سْــــــــــــــــــمِ اﷲِالرَّحْمَنِİlminfazileti islamic sciences

>
English (US) Deutsch Français Русский 中文(简体) Português Italiano 日本語 한국어 Español
LA TAHZEN İNNALLAHE MEANA


PEYGAMBER (S.A.V.) EFENDiMiZiN DUALARI

PEYGAMBER (S.A.V.) EFENDiMiZiN DUALARI |  görsel 1
D U A L A R ( PEYGAMBER (S.A.V.) EFENDiMiZiN DUALARI ) „A L L A H ´ IM ! SENDEN, RAHMETiNi VE MAGFiRETiNi MUCiB OLACAK SEYLERi iSTERiM. HER MASiYETTEN SELAMETi, HER iYiLiK VE TAATTEN COGUNU, CENNETE NAiLiYETi, CEHENNEMDEN NECATI (KURTULUSU / SELAMETi) DiLERiM.“ „A L L A H´ IM ! ARAMIZI ISLAH ET; KALBLERiMiZi BiRLESTiR VE BiZi SELAMET YOLLARINA iLET ! BiZi ZULMETTEN KURTAR; NURA KAVUSTUR ! BiZi ACIK GiZLi BÜTÜN FENALIKLARDAN UZAKLASTIR ! „A L L A H´ IM ! KULAKLARIMIZ, GÖZLERiMiZ, KALBLERiMiZ ESLERiMiZ VE COLUK COCUGUMUZ HUSUSUNDA BiZE FEYZ- Ü BEREKET VER ! TEVBELERiMiZi KABUL ET ! HAKiKATEN SEN TEVBELERi EN COK KABUL EDENSiN, BÜYÜK RAHMET SAHiBiSiN. BiZi, SAYISIZ Ni´METiNE SENA EDEREK SÜKREDENLERDEN KIL. VE ONLARI BiZiM ÜZERiMiZE TAMAMLA.“ „A L L A H´ IM ! ACiZLiKTEN, TEMBELLiKTEN, HASiSLiKTEN, (ACELE ETMEKTEN) BUNAKLIK DERECESiNDE iHTiYARLIKTAN VE KABiR AZABINDAN SANA SIGINIRIM.“ „A L L A H´ IM ! NEFSiME GÜNAHLARDAN KORUNMASINI iLHAM EYLE. O NU MASiYETTEN (iTAATSiZLiKTEN) TATHiR (TEMiZ / PAK) BUYUR. TATHiR EDENLERiN HAYIRLISI SENSiN. NEFSiMiN MALiK (SAHiBi) VE MUTASARRIFI SENSiN.“ „A L L A H´ IM ! FAYDASIZ iLiMDEN, A L L A H KORKUSU, A L L A H SAYGISI DUYMAYAN KATI KALBDEN, DOYMAK BiLMEYEN NEFiSTEN, KABUL OLUNMAYACAK DUADAN SANA SIGINIRIM.“ „A L L A H´ IM ! iHSAN ETMEKDE OLDUGUN Ni´METiN ELiMDEN GiTMESiNDEN, AFiYETiN DEGiSMESiNDEN, ANSIZIN KARSILASAGIM MUSiBETLERDEN VE GAZABIN MUCiB SEBEBLERiN HEPSiNDEN SANA SIGINIRIM; BENi BUNLARDAN MUHAFAZA BUYUR YA R A B ! „A L L A H´ IM ! BENi AFFET, BENi ESiRGE, DOGRU YOLA DELALET BUYUR, BANA AFiYET VER, HELALiNDEN BENi RIZIKLANDIR.“ „A L L A H´ IM ! iSLERiMi KORUMAGA YARAYAN DiNiMi, MEDAR-I MA...

İbrahim Suresi Türkçe Meali

İbrahim Suresi Türkçe Meali |  görsel 1
Surah Ibrahim Rahman ve rahîm olan Allah'ın adıyla Elif. Lâm. Râ. (Bu Kur`an), Rablerinin izniyle insanları karanlıklardan aydınlığa, yani her şeye galip (ve) övgüye lâyık olan Allah`ın yoluna çıkarman için sana indirdiğimiz bir kitaptır. (1) O Allah ki, göklerde ve yerde ne varsa hepsi O`nundur. Şiddetli azaptan dolayı kafirlerin vay haline! (2) Dünya hayatını ahirete tercih edenler, Allah yolundan alıkoyanlar ve onun eğriliğini isteyenler var ya, işte onlar (haktan) uzak bir sapıklık içindedirler. (3) (Allah`ın emirlerini) onlara iyice açıklasın diye her peygamberi yalnız kendi kavminin diliyle gönderdik. Artık Allah dilediğini saptırır, dilediğini de doğru yola iletir. Çünkü O, güç ve hikmet sahibidir. (4) Andolsun ki Musa`yı da: Kavmini karanlıklardan aydınlığa çıkar ve onlara Allah`ın (geçmiş kavimlerin başına getirdiği felâket) günlerini hatırlat, diye mucizelerimizle gönderdik. Şüphesiz ki bunda çok sabırlı, çok şükreden herkes için ibretler vardır. (5) Hani Musa kavmine demişti ki: "Allah`ın üzerinizdeki nimetini hatırlayın. Çünkü O, sizi işkencenin en kötüsüne sürmekte ve oğullarınızı kesip, kadınlarınızı (kızlarınızı) bırakmakta olan Firavun ailesinden kurtardı. İşte bu size anlatılanlarda, Rabbinizden büyük bir imtihan vardır." (6) Hatırlayın ki Rabbiniz size: Eğer şükrederseniz, elbette size (nimetimi) artıracağım ve eğer nankörlük ederseniz hiç şüphesiz azabım çok şiddetlidir! diye bildirmişti. (7) Musa dedi ki: "Eğer siz ve yeryüzünde olanların hepsi nankörlük etseniz, bilin ki Allah gerçekten zengindir, hamdedilmeye lâyıktır." (8) Sizden öncekilerin, Nuh, Âd ve Semûd kavimlerinin ve onlardan sonrakilerin haberleri si...

