سْــــــــــــــــــمِ ﷲِالرَّحْمَنِİlminfazileti islamic sciences-İslami İlimler

>
English (US) Deutsch Français Русский 中文(简体) Português Italiano 日本語 한국어 Español
LA TAHZEN İNNALLAHE MEANA


EŞ ŞAFÎ Esma-ul Husna Duası (Şifa veren, iyileştiren)

EŞ ŞAFÎ Esma-ul Husna Duası (Şifa veren, iyileştiren) |  görsel 1
Şifa veren, iyileştiren, tam olarak kâfi gelendir. Ey hayatın ve ölümün Sahibi olan Allah’ım! Ey bu muhteşem kâinatın, gece ve gündüzün Sahibi olan Allah’ım! Ey bedenimize ve ruhumuza şifa veren Allah’ım! Bedenimizi ve kalbimizi hastalıklardan arındır! Sisli puslu fırtınalarda dolaşan avare ruhlarımıza Şafî İsminle şifa ver! Dirilt ruhlarımızı Rabbim! **** Şafi İsminle dua ediyorum Sana Allah’ım; Tevekkül ve hırs çarpıştığında ruhlarımızda, Azap çeken ruhlarımıza Şafi İsminle şifa ver Rabbim! *** Sen ki öldüren ve diriltensin Allah’ım! Sonsuz hikmetinle verdiğin hastalıkları sonsuz Kudretinle al üzeremizden! Her sevinçte ve her kederde senin Esmânı hatırlamamızı nasip et bize! Yolunu kaybeden bir çocuk çaresizliğiyle, Şifa ararken bu dünyada, Yegâne şafinin Sen olduğun hakikatini sal kalbimize! Dermanı veren de, şifayı veren de Sensin Allah’ım! Dermanların içinde Sen şifa nasip et derdimize! *** “Allah müminlerin gönüllerine şifa verir.” (Tevbe suresi… Ayet meali) Hercai ruhlarımızı Sana döndür! Şafi İsminle şifa ver gönüllerimize Allah’ım! Olgunlaştırdığın gibi her bir meyveyi güneş altında, Öyle olgunlaştır ruhlarımızı da Verdiğin her musibet ve hastalıkta Allah’ım! Bizi bizimle bırakma! Bizi Sensiz bırakma! *** Her musibet vaktini, Kabule şayan dua vakti eyle bize Rabbim! Kalbî dualarımızı kabul eyle! Verdiğin her elem ve sevinçte adım adım yaklaşmamızı nasip et Sana Allah’ım! İbrahim’in (a.s) diliyle şahitlik ediyorum şimdi Sana: “Ben hastalandığım zaman bana şifa veren O’dur!” (Şuara suresi 80. Ayet Meali) ...

Hadis » Kütübü Sitte » Fasillar » KADER BÖLÜMÜ

Hadis » Kütübü Sitte » Fasillar » KADER BÖLÜMÜ |  görsel 1
Fasil     :     KADER BÖLÜMÜ Konu     :     Kadere İman Ravi     :     Cabir Hadis     :     Resulullah (sav) buyurdular ki: "Kul, hayrıyla, şerriyle kadere inanmadıkça, kendine (hayır ve şerden) isabet edecek şeyi atlatamayacağını, (hayır ve şerden) kaçacak olan şeyi de yakalamayacağını bilmedikce iman etmiş olmaz." HadisNo     :     4829       Fasil     :     KADER BÖLÜMÜ Konu     :     Kadere İman Ravi     :     Ubade İbnu`s-Samit Hadis     :     Oğluna ölümü sırasında demiştir ki: "Oğulcuğum, başına gelecek olan şeyin asla atlatılamayacağını, kaçırdıklarını da yakalayamayacağını bilmedikçe sen, imanın hakikatının tadını asla bulamazsın. Zira ben, Resulullah (sav)`ın şöyle söylediğini işittim: Allah`ın ilk yarattığı şey kalemdir. Kalemi yarattı ve: "Kıyamete kadar olacak şeylerin miktarlarını yaz!" dedi." Oğulcuğum, Resulullah (sav)`dan şunu da işittim: "Kim bu inanç dışında olarak ölürse benden değildir." HadisNo     :     4830       Fasil     :     KADER BÖLÜMÜ Konu     :     Kaderle Amel Ravi     :     İbnu Amr İbni`l-As Hadis     :     Resulullah (sav), elinde iki kitap olduğu halde yanımıza geldi ve: "Bu iki kitap nedir biliyor musunuz?" buyurdular. Cevaben: "Hayır, ey Allah`ın Resulü! bilmiyoruz. Ancak bildirmenizi istiyoruz!" dedik. Bunun üzerine sağ elindekini göstererek: "B...

HER TÜRLÜ TEHLİKE VE BELA İÇİN KORUYUCU AYETLER

HER TÜRLÜ TEHLİKE VE BELA İÇİN KORUYUCU AYETLER |  görsel 1
HER TÜRLÜ TEHLİKE VE BELA İÇİN KORUYUCU AYETLER 1 Okunuşu: Vela yeudühu hıfzühüma ve hüue'l-aUyyü'l-azlm. (Bakara, 255) Anlamı: Onları görüp gözetmek O'na güç gelmez. Zira yüce ve azametli yalnızca O'dur.  2 Okunuşu: Fallahü hayrun hafızan ve hüue erhamü'r-rahimin. (Yusuf, 64) Anlamı: Allah en hayırlı koruyucudur. Zira O merhametlilerin en merhametlisidir.  3 Okunuşu: Ve hıfzan min külli şeytanim marid. (Saffat, 7) Anlamı: Üstelik (onları) her isyankar şeytanın tasallutundan koruduk.  4 Okunuşu: Ve hafıznaha min külli şeytani'r-racim. (Hicr, 17) Anlamı: Ve onları kovulmuş her şeytani güçten koruduk. 5 -Okunuşu: Ve hıfzan zalike takdiru'l-azizi'l-alim. (Fusıllet, 12) Anlamı: İşte bu her şeyi bilen, her işi mükemmel olan Allah'ın takdiridir. 6 Okunuşu: İnna nahnü nezzelne'z-zikre ve inna lehu le hafızun. (Hicr, 9) Anlamı: Elbette bu uyarıcı mesajı kaynağından indiren biziz; O'nu koruyacak olan da kesinlikle Biz olacağız Biz! 7 Okunuşu: Ve künna lehüm hafızın. (Enbiya, 82) Anlamı: Aslında onlara mukayyet olan da Biziz. 8 Okunuşu: Ve rabbüke ala külli şey'in hafiz. (Sebe, 21) Anlamı: Nitekim senin Rabbin her şeyi görüp gözetmektedir. 9 Okunuşu: Allahü hafizun aleyhim ve ma ente aleyhim bi vekil. (Şura, 6) Anlamı: Allah onları sürekli gözetim altında tutmaktadır; sen onların tercihinden asla sorumlu değilsin! 10 Okunuşu: Ve mdena kitabün hafiz. (Kaf 4) Anlamı: Zira katımızda korunan(mahfuz) bir kitab mevcuttur. Selam ve Dua ile...

