سْــــــــــــــــــمِ ﷲِالرَّحْمَنِİlminfazileti islamic sciences-İslami İlimler

>
English (US) Deutsch Français Русский 中文(简体) Português Italiano 日本語 한국어 Español
LA TAHZEN İNNALLAHE MEANA


1400 Yıldır Açılmayan Hz.Muhammed SAV 'in Sancağı Ukab (Tarı

1400 Yıldır Açılmayan Hz.Muhammed SAV 'in Sancağı Ukab (Tarı |  görsel 1
1400 Yıldır Açılmayan Hz.Muhammed'in Sancağı: Ukab (Tarık Yıldızı) - Mehdi Alameti Bir topluluğun en önemli sembollerinden biri bayrak ve sancaktır. Her ikisi de, en küçük birimden en büyük birime kadar o topluluğu sembolize eder… Sancaklar arasında bir sancak vardır ki taşıdığı anlam ile ve önem ile diğer sancaklardan ayrılır. 1400 yıldır İslam'ın sembolü olan bu sancak, Hz. Muhammed'in Ukab isimli emaneti olan Sancak-ı Şerifi'dir. HZ. PEYGAMBER HER KATILDIĞI SAVAŞA UKAB İLE GİRMİŞTİR. Arap kabileleri arasında sancağın yere düşmesi yenilmek anlamına geliyordu. Böyle bir şey olduğunda askerler mağlubiyeti kabul ederek dağılırlardı. Bu yüzden sancağı taşıyan kişi yaralandığında veya öldüğünde onu taşıyacak sonraki kişi belliydi ve hemen sancağı devralırdı. Hz.MUHAMMED KULLANILACAK SANCAKLARIN HEP BEYAZ OLMASINI EMRETMİŞTİ, ANCAK UKAB SİYAH RENKLİ İDİ. BU SANCAK'IN DİĞERLERİNDEN BAŞKA BİR FARKI DA YÜNLÜ BİR KUMAŞTAN YAPILMIŞ OLMASIYDI. İslam öncesi, Kureyş kabilelerinde kullanılan bu sancak tüm Arapları birleştirici bir öneme sahipti. O dönemdeki tüm kabileler de, İslamiyet'in yayılması safhasında bu sancak altında birleşiyorlardı. Hz. Muhammed'in bu sancak dışında, ordusuna ait birçok sancak daha vardı ama Başkomutanlığa özel olan sancak Ukab'tı. İslamiyet'in yayılmasından ve Hz. Muhammed'in vefatından sonra dört halife bu şerefli emaneti almışlardı. Resmi kayıtlara göre daha sonra Emevi ve Abbasi halifelerine intikal eden sancak, MOĞALLAR'IN BAĞDAT'I İŞGAL ETMESİYLE ABBASİ HALİFESİ TARAFINDAN MISIR'A GÖTÜRÜLDÜ. UKAB, YAVUZ SULTAN SELİM HAN TARAFINDAN MISIR'IN ALINMASIYLA DA OSMANLILARA GEÇMİŞTİR. YAVUZ SULTAN SELİM, MISIR DÖNÜŞÜ SANCAĞI İSTANBUL'A GETİRMİŞ VE O T...

AFFETMEK

AFFETMEK |  görsel 1
Aziz Kardeşlerim! Okuduğum âyet-i kerimede Rabbimiz şöyle buyuruyor: “Sen af yolunu tut, iyiliği emret ve cahillerden yüz çevir!”[1] Okuduğum hadis-i şerifte ise Efendimiz (s.a.s) şöyle buyuruyor: “…Allah, affeden bir kulun ancak şerefini artırır…”[2] Aziz Müminler! Geliniz, Mekke’nin fethinin ardından yaşanan şu hadiseye hep birlikte kulak verelim! Resûlullah (s.a.s), Mekke’yi fethettiğinde Mescid-i Haram’a gider. Kâbe’yi tavaf edip iki rek’at namaz kılar. Bu arada bütün Mekke halkı Kâbe’nin etrafında toplanmış, endişe ve korkuyla Efendimizin kendilerine ne tür bir muamelede bulunacağını beklemektedir. Evet Mekkeliler, Peygamberimize İslâm’a davetin ilk gününden itibaren her türlü eziyeti yapmışlardı. Üstelik canına ve malına da kastetmişlerdi. Şimdi ise Mekkelilerin hayatı Efendimizin iki dudağı arasındaydı. Herkes ondan geçmişin hesabını soracağını ve intikam alacağını beklerken, Rahmet Elçisi kalabalıklara doğru yönelerek: “Tıpkı Yusuf Peygamber gibi ben de ‘Bugün size kınama yok. Allah sizi bağışlasın. O, merhametlilerin en merhametlisidir.’ diyorum. Gidebilirsiniz, hepiniz serbestsiniz” buyurdu ve affetmenin en güzel örneğini gösterdi.[3] Kötülüğe iyilikle karşılık verdi. Nefret sevgiye, küfür imana dönüştü, dost-düşman farkı silinip yok oldu, iman kardeşliği gerçekleşti. Kardeşlerim! Affetmek, kini, intikamı ve nefreti silmektir. Affetmek, düşmanlık ve intikamdan vazgeçmektir. Affetmek, kalbimizi öfke ve husumetten temizlemektir. Affetmek, yüreğimizi kaplayan ve kuşatan ağır yükleri hafifletmektir. Suç ve hataları bağışlamak belki onları ortadan kaldırmaz; ancak öfke ve husumeti ortadan kaldırır. Ku...

RABB

RABB |  görsel 1
 RABB Terbiye Edendir Allah. (azze ve celle), bizi terbiye Eden ve Edecek Olan O'dur. Allah (azze ve celle), Yaratan, Besleyen, Sahip, Büyüten, Yetiştiren, Düzelten, Sahip çıkan, ayakta Tutan ve idare Edendir Bir şey'i derece derece yükselterek, gayesi olan en mükemmele erişinceye kadar kollayan; yarattığı her şeyi olgunlaştırıp kemâle erdiren, edep Verendir Allah. (azze ve celle) Rabb İsmi, yüce Allah'ın (azze ve celle) umumî isimlerindendir. Âlemlerin devamını sağlayan yüce Allah, (azze ve celle) onların Rabbi'dir. Allah'ın (azze ve celle) her türlü eksiklikten münezzeh olan Rubûbiyeti ve O'nun neticesi olan terbiyesi, besleyip büyütmesi olmasaydı, kâinatta ne varlıktan, ne de tekâmül'den hiçbir eser bulunmazdı. Eğer bir kemâlimiz, bir terbiyemiz, ölçülü bir şekilde doğmamız, büyümemiz, yaşamamız ve ölmemiz varsa bunlarda yüce Allah'ın (azze ve celle) Rabb Sıfatının yansımasını görmemek mümkün değildir. Bu âlemde görülen ve bilinen her şeyde Yüce Allah'ın Sıfatlarının belirtisi vardır. "Hamd âlemlerin Rabbi Allah'a mahsustur." (Fatiha Suresi 2. Âyet Meali) Ey güneşin ve ay'ın Rabbi! Ey rüzgarın ve yağmurun Rabbi! Ey doğunun ve batının Rabbi! Ey gecenin ve gündüzün Rabbi! Ey yerin, göğün ve ikisi arasındakilerin Rabbi! Ey âlemlerin Rabbi! Ey benim Rabb'im! Ey terbiye eden! Ey edep Veren! Ey Rabb! "O, doğunun da batının da Rabbidir. O'ndan başka ilâh yoktur. Öyleyse yalnız O'nun himayesine sığın." (Müzzemmil Suresi 9. Âyet Meali) Bütün kâinatın Rabbi Sensin Allah'ım; Bütün hamdlar Sanadır! Bizi bir damla sudan Yaratan ve şekil veren Sensin R...

