllere ilaç Ya resulallah Ya habiballah Muhammed-i muhabbete garkeylesin Allah

KÜTÜBİ SİTTE - MİZAH VE ŞAKALAŞMA -- MİSAFİRLİK (ZİYAFET) BÖLÜMÜ

KÜTÜBİ SİTTE - MİZAH VE ŞAKALAŞMA -- MİSAFİRLİK (ZİYAFET) BÖLÜMÜ |  görsel 1
  MİZAH VE ŞAKALAŞMA   5359 - Hz. Ebu Hureyre radıyallahu anh anlatıyor: "(Ashabtan bir kısmı): "Ey Allah'ın Resûlü! Sen bize şaka yapıyorsun!" demişlerdi. "Şurası muhakkak ki (şaka da bile olsa) ben sadece hakkı söylerim!" buyurdular." Tirmizî, Birr 57, (1991). 5360 - Hz. Enes radıyallahu anh anlatıyor: "Bir adam Aleyhissalâtu vesselâm'a gelerek: "Ey Allah'ın Resûlü! Beni bir deveye bindir!" dedi. Aleyhissalâtu vesselâm da: "Ben seni devenin yavrusuna bindireceğim!" dedi. Adam: "Ey Allah'ın Resülü, ben deve yavrusunu ne yapayım (ona binilmez ki!)" deyince Aleyhissalâtu vesselâm: "Acaba deveyi deveden başka bir mahluk mu doğurur?" buyurdular." Tirmizî, Birr 57, (1992); Ebu Dâvud, Edeb 92, (4998). 5361 - Yine Enes radıyallahu anh, Resülullah aleyhissalâtu vesselâm'ın, kendisine: "Ey Zü'l-üzüneyn (iki kulaklı)!" diye hitab ettiğini, bu sözüyle şaka yapmayı kasdettiğini rivayet etmiştir." Tirmizî, Birr 57, (1993); Ebu Dâvud, Edeb 92, (2005). 5362 - Useyd İbnu Hudayr radıyallahu anh anlatıyor: "Ensardan mizahçı bir zat vardı. (Bir gün yine) konuşup yanındakileri güldürürken Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm elindeki çubuğu (şaka yollu) adamın böğrüne dürttü. Bunun üzerine adam: "Ey Allah'ın Resülü (canımı yaktınız). Müsaade edin kısas yapayım!" dedi. Aleyhissalâtu vesselâm da: "Haydi yap!" buyurdu. Adam: "Ama üzerinizde gömlek var, benim üzerimde yoktu (kısas tam olması için çıkarımalısınız)!" Adamın talebi üzerine, Aleyhissalâtu vesse...

KÜTÜBÜ SİTTE - KUREYŞ'İN FAZİLETİ - NİFAK

KÜTÜBÜ SİTTE - KUREYŞİN FAZİLETİ - NİFAK |  görsel 1
KUREYŞ'İN FAZİLETİ 4496 - Hz. Câbir radıyallahu anh anlatıyor: ""Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm buyurdular ki: "İnsanlar hayırda da şerde de Kureyş'e tabidir." Müslim, İmaret 3, (1819). 4497 - İbnu Abbas radıyallahu anhüma anlatıyor: ""Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm buyurdular ki: "Ey Allahım, Kureyş'in ilkine azab tattırdın, hiç olsun, ahirine ihsanını tattır." Tirmizi, Menakıb, (3904). 4498 - Hz. Ebu Hüreyre radıyallahu anh anlatıyor: ""Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm buyurdular ki: "Kureyş kadınları, deveye binen kadınların en hayırlılarıdır: Onlar, küçük çocuklara karşı daha şefkatli, kocalarının mallarına karşı daha muhafızdırlar." Ebu Hüreyre radıyallahu anh: "Meryem Bintu İmrân hiçbir zaman deveye binmedi" derdi." Buhari, Nikah 12, Enbiya 46, Nefahat 10; Müslim, Fezailu's-sahabe 210, (2529). 4499 - Abdullah İbnu Muti', babası radıyallahu anh'tan naklen anlatıyor: ""Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm Mekke'nin fethedildiği gün buyurdular ki: "Bugünden sonra hiçbir Kureyşli, Kıyamete kadar sabren öldürülemez." (Ravi der ki:) "Kureyş'in Âsi (isim)lerinden Muti'den başka kimse müslüman olmadı. Muti'nin ismi de Âsi idi. "Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm ona Mûti ismini taktı." Müslim, Cihad 88-89, (1782). BAZI ARAP KABİLELERİNİN FAZİLETİ 4500 - Hz. Ebu Hüreyre radıyallahu anh anlatıyor: ""Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm buyurdular ki: "Eslem kabilesini Allah selâmetli kılsın, Gıfar kabilesine de mağfiret buyursun!" Buhari, Menakıb 6; Mü...