Borçtan Kurtulmak icin Salavat-ı Şerife

Borçtan Kurtulmak icin  Salavat-ı Şerife |  görsel 1
Allahümme salli ala seyyidina muhammedin abdike ve rasulike nebiyyir rahmeti ve ala alihi ve sahbihi ve sellim adede ma ehata bihi ılmük* Ve cera bihi kalemük* Ve nefeze bihi hukmük* Allahümme ya men bi yedihi hazainüs semavati vel erdı ve men yekulü liş şey’i kün fe yekun* Es’elüke en tüsalliye ala seyyidina muhammedin ve en tüafiyeni mined deyni ve tuğnini minel fakri ve en terzükani halalen vasian mübaraken fihi ve sallillahümme ala seyyidina muhammedin ve alihi ve sahbihi ve sellim* Manası: Allah’ım! Rahmet peygamberi, kulun ve rasulün olan Efendimiz Muhammed’e, O’nun aline ve ashabına salat eyle ve ilminin ihata ettiği kaleminin yazdığı, hükmünün geçerli olduğu şeyler adedince, selam eyle! Ey yer ve göklerin hazineleri elinde bulunan bir şeyi “ol” emriyle var eden Allah’ım! Efendimiz Muhammed’e salat etmeni, beni boçlardan kurtarmanı, fakirliğe düşürmemeni, helalinden bol ve mübarek rızıklar vermeni niyaz ediyorum. Allah’ım! Efendimiz Muhammed’e ve onun aline ve ashabına salat eyle. Fazileti: Sabah ve akşamları bu salavat-ı şerifeyi birer defa okuyan kişi, içinde bulunduğu borç yükünden Allah’ın izni ile kurtulur. “Arais” adlı tefsirde Đmam Sa’lebi diyor ki: -Hak Teala, Kaf Dağı arkasında bir çeşit mahluklar yaratmıştır ki, bunların sayısını ancak Kendisi bilir.Bunların ibadeti sallallahü aleyhi ve sellem Efendimiz’e salat ve selam getirmektir. ...

RAMAZAN BAYRAMI AÇIKLAMALI Ramazan Bayramınız Mubarek olsun 2012

RAMAZAN BAYRAMI AÇIKLAMALI Ramazan Bayramınız Mubarek olsun 2012 |  görsel 1
Bayram bir sevinç ve neşe günüdür. Yüce duyguların coştuğu, sevgi ve saygı, hislerinin mü'minler arasında alabildiğine canlandığı güzel günlerden biridir. O günde yardımlaşma ve kaynaşma son sınırına varır. Bayram insanları kaynaştırıp biraraya getiren en güzel vesilelerden biridir. Öyle ki, bayramda şahlanan yardımlaşma ve hediyeleşme ruhu yalnızca hayatta olanlara bağlı kalmaz, dünyadan gidip kabirlerinde bir Fatiha bekleyenlere kadar uzanır. Onların bu dileğini yerine getirmek için mü'minler bayramda kabirleri ziyaret ederler; ruhlarına Kur'ân'lar, Fatihalar ve dualar okuyarak onları da sevindirirler. Ramazan Bayramının mü'minler arasında ayrı bir yeri vardır. Çünkü Ramazan Bayramı, hergün tutulan orucun iftar vaktindeki sevinci gibi, tutulan bir aylık orucun toplu bir iftar sevincini ifade eder. Bir ay gibi uzun bir süreyle, özellikle Ramazan'ın yaz mevsimine denk geldiğinde sıcak günlerde nefislerine oruç tutturan mü'minler, sabır imtihanını vererek manevi sorumluluktan kurtulmanın sevincini Ramazan Bayramında yaşama imkânına kavuşurlar. Ramazan ve Kurban bayramları Hicretin 2. yılından İtibaren kutlanmaya başlanmıştır. Ramazan orucu da ilk defa bu yıl farz kılınmış, bu ayı oruçla geçiren rnü'minler sonraki ayın (şevval) ilk üç gününü bayram olarak kutlamışlardır. Bu sebeple bu bayrama Ramazan Bayramı denmiştir. "Bu günümüzde yapacağımız ilk şey namaz kılmaktır"(1) mealindeki hadise dayanarak Ramazan ve Kurban bayramları bayram namazlarının kılınmasıyla başlar. Hz. Peygamber, "Arefe günü, kurban günü ve teşrik günleri biz Müslümanların bayramıdır. Bu günler yeme içme günleridir"(2) buyurmuştur. Ramazan Bayramım da bu manada bir g&uu...

HERKES HEDEFİNE YÖNELİR, ÇALIŞIR.

HERKES HEDEFİNE YÖNELİR, ÇALIŞIR. |  görsel 1
Allahın selam ve rahmeti üzerinize olsun. Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem, ali ve ashabına da salat ve selam olsun. Bu gün bir kardeşimiz bana bir mail atmış. Yzı hoşuma gittiğinden sizlerin de okumanızı istedim. Kur'an-ı Kerim'de Rabbimiz, Müslümanları "Müminlere kaşı merhametli kafirlere karşı şiddetli" veya "Müminlere karşı yumuşak, kafirlere karşı kuvvetli" diye tarif ederken günümüzde bazı Müslümanlarımız bunun tam tersini yapmaya başladılar. Gayri Müslimlerin liderine gösterdiği saygıyı, ardında Cuma namazı kıldığı imama göstermiyorlar. Halbuki bu imamın imanıyla bütün dünyanın gayri Müslimlerinin imanı tartılsa bir tek Müslüman'ın imanı ağır gelir. Aynı üniversiteden mezun iki öğrenciden biri Müslüman öbürü Müslüman olmasa önemli bir işini gayri Müslime vermeyi ve parayı ona takdim etmeyi yeğleme tarafına gidiyor. Yapıyor da zararını yine kendisi çekiyor. İran Şahı Rıza Pehlevi, 1979 yılında Tahran Havaalanı'nı, İsrailli mühendislere yaptırır. İsrailli mühendisler, binanın üstüne İsrail bayrağındaki altı köşeli Siyon yıldızını yerleştirirler. Devrimden sonra adı İmam Humeyni havalanı olan bu binanın hâlâ üzerinde siyon yıldızı olduğunu internet atlası Google Earth'tın görüntüleriyle öğrendi dünya 29-30 Kasım 2010 tarihli gazetelerden. Televizyon haberlerinde görmüştüm, Arap Emirliklerinde, Arap aleminin en büyük oteli yapılmış. Otelin mimarı, batılı biriymiş. Otelin yapımı bittikten sonra tanıtımı yapılırken Mimar, dünyanın en büyük Haç'ını yaptığını söyleyince anlaşılmış ki otel uzaktan bakıldığında büyük bir Haç olarak görülüyormuş. Burada mimara kızmanın hiçbir anlamı yoktur. Adam, hangi k...