Üç ayların faziletleri

Üç ayların faziletleri |  görsel 1
Üç ayların faziletleri RECEB ayı: Dört kıymetli aydan biridir. Bir âyet-i kerime meali: (Allah'ın gökleri ve yeri yarattığı günden beri, ayların sayısı on ikidir. Bunlardan dördü, haram [hürmetli] olan aylardır.) [Tevbe 36] Resulullah efendimiz, Receb ayına çok değer verir ve "Ya Rabbi, Receb ve Şabanı bizler için mübarek kıl ve bizi Ramazana eriştir" diye dua ederdi. Receb ayının faziletiyle ilgili birkaç hadis-i şerif: (Haram aylar, Receb, Zilkade, Zilhicce ve Muharremdir.)[İbni Cerir] (Haram aylarda Perşembe, Cuma ve Cumartesi günleri oruç tutana iki yıllık ibadet sevabı yazılır.) [Taberani] (Haram aylarda bir gün oruç tutup bir gün yemek çok faziletlidir.) [Ebu Davud] (Receb ayında Allahü teâlâya çok istiğfar edin; çünkü Allahü teâlânın, Receb ayının her vaktinde Cehennemden azat ettiği kulları vardır. Ayrıca Cennette öyle köşkler vardır ki, ancak Receb ayında oruç tutanlar girer.) [Deylemi] (Cennette öyle köşkler vardır ki, onlara ancak Receb ayında oruç tutanlar girer.) [Deylemî] (Allahü teâlâ, Receb ayında oruç tutanları mağfiret eder.)[Gunye] (Recebin bir gün başında, bir gün ortasında ve bir gün de sonunda oruç tutana, ayın hepsinde tutmuş gibi sevab verilir.) [Miftah-ül-cennet] (Kaza oruç borcumuz olmasa bile, oruç tutarken, ilk veya son kazaya kalan Ramazan orucunu tutmaya diye niyet etmeli.) (Ramazan ayı dışında Allah rızası için bir gün oruç tutan, iyi bir yarış atının bir asırda alacağı mesafe kadar Cehennemden uzaklaşır.) [Ebu Ya’la] (Şu beş gecede yapılan dua geri çevrilmez: Regaib gecesi, Şabanın 15. gecesi, Cuma gecesi, Ramazan bayramı ve Kurban bayramı gecesi.) [İ. Asa...

RECEB-İ ŞERİF DUALARI

RECEB-İ ŞERİF DUALARI |  görsel 1
ÜÇ AYLARDA YAPILMASI GEREKENLER Recebin ilk günü ALLAH(c.c.) rızası için iki rekat nafile namaz kılınır.Sonra samimiyetle günahlara tevbe edilir.111 defa :''ALLAH(c.c.)ümme salli ala MUHAMMED'' diye Peygamber Efendimiz'e salatü selam getirilir.Akabinde 1660 defa :''Ya ALLAH(c.c.)'' diye tesbih çekilir.Üç aylar boyunca her gün 1100 defa: ''La ilahe illALLAH'' 100 kere de ''MUHAMMEDun resulullah'' diye bu tesbihe devam edilir.Bu hal üzere üç ayların sonunda 90 bin kelime-i tevhid tamamlanmış olur. Efendimiz(sav):'' Bir defa Kelime-i Tevhid getiren kimsenin 4.000 adet büyük günahı amel defterinden silinir'' buyurmuşlardır.Buna göre 90.000x4.000=360.000.000 günah-ı kebairden arınmış olur inşALLAH(c.c.). _________________ Bismillahirrahmanirrahim ALLAHümme bariklenâ fi Recebe ve Şaban ve belliğnâ Ramazân vahtim lenâ bil'iman ve yessir lenâ bil'Kur'an" http://www.facebook.com/ilminfazileti RECEB-İ ŞERİF DUALARI 10 Gün Subhânallâhil Hayyil Kayyûm 10 Gün Subhanallâhil Ehadis Samed 10 Gün Subhânallâhil Gafurur Rahîm  ...

