سْــــــــــــــــــمِ ﷲِالرَّحْمَنِİlminfazileti islamic sciences-İslami İlimler

>
English (US) Deutsch Français Русский 中文(简体) Português Italiano 日本語 한국어 Español
LA TAHZEN İNNALLAHE MEANA


Ya Kuran’ı yok edin Ya da Kuran’dan Soğutun…Demiş William Ewart

Ya Kuran’ı yok edin Ya da Kuran’dan Soğutun…Demiş William Ewart  |  görsel 1
      http://www.facebook.com/sevda.turkusev        http://www.sonsayfa.com   Ya Kuran’ı yok edin Ya da Kuran’dan Soğutun …   Öncelikle tüm İslam aleminin ve ülkemizin Ramazan ayı mübarek olsun. İnşallah hayırlara vesile olur, güzel bol bereketli bir Ramazan ayı geçiririz…   Her zaman dediğimiz gibi; Farz ibadetlerin riyası olmaz… Namaz, Oruç, Zekat, Hac, Kelime-i Şahadet…     Farzların riyası olmaz demek, aleni açık yapılır anlamına gelir. Bunun amacı da yapan ibadetlerin insanlara güzel örnek teşkil etmesidir. Tüm ibadetlerimizi içeriğinin anlamına vakıf olarak yapmayı hedeflemeliyiz…   İşte Ramazan ayıda yani “oruç ayı” bu farzlardan birisidir…   Nedense insanlar “din “ile ilgili konuları veya ibadetleri böyle aylarda hatırlamayı tercih ederler… Ramazan ayına kadar bazıları sanki hiçbir şeyi tınlamazlar, Ramazan geldiğinde ise otuz gün boyunca başka bir ruh haline girerler. Tabii ki girmelilerde, bunun faydalarını da bir kenara atamayız. Fakat aynı kişiler, bayramdan bir gün önce son iftardan sonra yine o bir ay evvelki hallerine dönerler…   Sanki ibadetleri senede bir ay yapmak lazım… Yada o senede bir ay yapılanlar diğer 11 ayı da kurtarıyor… Kimin ne olacağını Allah bilir ama birde ortada yapılması gerekenler varsa, öyle işi basite indirgeyemeyiz…   Dün akşam bir davet için boğazdaydım… Allah’ım, o eğlence yerleri nasıl dolu ve insanlar nasıl eğleniyorlar… Sanki bir daha hiç eğlenemeyeceklermiş gibi trafik kilitlenmiş bir halde sokaklar mahşer yeri gibi…   Taksiyle d...

Allah(c.c.)ün Kelamı

Allah(c.c.)ün Kelamı |  görsel 1
Konuşma, Allah’ın Sübuti sıfatlarından Allah’ta bulunması zorunlu olan konuşma niteliğini belirtir. Allah bu sıfatı ile peygamberler aracılığıyla emir ve yasaklar koyar, haberler verir. Ancak konuşmasının mahiyeti bilinemez. Kur’an’da Allah’ın konuşma niteliğine sahip olduğunu gösteren çok sayıda âyet vardır. “Musa, tayin ettiğimiz vakitte bizimle buluşmaya gelip de Rabb’i onunla konuşunca… ” (el-A’raf, 7/143), “De ki: “Rabbimin sözleri için deniz mürekkep olsa, Rabbimin sözleri tükenmeden önce deniz: tükenir” (el-Kehf, 18/109), “Ve eğer ortak koşanlardan biri güvence dileyip yanına gelmek isterse, onu yanma al ki, Allah’ın sözünü işitsin… ” (el- Tevbe, 9/6) ve “Kıyamet günü Allah ne onlarla konuşacak ve ne de onları temizleyecektir.” (el-Bakara, 2/ 174) bu âyetlerden yalnızca birkaçıdır. Kelamcılara göre Allah’ın Kelam sıfatı ile nitelenmesinin zorunlu olduğu akıl yürütme yoluyla da kanıtlanabilir Kelam bir olgunluk, kemal niteliğidir. Bu nedenle Allah’ın Kelâm sıfatı ile nitelenmesi zorunludur. Allah bunun tersi olan konuşmama ve dilsizlik niteliğinden münezzehtir. Diri olan varlık konuşma niteliğine sahip değilse, konuşmama ve dilsizlik gibi afetlerle nitelenmesi gerekir. Oysa Allah tüm eksiklik ve kusurlardan uzaktır. Tüm peygamberler Allah’ın kelâmını insanlara aktarmış, O’nun emir ve yasaklarını, haberlerini bildirmişlerdir. Bu, bütün peygamberlerden mütevatir olarak gelmiştir. Peygamberlerin elçilik görevi de ancak Allah’ın kelam sıfatı ile mümkündür. Allah’ın konuşma niteliğine sahip olmaması durumunda risalet görevinden de söz edilemez. peygamberlerin varlığı ve bildirdikleri Allah kelamı Allah’ı...

Teravih Namazı kılınışı videolu anlatım

Teravih Namazı

ORUCUN VE RAMAZAN AYININ FAZİLETİ

ORUCUN VE RAMAZAN AYININ FAZİLETİ |  görsel 1
Hz. Ebu Hureyre (radiyallahu anh) anlatiyor: "Resulullah (aleyhissalatu vesselam) buyurdular ki: "Ademoglunun her ameli katlanir. (Zira Cenab-i Hakk'in bu husustaki sunneti sudurHayir ameller en az on misliyle yazilir, bu yediyuz misline kadar cikar. Allah Teala Hazretleri (bir hadis-i kudside) soyle buyurmustur: "Oruc bu kaideden harictir. Cunku o sirf benim icindir, ben de onu (diledigim gibi) mukafaatlandiracagim. Kulum benim icin sehvetini, yiyecegini terketti." "Oruclu icin iki sevinc vardir: Biri, orucu actigi zamanki sevincidir; digeri de Rabbine kavustugu zamanki sevincidir. Oruclunun agzindan cikan koku (haluf), Allah indinde misk kokusundan daha hostur.'' Bir rivayette de soyle buyrulmustur: "Oruc perdedir. Biriniz birgun oruc tutacak olursa kotu soz sarfetmesin, bagirip cagirmasin. Birisi kendisine yakisiksiz laf edecek veya kavga edecek olursa "ben orucluyum!'' desin (ve ona bulasmasin).''Buhari, Savm 2, 9, Libas 78; Muslim,Siyam 164 (1151); Muvatta, Siyam 58, (1, 310); Ebu Davud, Savm 25 (2363); Tirmizi, Savm 55, (764); Nesai, Siyam 41, (2, 160-161); Ibnu Mace, Siyam 1, (1638), Edeb 58, (3823). Yine Ebu Hureyre (radiyallahu anh) anlatıyor: "Resulullah (aleyhissalatu vesselam) buyurdular ki: "Kim Allah Teala yolunda bir gun oruc tutsa, Allah onunla ates arasına, genisligi sema ile arz arasini tutan bir hendek kilar.'' Tirmizi, Cihad 3, (1624). Ebu Umame (radiyallahu anh) anlatiyor: "Ey Allah'ın Resulu dedim, bana oyle bir amel emret ki (yaptigim takdirde) Allah beni mukafaatlandirsin.'' "Sana dedi, orucu tavsiye ederim, zira onun bir esi yoktur.” Nesai, Siyam 43, (4, 165). Sehl Ibnu Sa'd (radiyallahu anh) anlatiyor: "Resulullah (aleyhissalatu vesselam) buyurdular ki: "Cennette Reyyan denilen bir kapi vardir. Oradan sadece oruclular girer. Oruclular girdiler mi artik kapanir, kimse oradan giremez." Buh...