Şükretmeye Dair

Şükür, nimetleri avlayıp bağlamaktır. Şükretmeye başladığın vakit, ihsanın, iyiliğin artmasına hazır hale gelirsin. Kimileri Allah’ın lütfuna , kimileri de kahrına şükreder. Onların her ikisi de hayırlıdır. Şükür öyle bir bağlılıktır ki, kahrı lütufa dönüştürür. Akıllı ve olgun kişi, huzur için de, bela için de Allah’a şükreden kimsedir. Muradı cehennem bile olsa, bu kişi Hakk’ın seçtiği kimsedir. Şükür maksuda ulaşmayı kolaylaştırır. Zira dille şikayet , kalple şikayet etmeyi doğurur. Peygamber Efendimiz s.a.v. buyurmuştur: “Ben dahuk (çok gülen) ve katulüm (çok öldürenim).” Yani “Cefa verenin, zulmedenin yüzüne karşı gülüşüm, onu öldürmektir.” Burada gülmekten kasdedilen , şikayet edilecek yerde şükretmektir. Şöyle anlatıldı: Peygamber s.a.v. Efendimiz’in ashabından birisinin bir yahudi komşusu vardı. Yahudinin evinden türlü pislikler ve çamaşır suları akardı. O sahabi ise yahudiye hep teşekkür eder, ailesine de böyle davranmayı emrederdi. Sekiz sene bu hal böyle devam etti. Sahabi vefat ettiğinde, yahudi taziye için sahabinin evine gitti. Evin içinde pisliği ve bunların nereden geldiğini gördü. Geçen zaman içinde olan bitenleri öğrenince, müthiş pişman oldu. Sahabinin ailesine sordu: - Bu hali bana niçin haber vermediniz de, sürekli teşekkür edip durdunuz? Şöyle cevap verdiler: - Merhum bize şükrü emreder ve şükrü terketme durumunda neler olacağı ile de bizi korkuturdu. Yahudi bunları duyunca iman etti. Salihlerin sözleri iyi hale eder teşvik Akla içki gelir şarkıcı anılsa nitekim. Bunun için Allah Tealâ Hazretleri Kur’...

Pc Masa Üstü Resmi

Pc Masa Üstü Resmi |  görsel 1
Pc Masa Üstü Hz Allah Celle Celaluhu- Hz Muhammed Sav -Hz Ebubekir- Hz Ömer -Hz Osman -Hz Ali Ra

ER RAHMAN ER RAHİM PC MASA ÜSTÜ

ER RAHMAN ER RAHİM PC MASA ÜSTÜ |  görsel 1
ER RAHMAN ER RAHİM

Mustafa Özşimşekler Hoca Kadir Gecesinn Önemi ve Fazileti

Kadir Gecesi

104 Yaşında, Orucunu Tutuyor

104 Yaşında, Orucunu Tutuyor |  görsel 1
      104 Yaşında, Orucunu Tutuyor   Batman Gültepe Mahallesi'nde yaşayan 104 yaşındaki Hüsna Demir, çocukluğundan beri orucunu hiç aksatmadan tutuyor. Batman Gültepe Mahallesi'nde yaşayan 104 yaşındaki Hüsna Demir, çocukluğundan beri orucunu hiç aksatmadan tutuyor.  84 yaşına kadar 3 aylar orucunu tuttuğunu da anlatan Hüsna Demir, Ramazan orucunu çocukluğundan beri tuttuğunu ömrü ve sağlığı yettiğince de tutmaya devam edeceğini söyledi. Ağzından dini vecizelerin eksik olmadığı Hüsna Demir, 50'den fazla torunu bulunduğunu, torununun çocuğunu da görmenin kendisine nasip olduğunu vurguladı.  Ağustos ayının sıcak olmasına rağmen Mekke ve Medine'nin sıcağı ile karşılaştırılamayacağını kaydeden Hüsna Demir, "Bu yaşıma kadar neler gördüm neler geçirdim. Allah imandan, Kur'an'dan, namazdan ayırmasın. Burası imtihan dünyasıdır. Ben orucumu bugüne kadar tuttum. Allah bana güç kuvvet verdi. Rabbim kabul eder inşallah." dedi.

Kaza ve Kadere Rıza, Nefis Makamları (Nefsin Dereceleri)

      Kaza ve kader Allah’ın (c.c.) hakkıdır. Çünkü O kullarına dilediği gibi hükmetme hakkına sahiptir. İsterse herkese zulüm yapabilir. Kullarının buna hiçbir suretle itirazları olamaz. Nitekim insan et ihtiyacı için hayvanları kesmekte ve yemektedir. Aklı başında olan hiç kimse hayvanların yaşam haklarının olduğunu, bunun için canlı bir varlık olarak kesilmemeleri gerektiğini savunamaz. Çünkü insanın kısmi irade sahibi bir varlık olarak canlı varlıkların hayatı üzerinde hakkı bulunmaktadır. Bunun gibi Allah (c.c.) da mutlak irade sahibi yaratıcı olarak kulları üzerinde mutlak bir tasarruf ve hükmetme hakkına sahiptir. O’nun yaptığı şeyler üzerinde hiç kimsenin itirazda bulunmaya hakkı yoktur. Ama Allah (c.c.) böyle zorba biri gibi değil de kaza ve kadere en güzel ve insanın hoşuna giden, hayranlık duyduğu sıfat ve güzel isimlerle egemendir. Zira Allah (c.c.) ezeli ilmi (el-Alîm), pek çok hikmeti (el-Hakîm), mutlak adaleti (el-Adl), sınırsız merhameti (er-Rahmân) ile kaza ve kadere hükmeder. Her insanın kaderi Levh-i Mahfuz’da bir hüküm olarak yazılmıştır. Zamanı geldiğinde bunların meydana gelmesine kaza denir. İnsanın Allah’ın (c.c.) kaza ve kaderi üzerinde rıza göstermesi Allah’ı (c.c.) el-Alîm, el-Adl, er-Rahmân el-Hakîm güzel isimleri ile tazim etmesi (yüceltmesi) anlamına gelir.Allah (c.c.) kaza ve kaderinde eksiksiz, mutlak adalet sahibidir. Dünyada görünüşte pek çok adaletsizlikler göze çarpar. Örneğin bir insanın İslam diyarında doğması ile küfür diyarında dünyaya gelmesi İslam dinine girmede ve onunla şereflenmede bir adaletsiz durum olarak göze çarpar. Yine bir insanın doğuştan kör yada başka bir organının engelli olması da böyle...

ARAKANLI YETİMLER MÜSLÜMANLARA EMANET...

