سْــــــــــــــــــمِ ﷲِالرَّحْمَنِİlminfazileti islamic sciences-İslami İlimler

>
English (US) Deutsch Français Русский 中文(简体) Português Italiano 日本語 한국어 Español
LA TAHZEN İNNALLAHE MEANA


İNCİL, TEVRAT ve KUR’AN-I KERİM

İNCİL, TEVRAT ve KUR’AN-I KERİM |  görsel 1
      Fransız yazarlardan Charles Mismer’in“Soirées de Constantinople”adlı eserinde Kur’an-ı Kerim’in bir ilim ve medeniyet kaynağı olduğunu şu sözlerle ifade etmektedir: -“Hırıstiyanlar bilinçlenince hırıstiyanlıktan, Müslümanlar da cahil kalınca islamiyetten alakaları kesilir.” -“Hırıstiyanlığın yayılışından on beş asır sonra teşekkül etmiş Avrupa uygarlığı, nasıl olur da Hırıstiyanlığa izafe edilebilir? Bugüne kadar yeryüzünde görülen en parlak cihana şamil bin küsur yıllık bir İslam medeniyetinin  başlıca ve tek âmili bir Kur’an esası olduktan sonra, bugünkü Müslüman toplumların cehaleti ve geri kalmışlığı nasıl olur da İslama mal edilebilir?”      Şüphesiz ki, hem Kur’an ve hem de diğer semavi kitablardan olan İncil ve Tevrat’ta Allahu tealanın gönderdiği İlahi vahiylerdendir. Ancak; Tevrat ve İncil, insanlar tarafından zaman zaman üzerinde değiştirmelere maruz kalmış olduğundan, bugün değişime uğramamış İncil ve Tevrat yoktur. Kur’an-ı Kerim’i ise, bizzat Allahu teala, kıyamete dek koruyacağına dair söz vermiş olduğundan, O’nun bir harfi dahi değiştirilmeden günümüze dek ulaşmıştır. Kur’an mucizevi bir İlahi kitabtır.  Peygamber(sallallahu aleyhi ve sellem ) zamanında Arab edebiyatı, bilhassa şiir zirveye çıkmıştı. Arab edebiyatını iyi bilenler Kur’an’ın söz ve cümleleri ifade gücü karşısında acze düştüler. Teknolojinin sıfıra yakın olduğu o devirde teknolojinin verileri ile açığa çıkan keşifleri Kur’an, açık ifadeler ile belirtmiş olsaydı, bu o zamanki inkarcıların alay ve inkarını artırabilirdi. Allahu teala, bu sebepledir ki, her konunun sırrını uzmanı olan alim kimselere açı...

ilminfazilieti

ilminfazilieti |  görsel 1
http://www.ilminfazileti.blogcu.com

93 YIL ÖNCE KÜRTAJ İÇİN NE DEDİLER?

93 YIL ÖNCE KÜRTAJ İÇİN NE DEDİLER? |  görsel 1
93 yıl aralarında Mehmet Akif ve Said Nursi'nin de üyeleri arasında yer aldığı Darü'l Hikmet'il İslamiye teşkilatı kürtajla ilgili beyanname yayımlamış... Başbakan Erdoğan’ın “Kürtaj cinayettir” açıklamasıyla başlayan tartışmada son noktayı Diyanet İşleri Başkanı Prof. Dr. Mehmet Görmez de geçtiğimiz gün yaptığı açıklamayla koydu. Görmez de “Kürtaj cinayettir ve haramdır” diyerek Diyanet’in tavrını net biçimde açıkladı. Kürtajın İslam’a göre “haram” ve “cinayet” olduğuna dair son noktanın aslında 93 yıl önce aralarında Bediüzzaman Said-i Nursi’nin de olduğu Dârü’l-Hikmet’il-İslâmiye isimli teşkilat tarafından konduğu ortaya çıktı. Gazeteci-yazar Sadık Albayrak’ın ilk baskısını 1974 yılında yaptığı ve 1998 yılında da genişlettiği “Son Devrin İslâm Akademisi” isimli kitapta, kürtajla ilgili çok çarpıcı bir belgeden söz ediliyor. 25 Ağustos 1918 tarihinde V. Mehmet Reşat ve Şeyhülislâm Musa Kâzım Efendi zamanında; Dârü’l-Hikmeti’l-İslâmiye isimli teşkilat, son devirlerde gerek Osmanlı İmparatorluğu ve gerekse İslâm Âleminde ortaya çıkan bir takım dinî meselelerin halli ve İslâm’a yapılan hücûmların İslâm ahkâmına göre cevaplandırılması amacıyla kurulmuş. İşte Albayrak kitabında o teşkilata dair çarpıcı belgeler açıklamış. Teşkilatın amacına ilişkin ise Albayrak kitabında şu ifadelere yer vermiş: “Osmanlı İmparatorluğu’nun karışık ve Batı hayranlığının devlet müesseselerinin her kademesinde revaçta olduğu bir zamanda ahlâk ve imânı elde tutmak bu teşkilâtın en başta gelen vazifelerinden biri idi. Mekteplerde tale...