AKIL HASTALARINA OKUNACAK DUA VE SURELER

AKIL HASTALARINA OKUNACAK DUA VE SURELER |  görsel 1
 Rasûlullah (sav) zamanında bir kervan yolda giderken kervanda bir hastaları vardı. Hazret (ks) bu sohbetinde Hastaları okumak konusundan bahsetti: Hastaya okumak (Fatiha veya başka sureler) ve muskaya (Ayet) yazmak İslam da vardır. Rasûlullah (sav) zamanında bir kervan yolda giderken kervanda bir hastaları vardı. Hastayla ilgilenmek üzere kervan yolda mola verdi mola verdikleri suyun başında bir kişiye rastladılar bu kişi kervandaki tedirginliği görünce hayırdır ne oldu ne var bu telaşınız nedir diye sordu? Kervandakilerde o yolcuya, bizim bir hastamız var uzun zamandır rahatsız ne yaptıysak sağlığına kavuşmadı yine durumu ağırlaştı, burada onun için istirahat verdik ne yapacağımızı şaşırdık bilmiyoruz dediler. O yolcu kişi ben bir hastayı göreyim dedi o kişiyi hastanın yanına götürdüler hastayı gördü ve kervandakilere şöyle dedi. Ben Allah’ın (c.c.) izniyle bu hastaya okur iyi ederim, ancak yirmi koyun alırım dedi. Kervandakilerde sen yeter ki iyi et, sana yirmi koyun verelim dediler. O kişi o hastaya Fatiha suresini okudu. Hasta Allah’ın (c.c.) izni ile şifa buldu, adam koyunları aldı. Ancak kervandakiler sonradan bu adamı Rasûlullah Efendimize (sav) geldiler şikayet ettiler. Allah Resulü (sav) o kişinin aldığı koyunlar helâldir dedi. Ancak türbelere çaput bağlamak mum yakmak bidattir, dinde yoktur. Türbe ziyaretinde türbedeki zattan değil Allah’tan (c.c.) orda yatan zatın hatırına istenecek. Allah (c.c.) istemeden, izin vermeden hiçbir evliyaullah hatta Rasûlullah (sav) dâhil kimse kimseye yardım edemez. Bu hiç unutulmamalıdır, ancak istenirken bu zatların hatırına istenecek. Vesselâm. (Vesselâm: İşte bu kadar!) Hazret (k.s) Akıl hastalarına okunacak dua ve süreleri açıkladılar: Ebu Leyla el-Ensarî (r.a) anlatıyor: "(Bir gün) ...

Allah (cc) İçin Tanrı İfadesi Kullanmak Caizmidir?

Allah (cc) İçin Tanrı İfadesi Kullanmak Caizmidir? |  görsel 1
Bir âyet-i kerimede "En güzel isimler Allah'ındır Allah'a bu isimlerle dua ediniz"1 buyurulur Bu âyet, Cenab-ı Hakkın birçok isimlerinin bulunduğuna işaret etmektedir Her birisi güzel ve ulvî mânâlar ihtiva eden bu yüce isimlere "güzel isimler" mânâsında "Esmâü'1-Hüsnâ" denilmektedir Bu İlâhî isimlerden bazıları şunlardır: "Vâhid, Evvel, Âhir, Zahir, Bari, Musavvir, Rahman, Rahîm, Hayy, Kayyum, Halım, Kerîm, Tevvâb, Rezzâk, Muhyî, Mümît" Cenab-ı Hakkın isimlerinin tamamı kesin olarak bilinmemektedir Bazı âlimler Esmâ-i Hüsnânın bin kadar olduğunu beyan ederler Nitekim, Peygamberimiz (asm) Cevşenü'l Kebîr isimli hususî duasında Rabbine bin bir isim ve sıfatla niyaz etmektedir Yine bazı ulema ise bu isimlerin dört bini bulduğu kanaatindedir Bu isimlerin ise ekserisini sadece Cenab-ı Hak bilir Bir kısmını melekler, diğer kısmını da meleklerle birlikte peygamberler bildiği gibi; mü'minler de Peygamberimizden öğrendikleri kadarıyla malûmat sahibidirler îbnî Mâce ve Tirmizi gibi hadis kitaplarında Esmâ-i Hüsnâ hakkında rivayet edilen hadis-i şeriflerde Peygamberimiz bu isimleri bir bir zikretmekte ve faziletini bildirmektedir Esmâ-i Hüsnânın sayıldığı hadis-i şerifin baş kısmının meali şöyledir: "Şüphesiz, Allah'ın doksan dokuz, yüzden bir eksik ismi vardır Muhakkak Allah tektir, tek olanı sever Kim o doksan dokuz ismi sayarsa veya ezberlerse Cenab-ı Hak onu Cennetle mükâfatlandırır"2 Ancak, bu müjdeye mazhar olmak için sadece isimleri sayıp ezberlemek kâfi gelmez Bu İlâhî isimlerin içinde bulunan ve taşımış oldukları ulvî mânâl...