REGAİB KANDİLİ

Kutlu Doğum Haftası'nda Victor Hugo sürprizi

Kutlu Doğum Haftasında Victor Hugo sürprizi |  görsel 1
Kutlu Doğum Haftası'nda Victor Hugo sürprizi Hristiyan Dünyası'nın asırlardır tartıştığı Victor Hugo'nun Hazreti Muhammed için yazdığı dizelerin tam metni Türkçeye çevrildi. Ağrı İbrahim Çeçen Üniversitesi Dil Eğitim Merkezi Fransızca Bölümü Öğretim üyesi Yakup Yaşa tarafından uzun araştırmalar sonrası orijinal metnin üzerinden 'Mahomet' şiirinde Hugo Hz. Muhammed'in yaşam tarzını ve ölmeden önceki son günlerini anlatıyor. Hazreti Muhammed'in doğumunun 1443'üncü yılının kutlandığı günlerde Fransız düşünür ve yazar Victor Hugo'nun Hazreti Muhammed için yazdığı dizeler Türkçe'ye çevrildi. Ağrı İbrahim Çeçen Üniversitesi Dil Eğitim Merkezi Fransızca Bölümü Öğretim Görevlilerinden Yakup Yaşa, uzun araştırmalar sonrası orijinal metnin üzerinden tercüme ettiği 'Mahomet'in her dizesinde Peygamber'in mütevazı yaşamı ve yüceliğinden izler var. Hugo eserinde Hz. Muhammed'in ölmeden önceki son zamanlarını anlatıyor. Victor Hugo, uzun yaşamı, üstün dehası, insana ve insanlığa dair soylu düşünceleri ve güçlü yapıtlarıyla, 19'un yüzyıla damgasını vuran yazarlardan biri. Yapıtları güçlü bir lirizm içeren Hugo, eserlerinde daha çok, aşk, baba şefkati, ölüm, insan yazgısı, özgürlük, yoksullara iyi davranma, emeğin kutsallığı, hayatın hüzün ve neşesi ile tüm evreni kuşatan Tanrı'nın varlığı gibi konulara yer vermişti. Ünlü Fransız yazar Victor Hugo'nun, 1855 yılında sürgündeyken yazmaya başladığı, insanlık tarihi ve gelişimini anlatan ve hala Fransa'nın gerçek anlamdaki tek destanı olarak kabul edilen, "La Légende...

(ŞAYET/EĞER) KELİKEŞKE MESİNİ KULLANMANIN HÜKMÜ

(ŞAYET/EĞER) KELİKEŞKE MESİNİ KULLANMANIN HÜKMÜ |  görsel 1
 KEŞKE (ŞAYET/EĞER) KELİMESİNİ KULLANMANIN HÜKMÜ   Bir kimse, bir adamı"Şayet şöyle yapmış olsaydın, bundan hiçbir şey başına gelmezdi." demişti.Bunu işiten kimse de ona, Peygamber -sallallahu aleyhi ve sellem-'in bu kelimeyi (lev/keşke/şayet kelimesini) kullanmayı yasakladığını ve sahibini küfre götüren bir kelime olduğunu, söylemişti. Başka birisi de şöyle demişti: "Peygamber -sallallahu aleyhi ve sellem-, Musa -aleyhisselâm- ile Hızır -aleyhisselâm- kıssasında şöyle demiştir: (( يَرْحَمُ اللَّهُ مُوسَى لَوَدِدْنَا لَوْ كَانَ صَبَرَ حَتَّى يُقَصَّ عَلَيْنَا مِنْ أَمْرِهِمَا )) [ متفق عليه ] "Allah Musa'ya merhamet etsin. Keşke (Musa) sabretseydi de Musa ve Hızır'ın kıssası bize (tam olarak) anlatılmış olsaydı." Başka birisi de şu hadisi delil göstermişti: (( اَلْمُؤْمِنُ الْقَوِيُّ خَيْرٌ وَأَحَبُّ إِلَى اللَّهِ مِنْ الْمُؤْمِنِ الضَّعِيفِ، وَفِي كُلٍّ خَيْرٌ احْرِصْ عَلَى مَا يَنْفَعُكَ، وَاسْتَعِنْ بِاللَّهِ، وَلاَ تَعْجَزْ، وَإِنْ أَصَابَكَ شَيْءٌ فَلاَ تَقُلْ: لَوْ أَنِّي فَعَلْتُ كَانَ كَذَا وَكَذَا، وَلَكِنْ قُلْ: قَدَرُ اللَّهِ وَمَا شَاءَ فَعَلَ، فَإِنَّ لَوْ تَفْتَحُ عَمَلَ الشَّيْطَانِ )) [ رواه مسلم ] “(Hayırlı amellerde, Allah'a taatte ve zorluklara sabır göstermekte) kuvvetli mü'min, zayıf mü'minden, Allah’a daha hayırlı ve daha sevimlidir. (Her ikisinin de mü'min olması sebebiyel) hepsinde hayır vardır.Yararına olan şeyde (Allah'a taattte) hırslı ol. Allah’tan yardım dile, (taat ve yardım istemekte) âciz olma (tenbellik gösterme)! Sana bir şey isâbet ederse, 'keşke şöyle şöyle yapsaydım da bu başıma gelmeseydi' deme. Fakat 'Allah’ın takdiridir. O ne dilerse, onu yapar' de. Çünkü 'keşke' şeytanın ameline yol açar (şeytan, kadere karşı gelmesi için onun kalbine vesvese verir)."...