Mahmut Efendi Hz Cübbeli Ahmet Hoca Buluşması

      Mahmut Efendi Hz Cübbeli Ahmet Hoca

ilminfazileti.blogcu.com

ilminfazileti.blogcu.com |  görsel 1
Türkiyenin en kapsamlı dibi blogu http://www.ilminfazileti.blogcu.com

Mir’aç ve Hz. Ebû Bekir Sıddîk (r.a)

Mir’aç ve Hz. Ebû Bekir Sıddîk (r.a) |  görsel 1
Mir’aç ve Hz. Ebû Bekir Sıddîk (r.a) Hz. Peygamber [s.a.v], Mi‘rac hadisesinin gerçekleştiği sabah, Kâbe’nin Hicr denilen yerine gidip ayakta durdu, müşriklere yaşadıklarını anlattı. Hiçbiri inanmadı. Resûlullah [s.a.v], üzgün bir halde bir tarafa çekilip oturdu. Bu sırada Ebû Cehil çıkageldi. Söylenenleri duymuştu. Onunla alay etmek istiyordu. Mescid-i Aksâ’yı sordu; kapısını, penceresini, duvarlarını, direklerini her şeyi Peygamber Efendimiz de [s.a.v] en ince ayrıntısına kadar anlattı. Çünkü Rabbimiz o anda Mescid-i Aksâ ile aradaki perdeleri kaldırıvermişti. Müşrikler şaşkınlığa düştüler. Fitne krizlerine tutulup deli divane oldular. Kimi, ellerini duymamak için çırpıyor; imanı zayıf olanlardan irtidad edenler oluyor; bu olağanüstü mucizeyi bir türlü akıllarına sığdıramıyorlardı. Bunun üzerine müşriklerden bir kısmı, “Ey Muhammed! Sen bize kervanlarımızdan haber ver. O bizim için Mescid-i Aksâ’dan daha önemli. Sen onlara rastladın mı?” dedi. Resûlullah [s.a.v], “Evet, vallahi filan oğullarına rastladım. Bir deve kaybetmiş, onu arıyorlardı. Onların kafilesi şu anda Ten‘îm yokuşundan iniyor. Kafilenin önünde de, siyah renkli erkek bir deve var” dedi. Kureyşliler, koşarak Ten‘îm yokuşuna doğru gittiler. Verilen haberleri yalan çıkarmak umuduyla beklemeye başladılar. Fakat kervan göründüğünde hayal kırıklığına uğramışlardı. Sordukları tüm sorular doğru cevaplandığı gibi bir de kervan hakkında verilen haberler doğru çıkmıştı. Fakat söyledikleri, “Bu apaçık bir sihir” demekten ibaret oldu. Resûlullah’ın [s.a.v] anlattıklarına inanmayan bazı kimseler hemen onun en yakın arkadaşı Hz. Eb...

MİRAC

MİRAC |  görsel 1
MİRAC Arapça'da merdiven, yukarı çıkmak, yükselmek anlamlarını dile getirir. İslam'da Hz. Peygamber (s.a.s)' in göğe yükselerek Allah'ın huzuruna kabul edilmesi olayı. Mirac olayı hicretten bir yıl ya da onyedi ay önce Receb ayının yirmi yedinci gecesi gerçekleşir. Olayın iki aşaması vardır. Birinci aşamada Hz. Peygamber (s.a.s) Mescidül-Haram'dan Beytü'l-Makdis'e (Kudüs) götürülür. Kur'an'ın andığı bu aşama, gece yürüyüşü anlamında isra adını alır. İkinci aşamayı ise Hz. Peygamber (s.a.s)'in Beytü'l-Makdis'ten Allah'a yükselişi oluşturur. Mirac olarak anılan bu yükselme olayı Kur'an'da anılmaz, ama çok sayıdaki hadis ayrıntılı biçimde anlatılır. Hadislerde verilen bilgiye göre Hz. Peygamber (s.a.s), Kâbe'de Hatim'de ya da amcasının kızı Ümmühani binti Ebi Talib'in evinde yatarken Cebrail gelip göğsünü yardı, kalbini Zemzem ile yıkadıktan sonra içine iman ve hikmet doldurdu. Burak adlı bineğe bindirilerek Beytü'l-Makdis'e getirildi. Burada Hz. İbrahim, Hz. Musa, Hz. İsa ve diğer bazı peygamberler tarafından karşılandı. Hz. Peygamber (s.a.s) imam olarak diğer peygamberlere namaz kıldırdı. Hz. Peygamber (s.a.s), Beytü'l-Makdis'te kurulan bir Mirac'la ve yanında Cebrail olduğu halde göğe yükselmeye başladı. Göğün birinci katında Hz. Adem, ikinci katında Hz. İsa ve Yahya, üçüncü katında Hz. Yusuf, dördüncü katında Hz. İdris, beşinci katında Hz. Harun, altıncı katında Hz. Musa ve yedinci katında Hz. İbrahim ile görüştü. Cebrail ile birlikte yükseliş Sidretü'l-Münteha'ya kadar sürdü. Cebrail, "Buradan bir parmak ucu ileri geçecek olursam yanarım" diyerek Sidretü...