ALLAH AZZE VE CELLE EŞ ŞAFİ ESMA'ÜL HÜSNASI İLE DUA

ALLAH AZZE VE CELLE EŞ ŞAFİ ESMAÜL HÜSNASI İLE DUA |  görsel 1
 EŞ ŞAFÎ Şifa veren, iyileştiren, tam olarak kâfi gelendir. Ey hayatın ve ölümün Sahibi olan Allah’ım! Ey bu muhteşem kâinatın, gece ve gündüzün Sahibi olan Allah’ım! Ey bedenimize ve ruhumuza şifa veren Allah’ım! Bedenimizi ve kalbimizi hastalıklardan arındır! Sisli puslu fırtınalarda dolaşan avare ruhlarımıza Şafî İsminle şifa ver! Dirilt ruhlarımızı Rabbim! **** Şafi İsminle dua ediyorum Sana Allah’ım; Tevekkül ve hırs çarpıştığında ruhlarımızda, Azap çeken ruhlarımıza Şafi İsminle şifa ver Rabbim! *** Sen ki öldüren ve diriltensin Allah’ım! Sonsuz hikmetinle verdiğin hastalıkları sonsuz Kudretinle al üzeremizden! Her sevinçte ve her kederde senin Esmânı hatırlamamızı nasip et bize! Yolunu kaybeden bir çocuk çaresizliğiyle, Şifa ararken bu dünyada, Yegâne şafinin Sen olduğun hakikatini sal kalbimize! Dermanı veren de, şifayı veren de Sensin Allah’ım! Dermanların içinde Sen şifa nasip et derdimize! *** “Allah müminlerin gönüllerine şifa verir.” (Tevbe suresi… Ayet meali) Hercai ruhlarımızı Sana döndür! Şafi İsminle şifa ver gönüllerimize Allah’ım! Olgunlaştırdığın gibi her bir meyveyi güneş altında, Öyle olgunlaştır ruhlarımızı da Verdiğin her musibet ve hastalıkta Allah’ım! Bizi bizimle bırakma! Bizi Sensiz bırakma! *** Her musibet vaktini, Kabule şayan dua vakti eyle bize Rabbim! Kalbî dualarımızı kabul eyle! Verdiğin her elem ve sevinçte adım adım yaklaşmamızı nasip et Sana Allah’ım! İbrahim’in (a.s) diliyle şahitlik ediyorum şimdi Sana: “Ben hastalandığım zaman bana şifa veren O’dur!” (Şuara sure...

Maher Zain Mevlaya Turkish Türkçe ilminfazileti.blogcu.com Sunar

TIKLA İZLE http://www.youtube.com/watch?v=p0SXFPN-hSw&feature=share Buy it on iTunes: http://bit.ly/13t2Ygp | International shipping now is available on Awakening store http://bit.ly/UNJNZ4 | Check our worldwide distributors and mobile ringtones here http://on.fb.me/XppE2G | Official Lyrics Video of the track "Mawlaya" from Maher Zain's new album "Forgive Me" http://www.facebook.com/MaherZain http://www.facebook.com/awakeningrecords Lyrics: Ahmed Kurtiş Chorus Melody: Islamic Folklore Verse & Bridge Melody & Arrangement: Maher Zain © 2013 Awakening Records Mawlaya - Lyrics:- Bu yürek hep senle varolur yalniz senle coşar Dile gelse tüm şiirler söylenmemiş şarkilar Yine bendeki aşki anlatamazlar asla Senden uzak olan gönüller dolar yasla Sen aldığım nefes duyduğum ses aşk-i heves Sensiz karanliklar aydinliğa eremez İki cihanda sensin alemler efendisi Şefaat eyle asla yalniz birakma bizi Sen beklenen müjdelenen en kutlu peygamber Sen merhamet ve şefkatinle bizlere rehber Aşkinla hep çarpan yürekler nuruna muhtaç Sen ruhlarin tabibi gönüllere ilaç Ya resulallah Ya habiballah Muhammed-i muhabbete garkeylesin Allah

KÜTÜBİ SİTTE - MİZAH VE ŞAKALAŞMA -- MİSAFİRLİK (ZİYAFET) BÖLÜMÜ

KÜTÜBİ SİTTE - MİZAH VE ŞAKALAŞMA -- MİSAFİRLİK (ZİYAFET) BÖLÜMÜ |  görsel 1
  MİZAH VE ŞAKALAŞMA   5359 - Hz. Ebu Hureyre radıyallahu anh anlatıyor: "(Ashabtan bir kısmı): "Ey Allah'ın Resûlü! Sen bize şaka yapıyorsun!" demişlerdi. "Şurası muhakkak ki (şaka da bile olsa) ben sadece hakkı söylerim!" buyurdular." Tirmizî, Birr 57, (1991). 5360 - Hz. Enes radıyallahu anh anlatıyor: "Bir adam Aleyhissalâtu vesselâm'a gelerek: "Ey Allah'ın Resûlü! Beni bir deveye bindir!" dedi. Aleyhissalâtu vesselâm da: "Ben seni devenin yavrusuna bindireceğim!" dedi. Adam: "Ey Allah'ın Resülü, ben deve yavrusunu ne yapayım (ona binilmez ki!)" deyince Aleyhissalâtu vesselâm: "Acaba deveyi deveden başka bir mahluk mu doğurur?" buyurdular." Tirmizî, Birr 57, (1992); Ebu Dâvud, Edeb 92, (4998). 5361 - Yine Enes radıyallahu anh, Resülullah aleyhissalâtu vesselâm'ın, kendisine: "Ey Zü'l-üzüneyn (iki kulaklı)!" diye hitab ettiğini, bu sözüyle şaka yapmayı kasdettiğini rivayet etmiştir." Tirmizî, Birr 57, (1993); Ebu Dâvud, Edeb 92, (2005). 5362 - Useyd İbnu Hudayr radıyallahu anh anlatıyor: "Ensardan mizahçı bir zat vardı. (Bir gün yine) konuşup yanındakileri güldürürken Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm elindeki çubuğu (şaka yollu) adamın böğrüne dürttü. Bunun üzerine adam: "Ey Allah'ın Resülü (canımı yaktınız). Müsaade edin kısas yapayım!" dedi. Aleyhissalâtu vesselâm da: "Haydi yap!" buyurdu. Adam: "Ama üzerinizde gömlek var, benim üzerimde yoktu (kısas tam olması için çıkarımalısınız)!" Adamın talebi üzerine, Aleyhissalâtu vesse...