NUH PEYGAMBER VE TUFAN

NUH PEYGAMBER VE TUFAN |  görsel 1
NUH PEYGAMBER VE TUFAN "Sonra gelenler içinde 'âlemlerde Nuh'a selam olsun' diye ona iyi bir ün bıraktık." (Saffat/78)     " Nuh'u ve gemide bulunanları kurtardık ve bunu âlemlere ibret kıldık." (Ahzab/77)   Giriş              İslam davetinin, otoritelerinin de ortadan kaldırılmasını da hedeflediğini anlayan Mekke mele'leri (ileri gelenler) , bunun önüne geçmek için resule ve diğer Müslümanlara karşı hakaret ve baskı dolu bir kampanya başlatırlar. Buna rağmen Müslümanlar, Allah'ın ayetlerini onlara "Okumaktan" geri durmazlar. Lakin içinde bulundukları baskı ve zulüm, nihayetinde birer beşer olan Müslümanları sıkmaya, zorlamaya başlar. Buna karşı Allah Kur'an'da onlara şöyle seslenir:             "And olsun Asra ki, insana şüphesiz hüsrandadır. Ancak iman edip Salih amel işleyenler, birbirlerine Hakkı ve Sabrı tavsiye edenler bunun dışındadır. " ( Asr/1-3)         Böylece Allah, her konuda olduğu gibi, " Tebliğ" de de "Sabır" ister Müslümanlardan. Bir sure sonar Nuh (a.s) kıssasını indirerek, Nuh kavminin, peygamberlerine karşı olumsuz tavırlarını ve akıbetini anlatır, muhatapları uyarır.             Aynı zamanda "Okuma"da "Sabr" örneği olarak Nuh'u zikrederek, resul ve Diğer Müslümanların karşılaştıkları engellere bakarak eylemlerinde gevşememeleri öğütlenmiş olur. Yanı sıra Yunus (Zü'n-Nun) kıssasını indirerek "Okuma" tebliğ eyleminde "Sabr" etmeyerek toplumunu terk eden peygamberin hatası belirtilerek, H z Muhammed sAv ve sahabesi aynı...

4. Murad ve Habib Baba

4. Murad ve Habib Baba |  görsel 1
4. Murad ve Habib Baba Habib Baba, 4.Murad devrinin gizli, kimsenin bilmediği Allah dostlarındandır. Yaşlıdır, fakirdir, gariptir. Fakat Rabbinin katında da âlemlere denk bir değerin sahibidir. Yaşlı Habib Baba, uzun bir kervan yolculuğunun sonunda İstanbul´a gelmiştir. Yolculuğunun tozunu, yorgunluğunu atmak için bir hamama gider... Niyeti, şöyle iyice bir keselenip, paklanmak... Bedenini de ruhuna denk kılmaktır.Fakat hamamcı Habib babayı içeri sokmak istemez. ´Bugün´ der, ´Sultan Murad´ın vezirleri hamamı kapattılar, dışarıdan müşteri alamıyoruz.´ Habib baba üzülür... Rica, minnet eder, yalvarır... ´Ne olursun´ der, ´kimseye varlığımı belli etmem, aceleyle yıkanır çıkarım. Bu tozlu bedenle Rabbime ibadet ederken utanıyorum. Bin bir dil döker. Hamamcı ehl-i insaftır... Dayanamaz... Kabul eder... Hamamın en sonundaki odayı göstererek... ´Baba şu odada hızla yıkanıp çık, parada istemem. Yeter ki vezirler, senin farkına varmasınlar.´ Habib baba sevinerek kendine gösterilen yere girer. Yıkanmaya başlar... Ve bu arada hamamcının karşısında yeni bir müşteri belirir. Boylu, poslu, genç, yakışıklı biridir bu gelen. Onunda görünümü fakirdir... Ama sadece görünümü... İkinci müşteri kılık değiştirmiş, 4.Murad´dır. O gün vezirlerinin topluca hamam alemi yapacaklarından haberdar olan padişah merak etmiştir. ´Hele bir bakalım´ demiştir, ´bizim vezirler, hamamda benden uzakta, kendi başlarına ne yaparlar, nasıl eğlenirler?´ Ve bu merak padişahı, tebdil-i kıyafet ettirerek, hamama getirmiştir. Az önce yaşananlar bir kez daha tekrarlanır... Hamamcı vezirler der almak istemez... Padişah ise, ne olursun der, bastırır ve padişah galip gelir... Habib babanın yıkanmakta olduğu odayı göstererek, gen&cced...

BAZI İSLAMİ ve İMANİ KAVRAMLAR

BAZI İSLAMİ ve İMANİ KAVRAMLAR |  görsel 1
BAZI İSLAMİ ve İMANİ KAVRAMLAR Kelime-i [Tehlîl - Tevhîd - Şehâdet - Tahmîd - Tesbîh/Tenzîh - Temcîd - Tekbîr] Nedir? Madem bazı konular üzerinde tartışma ve anlaşmazlık var, bunun nedeni bence kavramları anlama şeklinden geliyor. Bu sebeble de önemli kelime ve kavram isimlerinin etimolojik / filolojik açıdan da bilinmesinde de bence fayda var: [اسلام] İslâm; kelime kökü: [سلم=silm], kökün masdarı: [سلامة، سلام=selam, selamet], emniyette/güvende olmak, hata yapmamak, şüphe götürmemek, azarı hak etmemek.     Geçişli halinde kökü: [اسلم=esleme] ve kökünün masdarı: [اسلام=islâm], müslüman olmak, İslam’a girmek, teslim etmek, terk etmek, bırakmak.     [اسلام=islâm]: teslim etmek. [الاسلام=el-İslâm]: İslam (Dini). [ايمان] Îmân; kelime kökü: [امن=emene/emine], kökün masdarı: [امانة=emânet], emniyette olmak, emin/doğru/güvenilir olmak.     Geçişli halinde kökü: [آمن=âmene] ve kökünün masdarı: [ايمان=îmân], inanmak, doğrulamak, güvenmek, tasdik etmek.     [ايمان=îmân]: inanmak. [الايمان=el-Îmân]: İman etmek. [لا اله الا الله] Kelime-i Tehlîl: Lâ ilâhe illallâh. [Allahtan başka ilah yoktur.] [لا اله الا الله محمد رسول الله] Kelime-i Tevhîd: Lâ ilâhe illallâh Muhammedun Rasûlulâh. [Allahtan başka ilah yoktur, Muhammed Allah’ın elçisidir.] [اشهد ان لا اله الا الله و اشهد ان محمد عبده رسوله] Kelime-i Şehâdet: Eşhedu en lâ ilâhe illallâh ve eşhedu enne Muhammeden abduhû ve Rasûluluh. [Şehâdet ederim ki, Allahtan başka ilah yoktur ve şehâdet ederim ki...