MİRAC KANDİLİNİZ MUBAREK OLSUN

MİRAC KANDİLİNİZ MUBAREK OLSUN |  görsel 1
ALLAHÜMME SALLİ ALA SEYYİDİNA MUHAMMEDİN  VE ALA ALİ SEYYİDİNA MUHAMMED

İBRAHİM SURESİ

İBRAHİM SURESİ |  görsel 1
Kuran-ı Kerim İbrahim Suresi

Dünyanın En Kapsamlı Dini Sitesi www.ilminfazileti.blogcu.com

Dünyanın En Kapsamlı Dini Sitesi www.ilminfazileti.blogcu.com |  görsel 1
Dünyanın En Kapsamlı Dini Sitesi http://www.lminfazileti.blogcu.com

ÇOK ŞIK İSLAMİ PC MASA ÜSTÜ RESMİ

ÇOK ŞIK İSLAMİ PC MASA ÜSTÜ RESMİ |  görsel 1
ÇOK ŞIK İSLAMİ PC MASA ÜSTÜ RESMİ

40 Hadis 40 Yorum

40 Hadis 40 Yorum |  görsel 1
  HADİS kİTABINI OKUMAK VE İNDİRMEK İÇİN ALTTAKİ LİNK'e TIKLAYINIZ http://www.diyanet.gov.tr/turkish/hadis/40hadis40yorum/40hadis40yorum_output/web/index.html

Gerçek İncil Barnabas İncili Hz İsa as.ve Peygamber Efendimiz

Gerçek İncil Barnabas İncili Hz İsa as.ve Peygamber Efendimiz |  görsel 1
Mesih Denilen, Allah'ın Dünyaya Gönderdiği Yeni Peygamber İsa'nın Gerçek Kitabı: Havarisi Barnabas'ın Anlatımına Göre; Mesih denilen Nasıralı İsa'nın havarisi Barnabas, yeryüzünde oturan herkese barış, huzur ve teselli diler. Pek sevgili, yüce ve ulu Allah, büyük öğretme ve mucizeler merhametinden şu son günlerde peygamberi İsa Mesih aracılığıyla bizi ziyaret etmiştir. Şeytan tarafından aldatılan pek çokları, dindarlık maskesi altında en dinsiz akideyi vaaz ederek,   Allah'ın oğlu demekte, Allah'ın sonsuza değin emrettiği sünnet olmayı red etmekte ve her türlü kirli etin yenmesine izin vermekte olduğundan,  bunlar arasında bulunan, kendinden üzüntü duymadan söz edemediğim Pavlus da aldatılmıştır.  Kurtulasınız, şeytan tarafından aldatılmayasınız ve Allah'ın hükmü önünde hüsrana uğramayasınız diye İsa ile yaptığım konuşma ve görüşmelerde gördüğüm ve duyduğum gerçeği yazıyorum. Bu nedenle, sana yazdığımın aksine yeni akideyi vaaz edecek herkese dikkat et ki, ebedi kurtuluşa eresin. Yüce Allah seninle olsun, seni şeytan'dan ve her şerden korusun.  Amin.      1.     Melek Cebrail'in Bakire Meryem'e İsa'nın doğuşunu bildirmesi Bu son yıllarda, Yahudi (-İsrail oğulları-) kavmi' nin Davud soyundan Meryem adında bir bakire, Allah'ın gönderdiği melek Cebrail tarafından ziyaret edildi. Günahsız, ayıpsız, namazı kılıp oruç tutarak tam kutsal bir hayat süren bu bakire bir gün yalnızken odasına melek Cebrail girdi ve «Allah seninle olsun, ey Meryem» diye onu selamladı. Bakire, meleği görünce ürktü; fakat melek şöyle diyerek onu rahatlattı; «Korkma Meryem; çünkü sen, seni kalp gerçeğiyle kanunlarına gö...

Ebu Hasan Şazeli'den (K.s.) Dualar ve Nasihatler

Ebu Hasan Şazeli'den (K.s.)

Ya İlahi - Grup Derman

Ya İlahi

LAİLAHE İLLALLAH MUHAMMEDEN RESULULLAH PC MASA ÜSTÜ

LAİLAHE İLLALLAH MUHAMMEDEN RESULULLAH PC MASA ÜSTÜ |  görsel 1
PC MASA ÜSTÜ Resmin üstüne sağ tıkla  masa üstü arka plan olarak ayarla

ADEM (A.S) VE İBLİS

ADEM (A.S) VE İBLİS |  görsel 1
BİSMİLLAHİRRAHMANİRRAHİM     ...İnsan çok mücadelecidir. (Keyf Suresi 54)     Bu ayeti kerimenin mucibince mahşerde kendisiyle,etrafı ve meleklerle, Mevla ile, Cehennemde iblis ile, Cehennem bekçisi Malik ile yapacağı mücadelelerle maruf (bi-linmiş)  olan insanın tarifinde geçen hata ve nisyan (unutmak) kelimeleri üzerinde biraz duralım.          İnsanın özünde (mayasında-hamurunda ) hem takva hem de fucur (haktan meyledip, insafı terketmek) vardır.          Allah (c.c) o nefse fucurunuda takvasınıda ilham etti (Şems Suresi 7) Yani her insanda Ebu Cehilin derecesine düşme tehlikesi ile (hakikaten olmasada ) Ebu Be- kr-i  Sıddık olma özelliği vardır.          Allahu Teala insana hak ve şer yolunu gösterip "ister şükredici olsun, ister nankör olsun" (İnsan Suresi 3) buyurarak, insanı kabir kapısına kadar hür bırakmıştır.     Yani insan istersen içine bırakılan fucur tohumunu sulayıp zakkum çıkarsın, isterse takva tohumunu sulayıp cennet çıkarsın.     Adem (A.S) içinde filizlenen fucur tohumu sebebiyle, her ne kadar unutarakta olsa Mevlanın emrine karşı gelince,  cennette ebediliği arzularken dünyada ölüme mahkum oldu.Fakat hatasını itirafla beraber pişmanlığı ve zellesinde israr etmemesi onu (A.S) yeryüzünde Allah'ın (C.C) halifesi yaptı.     Demek ki hatada ısrar etmemek adamı Adem yapar .Tıpkı  hatada ısrar etmenin kişiyi şeytanlaştıracağı gibi!.. Zira İblis Nuh (A.S) tufanından sonra geminin arka güvertesinde otururken Nuh (A.s) kendisini görünce  "Ey İblis bunca insanın helakına sebep oldun gel tevbe et kendinide helak etme" deyince b...