KÜTÜBÜ SİTTE - KUREYŞ'İN FAZİLETİ - NİFAK

KÜTÜBÜ SİTTE - KUREYŞİN FAZİLETİ - NİFAK |  görsel 1
KUREYŞ'İN FAZİLETİ 4496 - Hz. Câbir radıyallahu anh anlatıyor: ""Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm buyurdular ki: "İnsanlar hayırda da şerde de Kureyş'e tabidir." Müslim, İmaret 3, (1819). 4497 - İbnu Abbas radıyallahu anhüma anlatıyor: ""Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm buyurdular ki: "Ey Allahım, Kureyş'in ilkine azab tattırdın, hiç olsun, ahirine ihsanını tattır." Tirmizi, Menakıb, (3904). 4498 - Hz. Ebu Hüreyre radıyallahu anh anlatıyor: ""Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm buyurdular ki: "Kureyş kadınları, deveye binen kadınların en hayırlılarıdır: Onlar, küçük çocuklara karşı daha şefkatli, kocalarının mallarına karşı daha muhafızdırlar." Ebu Hüreyre radıyallahu anh: "Meryem Bintu İmrân hiçbir zaman deveye binmedi" derdi." Buhari, Nikah 12, Enbiya 46, Nefahat 10; Müslim, Fezailu's-sahabe 210, (2529). 4499 - Abdullah İbnu Muti', babası radıyallahu anh'tan naklen anlatıyor: ""Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm Mekke'nin fethedildiği gün buyurdular ki: "Bugünden sonra hiçbir Kureyşli, Kıyamete kadar sabren öldürülemez." (Ravi der ki:) "Kureyş'in Âsi (isim)lerinden Muti'den başka kimse müslüman olmadı. Muti'nin ismi de Âsi idi. "Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm ona Mûti ismini taktı." Müslim, Cihad 88-89, (1782). BAZI ARAP KABİLELERİNİN FAZİLETİ 4500 - Hz. Ebu Hüreyre radıyallahu anh anlatıyor: ""Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm buyurdular ki: "Eslem kabilesini Allah selâmetli kılsın, Gıfar kabilesine de mağfiret buyursun!" Buhari, Menakıb 6; Mü...

AKIL HASTALARINA OKUNACAK DUA VE SURELER

AKIL HASTALARINA OKUNACAK DUA VE SURELER |  görsel 1
 Rasûlullah (sav) zamanında bir kervan yolda giderken kervanda bir hastaları vardı. Hazret (ks) bu sohbetinde Hastaları okumak konusundan bahsetti: Hastaya okumak (Fatiha veya başka sureler) ve muskaya (Ayet) yazmak İslam da vardır. Rasûlullah (sav) zamanında bir kervan yolda giderken kervanda bir hastaları vardı. Hastayla ilgilenmek üzere kervan yolda mola verdi mola verdikleri suyun başında bir kişiye rastladılar bu kişi kervandaki tedirginliği görünce hayırdır ne oldu ne var bu telaşınız nedir diye sordu? Kervandakilerde o yolcuya, bizim bir hastamız var uzun zamandır rahatsız ne yaptıysak sağlığına kavuşmadı yine durumu ağırlaştı, burada onun için istirahat verdik ne yapacağımızı şaşırdık bilmiyoruz dediler. O yolcu kişi ben bir hastayı göreyim dedi o kişiyi hastanın yanına götürdüler hastayı gördü ve kervandakilere şöyle dedi. Ben Allah’ın (c.c.) izniyle bu hastaya okur iyi ederim, ancak yirmi koyun alırım dedi. Kervandakilerde sen yeter ki iyi et, sana yirmi koyun verelim dediler. O kişi o hastaya Fatiha suresini okudu. Hasta Allah’ın (c.c.) izni ile şifa buldu, adam koyunları aldı. Ancak kervandakiler sonradan bu adamı Rasûlullah Efendimize (sav) geldiler şikayet ettiler. Allah Resulü (sav) o kişinin aldığı koyunlar helâldir dedi. Ancak türbelere çaput bağlamak mum yakmak bidattir, dinde yoktur. Türbe ziyaretinde türbedeki zattan değil Allah’tan (c.c.) orda yatan zatın hatırına istenecek. Allah (c.c.) istemeden, izin vermeden hiçbir evliyaullah hatta Rasûlullah (sav) dâhil kimse kimseye yardım edemez. Bu hiç unutulmamalıdır, ancak istenirken bu zatların hatırına istenecek. Vesselâm. (Vesselâm: İşte bu kadar!) Hazret (k.s) Akıl hastalarına okunacak dua ve süreleri açıkladılar: Ebu Leyla el-Ensarî (r.a) anlatıyor: "(Bir gün) ...

Allah (cc) İçin Tanrı İfadesi Kullanmak Caizmidir?

Allah (cc) İçin Tanrı İfadesi Kullanmak Caizmidir? |  görsel 1
Bir âyet-i kerimede "En güzel isimler Allah'ındır Allah'a bu isimlerle dua ediniz"1 buyurulur Bu âyet, Cenab-ı Hakkın birçok isimlerinin bulunduğuna işaret etmektedir Her birisi güzel ve ulvî mânâlar ihtiva eden bu yüce isimlere "güzel isimler" mânâsında "Esmâü'1-Hüsnâ" denilmektedir Bu İlâhî isimlerden bazıları şunlardır: "Vâhid, Evvel, Âhir, Zahir, Bari, Musavvir, Rahman, Rahîm, Hayy, Kayyum, Halım, Kerîm, Tevvâb, Rezzâk, Muhyî, Mümît" Cenab-ı Hakkın isimlerinin tamamı kesin olarak bilinmemektedir Bazı âlimler Esmâ-i Hüsnânın bin kadar olduğunu beyan ederler Nitekim, Peygamberimiz (asm) Cevşenü'l Kebîr isimli hususî duasında Rabbine bin bir isim ve sıfatla niyaz etmektedir Yine bazı ulema ise bu isimlerin dört bini bulduğu kanaatindedir Bu isimlerin ise ekserisini sadece Cenab-ı Hak bilir Bir kısmını melekler, diğer kısmını da meleklerle birlikte peygamberler bildiği gibi; mü'minler de Peygamberimizden öğrendikleri kadarıyla malûmat sahibidirler îbnî Mâce ve Tirmizi gibi hadis kitaplarında Esmâ-i Hüsnâ hakkında rivayet edilen hadis-i şeriflerde Peygamberimiz bu isimleri bir bir zikretmekte ve faziletini bildirmektedir Esmâ-i Hüsnânın sayıldığı hadis-i şerifin baş kısmının meali şöyledir: "Şüphesiz, Allah'ın doksan dokuz, yüzden bir eksik ismi vardır Muhakkak Allah tektir, tek olanı sever Kim o doksan dokuz ismi sayarsa veya ezberlerse Cenab-ı Hak onu Cennetle mükâfatlandırır"2 Ancak, bu müjdeye mazhar olmak için sadece isimleri sayıp ezberlemek kâfi gelmez Bu İlâhî isimlerin içinde bulunan ve taşımış oldukları ulvî mânâl...

Resulullah Efendimizi Anmak İbadettir

Resulullah Efendimizi Anmak İbadettir |  görsel 1
Resulullah efendimizi anmak ibadettir Mezhepsizler, Resulullah efendimizi öven ve ondan şefaat isteyen Müslümanlara müşrik damgasını basıyorlar. Bunu açıkça söyleyemedikleri için, mevlide bid’at diyorlar. Resulullahı övmek bid’at olmaz. Bu övgüden ancak, Allah’ı ve Resulünü sevmeyen rahatsız olur; çünkü Allahü teâlâ Onu övmektedir. Kur’an-ı kerimde mealen buyuruluyor ki: (Biz seni âlemlere rahmet olarak gönderdik.) [Enbiya 107] (Biz seni bütün insanlara müjdeleyici ve uyarıcı olarak gönderdik.) [Sebe 28] (Senin için bitmeyen, sonsuz ecir vardır. Elbette sen, en büyük ahlak üzeresin.) [Kalem 3-4] (Allah ve melekleri, Resule salevat getiriyor, iman edenler, siz de salevat getirin.) [Ahzab 56] Erkek kadın karışık olmadan, çalgı ve başka haram karıştırmadan, Allah rızası için mevlid okumak, salevat-ı şerife getirmek, tatlı şeyler yedirip içirmek, hayrat ve hasenat yapmak, böylece, Mevlid gecesinin şükrünü yerine getirmek müstehabdır. Resulullah efendimiz dünyaya gelince, amcası Ebu Leheb’in cariyesi Süveybe, (Kardeşin Abdullah’ın oğlu oldu) diyerek kendisine müjde getirince, sevinmişti. (Ona süt vermek şartı ile, seni azat ettim) demişti. Bunun için, Ebu Leheb’in, her mevlid gecesinde, azabı biraz hafiflemektedir. Mevlid gecesi sevinen, o geceye kıymet veren müminlerin pek çok sevap kazanacağı buradan da anlaşılmaktadır. Hâfız Muhammed ibni Cezeri Şafii diyor ki: (Ebu Leheb rüyada görülüp, ne halde olduğu sorulduğunda, çok azap çekiyorum. Ancak, her yıl, Rebiul-evvel ayının 12. geceleri, azabım hafifliyor. Resulullah dünyaya gelince, müjde veren cariyemi sevincimden azat etmiştim. Bunun i&cc...