ER RAHMAN ER RAHÎM

ER RAHMAN ER RAHÎM |  görsel 1
                ER RAHMAN ER RAHÎM Er-Rahman Tüm vasıfları ve isimlerinin manalarıyla âlemleri var eden, İcabında sıkıntı verici hallerle kemale ulaştıran, Esirgeyici ve bütün mahlûkatına rahmetiyle muamele edendir. Er-Rahîm Çok merhamet edici, bağışlayıcı, sevdiklerine ve müminlere merhamet eden sonsuz nimetleriyle onlara cennet hayatı bağışlayandır. Ey hayatın ve ölümün Sahibi olan Allah’ım! Ey merhametlilerin en Merhametlisi olan Allah’ım! Rahman ve Rahîm İsminle sar ruhlarımızı! Rahmet yağmurları gibi yağsın kalbimize, Senin sonsuz merhametinden damlalar. **** Kalbini Meleklerin yıkadığı Resulünün (s.a.v) merhamet dolu kalbiyle birleştir kalplerimizi! En Güzel Sözle ve merhametle uyanalım her yeni güne. Duyduğunda Ömer’in (r.a) gözlerini yaşlarla dolduran ve kalbini yumuşatan, İlahi Kelamınla dolsun kalbimiz bugün Allah’ım! Ya Rahman! Ya Rahîm! Bizi esirge! Bizi bağışla! Bize merhamet et! **** Kimsesiz çocukları sıcak yuvalarına döndürebilmek için bir gün, Bir gün, yün eğiren, iplik dokuyan, Ve secdeye kapanıp sessizce dua eden anaları bulmak için, Bir cami avlusunda abdest alırken, Geçmişin yükünü de ceketiyle çıkarıp Sana yönelen ihtiyarlar için, Merhamet ve şefkatle doldur kalplerimizi! Onlara yaklaşmak için uzatırken ellerimizi, Sen de tut ellerimizden bizim Rabbim! Bizi sana yaklaştır! *** Ya Rahman! Ya Rahîm! Bizi bağışla! Bize merhamet et! Rahmetinle muamele et bize Rabbim! Ve Rahîm İsminle karşıla ahirette! Dehşetinden bebeklerin saçlarının ağardığı o...

Bayezid-i Bistami (ks) Hz. Hayatı..

Bayezid-i Bistami (ks) Hz. Hayatı.. |  görsel 1
Bayezid-i Bistami (ks) Hz. Bayezid-i Bistami (ks) Hz. Hayatı.. Evliyânın büyüklerinden. İnsanları Hakk'a dâvet eden, onlara doğru yolu gösterip, hakîkî saâdete kavuşturan ve kendilerine Silsile-i aliyye denilen büyük âlim ve velîlerin beşincisidir. Sultân-ül-Ârifîn lakabıyla meşhûrdur. Künyesi, Ebû Yezîd'dir. İsmi Tayfûr, babasının adı Îsâ'dır. 776 (H.160) veya 803 (H.188)de İran'da Hazar Denizi kenarında Bistâm'da doğdu. Daha annesinin karnında iken kerâmetleri görülmeye başladı. Annesi ona hâmile iken şüpheli bir şeyi ağzına alacak olsa, onu geri atıncaya kadar karnına vururdu. Çocukken bir gün câmi avlusunda oynuyordu. Oradan geçmekte olan Şakîk-i Belhî kendisini görüp; "Bu çocuk büyüyünce zamânının en büyük velîsi olacak." buyurdu. Yine bir gün hadîs âlimlerinden bir zât onu görünce çok hoşuna gitti. Zekâ ve anlayışını ölçmek için sordu: "Güzel çocuk, namaz kılmasını güzelce biliyor musun?" Bâyezîd-i Bistâmî de ona; "Evet Allah dilerse becerebiliyorum." cevâbını verince; "Nasıl?" diye sordu. Bâyezîd-i Bistâmî de; "Buyur yâ Rabbî! Emrini yerine getirmek üzere tekbir alıyor, Kur'ân-ı kerîmi tâne tâne okuyor, tâzim ile rükûya varıyor, tevâzu ile secde ediyor, vedâlaşarak selâm veriyorum." deyince, o zât hayran kalarak; "Ey sevgili ve zekî çocuk! Sende bu fazîlet ve derin anlayış varken, insanların gelip başını okşamalarına niçin izin veriyorsun?" diye sordu. Bâye...