Resulullah Efendimizi Anmak İbadettir

Resulullah Efendimizi Anmak İbadettir |  görsel 1
Resulullah efendimizi anmak ibadettir Mezhepsizler, Resulullah efendimizi öven ve ondan şefaat isteyen Müslümanlara müşrik damgasını basıyorlar. Bunu açıkça söyleyemedikleri için, mevlide bid’at diyorlar. Resulullahı övmek bid’at olmaz. Bu övgüden ancak, Allah’ı ve Resulünü sevmeyen rahatsız olur; çünkü Allahü teâlâ Onu övmektedir. Kur’an-ı kerimde mealen buyuruluyor ki: (Biz seni âlemlere rahmet olarak gönderdik.) [Enbiya 107] (Biz seni bütün insanlara müjdeleyici ve uyarıcı olarak gönderdik.) [Sebe 28] (Senin için bitmeyen, sonsuz ecir vardır. Elbette sen, en büyük ahlak üzeresin.) [Kalem 3-4] (Allah ve melekleri, Resule salevat getiriyor, iman edenler, siz de salevat getirin.) [Ahzab 56] Erkek kadın karışık olmadan, çalgı ve başka haram karıştırmadan, Allah rızası için mevlid okumak, salevat-ı şerife getirmek, tatlı şeyler yedirip içirmek, hayrat ve hasenat yapmak, böylece, Mevlid gecesinin şükrünü yerine getirmek müstehabdır. Resulullah efendimiz dünyaya gelince, amcası Ebu Leheb’in cariyesi Süveybe, (Kardeşin Abdullah’ın oğlu oldu) diyerek kendisine müjde getirince, sevinmişti. (Ona süt vermek şartı ile, seni azat ettim) demişti. Bunun için, Ebu Leheb’in, her mevlid gecesinde, azabı biraz hafiflemektedir. Mevlid gecesi sevinen, o geceye kıymet veren müminlerin pek çok sevap kazanacağı buradan da anlaşılmaktadır. Hâfız Muhammed ibni Cezeri Şafii diyor ki: (Ebu Leheb rüyada görülüp, ne halde olduğu sorulduğunda, çok azap çekiyorum. Ancak, her yıl, Rebiul-evvel ayının 12. geceleri, azabım hafifliyor. Resulullah dünyaya gelince, müjde veren cariyemi sevincimden azat etmiştim. Bunun i&cc...

Kadınların Yaratılışı

Kadınların Yaratılışı |  görsel 1
 Kadınların Yaratılışı 19. Ey iman edenler! Kadınlara zorla vâris olmanız size helâl değildir. Apaçık bir edepsizlik yapmadıkça, onlara verdiğinizin bir kısmını ele geçirmeniz için de kadınları sıkıştırmayın. Onlarla iyi geçinin. Eğer onlardan hoşlanmazsanız (biliniz ki) Allah'ın hakkınızda çok hayırlı kılacağı bir şeyden de hoşlanmamış olabilirsiniz.    Sual: Kadınlar zayıf yaratıldığı için erkeklere emanet edildiği, erkeğin evde aile reisi olması gerektiği, erkeklerin kadından mesul olduğu, fakat kadının erkekten mesul olmadığı söyleniyor. Böyle bir âyet ve hadis var mıdır? CEVAP Evet vardır. Kur’an-ı kerimde mealen buyuruluyor ki: (Ey iman edenler, kendinizi ve çoluk çocuğunuzu öyle bir ateşten koruyun ki, onun tutuşturucusu insanlarla taşlardır.) [Tahrim 6] (Erkeklerin kadınlar üzerinde, kadınların da erkekler üzerinde hakları vardır. Ancak erkekler, kadınlara göre bir derece üstünlüğe sahiptir.) [Bekara 228] (Erkekler, kadınlar üzerine hâkimdir. Çünkü Allahü teâlâ, bazı kullarını bazısından üstün yaratmıştır.) [Nisa 34] Hadis-i şeriflerde buyuruldu ki: (Kadınları, Allahü teâlânın emaneti olarak aldınız ve onlara yaklaşmanız Allah’ın emri ile helal kılındı. Sizin onların üzerinde hakkınız olduğu gibi, onların da sizin üzerinizde hakları vardır. Yatağınızı kimseye çiğnetmemeleri ve maruf olan hususlarda size baş kaldırmamaları, onlar üzerindeki haklarınızdandır. Onlar, bu haklarınıza riayet ederlerse, maruf üzere rızıklandırılıp giydirilmeleri onların hakkıdır.) [İbni Cerir] (Kadın, kaburga kemiğinden yaratılmıştır. Hiç bir şekilde doğru olamaz. Onu doğrultmaya çalışırsan kırarsın. Kadının kırılması boşanması demektir.) [Buhari] (Kadın zayıf yaratılmış ve avre...