Ezanın Manası

Ezanın Manası |  görsel 1
  Osmanlı’nın son dönemlerinde yaşayan büyük veli ve âlim Abdurrahman Tâhî (k.s) anlatıyor: Gavs-ı Hizânî (k.s) bize ezanın manasını ve işitildiği vakit şöyle düşünmek gerektiğini öğretti. Allahüekber: Allah ibadet ve taate ihtiyacı olmaktan yücedir. Eşhedü en lâ ilâhe illallah: O’ndan başka ibadete layık yoktur. Eşhedü enne Muhammeden Resûllullah: Peygamberlerin dediği haktır ki, namaz kılmak farzdır. Kul için kıldığı namazın sevabı vardır. Bırakınca ise acıklı bir azap ve büyük mahrumiyet vardır. Hayye ale’s-salâh: Namaza gel ki o büyük sevaba kavuşasın. Hayye ale’l-felâh: Namaza gel ki acıklı azaptan kurtulasın. Ezanın bu kısmında şöyle demek gerekir: “Lâ havle ve lâ kuvvete illâ billâh”. Yani, yüce Allah’tan başka itaat etmeye, azaptan kurtulmaya yardım eden yoktur. Müezzinin tekrar “Allahüekber” demesi, yani Allah senin ibadetine muhtaç olmaktan yücedir, eğer dinleyiciyi biraz gevşekliğe sevkederse de … Lâ ilâhe illallah sözü; yani ibadete layık olan yalnız Allah’tır. O seni azaptan kurtaracaktır. İşte bu güzel söz gevşekliği giderir. Kaynak: Sıbgatullah Arvâsî, Minah

Gizli Ordu

Gizli Ordu |  görsel 1
   Nakşibendî yolunun büyüklerinden Hâce Ubeydullah Ahrar k.s. hazretlerinin Orta Asya’dan tayy-i mekân ile (bir anda uzun mesafe kat ederek) İstanbul’un fethine iştirak ettiği anlatılır. Bu olayın farklı yerlerden şahitleri vardır: Torununun oğlu Hâce Muhammed Kâsım k.s. anlatıyor: “Ubeydullah Ahrar hazretleri, Perşembe günü öğleden sonra aniden atının hazırlanmasını emretti. Atına binip süratle Semerkand’dan dışarı çıktı. Mevlâna Şeyh adıyla tanınan bir talebesi onu bir müddet takip etti. Ubeydullah Ahrar hazretlerinin, atının üzerinde bir sağa, bir sola meylinden sonra kaybolduğu haberini verdi. Ubeydullah Ahrar hazretleri bir müddet sonra döndü. Talebeleri, heyecanla bu ani yolculuğun hikmetini sordular. O da: – Türk sultanı Mehmed Han, Allah Tealâ’ya dua ederek benden istimdad, yardım istedi. Ben de ona yardım etmeye gittim. Allah Tealâ’nın izni ile zafer müyesser oldu, buyurdular.” Aynı kerameti Horasan’dan gelip İstanbul’u ziyaret eden Ubeydullah Ahrar hazretlerinin torunu Hâce Abdülhâdî k.s. ise şöyle anlatır: “İstanbul’a gittiğimde Sultan II. Bayezid, dedem Ubeydullah Ahrar’ın şekil ve şemailini tarif etti, boz bir atının olup olmadığını sordu. Ben de anlattım. Bunun üzerine şöyle dedi: – Babam Fatih Sultan Mehmed anlattı: – Fethin en şiddetli zamanında Rabbime iltica ederek, zamanın kutbunun imdada yetişmesini istedim. Şu şu vasıfta, bir beyaz atın üzerinde karşıma geldi: – Ey Sultan Mehmed, korkma, zafer senindir, buyurdu. Hazret’e: – Nasıl korkmayayım kâfir ordusu çok kalabalık, dedim. O da bana cübbesini açarak: – İçine bak, dedi. Hayretle cübbesinin içinden kalabalık bir...

Üç Ayları Nasıl Değerlendirmeliyiz?