Niçin Ezan-ı Muhammed okunduğunda susmalıyız

Niçin Ezan-ı Muhammed okunduğunda susmalıyız |  görsel 1
Ezan, İslam dininde namaz vaktinin geldiğini insanlara bildirmek için yapılan çağrıya verilen isimdir. Ezân-ı Muhammedî olarak da adlandırılır. Sözlük anlamı bildirmek demektir. Aynı zamanda anlam bakımından, İslam ve iman esaslarını içine alarak günde beş defa müslümanları ibadet etmeye yönelik yapılan sesli davettir. Hanefilere göre, ezanı dinlemek ve müezzine icabet etmek vaciptir.(1) Bir rivayete göre de, "Ezanı işiten kimsenin durup dinlemesi sünnettir."(2) 'Ezan-ı Muhammedi okundukta 'İsrafil aleyhiselam  Sur'u üfüreyor deyü ve abdeste kalkarken kabrimden kalkıyorum deyü, camiye giderken mahşer yerine gidiyorum deyü, müezzin kamet edip, cemaat saf saf olurken bu insanlar mahşer yerinde yüz yirmi saf olup seksen safı bizim peygamberimizin ve kırk safı sair peygamberlerin ümmetleri olsa gerektir deyü, imama uyduktan sonra imam Fatiha-yı şerifeyi okurken sağımda Cennet, solumda Cehennem, ensemde Azrail, karşımda Beytullah, önümde kabir, ayağım altında Sırat, acaba benim sualim asan olur mu, ettiğim ibadet ahirette başıma tac ve yanıma yoldaş ve kabrimde çerağ olur mu, yoksa kabul olmayıp eski bez gibi yüzüme vurulur mu deyü tefekkür etmek gerek'.(3) İşte bu tefekkürün yansımalarını dimağımızda yeniden hatırlamak, din bilgilerimizi günümüze uyarlamak ve tüyler ürperten ilahi çağrının Bilâl-î Habeşî’den günümüze değin bütün makamlarının tüm hücrelerimizi sarmalamasını sağlayarak ruhumuzun özünde duyumsamak ve hatta günahlarımıza da ağlayarak tövbe edercesine susmak gerekmektedir. Çok şükür ki ezanlar halen ülkemizde; sabah ezanı: sabâ, dilkeşhâveran öğle ezanı: rast, hicaz ikindi ezanı:...

Yardım ve Dayanışma Ahlâkımız

Yardım ve Dayanışma Ahlâkımız |  görsel 1
Allah için bir başkasına yardım etmek, gücü yettiği kadar iyilik ve ihsanda bulunmak, muhtaçların derdiyle dertlenmek, kalpteki iman ve irfanın sonucudur. Bu ahlâk aynı zamanda insanın içini yansıtan bir ayna, iman ve ihlâs seviyesini ölçen bir mizandır. Allah için sevemeyenler, malından veremeyenler, Allah yolunda canını hiç veremezler. Malından ve canından cimrilik edip Hakk’ın ve halkın hukukunu çiğneyenler, dünya ve ahiret mutluluğuna eremezler. Nitekim ruhun saadeti, Allah için sevgi ve hizmette gizlenmiştir. Mümin yani inanan insan, yüce Allah’ın “el-Mümin” ismi şerifini taşımaktadır. Kâmil mümin bu ism-i şeriften payını almış, onunla sıfatlanmış kimsedir. Mümin; emin, emniyetli, güvenilir; yani aldatmayan, zarar ve zahmet vermeyen kimse demektir. Nitekim hadis-i şerifte de müslüman, elinden ve dilinden kimsenin zarar görmediği kişi olarak tanıtılmıştır. İşte bu isim ve sıfatlarla aleme tanıtılan son ümmetin temel görevi bütün insanlara rahmet olmaktır. Çünkü bu ümmetin peygamberi Hz. Muhammed s.a.v. Efendimiz, bütün alemlere rahmet olarak gönderilmiştir. Şimdi o rahmet ahlâkını almak ve yaymak, günümüzdeki müslümanların görevidir. Her müslüman önce bu ahlâk ile donanmalı ve gücü ölçüsünde bu görevi yerine getirmelidir. Cenab-ı Hak bizleri şöyle tanıtıyor: “Siz, insanlar için ortaya çıkarılan, doğruluğu emreden, fenalıktan alıkoyan, Allah’a inanan hayırlı bir ümmetsiniz.” (Âl-i İmrân, 110) Şu halde ümmet olarak en önemli işimiz hayırlı insan olmaktır. Hayırlı olmanın yolu hayır yapmaktır. Hayır ise Allah için yapılan bütün gü...

Hasan Nuhoğlu Hocaefendi Sohbeti

Hasan Nuhoğlu Hocaefendi

Tevekkülün Fazileti

Tevekkülün Fazileti |  görsel 1
Tevekkül, makamların en üstünü olup, mukarrebûn makamına çıkmış velilere ait hallerin en faziletlisidir. Yüce Allah, herkese tevekkülü emretmiş ve tevekkülü imanın şubelerinden saymıştır. “Eğer imanınız varsa, Allah’a tevekkül edin”  buyurmuştur. Tevekkül, imanın hakikatine ulaşmaktan meydana gelir ki, buna yakîn denir. Her şeye gücü yeten ve en güzel vekil olan zatı müşahede etmek, kula gerçek iman ve tevekkül halini kazandırır. Yine yüce Allah; “Allah tevekkül edenleri elbette sever”  buyurmuştur. Bu âyette Hak Teâlâ, tevekkül edenleri dostu yapmış, onlara muhabbetini ihsan etmiştir. Bu ne büyük bir makamdır. Yüce Allah bir kimseyi severse, bu onun kurtuluş ve zafere ulaşması demektir. Zira sevilen, azap edilmez, uzaklaştırılmaz, Rahmet ve Cemal’den mahrum edilmez. Hak Teâlâ diğer bir âyette, “Kim Allah’a tevekkül ederse, Allah ona yeter” buyurmuştur, Yani Allah tevekkül eden kimseyi, kendisinden başkasına muhtaç etmez. Kim Allah’a güvenirse O, ona yeter. O, kuluna şifa veren ve afiyet ihsan edendir; bu durumda O’na, güvenen mümin de O’nun üstlendiği bir işte başkasından yardım istemez. İşte bundan dolayı Hz. Peygamber (s.a.v), “Kim insanların en güçlüsü olmak isterse Allah’a güvenip dayansın”  buyurmuştur. Diğer bir hadiste ise Hz. Peygamber (s.a.v) şöyle buyurmuştur: “Allah’a tam tevekkül etseydiniz, kuşların rızkını verdiği gibi size de gönderirdi. Kuşlar, sabahları mideleri boş ve aç gider. Akşam mideleri dolmuş, doymuş olarak döner.” İsa Peygamber (a.s) şöyle demiştir: “Kuşlara bakın. Onlar ne ekip biçer,...