Kadınların Yaratılışı

Kadınların Yaratılışı |  görsel 1
 Kadınların Yaratılışı 19. Ey iman edenler! Kadınlara zorla vâris olmanız size helâl değildir. Apaçık bir edepsizlik yapmadıkça, onlara verdiğinizin bir kısmını ele geçirmeniz için de kadınları sıkıştırmayın. Onlarla iyi geçinin. Eğer onlardan hoşlanmazsanız (biliniz ki) Allah'ın hakkınızda çok hayırlı kılacağı bir şeyden de hoşlanmamış olabilirsiniz.    Sual: Kadınlar zayıf yaratıldığı için erkeklere emanet edildiği, erkeğin evde aile reisi olması gerektiği, erkeklerin kadından mesul olduğu, fakat kadının erkekten mesul olmadığı söyleniyor. Böyle bir âyet ve hadis var mıdır? CEVAP Evet vardır. Kur’an-ı kerimde mealen buyuruluyor ki: (Ey iman edenler, kendinizi ve çoluk çocuğunuzu öyle bir ateşten koruyun ki, onun tutuşturucusu insanlarla taşlardır.) [Tahrim 6] (Erkeklerin kadınlar üzerinde, kadınların da erkekler üzerinde hakları vardır. Ancak erkekler, kadınlara göre bir derece üstünlüğe sahiptir.) [Bekara 228] (Erkekler, kadınlar üzerine hâkimdir. Çünkü Allahü teâlâ, bazı kullarını bazısından üstün yaratmıştır.) [Nisa 34] Hadis-i şeriflerde buyuruldu ki: (Kadınları, Allahü teâlânın emaneti olarak aldınız ve onlara yaklaşmanız Allah’ın emri ile helal kılındı. Sizin onların üzerinde hakkınız olduğu gibi, onların da sizin üzerinizde hakları vardır. Yatağınızı kimseye çiğnetmemeleri ve maruf olan hususlarda size baş kaldırmamaları, onlar üzerindeki haklarınızdandır. Onlar, bu haklarınıza riayet ederlerse, maruf üzere rızıklandırılıp giydirilmeleri onların hakkıdır.) [İbni Cerir] (Kadın, kaburga kemiğinden yaratılmıştır. Hiç bir şekilde doğru olamaz. Onu doğrultmaya çalışırsan kırarsın. Kadının kırılması boşanması demektir.) [Buhari] (Kadın zayıf yaratılmış ve avre...

SAHİH BUHARİ HADİSLERİ- KİTÂBÜ`L-HAC -2

SAHİH BUHARİ HADİSLERİ- KİTÂBÜ`L-HAC -2 |  görsel 1
Fasil     :     KİTÂBÜ`L-HAC Konu     :     Remel;Tavafın ilk üç şartından koşmak (remel) Ravi     :     Abdullâh b. Ömer Baslik     :     BAKARA SURESİNİN 158 NOLU ÂYET-İ KERÎMESİNİN SEBEB-İ NÜZÛLÜNE DÂİR HAZRET-İ ÂİŞE`NİN ÂLİMÂNE BİR MÜTÂLÂASI Hadis     :     Şöyle dediği rivâyet edilmiştir: Resûlullâh salla`llahu aleyhi ve sellem tavâf-ı kudûmu (kezâ tavâf-ı rüknü) edâ ederken, (ilk) üç (şavtı) nda remel (ki, meşy-i serî`) ile, dördünde de (mu`tâd üzere) yürürdü. Safâ ile Merve arasında tavâf ederken de Batn-i Mesîl`de (Mîl-i ahdâr hizâsında remelin fevkınde) sa`yederdi. HadisNo     :     808       Fasil     :     KİTÂBÜ`L-HAC Konu     :     Hac menâsikı Ravi     :     Câbir b. Abdullâh Baslik     :     HACCIN ÖMREYE TAHVÎLİNE DÂİR CÂBİR İBN-İ ABDULLÂH RİVÂYETİ Hadis     :     Nebî salla`llahu aleyhi ve sellem Ashâbiyle berâber hacca ihramlandıklarında Nebî salla`llahu aleyhi ve sellem ile Talha`dan bir de Yemen`den gelen Alî radiya`llâhu anh`ten başkasının hedyi yoktu. Alî kurbanını yanında getirmişti. Ve: "Nebî salla`llahu aleyhi ve sellem`in ihrâma girdiği gibi ihramlandım" demişti. (Mekke`ye geldiğmizde) Nebî salla`llahu aleyhi ve sellem Ashâbına: - (İhramlanırken niyet ettikleri) haccı, öm...

SAHİH BUHARİ HADİSLERİ- KİTÂBÜ`L-HAC -1

SAHİH BUHARİ HADİSLERİ- KİTÂBÜ`L-HAC -1 |  görsel 1
Fasil     :     KİTÂBÜ`L-HAC Konu     :     Hac vekâleti Ravi     :     Abdullâh b. Abbâs Baslik     :     HACCIN VÜCÛBUNA DÂİR ABDULLÂH İBN-İ ABBÂS HADÎSİ Hadis     :     Şöyle dediği rivâyet edilmiştir: (Vedâ` haccında) Fadl İbn-i Abbâs, Resûlullâh salla`llâhu aleyhi ve sellem`in redîfi idi. Has`am (kabîlesin) den genç bir kadın (istiftâ için) Resûlullâh`a geldi. Bu sırada Fadl kadına, kadın da Fadl` bakmağa başladı. Nebî salla`llâhu aleyhi ve sellem hemen Fadh`ın yüzünü (eliyle kadından) başka tarafa çevirdi. Kadın: - Yâ Resûla`llâh! Allâh`ın kulları üzerinde hac husûsundaki farîzası babama çok yaşlı ihtiyarlığında erişti. Deve üzerinde duramıyacak bir haldedir. Kendisinden (vekâleten) ben hac edebilir miyim? diye sordu. Resûlullâh: - Evet, vekâleten hac edebilirsin! diye cevab verdi. Bu sual, cevab Haccetü`l-Vedâ` sırasında vâkı` oldu. HadisNo     :     752       Fasil     :     KİTÂBÜ`L-HAC Konu     :     Telbiye Ravi     :     Abdullâh b. Ömer Baslik     :     RESÛL-İ EKREM`İN ZÜ`L-HULEYFE`DE TEHLÎLE BAŞLADIĞINA DÂİR İBN-İ ÖMER HADÎSİ Hadis     :     Resûlullâh salla`llâhu aleyhi ve sellem`in "Zülhuleyfe" de devesine bindiğini, sonra devesi kalkıp doğrulasıya değin (yüksek sesle) telbiye, (Lebbeyke, Allâhüm...