ARAKANLI YETİMLER MÜSLÜMANLARA EMANET... |  görsel 1
ARAKANLI YETİMLER MÜSLÜMANLARA EMANET... HAYDİ TÜRKİYE EMANETE SAHİP ÇIK! www.ilminfazileti.blogcu.com

KANSERİN ÖLÜMÜ--MUTLAKA OKUYUN

KANSERİN ÖLÜMÜ--MUTLAKA OKUYUN |  görsel 1
LÜTFEN HERKESE GÖNDERİN! KANSERİN ÖLÜMÜ--MUTLAKA OKUYUN Arkadaşlar. Yeniköy Mimarlar Sitesinde komşum ve meslekdaşıma 30 yıl evvel doktorlar 6 ay ömrü kaldığını söylediler. Ailesini bu sonuca alıştırdı; evin tüm ihtiyaçlarını gördü, temin etti; kendini ölüme hazırladı. Buğday çimlenmesinin hastalığa iyi geldiğini bir yerde okumuş. Evin bir odasına toprak döşedi; orada buğday yetiştirdi; buğday çimini mikserde öğüterek her gün ve devamlı içti. 30 yıldır yaşıyor. Artık çime de gereksinimi kalmadı. Sağlıklı günler dileğiyle... Yılmaz Ergüvenç Kesinlikle zararı yok, sınırlı yararı olabileceği, destek amaçlı kullanılmalarında sakınca olmadığı kanaati bildirildi. Saygılarımla arz ederim. Dr.Vehbi Alpman.KANSERİN ÖLÜMÜ MUTLAKA OKUYUN! ASRIMIZIN EN KÖTÜ HASTALIĞI İÇİN HER BİLGİNİN ÖNEMİNE İNANDIĞIMDAN ELİME GELEN BU MAİLİ HERKESE GÖNDERİYORUM. Buğday çimi ekiniz ve yiyiniz, Buğday şırası yapınız ve içiniz. Kanseri engelleyen besinlerin başında atalarımızın Orta Asya'da içtikleri Buğday şırası geliyor. Klasik tedavi yöntemlerini reddeden tüm doktorların ortak iddiası, buğday çimi yenilmesi ve buğday şırası içilmesi Pakistan'daki Hunzakut Prensliği'nde kanserden ölüm yok. Ayrıca Hunzakutlular, acı badem ve kayısı çekirdeğini yiyorlar ve kansere yakalanmıyorlar. Türkiye'de acı badem ve kayısı tüketilen bölgelerde kanser vakalarının azlığı dikkat çekiyor. Ödemiş'le Salihli arasında, binbir efsaneye konu olmuş Bozdağ'ın eteklerinde cennet gölcük kıyısında kanseri yenen, bu zaferi kazandıktan sonra mücadelesi herkese örnek olsun diyerek bir de kitap yazan Doktor İlhami Güneral ile sohbetimiz sürüyor. Önemli ola...

Ehadun Ehad Allahu Ekber

Ehadun Ehad  Allahu Ekber |  görsel 1
Allahu Ekber Allah'tan başka ilah yoktur Ehadun Ehad

Hz. İsa Peygamberin Nüzûlü

Hz. İsa Peygamberin Nüzûlü |  görsel 1
En-Nisa /157 : ”  وماقتلوه وماصلبوه ولكن شبّه لهم“    Ve mâ katelûhü ve mâ Salebûhü  ve lâkin şübbihe lehüm.” mealen: ”Onu(İsa’yı) öldürmediler ve asmadılar, fakat onlara öyle göründü.”        Maide S.// 117. ayeti mealen: - “Sen bana ne emrettinse, ben ancak onlara onu söyledim; hep Rabbim ve Rabbiniz Allah’a kulluk ediniz.” dedim ve içlerinde bulunduğum sürece üzerlerinde şahittim. Vakta ki beni içlerinden aldın, üzerlerinde gözcü ancak Sen kaldın ve zaten Sen her şeye şahitsin.”      Bütün Ehl-i sünnet alimleri bu ayeti kerimeyi bu manada çevirmişlerdir.        Burada bazılarının yanldığı birinci nokta şu: Ayette geçen “fe lemmâ teveffeytenî”deki “teveffâ” fiili, vefâ fiilinin mazi, mezid kalıbından türetilmiştir ki, arabça da bu fiilin anlamı; ”sözünde durmak” manasındadır. Bu vefat kelimesi günümüz türkçesinde ise öldü; ”vefat etti” ve sözünde durmak “vefalı kişi” deyimleri anlamında kullanılmaktadır. Cümlenin başına da;” Lemmâ ” edatı getirilince, şu mana hasıl olmaktadır: -”Rabbimin bana olan, (Nisa Suresi 159. ayetindeki; ”Doğrusu Allah İsa’yı kendine doğru yükseltti.”) sözünü yerine getiripte, beni aralarından aldığında, onların üzerlerinde gözetleyici olarak Sen kaldın ve Sen her şeye şahitsin” (Maide S. 117)       Dikkat edilirse Kur’an, Kur’an’ı açıklamaktadır. Allah Azze ve Celle Nisa Suresi 159′da ki; İsa aleyhisselamı katına yükseltme söz...