EL-MÜHEYMİN Gözetici ve koruyucu.”

EL-MÜHEYMİN Gözetici ve koruyucu.” |  görsel 1
Gözetici ve koruyucu.”     “Her şeyi murakabe ve muhafaza eden.”     “İbadetlerin sevabını eksiksiz veren”     “ O, ...Selâm’dır, Mü’min’dir, Müheymin’dir.” (Haşr,59/ 23)       Bu isim, insan ruhuna büyük bir huzur ve sürur bahşeder. Kendisini koruyup gözeten, yaptığı her ameli, her ibadeti, her iyiliği muhafaza eden Allah’ın, murakabesi ve koruması altında bulunmak, kalb için büyük bir inşirah kaynağıdır. Bu ismi hatırlamanın en büyük faydası, kulu dikkate sevk etmesi, zerre kadar da olsa yaptığı amelin korunduğunu bilerek güzel işlerini artırmaya meyletmesi, aynı şekilde kötü işlerden de uzak kalma hususunda hassasiyet göstermesidir. Selam ve dua ile...

MÜ’MİNİN RUHANİ Mİ’RÂCI (Namaz)

MÜ’MİNİN RUHANİ Mİ’RÂCI (Namaz) |  görsel 1
Peygamber (sallallahu alehyi vesellem) Efendimiz buyurdular ki:    “Namaz mü’minin mi’racıdır”     الصّلاة معْراج المؤمنين  1-   Huzura Edeble Girmek İçin Evvela Nefsin Derecelerini Bilmek Gerek: (1)- Emmarei Nefis: Kafirlerin nefsidir. Asla Hakk sözünü kabul etmez. (2)- Levvamei Nefis: Avam müslümanların nefsidir. Kah evliya gibi müslüman, kah firavn gibi mel’un olur. (3)- Mülhimei Nefis: Bu ilim taliblerinin nefsidir. Bunlar İlahi huzurda huşu sahibidirler. (4)- Mutmeinne Nefis: Rabbinin nurunun güzelliğini görüp müslüman olan nefistir. Bu nur da keşif bilgilerinin anahtarıdır. Başkalarına kabirde ve ahirette gösterilecek bir çok şeyler, bunlara ölmeden önce hayatta iken basiret nuru ile gösterilir. (5)- Nefsi Raziye: Rıza dercesinde olan evliyanın nefsidir. Bunların nefisleri Allah’tan razıdır ama, henüz bunların nefisleri Allah’ın rızasına erememişlerdir. Bunlar yerler ve göklerin melekutunü ve rububiyet sırlarını, hususiyle namazda keşfeden (kalb gözü ile görebilen) evliyaullahtır. (6)- Nefsi Merdiye: Bu kimselerin nefislerinden Allahu teala razı olmuştur. İşte bunların makamı mürşitlik makamıdır. Bunlar Kur’an ve Peygamberin sünnetlerinden kıl kadar ayrılmazlar. Bu velilerin secde yeri kurbiyet mahalli olduğu için, bu mertebede Allahu tealaya en yakın haldedirler. (7)- Nefsi Sâfiye: Enbiya ve evliyadan sıddıkler(Hz. Ebu Bekir)in,  mertebeleridir ki, bunun en üst derecesi, Seyyidil Murselin Hazreti Muhammed (sallallahu aleyhi ve sellem)in makamıdır. Bu makama “kaabe kavseyn” derler. 2-   Kalbin Huzura Girmesi İçin 6 Şart Vardır:  (1)- Huzur-u Kalb: Namaz kılan nerede bulunması gerekir, kiminle konuşacak, onun bilincinde olmalıdır. O’...

Hanımların özel halleri Hayız

Hanımların özel halleri  Hayız |  görsel 1
Hamd, yalnızca Allah'adır. Birincisi: Hayızdan önceki sarılık veya bulanıklık: Eğer bu sarılık veya bulanıklık, hayız zamanında ise veya hayızdan kısa bir süre önce gelmişse, bu akıntıyla birlikte hayızın elem ve sancısı varsa ve hayız kanı bu akıntıyla birleşmişse yani bu akıntının hemen akabinde hayız kanı gelmişse, bu durum, kadın için onun âdetinden bir bölüm sayılır. Bu süre içerisinde namaz kılmaktan ve oruç tutmaktan uzak durur. Örneğin bir veya iki gün bulanıklıkla birlikte hayızın elem ve sancısının olması, ardından üçüncü günde hayız kanının gelmesidir. Bu sebeple bu üç günlük sürenin hepsi hayız sayılır. Bu meselede doğruya en yakın olan âlimlerin görüşü bu şekildedir. Nitekim değerli âlim Abdulaziz b. Baz -Allah ona rahmet etsin- bu görüştedir. Fakat Abdulaziz b. Baz, bulanıklıkla birlikte hayızın elem ve sancısının olmasını şart koşmamış, aksine sadece bulanıklıktan sonra hayız kanının gelmesini şart koşmuştur. Muhammed b. Salih el-Useymîn'in -Allah ona rahmet etsin- ilk görüşü de bu doğrultudadır. Fakat son görüşüne göre sarılık ve bulanıklığa, kesinlikle hayız kanı olarak itbar edilmemesi gerektiği yönündedir. (131869), (50430), (37840) ve (171945) nolu soruların cevaplarında iki değerli âlim Abdulaziz b. Baz ve Muhammed b. Salih el-Useymîn'den bu meselede birtakım nakiller mevcuttur. Bu meselede Muhammed b. Salih el-Useymîn'in -Allah ona rahmet etsin- "Semerâtu't-Tedvîn"; s: 24'de bulunan şu görüşüne bakabilirsiniz: "Son olarak bana görünen ve gönlümün mutmain olduğu görüş o ki, hayız, sadece kanın gelmesi ile olur. Sarılık ve bulanıklık meselesine gelince, beyaz akıntıdan önce olsa bile bu hayız ...

Allah (c.c.) Kuran'da Namaz hakkında neler buyuruyor.