KÜTÜB-İ SİTTE-RUKYE VE TEMİMENİN (MUSKANIN) CEVAZI

KÜTÜB-İ SİTTE-RUKYE VE TEMİMENİN (MUSKANIN) CEVAZI |  görsel 1
RUKYE VE TEMİMENİN (MUSKANIN) CEVAZI 3992 - Hz. Cabir radıyallahu anh anlatıyor: "Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm Beni Amr İbni Hazm'a yılana karşı rukye yapma ruhsatı tanıdı. Biz Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm ile birkilkte otururken bizden bir kimseyi akrep soktu. Bir adam: "Ey Allah'ın Resûlü, buna rukye yapayım mı?" diye sordu. "Sizden kim kardeşine faydalı olabilecekse hemen olsun" buyurdular." Müslim, Selam 60-61, (2198, 2199). 3993 - Hz. Enes radıyallahu anh anlatıyor: "Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm bize, zehire karşı, göz değmesine karşı, nemle kurduna karşı rukye yapmamıza ruhsat tanıdı." Müslim, Selam 58, (2196); Ebu Davud, Tıbb 18, (3889); Tirmizi, Tıbb 15, (2057). 3994 - Ebu Davud'un bir diğer rivayetinde: "Rukye sadece göz değmesine veya zehire veya kesilmeyen kana karşı yapılır" denmiştir. Ebu Davud, 18, (3889). 3995 - Yine Ebu Davud'un Sehl İbnu Huneyf'ten yaptığı bir diğer rivayetinde: "Rukye sadece nefse (insana değen gözden), veya zehire veya sokmaya karşı vardır." Ebu Davud, Tıbb 18, (3888). 3996 - İbnu Abbas radıyallahu anhüma anlatıyor: "Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm, hummâ'ya ve bütün ağrılara karşı şu duayı okumamızı öğretmişti: "Bismillahi'l-Kebiri eûzü billâhi'l-Azimi min külli ırkın na'arın ve min şerri harri'n nâr." "Ulu Allah'ın adıyla, kanla kabaran her bir damardan ve ateş harâretinin şerrinden büyük Allah'a sığınırım." Tirmizi, Tıbb 26, (2076). 3997 - Hz. Ali radıyallahu anh anlatıyor: "Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm bir hastaya geldiği veya kendisine bir hasta getirildiği zaman şu duayı okurdu: "Ey insanların Rabbi, acıyı gide...

Kelime-i tevhidin Fazileti

Kelime-i tevhidin Fazileti |  görsel 1
Kelime-i tevhidin fazileti Sual: Müslüman olan bir kimseye, ilk önce La ilahe illallah, Muhammedün resulullah kelimesinin manasını bilmek ve inanmak farz mıdır? CEVAP Evet farzdır. Bu kelimeye Kelime-i tevhid denir. Kısaca manası, (Allah’tan başka ilah yoktur. Muhammed aleyhisselam da Onun Resulüdür) demektir. Müslümanın her fırsatta söylediği Kelime-i tevhidin fazileti çoktur. Hadis-i şeriflerde buyuruluyor ki: (La ilahe illallah diyen bela ve sıkıntılardan kurtulur.) [Bezzar] (La ilahe illallahı çok söyleyerek imanınızı tazeleyin!) [Taberani] (Amellerin kıymetlisi La ilahe illallah demektir.) [Hakim] (Zikrin [Allah’ı anmanın] en faziletlisi La ilahe illallah demektir.) [Nesai] (La ilahe illallah demek 99 belayı önler. Bunun en aşağısı sıkıntıdır.) [Deylemi] (Benim ve diğer Peygamberlerin dediği en üstün şey, La ilahe illallah sözüdür.) [Tirmizi] (La ilahe illallah diyenin günahları silinir, yerine o kadar sevap yazılır.) [E.Ya’la] (La ilahe illallah Cennetin anahtarıdır.) [İ.Ahmed] (La ilahe illallah diyen, sözünde sadık ise, bütün günahları affedilir.) [İ.Gazali] (Ölüm halindekilere La ilahe illallah söylemesini telkin edin, onları Cennetle de müjdeleyin. Şeytanın insana en yakın olduğu an bu vakittir.) [Ebu Nuaym] (Ağır hastayı, La ilahe illallah demeye zorlamayın, sadece telkinde bulunun.) [Dare Kutni] (Son sözü La ilahe illallah olanın, ruhu kolay çıkar ve o söz kıyamette ona nur olur.) [Hakim] (Ahiret, dünyaya tercih edilince, La ilahe illallah sözü, Allah’ın gazabından korur. Dünya kârını, ahirete tercih eden, La ilahe illallah dediği zaman, Allahü teâlâ, "Yalan söylüyorsun, sözünde sadık değilsin" buyurur.) [Beyhe...

Mahmut Efendi Hz Ks Eserleri

Mahmut Efendi Hz Ks Eserleri |  görsel 1
01. Ruhu’l Furkan Tefsiri: Mahmud Efendi Hazretleri’nin en hacimli eseri, Ruhu’l-Furkan adlı natamam tefsiridir. Tefsir “rivayet” tarzına daha yakındır. Fakat eserde yer yer “işari” manalara da rastlanmaktadır. Ruhu’l-Furkan, içerisinde fıkhi meseleleri barındırması cihetiyle “ahkam tefsiri” özelliğini de taşımaktadır. 02. Sohbetler Kitabı: Mahmud Efendi Hazretleri(Kuddise Sırruhu), İmam-Hatip olarak görev yaptığı İsmailağa Camii başta olmak üzere birçok camide vaaz etmiştir. Pazar günleri sabah namazından sonra Sultan Selim Camii’nde yaptığı sohbetler ise irşad tarihinde ayrı bir yere sahiptir. Sohbetler, sabah namazından sonra olmasına rağmen Camii erken saatlerde dolar geç kalanlar vaazı çevredeki camilerden dinlerlerdi. Misafir hocaefendilerin okuduğu aşırların tefsir edildiği sohbetler işrak vaktine kadar devam ederdi. Sohbetlerde öğrencilerin aldığı notlar 1995 yılından itibaren kitaplaştırılmaya başlandı. 3 yılda hacimli 4 ciltlik bir eser ortaya çıktı. 1998 yılında sona eren sohbetler Hocaefendi’nin rahatsızlığından dolayı bir daha başlayamadı. Konuların vaaz üslubunda ve sade bir dille işlendiği “Sohbetler” kitabı İslamî disiplinlerin kompozisyonundan ibarettir. 03. Risale-i Kudsiyye Tercümesi: Risale-i Kudsiyye, İsmet Efendi Tekkesi’nin kurucusu Mustafa İsmet Efendi tarafından kaleme alınan manzum bir eserdir. Eserde Nakşibendiyye-Halidiyye tarikatının zikir usulleri, prensip ve kaideleri anlatılmakta, İslam Akaidi ile alakalı temel meseleler işlenmektedir. Tarikat-ı Aliyye erbabının bilmesi gereken konuları hikmetli bir dille anlatan eser, İsmet Efendi’den sonra gelen Tekke’nin şeyhleri tarafından müracaat kaynağı olarak görülmüştür. Mahmud Efendi Hazretleri (Kuddise Sırruhu), her sohbetinde Risale-i Kudsiyye&rs...