SAHİH BUHARİ HADİSLERİ- KİTÂBÜ`L-HAC -2

SAHİH BUHARİ HADİSLERİ- KİTÂBÜ`L-HAC -2 |  görsel 1
Fasil     :     KİTÂBÜ`L-HAC Konu     :     Remel;Tavafın ilk üç şartından koşmak (remel) Ravi     :     Abdullâh b. Ömer Baslik     :     BAKARA SURESİNİN 158 NOLU ÂYET-İ KERÎMESİNİN SEBEB-İ NÜZÛLÜNE DÂİR HAZRET-İ ÂİŞE`NİN ÂLİMÂNE BİR MÜTÂLÂASI Hadis     :     Şöyle dediği rivâyet edilmiştir: Resûlullâh salla`llahu aleyhi ve sellem tavâf-ı kudûmu (kezâ tavâf-ı rüknü) edâ ederken, (ilk) üç (şavtı) nda remel (ki, meşy-i serî`) ile, dördünde de (mu`tâd üzere) yürürdü. Safâ ile Merve arasında tavâf ederken de Batn-i Mesîl`de (Mîl-i ahdâr hizâsında remelin fevkınde) sa`yederdi. HadisNo     :     808       Fasil     :     KİTÂBÜ`L-HAC Konu     :     Hac menâsikı Ravi     :     Câbir b. Abdullâh Baslik     :     HACCIN ÖMREYE TAHVÎLİNE DÂİR CÂBİR İBN-İ ABDULLÂH RİVÂYETİ Hadis     :     Nebî salla`llahu aleyhi ve sellem Ashâbiyle berâber hacca ihramlandıklarında Nebî salla`llahu aleyhi ve sellem ile Talha`dan bir de Yemen`den gelen Alî radiya`llâhu anh`ten başkasının hedyi yoktu. Alî kurbanını yanında getirmişti. Ve: "Nebî salla`llahu aleyhi ve sellem`in ihrâma girdiği gibi ihramlandım" demişti. (Mekke`ye geldiğmizde) Nebî salla`llahu aleyhi ve sellem Ashâbına: - (İhramlanırken niyet ettikleri) haccı, öm...

SAHİH BUHARİ HADİSLERİ- KİTÂBÜ`L-HAC -1

SAHİH BUHARİ HADİSLERİ- KİTÂBÜ`L-HAC -1 |  görsel 1
Fasil     :     KİTÂBÜ`L-HAC Konu     :     Hac vekâleti Ravi     :     Abdullâh b. Abbâs Baslik     :     HACCIN VÜCÛBUNA DÂİR ABDULLÂH İBN-İ ABBÂS HADÎSİ Hadis     :     Şöyle dediği rivâyet edilmiştir: (Vedâ` haccında) Fadl İbn-i Abbâs, Resûlullâh salla`llâhu aleyhi ve sellem`in redîfi idi. Has`am (kabîlesin) den genç bir kadın (istiftâ için) Resûlullâh`a geldi. Bu sırada Fadl kadına, kadın da Fadl` bakmağa başladı. Nebî salla`llâhu aleyhi ve sellem hemen Fadh`ın yüzünü (eliyle kadından) başka tarafa çevirdi. Kadın: - Yâ Resûla`llâh! Allâh`ın kulları üzerinde hac husûsundaki farîzası babama çok yaşlı ihtiyarlığında erişti. Deve üzerinde duramıyacak bir haldedir. Kendisinden (vekâleten) ben hac edebilir miyim? diye sordu. Resûlullâh: - Evet, vekâleten hac edebilirsin! diye cevab verdi. Bu sual, cevab Haccetü`l-Vedâ` sırasında vâkı` oldu. HadisNo     :     752       Fasil     :     KİTÂBÜ`L-HAC Konu     :     Telbiye Ravi     :     Abdullâh b. Ömer Baslik     :     RESÛL-İ EKREM`İN ZÜ`L-HULEYFE`DE TEHLÎLE BAŞLADIĞINA DÂİR İBN-İ ÖMER HADÎSİ Hadis     :     Resûlullâh salla`llâhu aleyhi ve sellem`in "Zülhuleyfe" de devesine bindiğini, sonra devesi kalkıp doğrulasıya değin (yüksek sesle) telbiye, (Lebbeyke, Allâhüm...