Allah (c.c.) Kuran'da Namaz hakkında neler buyuruyor. |  görsel 1
. "Şüphesiz ki namaz hayasızlıktan ve kötülükten alıkoyar." Ankebût sûresi (29), 45 Âyet-i kerîmenin tamamının anlamı şöyledir: "Sana vahyedilen kitabı oku ve namazı kıl. Şüphesiz ki namaz hayasızlıktan ve kötülükten alıkoyar. Allah'ı anmak elbette en büyük ibadettir. Allah yaptıklarınızı bilir." Âyette hayasızlık ve kötülük diye tercüme edilen "fahşâ" ve "münker" kelimelerinin anlamı daha kapsamlıdır. Fuhşiyat, açıktan ve alenî işlenilen bütün çirkinlikleri, edepsizlikleri ve ahlâk dışı davranışları ifade eden bir kelimedir. Münker de, aklın ve şerîatın beğenmediği bütün uygunsuz davranışları ve günahları ifade için kullanılır. Öncelikle namaz içinde böyle şeyler yapılmaz, onun gerektirdiği bütün edeplere uyularak namaz kılınır. Gerçekten şuurla ve hakikatına erilerek, farkında olunarak, ne olduğu bilinerek kılınan bir namaz, namaz dışında da insanı her türlü çirkinlikten, uygunsuz davranıştan, edep dışı hareketlerden alıkoyar. Onun için Resûl-i Ekrem Efendimiz: "Kim namaz kılar da o namaz kendisini hayasızlıktan ve kötülükten alıkoymazsa, o namaz olsa olsa onun Allah'tan daha fazla uzaklaşmasını sağlar" buyurmuştur (Münâvî, Feyzü'l-kadîr, VI, 221). Kur'an'ın namazla ilgili birçok âyeti vardır. Nevevî'nin konuyla ilgili olarak sadece bu âyetle yetinmesinin sebebi, onun kapsayıcılığından olsa gerektir. 2. "Namazlara, özellikle orta namaza devam ediniz." Bakara sûresi (2), 238 Beş vakit namazı eksiksiz kılmak ve bunu ara vermeksizin yapmak gerekir. Çünkü âyetteki muhafaza kelimesi namazların eksiksiz, en m&u...

Kör kalpler müslüman olan kardeşimizden

şimdi bir düşünün hangimiz kör?

Muhammed Suresi Türkçe açıklamalı

Muhammed Suresi Türkçe açıklamalı |  görsel 1
  Bismillahirrahmanirrahim Rahman ve Rahim Olan Allahın Adıyla بِسۡمِ ٱللهِ ٱلرَّحۡمَـٰنِ ٱلرَّحِيمِ ٱلَّذِينَ كَفَرُواْ وَصَدُّواْ عَن سَبِيلِ ٱللَّهِ أَضَلَّ أَعۡمَـٰلَهُمۡ (١) وَٱلَّذِينَ ءَامَنُواْ وَعَمِلُواْ ٱلصَّـٰلِحَـٰتِ وَءَامَنُواْ بِمَا نُزِّلَ عَلَىٰ مُحَمَّدٍ۬ وَهُوَ ٱلۡحَقُّ مِن رَّبِّہِمۡ‌ۙ كَفَّرَ عَنۡہُمۡ سَيِّـَٔاتِہِمۡ وَأَصۡلَحَ بَالَهُمۡ (٢) ذَٲلِكَ بِأَنَّ ٱلَّذِينَ كَفَرُواْ ٱتَّبَعُواْ ٱلۡبَـٰطِلَ وَأَنَّ ٱلَّذِينَ ءَامَنُواْ ٱتَّبَعُواْ ٱلۡحَقَّ مِن رَّبِّہِمۡ‌ۚ كَذَٲلِكَ يَضۡرِبُ ٱللَّهُ لِلنَّاسِ أَمۡثَـٰلَهُمۡ (٣) فَإِذَا لَقِيتُمُ ٱلَّذِينَ كَفَرُواْ فَضَرۡبَ ٱلرِّقَابِ حَتَّىٰٓ إِذَآ أَثۡخَنتُمُوهُمۡ فَشُدُّواْ ٱلۡوَثَاقَ فَإِمَّا مَنَّۢا بَعۡدُ وَإِمَّا فِدَآءً حَتَّىٰ تَضَعَ ٱلۡحَرۡبُ أَوۡزَارَهَا‌ۚ ذَٲلِكَ وَلَوۡ يَشَآءُ ٱللَّهُ لَٱنتَصَرَ مِنۡہُمۡ وَلَـٰكِن لِّيَبۡلُوَاْ بَعۡضَڪُم بِبَعۡضٍ۬‌ۗ وَٱلَّذِينَ قُتِلُواْ فِى سَبِيلِ ٱللَّهِ فَلَن يُضِلَّ أَعۡمَـٰلَهُمۡ (٤) سَيَہۡدِيہِمۡ وَيُصۡلِحُ بَالَهُمۡ (٥) وَيُدۡخِلُهُمُ ٱلۡجَنَّةَ عَرَّفَهَا لَهُمۡ (٦) يَـٰٓأَيُّہَا ٱلَّذِينَ ءَامَنُوٓاْ إِن تَنصُرُواْ ٱللَّهَ يَنصُرۡكُمۡ وَيُثَبِّتۡ أَقۡدَامَكُمۡ (٧) وَٱلَّذِينَ كَفَرُواْ فَتَعۡسً۬ا لَّهُمۡ وَأَضَلَّ أَعۡمَـٰلَهُمۡ (٨) ذَٲلِكَ بِأَنَّهُمۡ كَرِهُواْ مَآ أَنزَلَ ٱللَّهُ فَأَحۡبَطَ أَعۡمَـٰلَهُمۡ (٩) ۞ أَفَلَمۡ يَسِيرُواْ فِى ٱلۡأَرۡضِ فَيَنظُرُواْ كَيۡفَ كَانَ عَـٰقِبَةُ ٱلَّذِينَ مِن قَبۡلِهِمۡ‌ۚ دَمَّرَ ٱللَّهُ عَلَيۡہِمۡ‌ۖ وَلِلۡكَـٰفِرِينَ أَمۡثَـٰلُهَا (١٠) ذَٲلِكَ بِأَنَّ ٱللَّهَ مَوۡلَى ٱلَّذِينَ ءَامَنُواْ وَأَنَّ ٱلۡكَـٰفِرِينَ لَا مَوۡلَىٰ لَهُمۡ (١١) إِنَّ ٱللَّهَ يُدۡخِلُ ٱلَّذِينَ ءَامَنُواْ وَعَمِلُواْ ٱلصَّـٰلِحَـٰتِ جَنَّـٰتٍ۬ تَجۡرِى مِن تَحۡتِہَا ٱلۡأَنۡہَـٰرُ‌ۖ وَٱلَّذِينَ كَفَرُواْ يَتَمَتَّعُونَ وَيَأۡكُلُونَ كَمَا تَأۡكُلُ ٱلۡأَنۡعَـٰمُ وَٱلنَّارُ مَثۡوً۬ى لَّهُمۡ (١٢) وَكَأَيِّن مِّن قَرۡيَةٍ هِىَ أَشَدُّ قُوَّةً۬ مِّن قَرۡيَتِكَ ٱلَّتِىٓ أَخۡرَجَتۡكَ أَهۡلَكۡنَـٰهُمۡ فَلَا نَاصِرَ لَهُمۡ (١٣) أَفَمَن كَانَ عَلَىٰ بَيِّن...