Rahman Suresi Surah Ar-Rahman Turkhis,English,French,deutcsh,spa

Rahman Suresi Surah Ar-Rahman Turkhis,English,French,deutcsh,spa |  görsel 1
بِسۡمِ ٱللهِ ٱلرَّحۡمَـٰنِ ٱلرَّحِيمِ ٱلرَّحۡمَـٰنُ (١) عَلَّمَ ٱلۡقُرۡءَانَ (٢) خَلَقَ ٱلۡإِنسَـٰنَ (٣) عَلَّمَهُ ٱلۡبَيَانَ (٤) ٱلشَّمۡسُ وَٱلۡقَمَرُ بِحُسۡبَانٍ۬ (٥) وَٱلنَّجۡمُ وَٱلشَّجَرُ يَسۡجُدَانِ (٦) وَٱلسَّمَآءَ رَفَعَهَا وَوَضَعَ ٱلۡمِيزَانَ (٧) أَلَّا تَطۡغَوۡاْ فِى ٱلۡمِيزَانِ (٨) وَأَقِيمُواْ ٱلۡوَزۡنَ بِٱلۡقِسۡطِ وَلَا تُخۡسِرُواْ ٱلۡمِيزَانَ (٩) وَٱلۡأَرۡضَ وَضَعَهَا لِلۡأَنَامِ (١٠) فِيہَا فَـٰكِهَةٌ۬ وَٱلنَّخۡلُ ذَاتُ ٱلۡأَكۡمَامِ (١١) وَٱلۡحَبُّ ذُو ٱلۡعَصۡفِ وَٱلرَّيۡحَانُ (١٢) فَبِأَىِّ ءَالَآءِ رَبِّكُمَا تُكَذِّبَانِ (١٣) خَلَقَ ٱلۡإِنسَـٰنَ مِن صَلۡصَـٰلٍ۬ كَٱلۡفَخَّارِ (١٤) وَخَلَقَ ٱلۡجَآنَّ مِن مَّارِجٍ۬ مِّن نَّارٍ۬ (١٥) فَبِأَىِّ ءَالَآءِ رَبِّكُمَا تُكَذِّبَانِ (١٦) رَبُّ ٱلۡمَشۡرِقَيۡنِ وَرَبُّ ٱلۡمَغۡرِبَيۡنِ (١٧) فَبِأَىِّ ءَالَآءِ رَبِّكُمَا تُكَذِّبَانِ (١٨) مَرَجَ ٱلۡبَحۡرَيۡنِ يَلۡتَقِيَانِ (١٩) بَيۡنَہُمَا بَرۡزَخٌ۬ لَّا يَبۡغِيَانِ (٢٠) فَبِأَىِّ ءَالَآءِ رَبِّكُمَا تُكَذِّبَانِ (٢١) يَخۡرُجُ مِنۡہُمَا ٱللُّؤۡلُؤُ وَٱلۡمَرۡجَانُ (٢٢) فَبِأَىِّ ءَالَآءِ رَبِّكُمَا تُكَذِّبَانِ (٢٣) وَلَهُ ٱلۡجَوَارِ ٱلۡمُنشَـَٔاتُ فِى ٱلۡبَحۡرِ كَٱلۡأَعۡلَـٰمِ (٢٤) فَبِأَىِّ ءَالَآءِ رَبِّكُمَا تُكَذِّبَانِ (٢٥) كُلُّ مَنۡ عَلَيۡہَا فَانٍ۬ (٢٦) وَيَبۡقَىٰ وَجۡهُ رَبِّكَ ذُو ٱلۡجَلَـٰلِ وَٱلۡإِكۡرَامِ (٢٧) فَبِأَىِّ ءَالَآءِ رَبِّكُمَا تُكَذِّبَانِ (٢٨) يَسۡـَٔلُهُ ۥ مَن فِى ٱلسَّمَـٰوَٲتِ وَٱلۡأَرۡضِ‌ۚ كُلَّ يَوۡمٍ هُوَ فِى شَأۡنٍ۬ (٢٩) فَبِأَىِّ ءَالَآءِ رَبِّكُمَا تُكَذِّبَانِ (٣٠) سَنَفۡرُغُ لَكُمۡ أَيُّهَ ٱلثَّقَلَانِ (٣١) فَبِأَىِّ ءَالَآءِ رَبِّكُمَا تُكَذِّبَانِ (٣٢) يَـٰمَعۡشَرَ ٱلۡجِنِّ وَٱلۡإِنسِ إِنِ ٱسۡتَطَعۡتُمۡ أَن تَنفُذُواْ مِنۡ أَقۡطَارِ ٱلسَّمَـٰوَٲتِ وَٱلۡأَرۡضِ فَٱنفُذُواْ‌ۚ لَا تَنفُذُونَ إِلَّا بِسُلۡطَـٰنٍ۬ (٣٣) فَبِأَىِّ ءَالَآءِ رَبِّكُمَا تُكَذِّبَانِ (٣٤) يُرۡسَلُ عَلَيۡكُمَا شُوَاظٌ۬ مِّن نَّارٍ۬ وَنُحَاسٌ۬ فَلَا تَنتَصِرَانِ (٣٥) فَبِأَىِّ ءَالَآءِ رَبِّكُمَا تُكَذِّبَانِ (٣٦) فَإِذَا ٱنشَقَّتِ ٱلسَّمَآءُ فَ...

Mir’aç ve Hz. Ebû Bekir Sıddîk (r.a)

Mir’aç ve Hz. Ebû Bekir Sıddîk (r.a) |  görsel 1
Hz. Peygamber [s.a.v], Mi‘rac hadisesinin gerçekleştiği sabah, Kâbe’nin Hicr denilen yerine gidip ayakta durdu, müşriklere yaşadıklarını anlattı. Hiçbiri inanmadı. Resûlullah [s.a.v], üzgün bir halde bir tarafa çekilip oturdu. Bu sırada Ebû Cehil çıkageldi. Söylenenleri duymuştu. Onunla alay etmek istiyordu. Mescid-i Aksâ’yı sordu; kapısını, penceresini, duvarlarını, direklerini her şeyi Peygamber Efendimiz de [s.a.v] en ince ayrıntısına kadar anlattı. Çünkü Rabbimiz o anda Mescid-i Aksâ ile aradaki perdeleri kaldırıvermişti. Müşrikler şaşkınlığa düştüler. Fitne krizlerine tutulup deli divane oldular. Kimi, ellerini duymamak için çırpıyor; imanı zayıf olanlardan irtidad edenler oluyor; bu olağanüstü mucizeyi bir türlü akıllarına sığdıramıyorlardı. Bunun üzerine müşriklerden bir kısmı, “Ey Muhammed! Sen bize kervanlarımızdan haber ver. O bizim için Mescid-i Aksâ’dan daha önemli. Sen onlara rastladın mı?” dedi. Resûlullah [s.a.v], “Evet, vallahi filan oğullarına rastladım. Bir deve kaybetmiş, onu arıyorlardı. Onların kafilesi şu anda Ten‘îm yokuşundan iniyor. Kafilenin önünde de, siyah renkli erkek bir deve var” dedi. Kureyşliler, koşarak Ten‘îm yokuşuna doğru gittiler. Verilen haberleri yalan çıkarmak umuduyla beklemeye başladılar. Fakat kervan göründüğünde hayal kırıklığına uğramışlardı. Sordukları tüm sorular doğru cevaplandığı gibi bir de kervan hakkında verilen haberler doğru çıkmıştı. Fakat söyledikleri, “Bu apaçık bir sihir” demekten ibaret oldu. Resûlullah’ın [s.a.v] anlattıklarına inanmayan bazı kimseler hemen onun en yakın arkadaşı Hz. Ebû Bekir’in [r.a] yanına koştular: - Ey Ebû Bekir! Muhammed&...

CEBRÂİL (a.s.) ve 2 Rekat Namazı

CEBRÂİL (a.s.) ve 2 Rekat Namazı |  görsel 1
CEBRÂİL (a.s.) Dört büyük melekten biri. Buna Cibril de denir. Bu tabirle Kur'an-ı Kerîm'de üç yerde geçmektedir. (el-Bakara, 2/97-98; et-Tahrim, 64/4). Cibril, "cibr" ve "il" kelimelerinden meydana gelmiş İbrânice bir kelimedir. Cibr kul, il ise Allah anlamına olup ikisi beraber Allah'ın kulu demektir (M.H. Yazır, Hak Dini Kur' an Dili, l, 431), Cebrâil, Kur'an-ı Kerîm'de "Ruh", "Ruhu'l-Kudüs" ve "Ruhu'l-Emin" isimleriyle de anılmaktadır. Cebrâil (a.s.)'in görevi Allah ile peygamberleri arasında elçiliktir. Allah'tan aldığı emir ve hükümleri peygamberlere bildirir. Bütün kitap ve vahiyler Cebrâil vasıtasıyla indirilmiştir. Kur'an-ı Kerîm de Hz. Muhammed (s.a.s.)'e onun vasıtasıyla indirilmiştir. Kur'an-ı Kerîm'de bu hususta şöyle buyurulur: "(Ey Muhammed!) Uyaranlardan olman için Kur'an'ı senin kalbine apaçık Arapça diliyle Ruhu'l-Eınin (Cebrâil) indirmiştir." (eş-Şuâra, 26/192-195). Cebrâil (a.s.) her şekle girebilir. Peygamber Efendimiz (s.a.s.) onu biri vahyin başlangıcında Hıra'dan Mekke'ye gelirken, diğeri Mirâc'dan dönüşte Sidretü'l-Münteha*'da olmak üzere iki defa kendi aslî şekliyle görmüştür. (es-Saâtî, el-Fethu'r-Rabbânî, VIII, 5). Cebrâil (a.s.) bazan da insan kılığına girerek Rasülullah (s.a.s.)'a vahiy getirirdi. Bu durumda çoğu kez yakışıklı ve genç bir sahabî olan Dıhye el-Kelbî'nin sûretinde görünürdü (Tecrid-i Sarîh Tercümesi, IX, 35). Cebrâil (a.s.) İsrâ ve Mirâc hadîsesinde Rasûlullah (s.a.s.)'a Mekke'den Kudüs'e...