KÜTÜB-İ SİTTE-RUKYE VE TEMİMENİN (MUSKANIN) CEVAZI

KÜTÜB-İ SİTTE-RUKYE VE TEMİMENİN (MUSKANIN) CEVAZI |  görsel 1
RUKYE VE TEMİMENİN (MUSKANIN) CEVAZI 3992 - Hz. Cabir radıyallahu anh anlatıyor: "Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm Beni Amr İbni Hazm'a yılana karşı rukye yapma ruhsatı tanıdı. Biz Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm ile birkilkte otururken bizden bir kimseyi akrep soktu. Bir adam: "Ey Allah'ın Resûlü, buna rukye yapayım mı?" diye sordu. "Sizden kim kardeşine faydalı olabilecekse hemen olsun" buyurdular." Müslim, Selam 60-61, (2198, 2199). 3993 - Hz. Enes radıyallahu anh anlatıyor: "Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm bize, zehire karşı, göz değmesine karşı, nemle kurduna karşı rukye yapmamıza ruhsat tanıdı." Müslim, Selam 58, (2196); Ebu Davud, Tıbb 18, (3889); Tirmizi, Tıbb 15, (2057). 3994 - Ebu Davud'un bir diğer rivayetinde: "Rukye sadece göz değmesine veya zehire veya kesilmeyen kana karşı yapılır" denmiştir. Ebu Davud, 18, (3889). 3995 - Yine Ebu Davud'un Sehl İbnu Huneyf'ten yaptığı bir diğer rivayetinde: "Rukye sadece nefse (insana değen gözden), veya zehire veya sokmaya karşı vardır." Ebu Davud, Tıbb 18, (3888). 3996 - İbnu Abbas radıyallahu anhüma anlatıyor: "Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm, hummâ'ya ve bütün ağrılara karşı şu duayı okumamızı öğretmişti: "Bismillahi'l-Kebiri eûzü billâhi'l-Azimi min külli ırkın na'arın ve min şerri harri'n nâr." "Ulu Allah'ın adıyla, kanla kabaran her bir damardan ve ateş harâretinin şerrinden büyük Allah'a sığınırım." Tirmizi, Tıbb 26, (2076). 3997 - Hz. Ali radıyallahu anh anlatıyor: "Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm bir hastaya geldiği veya kendisine bir hasta getirildiği zaman şu duayı okurdu: "Ey insanların Rabbi, acıyı gide...