İslamiyet ve Hayvan Hakları

İslamiyet ve Hayvan Hakları |  görsel 1
islamiyet ve hayvan hakları İnsanlığın örnek alacağı tek sevgili, güzel Peygamberimiz (sav),”..Hayvanların yavrularını bile düşünmüştür. Şefkatli ve merhametli davranılmasını, bakımının iyi yapılmasını, aşağılanmamasını emretmiştir. Keçi sağan bir adama, yavru için süt artırmasını söylemiştir. Kuş yuvalarının bozulmamasını, yumurta ve yavruların alınmasını yasaklamıştır. Sırf zevk ve eğlence maksadıyla yapılan avcılığı hoş görmemiştir…” (1) Hz. Peygamber (sav). “Haksız yere bir serçeyi öldürenden Cenab-ı Hak kıyamet gününde hesap soracaktır.” (2) Enes ibn Malik bir mahallede, bir topluluğun, canlı bir tavuğu hedef alarak dikip ona attıklarını görmüş, demiş ki: “Allah’ın elçisi (sav) canlı hayvanın hedef yapılmasını yasaklı.”(3) Hz.Ömer’in oğlu Abdullah Rasulullah (sav)’in şöyle dediğini nakleder: “Bir kadın, açlıktan ölen bir kedi yüzünden azap edildi. Bu yüzden cehenneme girdi. Allah onu şöyle azarladı: “Sen onu yedirmedin, sulamadın, yer yüzünde nasibini arayıp bulması için onu serbest de bırakmadın.”(4) Fahişe bir kadın, susuzluktan nerdeyse ölecek olan bir köpeğin bir kuyunun başında dolanıp durduğunu gördü. Pabucunu çıkarıp örtüsünü urgan yaparak, pabucuna bağladı. Onunla kuyudan su çıkarıp köpeği suladı. O yüzden affedildi.” (5) Genç bir hanım, üzerinde Müslümanların bir takım eşyalarının da bulunduğu bir deve üstünde bulunuyorken, Nebi (sav)’i görüverdi. Dağ yolunun dar yerine gelmişlerdi. Kadın:”Deeh, Allah’ım bu hayvana lanet et! Deyip hayvanı sürmeye çalıştı.S.A.V: -Lanetlenmiş bir deve bizimle birlikte bulunmasın! Buyurdu. (Bun...

KÜTÜBÜ-SİTTE-HAYIZLI VE HAYIZLIYLA İLGİLİ HÜKÜMLER

KÜTÜBÜ-SİTTE-HAYIZLI VE HAYIZLIYLA İLGİLİ HÜKÜMLER |  görsel 1
HAYIZLI VE HAYIZLIYLA İLGİLİ HÜKÜMLER 3795 - Hz. Enes radıyallahu anh anlatıyor: "Yahudilerin şöyle bir adeti vardı: İçlerinde bir kadın âdet görmeye başlayınca, onunla beraber yiyip içmezler, evlerde beraber oturup kalkmazlardı. Bu durumu Ashab radıyallahu anhüm Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm'a sordular. bunun üzerine Cenab-ı Hak şu ayeti inzal buyurdu. (Mealen): "Ey Muhammed! Sana kadınların aybaşı halinden sorarlar. De ki: "O bir ezadır. Aybaşı halinde iken kadınlardan uzak kalın. Temizlenmelerine kadar onlara yaklaşmayın. Temizlendikleri zaman Allah'ın size buyurduğu yoldan yaklaşın..." (Bakara 222) ayeti üzerine Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm: "Kadınlarınızla nikah (zevciyat muamelesi) dışında her şeyi yapın!" buyurdu. bu ruhsat yahudilere ulaşınca: "Bu adam ne yapmak istiyor? Bize muhalefet etmediği bir şey bırakmadı!" dediler. (Bu sözü işiten) Üseyd İbnu Hudayr ve Abbâd İbnu Bişr radıyallahu anhüma gelerek: "Ey Allah'ın Resulü! yahudiler şöyle şöyle söylüyorlar" diye haber verdiler. "Biz kadınlarla beraber oturup kalkmıyacak mıyız?" dediler. Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm'ın rengi öylesine değişti ki, biz onlara kızdığını zannettik. Onlar da hemen çıkıp gittiler. Derken onlar yolda Resûlullah'a gönderilen hediye sütle karşılaştılar. Resûlullah o sütü hemen bunların peşisıra içmeleri için gönderdi. Böylece anladılar ki, Aleyhissalatu vesselam kendilerine gücenmemiştir." Müslim, Hayız 16, (302); Ebu Davud, Nikah 47, (2165); Tirmizi, Tefsir, Bakara, (2981); Nesai, Taharet 181, (1, 152). 3796 - Hz. Ebu Hüreyre radıyallahu anh anlatıyor: "Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm buyurdular ki: &...

Esma-ül Hüsna - Pc Masa Üstü

Esma-ül Hüsna - Pc Masa Üstü |  görsel 1
http://www.facebook.com/ilminfazileti

Peygamber Efendimiz sav ve Kulluk

Peygamber Efendimiz sav ve Kulluk |  görsel 1
Kulluk Peygamber Efendimiz (asm), her konuda olduğu gibi kulluk ve ubudiyet konusunda da ümmetine örnek olmuş; peygamberliği onun bir beşer olduğu gerçeğini ortadan kaldırmadığı gibi, bir kulun yaratıcısına ibadet etmesi mükellefiyetinden de azade kılmamıştır. Hz. Peygamber (asm) de ümmetin diğer fertleri gibi her türlü emir ve yasağın muhatabı olmuş, hatta bazı durumlarda -mesela gece namazı- bizlere göre sünnet sayılan ek mükellefiyetlerin ona farz olmasıyla daha ağır bir sorumluluk üstlenmiştir. Beni Övmede Haddi Aşmayın Peygamber oluşundan dolayı hiçbir zaman ayrıcalıklı biriymişçesine tavır ve davranışlarda bulunmayan Efendimiz (asm), “Hıristiyanların Meryem oğlu İsa’yı övmede haddi aştıkları gibi, beni övmede siz de haddi aşmayın. Bilin ki ben sadece bir kulum. Benim hakkımda Allah’ın kulu ve elçisidir, deyin.”[1] buyurarak kul olma bilincinde de bizlere güzel bir örneklik sergilemiştir. Ashâb-ı Kiram’ın kendisine hürmeten kullandığı bazı ifadeleri düzelten Allah Resûlü (asm), bir defasında kendisini, “Ey kâinâtın en hayırlısı.” diye çağıran kişiye dönmüş ve “O, İbrahim’di.” demiştir.[2] Başka bir rivayette ise, “Beni Yunus b. Matta’ya üstün tutmayın. Peygamberler arasında tafdil (daha faziletli olduğunu söyleme) yapmayın. Beni, Mûsâ’dan daha hayırlı görmeyin. Ben şüpheye düşme hususunda İbrahim’e göre daha zayıfım. Yusuf’un kaldığı kadar hapiste kalsaydım kralın davetine hemen uyardım.”[3] ifâdeleriyle kendisine aşırı ta’zimde bulunulmasını yasaklamıştır.   Şükreden Bir Kul Olmayayım mı? Hz. Aişe (r.anha) anlatıyor: Peygamberimiz (asm) geceleri mübarek ayakları şişinceye...