Pc Masa Üstü Hasbun Allah Rabbun Allah

Pc Masa Üstü Hasbun Allah Rabbun Allah |  görsel 1
Hasbun Allah Rabbun Allah  

ARAKAN MÜSLÜMANLARI ZULÜM ALTINDA

ARAKAN MÜSLÜMANLARI ZULÜM ALTINDA |  görsel 1
La İlahe İllallah Muhammedur Resulullah Hasbun Allahu ve Ni'mel Vekil ARAKAN MÜSLÜMANLARI ZULÜM ALTINDA BİR AYDA 1000 MÜSLÜMAN KATLEDİLDİ MEDYA BU KONUYU GÜNDEME GETİRMİYOR DUYARSIZ KALMAYALIM, İNSANLIĞIN VİCDANINI UYANDIRMAK İÇİN PAYLAŞALIM !!! Arakan'da öyle bir vahşet gördüler ki... Katliamın merkezine giden gazeteci, "haberi yazarken ağladım" derken bir diğeri "bir şehri dolduracak kadar ceset gördüm" diyor. Müslümanların öldürüldüğü ve göçe zorlandığı Arakan’a girmeyi başaran İHH ekibi ve gazeteciler, yaşadıklarını anlattı. İHH gönüllüsü Sait Demir, “Arakan’daki durumun vahametini kucağınızda küçük bir çocuk öldüğünde çok iyi anlıyorsunuz” dedi. Türkiye Gazetesi muhabiri Osman Sağırlı ise, "Dünyadaki bütün mülteci kamplarını dolaştım ancak böyle bir zulüm görmedim" ifadelerini kullandı. Yüzbinlerce müslümanın göçe zorlandığı ve katledildiği Myanmar’ın Arakan bölgesine yardım götüren aralarında gazetecilerin de bulunduğu İHH İnsani Yardım Vakfı ekibi Türkiye’ye döndü. İHH Merkezi’nde basın toplantısı düzenleyen gönüllüler ve gazeteciler, Myanmar izlenimlerini anlattı. Basın toplantısında konuşan İHH Yönetim Kurulu Üyesi Hüseyin Oruç, Arakan’da Müslümanlara yönelik katliamın devam ettiğine dikkat çekerek, “1982 yılından itibaren vatandaşlıkları iptal edilen Arakanlı Müslümanların yaşadığı coğrafyada yüzbinin üzerinde insan evinden uzaklaştırıldı" dedi. ÖLÜMDEN KAÇIŞ Bölgeye giden ekipte bulunan İHH...

Rahman Suresi

Rahman Suresi |  görsel 1
Rahman Suresi

ALAY ETMENİN KAYNAĞI KİBİRDİR

ALAY ETMENİN KAYNAĞI KİBİRDİR |  görsel 1
Bir insanın kendini diğer insanlardan büyük görmesine, üstün tutmasına "kibir" denir. Kibirli kişiler, diğer insanlara karşı, onları aşağı gördüklerini hissettiren bir tavır sergilerler. Ancak kibiri yalnızca insanlara karşı gösterilen bir tavır bozukluğu olarak düşünmek doğru olmaz. Çünkü kibirli insanlar aynı zamanda Allah'ın dinine uyma, doğru yola davet edildiğinde bu yola icabet etme konusunda da büyüklenirler. İnsan, vicdanıyla hareket etmediği, nefsinin telkinlerine uyduğu, Allah'ın Kuran'da tarif ettiği ahlakı uygulamadığı müddetçe nefsinin bu tuzağına düşecektir. Çünkü Allah'ın Kuran'da bildirdiği gibi, "… nefis, -Rabbimin kendisini esirgediği dışında- var gücüyle kötülüğü emredendir..." (Yusuf Suresi, 53) Şeytanın telkinlerine uyan ve kendilerini hiçbir gerçekliği olmayan üstünlüklere sahip gören kişiler, artık tamamen nefislerinin kontrolünde hareket ederler. Bundan dolayı da kibirli olmaları ya da diğer bir deyişle büyüklenmeleri kaçınılmazdır. Kibir, şeytanın da en belirgin özelliklerinden biridir. Kuran'da bildirildiği gibi Allah, meleklere Hz. Adem'e secde etmelerini emrettiğinde İblis hariç hepsi secde etmiş, İblis ise secde etmekte direnmiştir. Kuşkusuz bunun sebebi, kendisini Hz. Adem'den üstün görmesi ve bundan dolayı büyüklenmesidir. Kuran'da şeytanın bu durumu şöyle anlatılır: Ve meleklere: "Adem'e secde edin" dedik. İblis hariç (hepsi) secde ettiler. O ise, diretti ve kibirlendi, (böylece) kafirlerden oldu. (Bakara Suresi, 34) ... sonra meleklere: "Adem'e secde edin" dedik. Onlar da İblis'in dışında secde ettiler; o, secde edenlerden olmadı. (Allah) Dedi: "Sana emrettiğimde, seni sec...

ABD hapishanelerinde 93 kişinin hidayetine vesile oldu

ABD hapishanelerinde 93 kişinin hidayetine vesile oldu |  görsel 1
Bilgin Erdoğan, 10 yıldır ABD’de yaşıyor. Amerika’da Devlet hapishanelerinde dini-rehber (Chaplain) olarak çalışıyor. Bu sure içinde Allah’ın lütfüyle, 93 kişinin hidayetine vesile oldu. Bilgin Erdoğan, 10 yıldır ABD’de yaşıyor. Amerika’da Devlet hapishanelerinde dini-rehber (Chaplain) olarak çalışıyor. Bu sure içinde Allah’ın lütfüyle, 93 kişinin hidayetine vesile oldu. Kendisiyle bir röportaj gerçekleştirdik… Öncelikle sizi kısaca tanıyabilir miyiz? ABD'de yaptığınız çalışmalar hakkında kısa başlıklar halinde bilgi alabilir miyiz? Evvela size ve tanışmamıza vesile olan Kurani Hayat dergisine teşekkür ederim. Çanakkale-Biga doğumluyum. İlk-orta ve lise tahsilimi Antalya’da yaptım. Lisansımı Kıbrıs’ta İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesine bağlı Uluslararası İlişkiler bölümünde, yüksek lisansımı ise İstanbul Fatih Üniversitesinde tamamladım. Yüksek lisanstan hemen bir iki sene sonra Amerika’ya yerleştim. On senedir Amerika’da yaşıyorum. ABD yaptığınız iş hakkında kısa bilgi alabilir miyiz? Yaklaşık dokuz senedir Amerika’da Devlet hapishanelerinde dini-rehber (Chaplain) olarak çalışmaktayım. Bu sure içinde Rabbim nasip etti, 93 kişinin hidayetine vesile oldum. Amerika’da en fazla Müslüman olma oranı hapishanelerde olduğu için, bu işi yapmayı tercih ettim. Zaten bu topraklara gelirken ki duam ve niyetimde o idi. Rabbim! Herkesin türlü türlü gayelerle gittiği Amerika’ya, dinimi anlatmak için gidiyorum sen bana nasip et diye dua etmiştim. Kısa bir sure sonra Rabbim çok kimseye açmadığı kapıları açtı ve kendimi hapishanede insanlara dinimi anlatırken buldum. Doktora yapmayı da hedefliyordum ancak yoğunluktan ve işlerin zor olmasından dolayı şimdilik vazgeç...