Cennet Hazinesi (La havle vela kuvvete illa billah)

La havle vela kuvvete illa billah

Allah’ı Tanımak İlmi ve Kalb Gözü

Allah’ı Tanımak İlmi ve Kalb Gözü |  görsel 1
    Göz odur ki hakkı göre      Köre ne gerek, köre      Gündüz gören göz       Vardır merkepte bile           Allahu tealanın cemâlini bu dünyada görmek mümkün değildir. Allah’ın dostu büyük alim ve velî, İmam-ı Rabbani (kaddesallahu sirrahul akdes)hazretleri, bu dünya hayatında ancak O’nun isim, sıfat ve yüce zâtının nurlarını kalb gözü ile müşahede edebilmenin mümkün olabileceğini ifade etmektedir. Allahu tealanın varlığına inanmak farzdır ama, “Nasıldır ?”diye düşünmek haramdır. Zira, O’nun Yüce zâtını ve sıfatlarını akıl kavrayıp anlamaktan yana acizdir.       İmam-ı Rabbani (k.s.)hazretleri, İslamiyetin öte alemlere ait verdiği bilgileri ve Allahu tealanın isim, sıfat ve zatının nurlarını  kalb gözü ile müşahede ve idrakten sonra emmare-i nefsin islamla şereflenmesiyle, imanın hakikatına kavuşulacağını beyan etmektedir. Buna rağmen Allahu teala kullarına merhamet ederek, sadece kalbin tasdikini iman etmek için kabul etmiş ve nefsin mutmeinne olmasını şart kılmamıştır. Bu da, Yüce Allah’ın mü’min kullarına çok büyük bir rahmeti ve lutfudur.      Peygamber (sallâllâhu aleyhi ve sellem) Efendimizin:  -”Allâh’ın yarattıkları üzerinde tefekkür edin, Zâtı üzerinde düşünmeyin. Zîrâ siz O’nun kadrini (O’na lâyık bir sûrette) aslâ takdîr edemezsiniz…” beyânı, Allâhu Tealâ’nın Zâtî hakikatını kavramanın mümkün olmadığını ifâde buyurmaktadı...

Berat Kandili nedir? (Ayetlerle)Berat Kandiliniz Mubarek olsun

Berat Kandili nedir? (Ayetlerle)Berat Kandiliniz Mubarek olsun |  görsel 1
BERAT'IN KELİME ANLAMI Berat kelimesi; borçtan kurtulma, temize çıkıp aklanma, ceza veya sorumluluktan kurtulma gibi mânâlara gelir. Berat kandili, Allah"ın ekstra rahmet, lütuf ve mağfiretiyle tecelli ederek, kullarına bağışlanma, kapılarını ardına kadar araladığı; müminlerin dualarına icabet ettiği, günahlarını affettiği, yapılan ibadetleri normal zamanlardan kat kat fazla mükâfatlandırdığı bir zaman dilimidir. Bu mübarek gecenin en meşhur adı “leyle-i beraa” (berat gecesi) olmakla birlikte “leyle-i mübareke”, “leyle-i rahmet”, “leyle-i sakk” gibi başka isimleri de vardır. Bu isimlerde rahmet ve mübarek bir gece isimlerinin manası açıktır. “Berat” ve “sakk” gecesi denmesi ise şundandır: Vergi tamamen ödendiğinde ödeyenlere borçlarının olmadığına dair bir sak (belge, sened) yazıldığı gibi Allah Teâlâ da bu gece mümin kullarının günahlarını affederek bağışlandıklarına dair berat yazmaktadır. İşte bundan dolayı böyle bir isim verilmiştir. Berat Kandili (Beraat Kandili) İslam dininde kutsal kabul edilen gecelerden biridir. Şaban ayının ondördüncü gününü onbeşinci gününe bağlayan gecesi Berat gecesidir. Aslı "Berâettir." Beraat sözlükte, "bir zorluktan kurtarmak ve berî olmak" demektir. Bu geceye, bereketli ve feyizli bir gece olması sebebiyle mübarek gece; günahların affı ve kulların temize çıkarılması sebebiyle Beraat gecesi ve kulların ihsana kavuşmaları nedeniyle de Rahmet gecesi gibi adlar da verilmiştir. HADİSLERLE BERAT GECESİ Müslümanlar bu geceyi ibadet ve taatle geçirmenin pek çok sevabı ve feyzi olduğuna inanır. Bu konuda Resul-u Ekrem şöyle buyurmuştur: "Şaban ayının on beşinci gecesi olduğu zaman,...

HAYAT ÖLÜM ve KABİR

HAYAT ÖLÜM ve KABİR |  görsel 1
Allahu Teala İnsanlarda Üç Çeşit Ruh Yarattı: Bunlar; bitkisel ruh, 2- hayvani ruh, 3- insani ruh  İnsanın bedeni bu şehadet alemine ait elementlerden yani; özet olarak dört unsurdan ve bu aleme ait olmayan bedeni idare eden, insani ruhtan müteşekkildir.   1- TOPRAK UNSURU: Dört unsurdan katı maddeleri oluşturan toprak unsuru, et, kemik, yağlar ve kanın içeriğini oluşturan maddelerdir.  Bunlar yediğimiz her türlü besinlerle Allahu Tealanın yarattığı bu vücut fabrikasında hücreler haline getirilerek vücudumuzun birer parçası haline gelirler. 2-SU UNSURU: Bu unsurda vücudumuzdaki sıvıları oluşturur. içtiklerimiz ve yediklerimizle vücudumuza girerek yerlerini alırlar. 3-HAVA UNSURU: Bu da soluduğumuz hava ile vücudumuza girerek yerini alır. 4-ATEŞ UNSURU: Bu unsurda yediklerimiz ve içtiklerimiz ile vücudumuza girerek 37-38 derecelik bir sıcaklık oluşturur. Bütün bu unsurlar asaleten cansız, yani ruhsuz oldukları için yine cansızdırlar.  Eğer bunlarda ruh olsaydı, insan vücudundaki atomlar sayısı kadar ruh olması gerekirdi. Halbuki her insanda bilen, işiten, hisseden, sevinen, üzülen bir tane ruh vardır. Bu ruh, vücudu terk ettiği zaman, dört unsur ait olduğu yere tekrar göç etmek durumunda kalıyor. Bu gözlem, kainat labaratuvarında böyle gözlemlenmektedir. Bir kaç ateist adamın küçücük labaratuvarına sığmayacak kadar büyük ve derindir ve oldukça da açık bir durumdur. Allah’a iman, dar, yapay labaratuvarların duvarları arasına sıkışmayacak kadar büyük, o kadarda açık ve nettir.    1-Bitkisel Ruh: Buna hücresel hayat da denilir ki; Bu ruh sayılmaz aslında. Buna can da denilebilir. Doldur boşaltımı  bir süreç içinde devam eden düzenl...