Üç Ayları Nasıl Değerlendirmeliyiz? |  görsel 1
    Bu aylar ve bu aylarda yer alan bu mübarek geceler, duaların Allah’a arzedilmesi, pişmanlık göz yaşlarıyla günahların silinmesi, yapılan ibadetlere verilen sevabın katlanması bakımından birer büyük fırsattır. Peki, bizler bu zaman dilimini nasıl değerlendirmeliyiz? 1. Öncelikle böyle zamanlarda kulluğumuzu gözden geçirerek, eksik ve hatalarımızı ele almalı ve bunları düzeltebilmenin yollarını aramalıyız. Yani hesaba çekilmeden önce burada kendimizi hesaba çekmeliyiz ki, ahiretteki hesabımız kolay olsun. 2. Üç ayları günahlarımızın affı için bir fırsat bilmeli ve bol bol tövbe ve istiğfarda bulunmalıyız. Özellikle müslümanların içinde bulunduğu sıkıntıları düşünerek dua edip Allah’a yalvarmalıyız. 3. Eğer kazâ namazlarımız varsa bunları kılma yoluna gitmeli, kazâ namazımız yoksa bile, çokça nâfile namaz kılmaya çalışmalı ve özellikle geceleri iyi değerlendirmeliyiz. 4. İmkânımız nisbetinde çokça Kur’an okumalıyız. 5. Akrabalarla, komşularla ve dostlarımızla olan ya-kınlığımızı bir kat daha artırmalı ve yapacağımız ziyaretlerle onların gönlünü almalıyız. 6. Etrafımızdaki fakir fukaraya yardım etmeli, imkânı-mız ölçüsünde sadaka vermeli, fakir öğrencilerin okuması için onların elinden tutmalıyız. Çünkü bu zaman dilimlerinde vereceğimiz sadakalar veya zekâtlar bize kat kat sevap getirecektir. Üç aylar ve mübarek geceler, öncelikle Rabbimiz’e, ailemize, akrabalarımıza ve ülkemize karşı görev ve sorumluluklarımızı hatırlatmalı, hatalarımızdan ve günahlarımızdan tövbe etmemize vesile olmalıdır. Nitekim yüce Allah, engin rahmetine sığınıp tövbe etmemizle ilgili ol...

Niyet Yüce Allah’ın Rızası Olunca

Niyet Yüce Allah’ın Rızası Olunca |  görsel 1
  Ahmed Haznevî hazretlerinin (k.s) halifesi Seyyid Abdülhakim Bilvânisî hazretleri (k.s) şöyle anlatıyor: Şah-ı Hazne (Ahmed Haznevî) (k.s) irşada başlayıp şöhreti etrafa yayılınca onun dergâhına çok sayıda insan akın etmeye başladı. O zamanlar Suriye’de çok şeyh vardı. Bunlardan kimisi gerçekten veli zatlardı. Elbisesi, sarığı, cübbesi, entarisi hep yeşil renkli olduğu için “Yeşil Şeyh” diye bilinen biri vardı. Etrafına çok insan toplamıştı. Şah-ı Hazne (k.s) irşada başlayınca onun çok sayıda müridi kendisini terketti, Ahmed Haznevî hazretlerine bağlandı. Zaman ilerledikçe onun yanında hiç müridi kalmadı. Bu kez Yeşil Şeyh civarda sözünün geçtiği ağaları topladı. Şah-ı Hazne’yi suçladı ve onu bir toplantı yapmak üzere davet etti. Şah-ı Hazne (k.s) bu daveti kabul etti. Müridleri, “Efendimiz, izin verirseniz biz de gelelim” dediler. Şah-ı Hazne (k.s) ise, “Neden gelmek istiyorsunuz, bu bir aşiret davası mı?” diyerek gelmek isteyenlere engel oldu ve dedi ki: - Mademki bizi davet etmiş, gidelim. Bize söyleyeceği bir sözü varsa dinleriz. Sadece bir iki arkadaşımızın bize katılması yeterli. Şah-ı Hazne (k.s) Yeşil Şeyh’in köyüne gitmek için yola koyuldu. Köye vardığında Yeşil Şeyh’in etrafında bütün köylüler toplanmış vaziyetteydi. Neredeyse kırk elli kişiydiler. Selâm verdi ve odaya girdi. Fakat kimse selâmına karşılık vermedi. Şah-ı Hazne (k.s) hiç aldırış etmedi, kendisine ayrılan yere oturdu. O oturur oturmaz da Yeşil Şeyh söze başladı: - Bize yaptığın bu zulüm yetmez mi? Bütün müridlerimi elimden aldın. Etrafımızda hiç derviş bırakmadın. Babamdan, dedemden kalan sûfîleri bile yanına topl...