Ramazan ayı ayların efendisidir.

Ramazan ayı ayların efendisidir. |  görsel 1
 On bir ayın Sultanıdır. Kuranın inişi bu ayda başlamıştır. Mevla Teala Kuranı Kerimde, Kadir gecesinin ismini zikrettiği gibi, Ramazan ayının ismini de zikretmiş ve Onu methetmiştir. Ramazan-ı şerif ayı, Allah-u Telanın bu ümmete rahmet ettiği, günahlarını mağfiret buyurduğu ve cehennemden kurtardığı bir aydır. Nitekim Efendimiz: “Bu ayın başı rahmet, ortası mağfiret sonu da cehennemden kurtuluştur.” buyurdu. Ramazan ayı bu ümmetin ayıdır. Fazileti büyük, kazancı çoktur. Bu aya hürmet etmeli tazim etmelidir. Efendimiz buyurdular ki: “Eğer kullar Ramazan ayında neler olduğunu bilseydiler, elbette ümmetim bütün senenin Ramazan olmasını isterlerdi.” Allah dostları altı ay önceden “Ya Rabbi bizi Ramazan ayına ulaştır” diye dua ederlermiş. Çünkü bu aydaki manevi kazancın büyüklüğünü bildikleri için, bu ayı kaçırmak istemiyorlar. Ramazan ayı gerçekten de büyük bir manevi ticaret mevsimidir.İbni Abbas r.a’ın rivayet ettiği uzun bir hadisi şerifte Efendimiz şöyle buyurmuştur: “Cennet seneden seneye Ramazan ayının girmesiyle süslenir ve temizlenir. Ramazan ayının ilk gecesi olduğu zaman arşın altından Mesire denen bir yel (Tatlı bir rüzgar) eser. Esen bu yelle cennet kapılarının halkaları vurmaya başlar. Cennetteki ağaçların yaprakları birbirine değer. Bu sürtünmeden öyle güzel sesler, nağmeler çıkar ki, hiç kimse bundan daha güzel bir ses ne duymuş ne de işitmiştir. Cennetteki huri kızları da süslenip cennetin balkonlarına çıkarlar. Cennetin bekçisi Rıdvana sorarlar.“Bu gece ne gecedir.?”Rıdvan der ki: “Ey cennet Hurileri! Bu gece Ramazan ayının ilk gecesidir Cennet kapıları Muhammed ümmetine açıldı.” Yine Ramazan ayının ilk gecesi Allah-u Teala,...

NAMAZIN RÜKÜNLERİ

NAMAZIN RÜKÜNLERİ |  görsel 1
NAMAZIN RÜKÜNLERİ Namazın rükünleri on sekiz tanedir: 1- Niyet getirmek. 2- Gücü varsa kıyama durmak.[1] 3- İhram tekbirini almak. 4- Fatiha-ı şerifi okumak. "Bismillahirrahmanirrahim" Ayet-i kerime­si de fatihadandır. 5- Rükû´a varmak. 6- Rükû´da tuma´nine yapmak. . 7- Rükû´dan kalkıp ve doğrulmak. 8- Doğrulmada tuma´nine yapmak. Niyet etmek: Namaza başlamak için niyet etmek gereklidir Niyyetin yeri kalptir. Bu nedenle namaza durulduğu zaman kalben niyet etmek gerekir. Niyeti lafzen ifade etmek ise sünnettir. Niyette Allah rızası için namaz kılmaya kalben karar vermek gerekir. Mesela sabah namazının farzı için şöyle niyet getirilir: "Niyyet ettim Allah rızası için sabah namazının farzını eda etmeye..." Farz namaz için niyyetin 3 şartı vardır: a) Namazı kasdetmek. b) Namazı n vaktini tayin etmek. c) Farz namaz olduğunu söylemek. Farz namazlarının önce veya sonrasında kılınan sünnetler gibi belirli nafile namazlarının niyetinde iki şart vardır: a) Namazı kasdetmek, b) Hangi nafile olduğunu veya hangi vaktin sünneti olduğunu tayin et­mek. Eğer mutlak olan veya belirli olmayan bir nafile nah.azı ise bunun da bir şartı olup, o da yalnızca namazı kasdetmek yeterlidir. Resulullah (s.a.v.) şöyle buyurur: "Ameller ancak niyetlere göredir. Herkese de sadece niyet ettiği var­dır. Kimin hicreti Allah ve resulüne ise, onun hicreti Allah ve Resulune-´dir. Kimin hicreti elde etmek istediği dünyaya veya nikahlayacağı kadına ise o kimsenin hicreti de onlaradır". [2] Niyet eden bir kimsenin niyetini ağızdan söylemesi, eda veya kaza ol­duğunu söylemesi, Allah´u Teala´ya izafe etmesi, kıbleye karşı yönelişi ve r...

Ramazan Ayını Değerlendirmek

Ramazan Ayını Değerlendirmek |  görsel 1
Büyük arif İmâm-ı Rabbânî (k.s) yazdığı bir mektupta ramazan ayının, Kur’ân-ı Kerîm ile tam bir münasebeti olduğunu, Kur’ân-ı Kerîm’in bu ayda indiğini, “Ramazan ayı, Kur’an’ın indirildiği aydır” (Bakara, 2/183) âyet-i kerimesinin bunu doğruladığını söylemiş ve şöyle demiştir: “Bu münasebetle ramazan ayı, bütün hayır ve bereketleri kendinde toplamıştır. Sene içinde herhangi bir yolla kişiye ulaşan bütün bereket ve hayırlar, kıymeti büyük olan ramazan ayının bereket deryasından bir damladır. Bu ayda sağlanan cemiyet (toparlanma) hali, sene boyunca elde edilecek olan cemiyetin sebebidir. Bu ayda düşülen tefrika (dağınıklık) hali ise, sene boyunca tefrikaya yol açar. Ramazan ayı, kendisinden hoşnut ve razı olduğu halde ayrılan kimseye ne mutlu! Ramazan ayı, kendisine kızgın ve kendisinden memnun olmadığı halde ayrılan kimseye de yazıklar olsun. Çünkü o kimse, birçok bereket ve hayırdan mahrum kalmıştır. Ramazan ayında Kur’ân-ı Kerîm hatmetmenin sünnet oluşu, bütün aslî kemâlât ve bereketlere erişmeye vesile olması sebebiyle olması mümkündür. Ramazan ayı ile Kur’an hatmini bir araya toplayan kimsenin, ramazan ayının bereket ve hayırlarından mahrum kalmaması umulur. Bu ayın gündüzlerinde bulunan bereket diğer aylarınkine benzemez. Gecelerinde bulunan hayırlar da başka ayların geceleri ile kıyas edilemez.” (İmâm-ı Rabbânî, Mektûbât, 4. Mektup)     “Seyyid Muhammed Raşid (k.s) hazretleri farz ve vacip ibadetlerinin dışında nafile ibadetlere, bilhassa geceleyin yapılan amellere çok önem verir, sofilere gece namazına kalkmayı tavsiye ederdi.     Vitir namazını gece teheccüd namazıyla ...