Hz.Hüseyin’in Türk Milletine Duası

Hz.Hüseyin’in Türk Milletine Duası |  görsel 1
İslam tarihinin en acı hadisesi hiç şüphesiz ki Kerbela olayıdır. Bundan 1331 sene evvel; iktidar hırsı yüzünden gözünü görmez, kulağını duymaz olan kalbi katranlaşmış Yezid, başlarında Peygamberin(SAV) Torunu Hz.Hüseyin’in bulunduğu topluluğu, bir yudum suya hasret bırakarak şehit etmiştir.   Elim Kerbela olayının vuku bulduğu 680 yılında, yeni yurtlar arama (Kızılelma) derdiyle Türkistan sahasından çıkarak Arap Yarımadasına inen ve İslam’la yeni yeni tanışan Türk Akıncıları, Arapların savaşacağı haberini alırlar ve muhkem bir mevkiden hadiseyi takip ederler. Binlerce kişilik ordusuyla Yezid, 70 kişilik Hz.Hüseyin ve kandaşlarını çepeçevre sarmıştır. Türk Atlıları anlarlar ki; güçlüyle-zayıf, çoklukla-azlık, zalimle-mazlum karşı karşıyadır. Bir tarafta koskoca Emevi Ordusu diğer tarafta Peygamber torunu ve musayipleri, yol arkadaşları… Taraf olma gereği hissedeler ve saflarını belirlerler. Ne asabiyete ne mensubiyete bakarlar taraf olurken. Güç dengesine bakarlar ve Türk Olmanın gereğidir deyip, mazlumdan yana saf tutarlar.   Takvimler Muharrem ayının 9’unu gösterirken yedi Türk Akıncısı bu bela meydanından Hz.Hüseyin’i almak üzere binerler atlarına. Hz.Hüseyin susuzluktan tükenmek üzeredir Türk Yiğitlerini karşısında gördüğünde. “Sizi Azerbaycan’a götürelim” teklifini tereddütsüz reddeder. Çünkü bu yola dönmemek üzere çıkmıştır ve şahadeti kovalayacaktır. Ancak gelen yiğitlerden bir isteği olur Peygamber Torununun. “Oğlum Zeynel Abidin” der “çok hasta, alın götürün Onu buradan, size emanettir.”   Yedi Türk akıncısı yanlarına Zeynel Abidin’i de alarak yıldırım gibi yol alırlar Emevi Ordusunun barik...

Hazreti İbrahim’in (aleyhisselam) İmtihanı

Hazreti İbrahim’in (aleyhisselam) İmtihanı |  görsel 1
 HAZRETİ İBRAHİM (aleyhisselamı ) İMTİHAN EDEN MELEKLER:         Peygamber (aleyhisselam) efendimizden nakledildiğine göre, Allahu Teala İbrahim Peygamberi(a.s.) “Halil(dost)” edindiğinde melekler:       – Ya Rab O’nun gönlünde mal, evlat ve aile sevgisi varken, O nasıl Senin dostun olabilir? Çünkü çok büyük serveti vardır, dediler.         Allahu Teala:       – Onun kalbinde Benim sevgimden başka bir sevgi yoktur; isterseniz onu deneyiniz. Ben bu sınavınızı kendisine bildirmeyeceğim de diye buyurunca, 4 büyük melek birer insan şeklinde yeryüzüne indiler.        İbrahim(a.s.)’ın vadiler dolusu sığır ve koyunu, ellibin tane de çoban köpeği bulunurdu. Buna göre onun malının çokluğu mukayese edilmelidir.        İnsan şekline giren dört büyük melekten biri olan Cebrail(a.s.) İbrahim Peygamberin(a.s.) önünde durarak:     -”Şu dağ, taş üzerindeki mallar ve bu mülk kimindir?” diye sordu.       İbrahim Peygamber O’na şu cevabı verdi:     -”Bu mallar ve bu mülk, Allah’ın bize emantidir.”dedi. Bunun üzerine Cebrail(a.s.)şu zikri yaptı:     -”Subbuhun, Kuddusün ve Rabbunâ ve Rabbul-melâiketi verrûh.” (Rabbimiz Allah en Yüce ve en Kudsî, her eksik sıfattan temizdir, hem meleklerin ve hem Rûh’un(Cebrail’in) Rabbidir.)       Bu zikri işiten İbrahim Peygamber(a.s.) sarsıldı ve lâhuti bir zevkle kendinden binlerce kez geçerek, mest-ü hayran olup nice zaman sonra kendine gelebildi:  &nbs...

Cübbeli Ahmet Hoca-Hapis Yorumu Seyyid Muhammed Accân el-Hadid

Seyyid Muhammed Accân el-Hadid

Cebrail (aleyhisselam)

Cebrail (aleyhisselam) |  görsel 1
Peygamberlere vahy getirmek, Allahü teâlânın emir ve yasaklarını bildirmekle vazîfeli melek. Dört büyük melekten birisi ve en üstünüdür:       Cebrâil aleyhisselâmın ismi Kur’ân-ı kerîmde geçmekte olup, ayrıca Cibrîl, Rûh-ul-Emîn ve Rûh-ul-Kuds diye de zikredilmektedir. Cebrâil kelimesi lügatta “Allahü teâlânın kulu” mânâsındadır. Cebrâil’e ayrıca Nâmûs-ı Ekber de denilmiştir. Cebrâil aleyhisselâmın vazîfesi peygamberlere vahy getirmektir. Cebrâil aleyhisselâm Peygamber efendimize Mekke yakınındaki Hira Dağında ibâdet ve tefekkürle meşgul iken gelerek ilk vahyi getirmiştir. Allahü teâlâ Kur’ân-ı kerîmde meâlen buyurdu ki: “(Ey Muhammed!) Yaratıcı Allahü teâlânın adı ile oku! O, insanı pıhtılaşmış kandan (alaktan) yarattı! Oku, Allahü teâlâ büyük kerem sâhibidir. O, kalemle öğretir, bilmediklerini öğretti.” (Alak sûresi: 1-3)      Cebrâil aleyhisselâm her şekle girebilirdi. Peygamber efendimize aslî şekliyle, biri Hira Dağında ve diğeri Mîrac esnâsında Sidret-ül-müntehâda olmak üzere iki defâ görünmüştür. Cebrâil aleyhisselâm ekseriyâ Eshâb-ı kirâmdan Dıhye-i Kelbî sûretinde gelmiştir. Cebrâil aleyhisselâm yirmi üç yıla yakın bir sürede Kur’ân-ı kerîm âyetlerini peyderpey ve çeşitli şekil ve sûretlere girerek getirmiş, Peygamber efendimizin mübârek kalbine ulaştırmıştır. Bu husûsta Allahü teâlâ buyurdu ki:    -”Ey Resû...