Recep Ayını İbadetle Geçiren Kadın

Recep Ayını İbadetle Geçiren Kadın |  görsel 1
Recep Ayını İbadetle Geçiren Kadın   İmam Gazâlî (rah), Mükâşefetü’l-Kulûb adlı eserinde Receb ayının faziletine değinirken şöyle bir kıssa nakletmiştir: Beytülmakdis’de bir kadın Receb ayında her gün on iki bin defa İhlas suresini okurdu. Ayrıca bu kadın yine Receb ayında kaba yünden dokunmuş elbise giyerdi. Kadın hastalandı. Oğluna, vefat ederse giyindiği yün elbise ile kendisini defnetmelerini vasiyet etti. Kadın vefat edince, oğlu kendisini daha değerli, yumuşak bir kumaş ile kefenleyip defnetti. Gece annesini rüyasında gördü. Annesi kendisine şöyle diyordu: — Ben senden razı değilim; çünkü sen benim vasiyetimi yerine getirmedin! Kadının oğlu korku içinde uykudan uyandı ve yün elbisesini aldı, onunla defnetmek için kabrini açtı. Fakat anasını kabir içinde bulamadı ve şaşırıp kaldı. Bu esnada şöyle bir ses işitti: “Receb ayında bize ibadet edeni, tek başına ve yalnız bırakmayacağımızı sen bilmiyor musun?” Resûlullah (s.a.v) bu aylarla ilgili olarak, “Allahım, receb ve şabanı hakkımızda hayırlı ve mübarek kıl, bizi ramazana ulaştır” şeklinde dua etmiştir. (Ahmed b. Hanbel, el-Müsned) Resûlullah (s.a.v) şöyle buyurur: “Receb ayı Allah’ın ayı, Şâban benim ayım ve Ramazan da ümmetimin ayıdır.” (Suyutî, el-Câmius’s-Sağir; Ali el-Muttakî, Kenzu’l-Ummal) “Receb ekme ayıdır, Şaban sulama ayıdır, Ramazan ise hasat ayıdır. Herkes ne ekerse onu biçer, ne yaparsa onun karşılığını bulur.” Zünnün Mısrî (k.s) http://www.menzil.net ...

İSLAMDA EBEVEYNLİK KİTAP!

İSLAMDA EBEVEYNLİK KİTAP! |  görsel 1
     EBEVEYNLİK KİTAP BÖLÜM 1   GİRİŞ   Çocuklar ebeveynleri için Allah tarafından verilen kutsal bir güven vardır. "Ebu Hurairah Allah (sav) Resulullah şöyle dediği nakledilmiştir . - Bu, bir Yahudi bir Hıristiyan ya da ona dönecek ailesi ise her çocuk (bir Müslüman olarak Saflık) Fitrah bir devlet doğuyor Mecûsî (Sun tapan). " - Buhari tarafından bildirilmiştir. İmam Gazali göre, bir çocuk işlenmemiş elmas gibidir. Ebeveyn sorumluluğu Allah'ın göze hoş bir glitteringly güzel mücevheri haline gelene kadar çocuklarının ruh kesip şekil ve lehçe olduğunu. Açıkçası, çocuklarını temiz karakter veya olmasın olacak belirlemek anne olduğunu. Her anne-baba her şekilde iyi bir asil ruhlar, olmak çocuklarını büyütmek isteyen, ancak, birçok etkin bir şekilde bu hedefe ulaşmak için nasıl bilmiyorum. Iki temel gereksinimleri vardır: Ebeveynler, çocuğun kişilik ya da karakter geliştirilen nasıl bilmek zorunda.   Kendilerini çocuk karakterini şekillendirmek için temel olarak hareket edecek doğru değerleri Ebeveynler sahip olması gerekir; bu doğru değerleri geleneksel değerleriİslami Karakter ve çocuk olarak rollerini anlamak için gündeme getirilmelidirAllah'ın Temsilcisi bu dünyada (Khalifah Allah). Karakter gelişimi bu iki gerekli yönlerini birleştirerek, mükemmel bir anne bu dünyada bireylerin ve yanında olmak için çocuklarını şekillendirmek mümkün olacak.    Karakterinin şekillenmesinde etkili olan faktörler nelerdir? Her insanın karakterini belirleyen esas faktör, bir ortam. Çev...

Anka İlahi Grubu - Kervan Orjinal Klip

  anka ilahi grubu aşkın bülbülü isimli albüm grup anka kervan parçası mehdi resul senin sırrın gözlere yazık grup üyeleri ahmet kurt muhammed dikçal bekir şimşek abdullah sağlam mehmet ali er ...

Çinde İslamiyet

Çinde İslamiyet |  görsel 1
    Açıklama: İlk iki fotoğraf onu oturma odasında nu ahong, Ding Gui Zhi, göstermektedir. Ikinci fotoğrafı ona Kur'an'ı gelen sözler ile duvar asma ile çevrili gösterir. O sadece yatak odasında olan cami az bir diğer odaya sahiptir. O bu iki odada yaşıyor. Üçüncü fotoğraf caminin birinci katta mescit dışını gösterir. Son Fotoğraf dua odası içine bir bakış gösterir ve kadınların bazı dua vardır. Böyle bir Cuma günü yoğun bir gecesinde dua odası 100 kadın üzerinde olabilir gibi bu sessiz bir geceydi. ...