Kelime-i tevhidin Fazileti

Kelime-i tevhidin Fazileti |  görsel 1
Kelime-i tevhidin fazileti Sual: Müslüman olan bir kimseye, ilk önce La ilahe illallah, Muhammedün resulullah kelimesinin manasını bilmek ve inanmak farz mıdır? CEVAP Evet farzdır. Bu kelimeye Kelime-i tevhid denir. Kısaca manası, (Allah’tan başka ilah yoktur. Muhammed aleyhisselam da Onun Resulüdür) demektir. Müslümanın her fırsatta söylediği Kelime-i tevhidin fazileti çoktur. Hadis-i şeriflerde buyuruluyor ki: (La ilahe illallah diyen bela ve sıkıntılardan kurtulur.) [Bezzar] (La ilahe illallahı çok söyleyerek imanınızı tazeleyin!) [Taberani] (Amellerin kıymetlisi La ilahe illallah demektir.) [Hakim] (Zikrin [Allah’ı anmanın] en faziletlisi La ilahe illallah demektir.) [Nesai] (La ilahe illallah demek 99 belayı önler. Bunun en aşağısı sıkıntıdır.) [Deylemi] (Benim ve diğer Peygamberlerin dediği en üstün şey, La ilahe illallah sözüdür.) [Tirmizi] (La ilahe illallah diyenin günahları silinir, yerine o kadar sevap yazılır.) [E.Ya’la] (La ilahe illallah Cennetin anahtarıdır.) [İ.Ahmed] (La ilahe illallah diyen, sözünde sadık ise, bütün günahları affedilir.) [İ.Gazali] (Ölüm halindekilere La ilahe illallah söylemesini telkin edin, onları Cennetle de müjdeleyin. Şeytanın insana en yakın olduğu an bu vakittir.) [Ebu Nuaym] (Ağır hastayı, La ilahe illallah demeye zorlamayın, sadece telkinde bulunun.) [Dare Kutni] (Son sözü La ilahe illallah olanın, ruhu kolay çıkar ve o söz kıyamette ona nur olur.) [Hakim] (Ahiret, dünyaya tercih edilince, La ilahe illallah sözü, Allah’ın gazabından korur. Dünya kârını, ahirete tercih eden, La ilahe illallah dediği zaman, Allahü teâlâ, "Yalan söylüyorsun, sözünde sadık değilsin" buyurur.) [Beyhe...

Mahmut Efendi Hz Ks Eserleri

Mahmut Efendi Hz Ks Eserleri |  görsel 1
01. Ruhu’l Furkan Tefsiri: Mahmud Efendi Hazretleri’nin en hacimli eseri, Ruhu’l-Furkan adlı natamam tefsiridir. Tefsir “rivayet” tarzına daha yakındır. Fakat eserde yer yer “işari” manalara da rastlanmaktadır. Ruhu’l-Furkan, içerisinde fıkhi meseleleri barındırması cihetiyle “ahkam tefsiri” özelliğini de taşımaktadır. 02. Sohbetler Kitabı: Mahmud Efendi Hazretleri(Kuddise Sırruhu), İmam-Hatip olarak görev yaptığı İsmailağa Camii başta olmak üzere birçok camide vaaz etmiştir. Pazar günleri sabah namazından sonra Sultan Selim Camii’nde yaptığı sohbetler ise irşad tarihinde ayrı bir yere sahiptir. Sohbetler, sabah namazından sonra olmasına rağmen Camii erken saatlerde dolar geç kalanlar vaazı çevredeki camilerden dinlerlerdi. Misafir hocaefendilerin okuduğu aşırların tefsir edildiği sohbetler işrak vaktine kadar devam ederdi. Sohbetlerde öğrencilerin aldığı notlar 1995 yılından itibaren kitaplaştırılmaya başlandı. 3 yılda hacimli 4 ciltlik bir eser ortaya çıktı. 1998 yılında sona eren sohbetler Hocaefendi’nin rahatsızlığından dolayı bir daha başlayamadı. Konuların vaaz üslubunda ve sade bir dille işlendiği “Sohbetler” kitabı İslamî disiplinlerin kompozisyonundan ibarettir. 03. Risale-i Kudsiyye Tercümesi: Risale-i Kudsiyye, İsmet Efendi Tekkesi’nin kurucusu Mustafa İsmet Efendi tarafından kaleme alınan manzum bir eserdir. Eserde Nakşibendiyye-Halidiyye tarikatının zikir usulleri, prensip ve kaideleri anlatılmakta, İslam Akaidi ile alakalı temel meseleler işlenmektedir. Tarikat-ı Aliyye erbabının bilmesi gereken konuları hikmetli bir dille anlatan eser, İsmet Efendi’den sonra gelen Tekke’nin şeyhleri tarafından müracaat kaynağı olarak görülmüştür. Mahmud Efendi Hazretleri (Kuddise Sırruhu), her sohbetinde Risale-i Kudsiyye&rs...