Salavat Getirmek ve Rüyada Salavat Getirmek

Salavat Getirmek ve Rüyada Salavat Getirmek |  görsel 1
Salavat Getirmek Salavat getirmek, Peygamber Efendimiz Hazreti Muhammed'i (sav) anmak ve O'na selam göndermektir. Peygamberimiz üzerime salavat getirirseniz, Allah da (c.c) sizin üzerinize salavat getirir demiştir. Allah'ın Resulüne salavat getirmek, en bereketli, en faziletli olan, saadeti dareyn için en faydalı ibadetler arasındadır. Hakkıyla yapıldığında sevabı da çok fazladır. Amelleri tahrir eder, yapılan hataları örter, kişilerin manevi derecelerini yükseltir. Salavat getirmek için sadece "Allahümme salli ala Muhammed" demek de yeterlidir. Ancak bunun yanı sıra pek çok salavat çeşidi bulunmaktadır. Bunların arasında en çok okunanlar arasında, namazlarda tahiyyattan sonra okunan salli ve barik duaları yer alır. Bu çok kıymetli sözleri içeren eden salavat, Peygamberimiz'in (sallallahu aleyhi ve sellem) adının geçtiği zamanlarda söylenmesinin dışında, ayrıca zikir olarak da söylenmektedir. Hz. Muhammed'e salatu selam getirmek, hem Allah'ın rahmetini hem de meleklerin dua ve istiğfarını kazanmak için vesile olacağına göre, bu olanağı ve fırsatı iyi değerlendirmek gerekmektedir. Salavat örnekleri nelerdir?     "Aleyhisselam"  Manası; Allahın selamı, onun üzerine olsun.     "Aleyhissalatu vesselam" Manası; Allahın salatu selamı onun üzerine olsun.     "Sallallahu aleyhi ve sellem" Manası; Allahu Teala, Ona salatu selam etsin.     "Allahumme salli ala Muhammedin ve ala ali Muhammed" Manası; Allah'ım! Peygamberimiz Hz. Muhammed'e ve evladu iyaline rahmet eyle ya rabbim.     "Allahumme salli ala seyyidina Muhammedin ve ala alihi ve sahbihi ve sellim" Manası; Ey Allahım ! Efendimiz, büyüğümüz olan Muhammed'e e...

KÜTÜB-İ SİTTE KADERE İMAN

KÜTÜB-İ SİTTE KADERE İMAN |  görsel 1
KADERE İMAN 4795 - Hz. Cabir radıyallahu anh anlatıyor: "Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm buyurdular ki: "Kul, hayrıyla, şerriyle kadere inanmadıkça, kendine (hayır ve şerden) isabet edecek şeyi atlatamayacağını, (hayır ve şerden) kaçacak olan şeyi de yakalayamayacağını bilmedikçe iman etmiş olmaz." Tirmizi, Kader 10, 2145. 4796 - Ubâde İbnu's-Sâmit radıyallahu anh oğluna ölümü sırasında demiştir ki: "Oğulcuğum, başına gelecek olan şeyin asla atlatılamayacağını, kaçırdıklarını da yakalayamayacağını bilmedikçe sen, imannın hakikatının tadını asla bulamazsın. Zira ben, Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm'ın şöyle söylediğini işittim: "Allah'ın ilk yarattığı şey kalemdir. Kalemi yarattı ve: "Kıyamete kadar olacak şeylerin miktarlarını yaz!" dedi." "Oğulcuğum, Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm'dan şunu da işittim: "Kim bu inanç dışında olarak ölürse benden değildir." Ebu Davud, Sünnet 17, (4700); Tirmizi, Kader 17, (2156). KADERLE AMEL 4797 - İbnu Amr İbni'l-As radıyallahu anhüma anlatıyor: "Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm, elinde iki kitap olduğu halde yanımıza geldi ve: "Bu iki kitap nedir biliyor musunuz?" buyurdular. Cevaben: "Hayır, ey Allah'ın Resûlü! bilmiyoruz. Ancak bildirmenizi istiyoruz!" dedik. Bunun üzerine sağ elindekini göstererek: "Bu Rabbülâlemin'den (gelmiş) bir kitaptır. İçerisinde cennet ehlinin isimleri mevcuttur. Hatta onların babalarının ve kabilelerinin isimler de mevcuttur ve sonunda da icmal yapmıştır. Bunlara asla ne ilave yapılır, ne de onlardan eksiltmeye yer verilir. Hiç değişmeden ebedi olarak sabit kalır" buyurdular. Sonra sol elindekini...

En büyük felaket, Allah Azze ve Celle'yi unutanlar gibi olmaktır

En büyük felaket, Allah Azze ve Celleyi unutanlar gibi olmaktır |  görsel 1
En büyük felaket, Allah Azze ve Celle'yi unutanlar gibi olmaktır Gökler ve yer, gece ile gündüz, esen rüzgarlar, yağmur yüklü bulutlar, yeşeren yeryüzü, birbirinden farklı renkler ve diller, dikili dağlar... İçimiz ve dışımızdaki bütün varlıklar Allah'ın varlığına, engin aklı ve hikmetine, sınırsız kudret ve rahmetine belgedir. Pek tabidir ki her belge varlık bize yaratıcımız Rabbimizi hatırlatmakta, O'na yöneltmektedir. Ne var ki varlıklar içinde hür irade verilerek ilâhî denemeye uğratılan insan, göklerde ve yerde nice varlıkları izlerken, yüreğini Rabbine kapayabilmekte, O'nu anmaktan yüz çevirebilmektedir. Bu sebepledir ki; Kurân'da insana, yaratılış maddesine bakması, aldığı gıdalara ve gıdalar için yağmurların nasıl sağanaklaştırıldığına, toprağın nasıl çatladığına, tohumların nasıl hamile bırakıldığına, sergilenen bağlara, çıkarılan bitkilere nazar etmesi emrolunmaktadır. (Tarık 5,Abese 23-32) Sütunsuz semayı/göğü, hizmetimize sunulan yeryüzünü ve ona yerleştirilen dağları, hayvanların yaratılış özelliklerini... kafa ve gönül gözleriyle incelemesi öğütlenmektedir. (Kaf 6-8,Casiye 17-20) Çünkü insan, egemenliğini tanımakla ve yasalarına göre yaşamakla emrolonduğu Rabbini, aklî yöntemlerle bilmeye, gönülle sevmeye ve O'nu çok çok anmaya muhtaçtır. Bu ihtiyacın giderilmesi içindir ki Kur'ân'ımızda şöyle buyrulmaktadır: "Ey Mü'minler! Allah'ı çok anın."(Ahzap 41) Kulluk bilinci içinde yaşayabilmemiz için bizimle beraber ve bize şah/can damarımızdan daha yakın olduğu, kudreti ve rahmetiyle bizi kuşattığı ve içinde bulunduğumuz maddî ve manevî hali bildiği inancı...