TERAVİH NAMAZININ FAZİLETLERİ

TERAVİH NAMAZININ FAZİLETLERİ |  görsel 1
Resulullah (sav) Efendimiz’e Ramazan ayında kılınan Teravih Namazı’nın fazileti sorulduğu zaman şöyle buyurdu: “Teravih Namazı’nı kılan bir mü’min kimse her gece Teravih kıldığı zaman başka hal alır, şöyle ki; 1.GECE: Annesinden doğduğu gündeki gibi günahlarından arınır. 2.GECE: Kendisinin ve eğer mü’min iseler anne ve babasının günahları bağışlanır. 3.GECE: Arş altında bir melek şöyle seslenir: ” Amel temize çıktı, günahların bağışlanır.” 4.GECE: Onun için verilecek mükafaat Tevrat’I, İncil’i, Zebur’u ve KUr’an-ı Kerim’i okuyup hatmetmiş sevabı kazanır. 5.GECE: Yüce Allah ona Mescid-i Haram’da, Mescid-i Nebevi’de namaz kılan kimse gibi sevap kazandırır. 6.GECE: Yüce Allah ona Beyt-i Mamur’u tavaf edenin sevabını ihsan eder. 7.GECE: Firavun’un gazasında Musa(as) ile beraber olmuş gibi ecir verilir. 8.GECE: Yüce Allah İbrahim (as) ‘a yaptığı ihsanı ona da yapar. 9.GECE: Hz. Peygamber(sav)’in yaptığı ibadet gibi Yüce Allah’a ibadet etmiş olur. 10.GECE: Yüce Allah ona dünya ve ahiretin hayrını nasip eder. 11.GECE: Ölecek olursa dünyadan annesinden doğduğu gün gibi günahsız çıkar. 12.GECE: Kıyamet günü yüzü ayın 14. günündeki gibi parlayarak gelir. 13.GECE: Kıyamet gününe her türlü kötülüklerden emin olarak gelir. 14.GECE: Allah ona Kadir Gecesini ihya etmiş sevabı verir. 15.GECE: Melekler, Arş ve Kürsi taşıyanlar onun bağışlanması için salat okur. 16.GECE: Yüce Allah o kimse için cehennem ateşinden kurtulduğuna ve cennete gireceğine dair beraat fermanı yazar. 17.GECE: Kendisine peygamberlerin sevabına denk bir sevap verilir. 18.GECE: Bir melek şöyle seslenir: “Ey Allah’ın kulu! Allah sen...

Allah Celle Celaluhu

  Allah (c.c.); “kudreti sonsuz, yoktan yaratan, mülkün sahibi olan…” anlamına gelmektedir. Allah (c.c.), kâinattaki bütün isim, sıfat ve fiilleri kendisinde toplamaktadır. Allah (c.c.); “lafz-ı kebîr câmiî” dir. Bütün sıfatlar O’nda cem’îdir. Yani bütün isimlerin manalarını bünyesinde toplayan “Celâl” lafzıdır. Bu güzel isimlerin hepsi, biz kulların kendi yaratıcısını iyice tanımasına yöneliktir. O, varlığı yoktan var edendir. Yani, “varı var eden” mutlak yüce bir varlık vardır. Yüce kitabımız Kur’ân-ı Kerîm’in açıkça îzâh ettiği veçhile, Ârâf suresi, 180. âyetinde şöyle buyurulmaktadır: “Allah’ın güzel isimleri vardır. Bu isimleri güzel zikrederek dua ediniz.” Yine Tâhâ suresi, 8. âyetinde de şöyle buyurulur: “Allah (c.c.) O’dur ki O’ndan başka ilâh yoktur. O, vardır. Güzel isimler O’nundur.” Allah (c.c.) bizi yaratarak, bize ruh üfleyerek imtihan yeri olan dünyaya gönderirken, bizden şu iki şeyi istemektedir: “Zâhirde Hakk’ın emirlerini yerine getirmemizi, bâtında ise kalbimizi kendine bağlamamızı…” Bir Allah (c.c.) dostu diyor ki: “Allah (c.c.) kuluna bu iki şeyi nasip ederse, zâhir ve bâtın nimetleri o kulun üzerine nakşedilmiş olur.” demektir. Allah (c.c.), 99 isminin tamamını kapsar. Allah’ın bu ism-i şerîf’i, Rabbu’l-âlemîn’den başka hiçbir şeye isim olarak verilmez. Rabbimize ait bütün isim ve sıfatlar; Allah’ın ismi içerisinde toplanmıştır. Bu isim, İsm-i Âzam’dır. Allah (c.c.) ismi esas olup diğer isimleri O’na izafe edilmiştir. Mec&acir...

İftar anında yapılacak EN FAZİLETLİ DUA.Mutlaka okuyun

İftar anında yapılacak EN FAZİLETLİ DUA.Mutlaka okuyun |  görsel 1
Enes (Radıyallahu Anh)'dan rivayet edilen bir hadis-i şerifte Rasulüllah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurmuştur: Herhangi bir müslüman oruç tutar da, iftar anında: "Yâ Azîm! Yâ Azîm! Ente ilahî lâ ilahe gayrukeğfirli'z-zenbe'l-azîm fe innehu lâ yeğfiru'z-zenbe'l-azîm illel azîm" (Ey büyük Allah! Ey büyük Allah! Benim ilahım ancak Sensin. Senden başka hiçbir ilah yoktur. Benim için büyük günahlarımı bağışla, zira şu muhakkak ki büyük günahı Senin gibi Büyükten başkası mağfiret edemez) derse, mutlaka annesinin, kendisini doğurduğu gündeki gibi günahlarından sıyrılır. Bunu çocuklarınıza öğretin, zira muhakkak bu, Allah-u Te'ala'nın ve Rasulü'nün sevdiği bir kelimedir. Selam ve Dua İle İLMİNFAZİLETİ


islami forum



Bilx.net
Get  our toolbar!

Kabeden Canlı Yayın