İslamiyet ve Hayvan Hakları

İslamiyet ve Hayvan Hakları |  görsel 1
islamiyet ve hayvan hakları İnsanlığın örnek alacağı tek sevgili, güzel Peygamberimiz (sav),”..Hayvanların yavrularını bile düşünmüştür. Şefkatli ve merhametli davranılmasını, bakımının iyi yapılmasını, aşağılanmamasını emretmiştir. Keçi sağan bir adama, yavru için süt artırmasını söylemiştir. Kuş yuvalarının bozulmamasını, yumurta ve yavruların alınmasını yasaklamıştır. Sırf zevk ve eğlence maksadıyla yapılan avcılığı hoş görmemiştir…” (1) Hz. Peygamber (sav). “Haksız yere bir serçeyi öldürenden Cenab-ı Hak kıyamet gününde hesap soracaktır.” (2) Enes ibn Malik bir mahallede, bir topluluğun, canlı bir tavuğu hedef alarak dikip ona attıklarını görmüş, demiş ki: “Allah’ın elçisi (sav) canlı hayvanın hedef yapılmasını yasaklı.”(3) Hz.Ömer’in oğlu Abdullah Rasulullah (sav)’in şöyle dediğini nakleder: “Bir kadın, açlıktan ölen bir kedi yüzünden azap edildi. Bu yüzden cehenneme girdi. Allah onu şöyle azarladı: “Sen onu yedirmedin, sulamadın, yer yüzünde nasibini arayıp bulması için onu serbest de bırakmadın.”(4) Fahişe bir kadın, susuzluktan nerdeyse ölecek olan bir köpeğin bir kuyunun başında dolanıp durduğunu gördü. Pabucunu çıkarıp örtüsünü urgan yaparak, pabucuna bağladı. Onunla kuyudan su çıkarıp köpeği suladı. O yüzden affedildi.” (5) Genç bir hanım, üzerinde Müslümanların bir takım eşyalarının da bulunduğu bir deve üstünde bulunuyorken, Nebi (sav)’i görüverdi. Dağ yolunun dar yerine gelmişlerdi. Kadın:”Deeh, Allah’ım bu hayvana lanet et! Deyip hayvanı sürmeye çalıştı.S.A.V: -Lanetlenmiş bir deve bizimle birlikte bulunmasın! Buyurdu. (Bun...

KÜTÜBÜ-SİTTE-HAYIZLI VE HAYIZLIYLA İLGİLİ HÜKÜMLER

KÜTÜBÜ-SİTTE-HAYIZLI VE HAYIZLIYLA İLGİLİ HÜKÜMLER |  görsel 1
HAYIZLI VE HAYIZLIYLA İLGİLİ HÜKÜMLER 3795 - Hz. Enes radıyallahu anh anlatıyor: "Yahudilerin şöyle bir adeti vardı: İçlerinde bir kadın âdet görmeye başlayınca, onunla beraber yiyip içmezler, evlerde beraber oturup kalkmazlardı. Bu durumu Ashab radıyallahu anhüm Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm'a sordular. bunun üzerine Cenab-ı Hak şu ayeti inzal buyurdu. (Mealen): "Ey Muhammed! Sana kadınların aybaşı halinden sorarlar. De ki: "O bir ezadır. Aybaşı halinde iken kadınlardan uzak kalın. Temizlenmelerine kadar onlara yaklaşmayın. Temizlendikleri zaman Allah'ın size buyurduğu yoldan yaklaşın..." (Bakara 222) ayeti üzerine Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm: "Kadınlarınızla nikah (zevciyat muamelesi) dışında her şeyi yapın!" buyurdu. bu ruhsat yahudilere ulaşınca: "Bu adam ne yapmak istiyor? Bize muhalefet etmediği bir şey bırakmadı!" dediler. (Bu sözü işiten) Üseyd İbnu Hudayr ve Abbâd İbnu Bişr radıyallahu anhüma gelerek: "Ey Allah'ın Resulü! yahudiler şöyle şöyle söylüyorlar" diye haber verdiler. "Biz kadınlarla beraber oturup kalkmıyacak mıyız?" dediler. Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm'ın rengi öylesine değişti ki, biz onlara kızdığını zannettik. Onlar da hemen çıkıp gittiler. Derken onlar yolda Resûlullah'a gönderilen hediye sütle karşılaştılar. Resûlullah o sütü hemen bunların peşisıra içmeleri için gönderdi. Böylece anladılar ki, Aleyhissalatu vesselam kendilerine gücenmemiştir." Müslim, Hayız 16, (302); Ebu Davud, Nikah 47, (2165); Tirmizi, Tefsir, Bakara, (2981); Nesai, Taharet 181, (1, 152). 3796 - Hz. Ebu Hüreyre radıyallahu anh anlatıyor: "Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm buyurdular ki: &...