Mezhebsizler Reformcular ve Diyalogcular

Mezhebsizler Reformcular ve Diyalogcular |  görsel 1
    Peygamber (sallallahu aleyhi ve sellem) efendimiz: “Ümmetim yetmiş üç fırkaya ayrılacak, bunlardan bir topluluk hariç hepsi cehennemliktir” diye haber vermiştir. O kurtuluşa eren  topluluğun kimler olduğu sorulunca: “benim ve ashabımın yolunda olanlar” diye cevaplamıştır. Bir rivâyette “cemaât” denilmiştir. Peygamber (s.a.s.) efendimiz bir hadis-i şerifinde şöyle buyurur: “Ümmetim asla, sapıklık üzerinde bir araya gelmez.” (Kütüb-ü Sitte / İtikad)  ”İhtilâf gördüğünüz zaman size ‘sevâdu’l a’zam (en büyük olan ve hak üzere bulunan topluluğa katılmayı) tavsiye ederim” (İbn Mâce. Fiten. 8). Sevâdu’l-a’zam: Sırât-ı Müstakim metodunu benimseme hususunda görüş birliği içinde bulunan topluluk olarak tefsir edilmiştir (İbnü’l-Esir, en-Nihâye, II, 419).      Peygamber (s.a.s.) efendimizin bid’at sahibi kimseler hakkında beyan ettiği hadis-i şerifler:     “Bid’at sahibi bid’atini terk etmedikçe Allah onun hiç bir  amelini kabul etmez.” (ramuz-ul-ehadis/37, Kütüb-ü Sitte) “Kim bid’at sahibine saygı gösterirse, İslamı yıkmasına yardım etmiş olur.” (Ramuzul-Ehadis 5569 Kütüb-ü Sitte) “Allah bid’at sahibinin ne namazını, ne orucunu, ne zekatını, ne haccını, ne cihadını,  ve ne de diğer amellerini asla kabul etmez; hamurdan kıl çıkar gibi İslamdan çıkar.” (Ramuz-ul Ehadis/6093) “Kim bid’at sahibinden nefret ederek yüz çevirirse, Allah onun kalbini iman ve sükunla doldurur.”(Ramuz-ul-Ehadis 5039, Kütüb-ü Sitte)      &n...

Âlemlerin Hanım efendisi’ Hz. Fâtımatü’z-Zehrâ

Âlemlerin Hanım efendisi’ Hz. Fâtımatü’z-Zehrâ |  görsel 1
  Resulullah’ın (asm) rahmet hazinesi kalbi, bu inciyi çok seviyordu.  Her evlâdını çok seviyordu, fakat  Hz. Fatıma’ya ayrı bir ihtimam ve şefkat besliyordu. Kıyamete kadar gelecek o mübarek neslin şefkatiyle bağrına basıyordu. Hz. Hatice’nin gülzarında yetişiyordu.   Âlemlerin, cennet kadınlarının hanım efendisi, insanlık hurisi Hz. Fatıma’yı (ra) anlatmak çok zor. Kalem adeta ağlıyor, yazamıyor, sayfalar yetersiz. O ki, yürüyüşüyle, simasıyla, duruşuyla, konuşmasıyla babasına en çok benzeyen... O ki, Allah’ın arslanı, ilmin anahtarı Hz. Ali’nin (ra) eşi, cennet gençlerinin efendilerinin anneleri... O ki, gözyaşı incilerini Cebrail’in yüksek arşa serptiği inci... Dilerseniz yolculuğumuza çıkalım, bir kez daha hatırlayıp o Nur’un (asm) kızını yâd edelim. Buyrunuz.. *** Yıl Milâdi 609, Cemaziyel-Âhirin 20 Cuma günü. Yer Mekke. Kâinatın Efendisi Resûlullah (asm) o sırada Hira Dağında inzivadalar. Hz. Hatice (ra) validemiz de bahçede, hurma ağacı altında dinlenmekteydi. Birden içine sıkıntı geldi, eve gitmek için yerinden kalkmak istedi, fakat kalkamadı. Anladı ki vakit gelmişti. Bahçede oynayan Hz. Ali ve Zeyd’e (ra) seslenip Resûlullah’ı (asm) çağırmalarını söyledi. Hemen koştular. Âlemlerin efendisi anlayıp Mekke’ye doğru yola koyuldu. Geldiğinde Hz. Hatice (ra) validemiz odasındaydı. Konak kalabalık ve heyecan vardı. Nihayet Âlemlerin Hanımefendisi dünyayı şereflendirdi. Hz. Fatıma (ra) beyaz buğday benizli, incecik kaşlı, kapkara gözlü, gür kirpikli ve nur babasının bir benzeri idi. Resûlullah (asm) kucağına alıp narin kızını, adını koydu. Resulullah’ın (asm) rahmet hazinesi kalbi, bu inciyi çok seviyordu....

Cennetin Anahtarı Bâyezid-i Bistâmî hazretlerine (k.s),

Cennetin Anahtarı Bâyezid-i Bistâmî hazretlerine (k.s), |  görsel 1
Bir gün Bâyezid-i Bistâmî hazretlerine (k.s), - Lâ ilâhe illallah (Allah’tan başka ilâh olmadığına şehadet etmek) cennetin anahtarıdır, anlamına gelen Peygamber Efendimiz’in (s.a.v) hadis-i şerifi hakkında ne dersiniz, diye sordular. Bâyezid-i Bistâmî (k.s) şu açıklamayı yaptı: - Hadis sahihtir. Ancak anahtar, dişleri olmadan açamaz. Cennetin anahtarı olan “lâ ilâhe illallah” sözünün dişleri ise dört şeydir: 1. Yalan söylemeyen ve gıybet etmeyen bir dil, 2. Aldatmayan ve hıyanet etmeyen bir kalp, 3. Şüpheli ve haram şeyleri yemeyen bir mide, 4. Bid‘at ve nefsin istek ve arzularının karışmadığı salih amel Kaynak: (Sûfîlerden Sözler ve Menkıbeler Hâl Dili, Semerkand Yayınları)