YAHUDİLİĞİN TARİHİ

YAHUDİLİĞİN TARİHİ  |  görsel 1
  Yahudiliğin tarihini bilmek ve bunu iyice kavramak için önce, “Siyonizm”i bilmek gerekir. Çünkü Siyonizm, yahudi tarihinin kaynağını teşkil etmektedir. Siyonizm ve Siyonist kelimelerinin tarihi çok eskidir, iki bin yıldır kullanılan bu kelimelerin ne demek olduğunu bilmek için de önce, “Siyon” u bilmek ibrani dilinde “moşe” diye adlandırılan Hz. Musa ile Firavun arasında başlayan mücadeleden itibaren yahudi tarihine bir göz atmak gerekir. Yapılan tarihi rivayetlere göre, Milattan önce 1200 yılları, Hz. Musa’nın peygamber olarak insanları hak dine çağırdığı yıllardır. O devirde israil oğullan, Mısır’da esir olarak bulunuyorlardı. Daha önce Hz, Yakup ve oğlu Hz. Yusuf’tan aldıkları hak ve tevhid dinine sarılarak, putperest Mısır’lılar arasında yaşıyorlardı. Kur’an-ı Kerim’de ve Ahdi Atik’de (Tevrat’da) oradaki hayatları hakkında bir çok şeyler anlatılır. Gördüğü bir rüya üzerine Firavun, doğan bütün yahudi erkek çocuklarının öldürülmesini emreder. O sıralarda doğan Hz, Musa’nın ise, bizzat Firavun’un sarayında büyütülmesi meşhurdur. Gençlik yıllarında bir Mısırlıyı kazaen öldürünce Mısır’dan kaçan Hz. Musa, Tür-i Sina’da, ilâhî vahye mazhar olur. Kardeşi Harun ile tekrar Mısır’a, Firavun’un memleketine gelerek onu hak dine davet etmek ister. Bu günki muharref (değiştirilmiş) Tevrat’a göre ise, Mısır’da İsrailoğulları’nın, Firavun’un her türlü zulüm ve işkenceye maruz bıraktığı yıllarda Ahram denilen bir İbranili kişi yaşamıştı. Bu zat, Yokebedi adında bir kadınla evlenmiş ve ondan bir çocuk dünyaya getirmişti. Bu çocuğa “Musa” ismini vermişlerdi...

Tüm nimetlerin en üstünü:ALLAH’ın rızası

Tüm nimetlerin en üstünü:ALLAH’ın rızası  |  görsel 1
  Allah mümin erkeklere ve mümin kadınlara içinde ebedi kalmak üzere altından ırmaklar akan cennetler ve Adn cennetlerinde güzel meskenler vaadetmiştir. Allah’tan olan hoşnutluk ise en büyüktür. İşte büyük kurtuluş ve mutluluk budur. (Tevbe Suresi72) Önceki sayfalarda cennette var olan nimetlerin göz kamaştırıcılığını anlattık. Ortaya çıkan tablo cennetin insanın beş duyusuna olabilecek en büyük zevk ve lezzetleri tattırdığını göstermektedir.  Ancak cennetin tüm bunlardan çok daha üstün olan en büyük nimeti Allah’ın rızasıdır. Müminin Allah’ın rızasını kazanabilmiş olmasından dolayı hissettiği sevinç ve huzurdur. Dahası Allah’ın verdiği herşey için O’ndan razı olmanın O’na daimi bir şükür içinde bulunmanın verdiği asil mutluluktur. Kuran’dacennet ehlinin bu vasfına şu şekilde dikkat çekilir:  “… Allah onlardan razı oldu onlar da O’ndan razı olmuşlardır. İşte büyük ‘kurtuluş ve mutluluk’ budur.” (Maide Suresi 119) Müminlerin Allah’ın rızasını kazandıklarını hissetmelerinin en çarpıcı ifadesi ise Allah’ın onlara görünecek şekilde tecelli etmesidir. Dünyada bu durum olanaksızdır çünkü ayette belirtildiği gibi”gözler O’nu idrak edemez…” (Enam Suresi 103). Ancak Kuran’da bildirildiğine göre Allah ahirette mümin kullarına belirli bir şekilde tecelli ederek gözükecektir. Bunun nasıl olacağı ise Allah Katındadır. Ancak ayetlerde geçen ifadelere göremahşer günü Allah sekiz meleğin taşıdığı arşında müminlerin karşısına gelecektir. (Hakka Suresi 17)  Ayetlerde haber verildiği üzere o an müminlerin “yüzleri ışıl ışıl parlar Rableri...

YAHUDİ VE HIRİSTİYANLARDA CENNETE GİDECEKLER Mİ?

YAHUDİ VE HIRİSTİYANLARDA CENNETE GİDECEKLER Mİ? |  görsel 1
  Evet, kim ki Allah’a ve resulüne karşı gelirse apaçık bir dalalete düşmüştür. Buradaki Resul’ün Hz. Muhammed (S) olduğunu hatırlayalım. Bu ayete rağmen Hz Peygamberi Allah’ın elçisi olarak kabul etmeyen, O’na karşı çıkan, getirmiş olduğu davası ile mücadele eden Yahudi ve Hıristiyanların dalalette olmadığını söylemek ve üstelik de bu kimselerin salih amel işleyip iyi işlerde bulunanlarının cennete gideceğini söylemek Allah’ın sözleri ile çelişen ifadelerdir. Yahudi ve Hıristiyanların da cennete gidip gitmeyeceği ile ilgili bu soru ilk bakışta çok tuhaf, önemsiz bir konu gibi görünebilir. Fakat son dönemlerde kimi çevrelerin bu ve benzeri soruların cevapları üzerinden gizli gündemlere sahip olduklarına şahit oluyoruz.   Söz konusu ayet Bakara suresinin 62. ayetidir. Kur’an’da şu şekilde geçiyor.   “Müminler ile Yahudi, Hıristiyan ve Sabiilerden Allah’a ve Ahiret gününe inanıp iyi ameller işleyenler, hiç şüphesiz, Rabbleri katında mükâfatlarını alacaklardır; onlar için korku yoktur; onlar artık hiç üzülmeyeceklerdir.” (Bakara–62)   Aslında ayet yoruma bırakılmaksızın çok açık görünüyor. Bu ayette müminlerden kasıt Müslümanlardır. Sabilerden maksat ise müşrik Araplardan kopmuş bir topluluktur. Bu topluluk müşriklerin yapmış oldukları şirke bulaşmamış, tevhid inancına benzer bir inancı muhafaza etmiştir. Yani hemşerilerinin dinine inanmaksızın Hz İbrahim’in şeriatına göre hareket etmişlerdir. Bunu da hiçbir rehberleri olmaksızın yapmışlardır. Bundan dolayı müşrikler bu zümreye sapıklar ismini takmışlardı. Zaten bu gurup Hz Muhammed Peygamber (S) geldikten sonra hemen Müsl...