PEYGAMBERİMİZ S A V' İN MÜBAREK SAÇLARININ YIKANMASI

İZLEMEK İÇİN LİNKİ TIKLA http://www.youtube.com/watch?v=I8ldiN7_2k0&feature=share PEYGAMBERİMİZ S A V' İN MÜBAREK SAÇLARININ YIKANMASI

1400 Yıldır Açılmayan Hz.Muhammed SAV 'in Sancağı Ukab (Tarı

1400 Yıldır Açılmayan Hz.Muhammed SAV 'in Sancağı Ukab (Tarı |  görsel 1
1400 Yıldır Açılmayan Hz.Muhammed'in Sancağı: Ukab (Tarık Yıldızı) - Mehdi Alameti Bir topluluğun en önemli sembollerinden biri bayrak ve sancaktır. Her ikisi de, en küçük birimden en büyük birime kadar o topluluğu sembolize eder… Sancaklar arasında bir sancak vardır ki taşıdığı anlam ile ve önem ile diğer sancaklardan ayrılır. 1400 yıldır İslam'ın sembolü olan bu sancak, Hz. Muhammed'in Ukab isimli emaneti olan Sancak-ı Şerifi'dir. HZ. PEYGAMBER HER KATILDIĞI SAVAŞA UKAB İLE GİRMİŞTİR. Arap kabileleri arasında sancağın yere düşmesi yenilmek anlamına geliyordu. Böyle bir şey olduğunda askerler mağlubiyeti kabul ederek dağılırlardı. Bu yüzden sancağı taşıyan kişi yaralandığında veya öldüğünde onu taşıyacak sonraki kişi belliydi ve hemen sancağı devralırdı. Hz.MUHAMMED KULLANILACAK SANCAKLARIN HEP BEYAZ OLMASINI EMRETMİŞTİ, ANCAK UKAB SİYAH RENKLİ İDİ. BU SANCAK'IN DİĞERLERİNDEN BAŞKA BİR FARKI DA YÜNLÜ BİR KUMAŞTAN YAPILMIŞ OLMASIYDI. İslam öncesi, Kureyş kabilelerinde kullanılan bu sancak tüm Arapları birleştirici bir öneme sahipti. O dönemdeki tüm kabileler de, İslamiyet'in yayılması safhasında bu sancak altında birleşiyorlardı. Hz. Muhammed'in bu sancak dışında, ordusuna ait birçok sancak daha vardı ama Başkomutanlığa özel olan sancak Ukab'tı. İslamiyet'in yayılmasından ve Hz. Muhammed'in vefatından sonra dört halife bu şerefli emaneti almışlardı. Resmi kayıtlara göre daha sonra Emevi ve Abbasi halifelerine intikal eden sancak, MOĞALLAR'IN BAĞDAT'I İŞGAL ETMESİYLE ABBASİ HALİFESİ TARAFINDAN MISIR'A GÖTÜRÜLDÜ. UKAB, YAVUZ SULTAN SELİM HAN TARAFINDAN MISIR'IN ALINMASIYLA DA OSMANLILARA GEÇMİŞTİR. YAVUZ SULTAN SELİM, MISIR DÖNÜŞÜ SANCAĞI İSTANBUL'A GETİRMİŞ VE O T...

AFFETMEK

AFFETMEK |  görsel 1
Aziz Kardeşlerim! Okuduğum âyet-i kerimede Rabbimiz şöyle buyuruyor: “Sen af yolunu tut, iyiliği emret ve cahillerden yüz çevir!”[1] Okuduğum hadis-i şerifte ise Efendimiz (s.a.s) şöyle buyuruyor: “…Allah, affeden bir kulun ancak şerefini artırır…”[2] Aziz Müminler! Geliniz, Mekke’nin fethinin ardından yaşanan şu hadiseye hep birlikte kulak verelim! Resûlullah (s.a.s), Mekke’yi fethettiğinde Mescid-i Haram’a gider. Kâbe’yi tavaf edip iki rek’at namaz kılar. Bu arada bütün Mekke halkı Kâbe’nin etrafında toplanmış, endişe ve korkuyla Efendimizin kendilerine ne tür bir muamelede bulunacağını beklemektedir. Evet Mekkeliler, Peygamberimize İslâm’a davetin ilk gününden itibaren her türlü eziyeti yapmışlardı. Üstelik canına ve malına da kastetmişlerdi. Şimdi ise Mekkelilerin hayatı Efendimizin iki dudağı arasındaydı. Herkes ondan geçmişin hesabını soracağını ve intikam alacağını beklerken, Rahmet Elçisi kalabalıklara doğru yönelerek: “Tıpkı Yusuf Peygamber gibi ben de ‘Bugün size kınama yok. Allah sizi bağışlasın. O, merhametlilerin en merhametlisidir.’ diyorum. Gidebilirsiniz, hepiniz serbestsiniz” buyurdu ve affetmenin en güzel örneğini gösterdi.[3] Kötülüğe iyilikle karşılık verdi. Nefret sevgiye, küfür imana dönüştü, dost-düşman farkı silinip yok oldu, iman kardeşliği gerçekleşti. Kardeşlerim! Affetmek, kini, intikamı ve nefreti silmektir. Affetmek, düşmanlık ve intikamdan vazgeçmektir. Affetmek, kalbimizi öfke ve husumetten temizlemektir. Affetmek, yüreğimizi kaplayan ve kuşatan ağır yükleri hafifletmektir. Suç ve hataları bağışlamak belki onları ortadan kaldırmaz; ancak öfke ve husumeti ortadan kaldırır. Ku...