Şaban Ayının Önemi ve Orucunun Hikmeti

Şaban Ayının Önemi ve Orucunun Hikmeti |  görsel 1
Resûlullah Efendimiz [s.a.v] şaban ayının hürmetinin büyüklüğüne şu hadis-i şerifleriyle işaret etmişlerdir: ذَلِكَ شَهْرٌ يَغْفُلُ النَّاسُ عَنْهُ بَيْنَ رَجَبٍ وَرَمَضَانَ وَهُوَ شَهْرٌ تُرْفَعُ فِيهِ الأَعْمَالُ إِلَى رَبِّ الْعَالَمِينَ فَأُحِبُّ أَنْ يُرْفَعَ عَمَلِي وَأَنَا صَائِمٌ “Şaban ayı, receb ayıyla ramazan ayı arasında, insanların kıymetinden gaflete düştükleri bir aydır. Halbuki o, amellerin âlemlerin Rabbi olan Allah’a yükseltildiği bir aydır. Ben de, amelimin Allah’a oruçlu olduğum halde yükseltilmesini isterim.” (Nesâî, Sıyâm, 70; İbn Ebû Şeybe, el-Musannef, nr. 9858; Beyhakî, Şu-abü’l-İmân, nr. 3540.) Resûl-i Ekrem [s.a.v] şaban ayında oruç tutmaya birkaç nedenden dolayı önem vermiştir. Bunlardan birincisi, receb ve ramazan ayları arasında kalan bu aydan, insanların gafil olmalarıdır. İnsanlar, haram aylara (zilkade, zilhicce, muharrem, receb) ve ramazana çok değer vermeleri sebebiyle bu ayın faziletinden gafildirler. Halbuki Resûlullah [s.a.v] bizzat kendi hayatıyla ve sözleriyle üç ayların hepsinin ayrı bir öneme sahip olduğunu, birinin diğerinden ayrılmayacağını ifade etmişlerdir. Zeyd b. Eslem’in [r.a] rivayet ettiğine göre, Resûlullah’a [s.a.v] receb ayında oruç tutan bir topluluktan bahsedildi. Bunun üzerine Resûlullah [s.a.v], “Onlar şaban ayında neredeler?” diye ikaz ederek, üç ayların hepsinin ayrı ayrı önemi haiz olduğunu, birinde çok amel edip de diğerinin terkedilmemesi gerektiğini ve amel ederken de orta yollu olunmasını tavsiye etmişlerdir. (Abdürrezzâk, el-Musannef, nr. 7858.)  Üsâme b. Zeyd (r.a) anlatıyor: “Resûl-i Ekrem (s.a.v) peş peşe o kadar oruç tutardı ki biz onun sürekli oru&...

Canım Peygamberim

Canım Peygamberim |  görsel 1
Allahümme Salli Ala Seyyidina Muhammed

Küfür nedir ? Elfaz-ı Küfür (Dinden Çıkaran Sözler)

Küfür nedir ? Elfaz-ı Küfür (Dinden Çıkaran Sözler) |  görsel 1
KÜFÜR NEDİR?                   Küfür: Şüphe, cehalet ve inkar gibi sebeplerle inanılması gereken şeylere iman etmemektir. Küfür üç çeşittir. Cehli küfür, inkar ve inatla yapılan küfür, hükmi küfür.                  1- Cehli Küfür: Kafirlerin,  ve cahillerin küfrü.                  2- İnkari ve inadi küfür. Firavn ve Ebu Cehillerin küfrü.                  3- Hükmi küfür: İnanılması şer’an gerekli olan şeylere inanmamak ve onu hafife almaktır                  4- Cuhudi küfür: İblisin küfrü            Burada 3. madde de belirtilen hükmi küfrü açıklayacağız. Bir kimse Allah’a doğru iman ederde küfür olan söz ve inancına tövbe ederse , Allahu Teala Tevvaburrahîmdir. Ölüm anı gelmeden tövbeleri her zaman kabul edicidir.            ELFÂZ-I KÜFÜR (Küfür Sözler)            1-  Bir kimse Allah’ın varlğına birliğine inanmazsa, veya varlığından tereddüt ederse, O’nun eşi ve çocuğu olduğuna inanırsa, yeme, içme, evlenme gibi eksik sıfatlarla vasıflandığına inanırsa veya söylerse, bu kimse namaz da kılsa müslüman değildir.     &n...

EN MEŞHUR SESLERDEN KURAN-I KERİM

EN MEŞHUR SESLERDEN KURAN-I KERİM |  görsel 1
EN MEŞHUR SESLERDEN KURAN-I KERİM HER DİLDE MEALİ İLE

RABBİMİZİ TANIYALIM

RABBİMİZİ TANIYALIM |  görsel 1
HASBUN ALLAHU VE Nİ'MEL VEKİL Rabbimizi nasıl tanımalıyız, nasıl dua etmeliyiz acaba… yeryüzünde insanlara sunulmuş,tahrifi mümkün olmayan ALLAHın kelamı bize bunu öğretiyor ve bakın ne diyor… kur’anı mecid de geçen ayetlerde tanıyalım RABbimizi… اللَّهُ لَا إِلَهَ إِلَّا هُوَ لَهُ الْأَسْمَاء الْحُسْنَى Allah ki, O’ndan başka İlâh yoktur. En güzel isimler, O’nundur. taha 8. ayet.. bırakın şu taptıklarınızı , yardım için el açtıklarınızı, size ALLAH tan başka yardım edecek kimse yoktur ve en güzel isimler onundur.. bu isimleri öğrenmek için size bir kitap indirdim , diyor ve yardımımıza fussulet 2. ayeti kerimesi yardımımıza koşuyor… تَنزِيلٌ مِّنَ الرَّحْمَنِ الرَّحِيمِ Rahmân ve Rahîm (olan Allah) tarafından indirilmiştir قُلِ ادْعُواْ اللّهَ أَوِ ادْعُواْ الرَّحْمَنَ أَيًّا مَّا تَدْعُواْ فَلَهُ الأَسْمَاء الْحُسْنَى وَلاَ تَجْهَرْ بِصَلاَتِكَ وَلاَ تُخَافِتْ بِهَا وَابْتَغِ بَيْنَ ذَلِكَ سَبِيلاً De ki: “Allah diye çağırın veya Rahmân diye çağırın. Nasıl çağırırsanız hepsi O’nun Esmaül Hüsnası’dır (Allah’ın en güzel isimleridir).” Namazında (sesini) yükseltme ve onu (sesini) alçaltma. Bu ikisi arasında bir yol tut. isra 110.. وَلِلّهِ الأَسْمَاء الْحُسْنَى فَادْعُوهُ بِهَا وَذَرُواْ الَّذِينَ يُلْحِدُونَ فِي أَسْمَآئِهِ سَيُجْزَوْنَ مَا كَانُواْ يَعْمَلُونَ En güzel isimler Allah’ındır, artık O’na onunla (esmaları ile) dua ediniz! Allah’ın isimlerini (mânâsını) saptıranları terket! Yapmış oldukları şeyden dolayı yakında cezalandırılacaklar araf 180 ve rabbin herşeyi bilen ve görendir, sabret yalnız benden iste ,bana dua et , diyen rabbimiz haşr suresi 22.23.24. ayetiyle bizlere sesleniyor O Allah ki, O’ndan başka İlâh yoktur. Gaybı (görünmeyeni)...


islami forum



Bilx.net
Get  our toolbar!

Kabeden Canlı Yayın