Kütübü Sitte KİTABU'Z-ZİKR

Kütübü Sitte KİTABUZ-ZİKR |  görsel 1
KİTABU'Z-ZİKR 1916 - Hz. Ebü Hüreyre (radıyallâhu anh) anlatıyor: "Resülullah (aleyhissalâtu vesselâm) buyurdular ki: "Allah'ın, yollarda dolaşıp zikredenleri araştıran melekleri vardır. AIIahu Teâlayı zikreden bir cemaate rastlarlarsa, birbirlerini "Aradığınıza gelin!" diye çağırırlar. (Hepsi gelip) onları kanatlarıyla kuşatarak dünya semasına kadar arayı doldururlar. Allah, -onları en iyi bilen olduğu halde- meleklere sorar: "Kullarım ne diyorlar?" "Seni tesbih ediyorlar, sana tekbir okuyorlar, sana tahmid okuyorlar. Sana tazim (temcid) ediyorlar" derler. Rabb Teâla sormaya devam eder: "Onlar beni gördüler mi?" "Hayır!" derler. "Ya görselerdi ne yaparlardı?" "Eğer seni görselerdi ibâdette çok daha ileri giderler; çok daha fazla ta'zim, çok daha fazla tesbihde bulunurlardı" derler. Allah tekrar sorar: "Onlar ne istiyorlar?" "Senden, derler, cennet istiyorlar." "Cenneti gördüler mi?" der. "Hayır ey Rabbimiz!" derler. "Yagörselerdi ne yaparlardı?" der. "Eğer görselerdi, derler, cennet için daha çok hırs gösterirler, onu daha ısrarla isterler, ona daha çok rağbet gösterirlerdi." AIlah Teâla sormaya devam eder: "Neden istiâze ediyorlar?" "Cehennemden istiâze ediyorlar" derler. "Onu gördüler mi ?" der. "Hàyır Rabbimiz, görmediler!" derler. "Yagörselerdi ne yaparlardı?" der. "Eğer cehennemi görselerdi ondan daha şiddetli kaçarlar, daha şiddetli korkarlardı" derler. Bunun üzerini Rabb Teâla şunu söyler: "Sizi şâhi...

Allah’ın (c.c) emrine teslim olmak

Allah’ın (c.c) emrine teslim olmak |  görsel 1
 Allah’ın (c.c) emrine teslim olmak İyiliğin gelmesini, kötülüğün gitmesini isteme..   Eğer kısmetinde sana gelecek bir nimet varsa, istesen de gelir, istemesende…. Bela da aynı… Eğer sana gelecek bir bela varsa, kaçsan da gelir, dursan da… İstersen o belanın kalkması için duaya sarıl..İstersen sabret İstersen Allah için kendini bir yere attır; elbette gelecek olan gelir… Sana lazım olan bunların hepsinde Hakka teslim olmaktır. Hepsini ona teslim et. Eğer nimet gelirse şükretmeğe başla!.. Bela da gelirse sabretmeğe çalış. Belayı hoş gör… Onu da bir nevi nimet bil. Gizlemeğe çalış! Gücün yettiği kadar gidermeğe gayret et. Hele onu her yerde anlatmaktan sakın. Allah’ın sana verdiği manevi halin kuvveti ile ve gittiğin yolun icabı olarak bunları yapmak mecburiyetindesin.   Öyle bir yoldasın ki, Hak’ka taatla ve her şeyi hoş görmekle emrolunmuşsun. Ancak böyle refik-i Ala’ya çıkabilirsin. Bu hale gelince senden evvelkilerin yerine makamına varırsın.    Senden evvel padişaha gidenleri ve yaklaşanları orada bulursun. Onun yanında her iyilik yolunu, rahatı, kerameti ve nimeti görürsün; kavuşursun. Belayı bırak gelsin, seni ziyaret etsin… Yolunu aç. Kapama. Önünde durma. Sana gelmesinden ve seni yoklamasından korkma. Nasıl olsa, onun ateşi cehennemin ateşinden daha şiddetli değildir. Yaratılmışın hayırlısı, yerin yüklendiği, semanın gölgelendirdiği, varlığın gözdesi Efendimiz Muhammed Mustafa (s.a.v.) den şöyle bir Hadis,i şerif rivayet edilmiştir. - “ Kıyamet günü cehennemin üzerinden geçildiği zaman, cehennem bağıracak, çabuk geç! Ey mümin nurun alevimi söndürdü.” O cehennemin ateşini söndüren n...

Kütübü Sitte - ARKADAŞ

Kütübü Sitte - ARKADAŞ |  görsel 1
ARKADAŞ 2157 - İbnu Ömer (radıyallâhu anhümâ) anlatıyor: "Resülullah (aleyhissalâtu vesselam) buyurdular ki: "İnsanlar yalnızlıktaki (mahzuru) benim kadar bilselerdi, hiçbir atlı tek başına bir gececik olsun yol yapmazdı." Buhârî, Cihâd 135; Tirmizî, Cihâd 4, (1673). 2158 - Said İbnu'l- Müseyyeb (rahimehullah) anlatıyor: "Resülullah (aleyhissalâtu vesselâm) buyurdular ki: "Şeytan tek başına olanla, iki kişi beraber olana sıkıntı verir. Eğer üç kişi olurlarsa onlara sıkıntı veremez." Muvatta, İsti'zân 36, (2, 978). 2159 - Amr İbnu Şuayb an ebîhî an ceddihi (radıyallâhu anh) tarikinden naklediyor: "Resülullah (aleyhissalâtu vesselâm) buyurdular ki: "Bir atlı bir şeytandır, iki atlı iki şeytandır, üç atlı bir gruptur." Muvatta, İsti'zân 25, (2, 978); Ebü Dâvud, Cihad 86, (2607); Tirmizî, Cihâd 4, (1674). 2160 - Ebü Hüreyre (radıyallâhu anh) anlatıyor: "Resülullah (aleyhissalâtu vesselâm) buyurdular ki: "Bir sefere üç kişi beraber çıkınca birini emîr (başkan) yapsınlar." Ebü Dâvud, Cihâd 87, (2609).  http://www.facebook.com/ilminfazileti.islamandmuslims ARKADAŞA YARDIM 2166 - Ebü Saîd (radıyallâhu anh) anlatıyor: "Resülullah (aleyhissalatu vesselam) buyurdular ki: "Kimin yanında fazla hayvan varsa, onu hayvanı olmayana versin. Kimin de fazla azığı varsa onu azığı olmayana versin." Resülullah, bazı mal çeşitlerini bu suretle saymaya devam etti. Öyle ki, bizden hiç kimsenin (yol sırasında) herhangi bir fazlalıkta hakkı olmadığı düşünvesine vardık." Müslim, Lukata 18, (1728); Ebü D&aci...

KÜTÜBİ SİTTE - İSLÂM ÜMMETİNİN FAZİLETİ

KÜTÜBİ SİTTE - İSLÂM ÜMMETİNİN FAZİLETİ |  görsel 1
İSLÂM ÜMMETİNİN FAZİLETİ 4472 - Hz. Ebu Musa radıyallahu anh anlatıyor: ""Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm buyurdular ki: "Müslüman, yahudi ve hıristiyanların meseli şuna benzer: Bir adam var, bir grub kimseyi ücretli olarak tutmuş; kendisi için belli bir ücret mukabilinde, geceye kadar çalıştırıyor. Bunlar gündüzün yarısına kadar çalışıp: "Bize şart koştuğun ücrete ihtiyacımız yok. (Biz gideceğiz.) Şu ana kadar yaptığımız iş için de para istemiyoruz" derler. Adam onlara: "Böyle yapmayın, işin geri kalan kısmını da tamamlayın ve ücretinizi tam olarak alın!" diye rica eder. Ancak onlar buna yanaşmazlar ve terkedip giderler. Adam onlardan sonra işi için başkalarını ücretle tutar. Onlara: "Şu gününüzü tamamlayın, öncekilere vaadettiğim ücreti size tam olarak vereyim!" der. Bunlar ikindi vaktine kadar çalışırlar. O zaman: "İşin senin olsun, yaptığımız çalışmanın ücretini de istemiyoruz. (Çalışmayı terkediyoruz)!" derler. Adam onlara da: "İşinizin geri kısmını tamamlayın, şurada az bir zamanınız kaldı" diye rica eder, ancak onlar dinlemeyip giderler. Adam geri kalan zamanda çalışmaları için yeni işçiler tutar. Bunlar da geri kalan zamanda çalışmaları için yeni işçiler tutar. Bunlar da geri kalan zamanda güneş batıncaya kadar çalışırlar ve önceki iki grubun ücretini de alırlar. İşte bu, onların ve bu nurdan kabul ettikleri miktarın meselidir." Buhari, İcare 11, Mevâkitu's-Salat 17. 4473 - İbnu Ömer radıyallahu anhüma anlatıyor: ""Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm buyurdular ki: "Sizden önce geçen ümmetlere nazaran sizin bekân...