RABB

RABB |  görsel 1
 RABB Terbiye Edendir Allah. (azze ve celle), bizi terbiye Eden ve Edecek Olan O'dur. Allah (azze ve celle), Yaratan, Besleyen, Sahip, Büyüten, Yetiştiren, Düzelten, Sahip çıkan, ayakta Tutan ve idare Edendir Bir şey'i derece derece yükselterek, gayesi olan en mükemmele erişinceye kadar kollayan; yarattığı her şeyi olgunlaştırıp kemâle erdiren, edep Verendir Allah. (azze ve celle) Rabb İsmi, yüce Allah'ın (azze ve celle) umumî isimlerindendir. Âlemlerin devamını sağlayan yüce Allah, (azze ve celle) onların Rabbi'dir. Allah'ın (azze ve celle) her türlü eksiklikten münezzeh olan Rubûbiyeti ve O'nun neticesi olan terbiyesi, besleyip büyütmesi olmasaydı, kâinatta ne varlıktan, ne de tekâmül'den hiçbir eser bulunmazdı. Eğer bir kemâlimiz, bir terbiyemiz, ölçülü bir şekilde doğmamız, büyümemiz, yaşamamız ve ölmemiz varsa bunlarda yüce Allah'ın (azze ve celle) Rabb Sıfatının yansımasını görmemek mümkün değildir. Bu âlemde görülen ve bilinen her şeyde Yüce Allah'ın Sıfatlarının belirtisi vardır. "Hamd âlemlerin Rabbi Allah'a mahsustur." (Fatiha Suresi 2. Âyet Meali) Ey güneşin ve ay'ın Rabbi! Ey rüzgarın ve yağmurun Rabbi! Ey doğunun ve batının Rabbi! Ey gecenin ve gündüzün Rabbi! Ey yerin, göğün ve ikisi arasındakilerin Rabbi! Ey âlemlerin Rabbi! Ey benim Rabb'im! Ey terbiye eden! Ey edep Veren! Ey Rabb! "O, doğunun da batının da Rabbidir. O'ndan başka ilâh yoktur. Öyleyse yalnız O'nun himayesine sığın." (Müzzemmil Suresi 9. Âyet Meali) Bütün kâinatın Rabbi Sensin Allah'ım; Bütün hamdlar Sanadır! Bizi bir damla sudan Yaratan ve şekil veren Sensin R...

ALLAH AZZE VE CELLE EŞ ŞAFİ ESMA'ÜL HÜSNASI İLE DUA

ALLAH AZZE VE CELLE EŞ ŞAFİ ESMAÜL HÜSNASI İLE DUA |  görsel 1
 EŞ ŞAFÎ Şifa veren, iyileştiren, tam olarak kâfi gelendir. Ey hayatın ve ölümün Sahibi olan Allah’ım! Ey bu muhteşem kâinatın, gece ve gündüzün Sahibi olan Allah’ım! Ey bedenimize ve ruhumuza şifa veren Allah’ım! Bedenimizi ve kalbimizi hastalıklardan arındır! Sisli puslu fırtınalarda dolaşan avare ruhlarımıza Şafî İsminle şifa ver! Dirilt ruhlarımızı Rabbim! **** Şafi İsminle dua ediyorum Sana Allah’ım; Tevekkül ve hırs çarpıştığında ruhlarımızda, Azap çeken ruhlarımıza Şafi İsminle şifa ver Rabbim! *** Sen ki öldüren ve diriltensin Allah’ım! Sonsuz hikmetinle verdiğin hastalıkları sonsuz Kudretinle al üzeremizden! Her sevinçte ve her kederde senin Esmânı hatırlamamızı nasip et bize! Yolunu kaybeden bir çocuk çaresizliğiyle, Şifa ararken bu dünyada, Yegâne şafinin Sen olduğun hakikatini sal kalbimize! Dermanı veren de, şifayı veren de Sensin Allah’ım! Dermanların içinde Sen şifa nasip et derdimize! *** “Allah müminlerin gönüllerine şifa verir.” (Tevbe suresi… Ayet meali) Hercai ruhlarımızı Sana döndür! Şafi İsminle şifa ver gönüllerimize Allah’ım! Olgunlaştırdığın gibi her bir meyveyi güneş altında, Öyle olgunlaştır ruhlarımızı da Verdiğin her musibet ve hastalıkta Allah’ım! Bizi bizimle bırakma! Bizi Sensiz bırakma! *** Her musibet vaktini, Kabule şayan dua vakti eyle bize Rabbim! Kalbî dualarımızı kabul eyle! Verdiğin her elem ve sevinçte adım adım yaklaşmamızı nasip et Sana Allah’ım! İbrahim’in (a.s) diliyle şahitlik ediyorum şimdi Sana: “Ben hastalandığım zaman bana şifa veren O’dur!” (Şuara sure...


islami forum



Bilx.net
Get  our toolbar!

Kabeden Canlı Yayın