CHP'nin Kendine Kürtajı...

CHP'nin Kendine Kürtajı... |  görsel 1
  Yazar.  Sevda Türküsev     Başbakan Erdoğan’ın sezaryen ile doğum ve “Kürtaj cinayettir” söylemine CHP kanadından çok sert tepkiler geldi derken… Bu söyleme CHP kanadından ağzı bozuk bir tepki geldi demek yanlış olmaz…   CHP Ankara Milletvekili Aylin Nazlıkaya, Başbakanın sözlerine karşılık “başbakan vajina bekçiliği yapmasın” demiş…   Başbakanı eleştir, sevme, fikrine katılma, fikrini yerden yere vur ama bir Milletvekili olarak ve özellikle bir kadın olarak böyle iğrenç bir cümleyi kullanma… Gerçekten okuduğumda bir kadın olarak çok üzüldüm… Mesleği bırakın Milletvekili olsun, mesleği ne olursa olsun bir kadının kurmaması gereken cümle…   Konu ne olursa olsun belden aşağı siyaset kimseye yakışmıyor… Sonra çıkıp kadın haklarını savunurlar… Ne yani şimdi bu söylemle erkeklerle eşit mi oluyoruz? Hani yıllardır erkelerin kadınlara karşı şiddetini, küfür etmelerini eleştirip duran biz kadınlar başta milletin vekili olmak üzere böyle konuşmalarla mı erkelerle eşit olacağız?   Tabi CHP’nin her konuda ama her konuda itirazı olduğu için, konunun ne kadarına itiraz edeyim zihniyetleri yok… Özellikle iktidar bir şey söylediğinde kayıtsız şartsız konun tamamına itiraz ediyorlar… Ya hu! Kardeşim… Bir bakın inceleyin ve konunun ne kadarına itiraz edelim düşüncesiyle yola çıkın…   Peki, soruyorum kürtajın neresi iyi? Kadın sağlığı açısından ne kadar riskler taşındığını kim inkar edebilir… Çocuk yaşta evlilik dışı cinsel hayatı olan kızlarımızın kürtaj yaptırdıklarını herkes biliyor… Ve kadının erkek karşısında bu k...

İslamiyette Zerafet

İslamiyette Zerafet |  görsel 1
  İnce, nazik ve zarif olma, İslam ahlâkının bir gereğidir. İşte bunun en bariz ve anlamlı bir örneği..   Bunlar sayesinde insan, kabalığı, hoyratlığı bir kenara bırakarak bir melek saffeti, temizliği ve inceliği yaşar. "Sözlerimiz tatlı, tavırlarımız zarif olsun. İnsanın kabası, ısıran köpek gibidir, herkes tarafından taşlanır.”    İslam medeniyeti incelik, nezaket, zarafet ve saygı medeniyetidir. Müslümanlar arasında saygının ayrı bir yeri vardır. Hele büyük insanlara, âlim kişilere gösterilen saygının derecesi bambaşkadır. Saygısızlık ise bu toplumlarda, en uzak durulması gereken şeydir.  Gerçekten saygı paylaşıldıkça çoğalan bir kaynaktır. Kimse birine saygı gösterdiğinden dolayı rahatsız olmaz. Büyüklerin birbirine karşı gösterdiği saygıyı Mevlânâ Câmî'nin (Molla Câmî olarak da bilinir) başından geçen bir hadise çok güzel anlatır.    Mevlânâ Câmî (1414-1492) yılları arasında yaşamış olan ünlü İslam alim ve şairlerinden biridir. Onun yaşadığı dönemde tanınmış âlimler, şairler, yazarlar ve bilginler "suskunlar meclisi" adını verdikleri bir kurul oluşturmuşlardı.  Bu meclis, üyelerini çok düşünen, az konuşan ve az yazan insanlar arasında seçiyordu. Meclisin üye sayısı ise otuz kişiyle sınırlı tutulmuştu. O dönemde yaşayan âlim, şair ve yazarlarının içinde bu meclise üye olma arzusu vardı.  İşte Mevlânâ Câmî bunlardan biriydi. O, gerçekten çalışmaları, ahlakı, nezaketi ile örnek bir insandı. Ancak suskunlar meclisinin üye sayısının sınırlı olması onun, seçkin insanların yer aldığı bu kurulda bulunmasına imkân vermiyordu.    MECLİSİ...


islami forum



Bilx.net
Get  our toolbar!

Kabeden Canlı Yayın