Esma-ül Hüsna - Pc Masa Üstü

Esma-ül Hüsna - Pc Masa Üstü |  görsel 1
http://www.facebook.com/ilminfazileti

Peygamber Efendimiz sav ve Kulluk

Peygamber Efendimiz sav ve Kulluk |  görsel 1
Kulluk Peygamber Efendimiz (asm), her konuda olduğu gibi kulluk ve ubudiyet konusunda da ümmetine örnek olmuş; peygamberliği onun bir beşer olduğu gerçeğini ortadan kaldırmadığı gibi, bir kulun yaratıcısına ibadet etmesi mükellefiyetinden de azade kılmamıştır. Hz. Peygamber (asm) de ümmetin diğer fertleri gibi her türlü emir ve yasağın muhatabı olmuş, hatta bazı durumlarda -mesela gece namazı- bizlere göre sünnet sayılan ek mükellefiyetlerin ona farz olmasıyla daha ağır bir sorumluluk üstlenmiştir. Beni Övmede Haddi Aşmayın Peygamber oluşundan dolayı hiçbir zaman ayrıcalıklı biriymişçesine tavır ve davranışlarda bulunmayan Efendimiz (asm), “Hıristiyanların Meryem oğlu İsa’yı övmede haddi aştıkları gibi, beni övmede siz de haddi aşmayın. Bilin ki ben sadece bir kulum. Benim hakkımda Allah’ın kulu ve elçisidir, deyin.”[1] buyurarak kul olma bilincinde de bizlere güzel bir örneklik sergilemiştir. Ashâb-ı Kiram’ın kendisine hürmeten kullandığı bazı ifadeleri düzelten Allah Resûlü (asm), bir defasında kendisini, “Ey kâinâtın en hayırlısı.” diye çağıran kişiye dönmüş ve “O, İbrahim’di.” demiştir.[2] Başka bir rivayette ise, “Beni Yunus b. Matta’ya üstün tutmayın. Peygamberler arasında tafdil (daha faziletli olduğunu söyleme) yapmayın. Beni, Mûsâ’dan daha hayırlı görmeyin. Ben şüpheye düşme hususunda İbrahim’e göre daha zayıfım. Yusuf’un kaldığı kadar hapiste kalsaydım kralın davetine hemen uyardım.”[3] ifâdeleriyle kendisine aşırı ta’zimde bulunulmasını yasaklamıştır.   Şükreden Bir Kul Olmayayım mı? Hz. Aişe (r.anha) anlatıyor: Peygamberimiz (asm) geceleri mübarek ayakları şişinceye...

Kütübü Sitte KİTABU'Z-ZİKR

Kütübü Sitte KİTABUZ-ZİKR |  görsel 1
KİTABU'Z-ZİKR 1916 - Hz. Ebü Hüreyre (radıyallâhu anh) anlatıyor: "Resülullah (aleyhissalâtu vesselâm) buyurdular ki: "Allah'ın, yollarda dolaşıp zikredenleri araştıran melekleri vardır. AIIahu Teâlayı zikreden bir cemaate rastlarlarsa, birbirlerini "Aradığınıza gelin!" diye çağırırlar. (Hepsi gelip) onları kanatlarıyla kuşatarak dünya semasına kadar arayı doldururlar. Allah, -onları en iyi bilen olduğu halde- meleklere sorar: "Kullarım ne diyorlar?" "Seni tesbih ediyorlar, sana tekbir okuyorlar, sana tahmid okuyorlar. Sana tazim (temcid) ediyorlar" derler. Rabb Teâla sormaya devam eder: "Onlar beni gördüler mi?" "Hayır!" derler. "Ya görselerdi ne yaparlardı?" "Eğer seni görselerdi ibâdette çok daha ileri giderler; çok daha fazla ta'zim, çok daha fazla tesbihde bulunurlardı" derler. Allah tekrar sorar: "Onlar ne istiyorlar?" "Senden, derler, cennet istiyorlar." "Cenneti gördüler mi?" der. "Hayır ey Rabbimiz!" derler. "Yagörselerdi ne yaparlardı?" der. "Eğer görselerdi, derler, cennet için daha çok hırs gösterirler, onu daha ısrarla isterler, ona daha çok rağbet gösterirlerdi." AIlah Teâla sormaya devam eder: "Neden istiâze ediyorlar?" "Cehennemden istiâze ediyorlar" derler. "Onu gördüler mi ?" der. "Hàyır Rabbimiz, görmediler!" derler. "Yagörselerdi ne yaparlardı?" der. "Eğer cehennemi görselerdi ondan daha şiddetli kaçarlar, daha şiddetli korkarlardı" derler. Bunun üzerini Rabb Teâla şunu söyler: "Sizi şâhi...


islami forum



Bilx.net
Get  our toolbar!

Kabeden Canlı Yayın