HZ HIZIR AS VE DUASI

HZ HIZIR AS VE DUASI |  görsel 1
HZ HIZIR AS İbrahim aleyhisselamdan sonra yaşamış bir peygamber veya velî. Avrupa ve Asya kıtalarına hâkim olan Zülkarneyn aleyhisselamın askerinin kumandanı ve teyzesinin oğludur. İsminin, Belkâ bin Melkan, künyesinin Ebü’l-Abbâs olduğu ve soyunun Nûh aleyhisselamın Sam isimli oğluna dayandığı bildirilmiştir. Bâzıları da Hızır aleyhisselamın İsrailoğullarından olduğunu söylemişlerdir. Hızır lakabıyla meşhur olmasının sebebi, kuru bir yere oturup kalktığı zaman, oranın yeşerip yemyeşil olmasından dolayıdır. Sahîh-i Buhârî’de bildirilen bir hadîs-i şerîfte Peygamber efendimiz; “Hızır (aleyhisselam), otsuz kuru bir yerde oturduğunda, o yer birdenbire yemyeşil olur, peşi sıra dalgalanırdı.” buyurdu. Musa aleyhisselamla görüşüp yolculuk yaptı. Fakat vefatından sonra rûhu insan şeklinde gözüküp, garîblere yardım etmektedir. Hızır aleyhisselam, Allahü teâlânın sevgili kullarındandı. Doğdu, büyüdü ve vefat etti. Ancak Allahü teâlâ onun rûhuna insan şeklinde görünmek ve kıyâmete kadar yardım isteyen Müslümanların imdâdına yetişmek, yardım etmek, konuşmak, ilim öğrenmek ve öğretmek özelliklerini verdi. Bâzı âlimler “nebî” (peygamber), bâzı âlimler de “velî”dir dediler. Hızır aleyhisselamda, yaşayan insanlarda görülen hâller bulunduğu için yaşıyor zannedilmektedir. Hızır aleyhisselam, güzel ahlâk sâhibi, cömert ve insanlara karşı çok şefkatliydi. Allahü teâlânın izni ile kerâmet ehli olup, kimyâ ilmini bilirdi. Hak teâlânın bildirmesiyle ledünnî ilme sâhipti. Hızır aleyhisselamın Musa aleyhisselam ile buluşması, görüşmes...

CİHAD VE MÜCAHİDLERİN FAZİLETİ

CİHAD VE MÜCAHİDLERİN FAZİLETİ |  görsel 1
CİHAD VE MÜCAHİDLERİN FAZİLETİ 962 - Hz. Osman (radıyalahu anh) anlatıyor: "Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm)'ı dinledim şöyle diyordu: "Allah yolunda bir günlük ribât, diğer menzillerde (Allah yolunda geçirilen) bir günden daha hayırlıdır." Tirmizî, Fedâilu'l-Cihâd 26; ( 1667, 1664, 1665); Buharî, Cihâd 73; Müslim, İmaret 163; İbnu Mâce, Cihâd 7, Nesaî, Cihâd 39, 6, 39). 963 - Fadâle İbnu Ubeyd (radıyalahu anh) anlatıyor: "Her ölenin ameline son verilir, ancak Allah yolunda ölen murâbıt müstesna. Çünkü onun ameli kıyamet gününe kadar artırılır. Ayrıca o, kabir azabına da uğratılmaz." Tirmizî, Fedâilu'1-Cihad 2,(1621); Ebu Dâvud, Cihâd 16, (2500). 964 - Tirmizî'nin rivayetinde şu ziyade mevcuttur: "Gerçek mücâhid, nefsiyle cihad edendir." Fedâiıu'l-Cihad 2, (1621). 965 - Hz. Enes (radıyalahu anh) anlatıyor: "Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm) buyurdular ki: "Öğleden evvel veya öğleden sonra bir kerecik Allah yolunda yola çıkış, dünya ve içindeki her şeyden daha hayırlıdır." Buharî, Cihad 5, 6, 73, Rikak 2, 51; Müslim, İmâret 112- 115, (1880); Tirmizî, Fedâilu'l-Cihâd 17, (1648, 1649, 1651); Nesâî, Cihâd 11, 12,(6,15); İbnu Mâce, Cihad 2,(2755-2757). 966 - Ebu Hüreyre (radıyalahu anh) anlatıyor: "Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm) buyurdular ki: "(Müslüman erkeklerden) kim, Allah yolunda, ilâ-yı kelimetullah için, devenin iki sağımı arasında geçen müddet kadar savaşacak olsa cennet kendisine vacib olur." Tirmizî, Fedâil...

ALLAH KORKUSUYLA AĞLAMAK-AF VE MAĞFİRET

ALLAH KORKUSUYLA AĞLAMAK-AF VE MAĞFİRET |  görsel 1
ALLAH KORKUSUYLA AĞLAMAK 7242 - Abdullah İbnu'z-Zübeyr radıyallahu anhüma'nın anlattığına göre, "Kendilerinin müslümanlığı kabul etmeleri ile, Allah'ın onları azarladığına dair (şu) ayetin inmesi arasında dört yıldan fazla zaman olmamıştır." "Onlar, daha önce kendilerıne kitap verilen ve zaman geçtikçe kalpleri katılaşan kimseler gibi olmasınlar. Çünkü onların çoğu yoldan çıkmış kimselerdi" (Hadid 16). 7243 - Hz. Ebu Hureyre radıyallahu anh anlatıyor: "Resülullah aleyhissalâtu vesselâm buyurdular ki: "Çok gülmeyin, çünkü çok gülmek kalbi öldürür." 7244 - Berâ radıyallahu anh anlatıyor: "Biz Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm'la birlikte bir cenazede beraberdik. Aleyhissalâtu vesselâm kabrin kenarına oturup ağladılar, öyle ki (göz yaşlarıyla) toprak ıslandı. Sonra da: "Ey kardeşlerim İşte (başımıza gelecek) bu aynı (ölüm hadisesi) için iyi hazırlanın" buyurdular." 7245 - Abdullah İbnu Mes'ud radıyallahu anh anlatıyor: "Resülullah aleyhissalâtu vesselam buyurdular ki: "Sinek başı kadar bile olsa, gözünden Allah korkusuyla yaş çıkan ve bu yaşı yanak yumrusuna değecek kadar akan hiçbir mü'min kul yoktur ki, Allah onu (ebedi) ateşe haram etmesin!" 7246 - Hz. Muaviye İbnu Ebi Süfyan radıyallahu anhüma anlatıyor: "Resülullah aleyhissalatu vesselâm buyurdular ki: "Ameller kap(ta bulunan madde) gibidir. En aşağısı (yani dipteki kısım) güzelse en yukarısı (yani üst kısmı) da güzel olur; en aşağısı bozulursa en üstü de bozulur." 7247 - Hz. Ebu Hureyre radıyallahu anh anlatıyor: "Resûlullah aleyhissalâtu vesselâ...


islami forum



Bilx.net
Get  our toolbar!

Kabeden Canlı Yayın