سْــــــــــــــــــمِ ﷲِالرَّحْمَنِİlminfazileti islamic sciences-İslami İlimler

>
English (US) Deutsch Français Русский 中文(简体) Português Italiano 日本語 한국어 Español
LA TAHZEN İNNALLAHE MEANA


Bilgisayar Masa Üstü Resmi Fetih Suresi

Bilgisayar Masa Üstü Resmi Fetih Suresi |  görsel 1
Bilgisayar Masa Üstü Resmi Fetih Suresi Resmi Büyütmek için Resmin Üstüne Tıklayınız!

Nisa Suresi Meali

Surelerin Mealleri-Nisa Suresi Meali

Al-i Imran Suresi Meali

 Surelerin Mealleri -Al-i Imran Suresi Meali

Bakara Suresi Meali

Surelerin Mealleri-Bakara Suresi Meali

Fatiha Suresi Meali

Surelerin Mealleri Fatiha Suresi Meali

Cevsen-Tek parça (full) ve Türkçe Meali (Video)

Cevsen-Tek parça (full)

Özrü red etmek ve Harâm işlemekde ısrâr

Özrü red etmek ve Harâm işlemekde ısrâr |  görsel 1
Özrü red etmek Müslimânın özrünü red etmek mekrûhdur. Hadîs-i şerîfde, (Müslimân kardeşinin özrünü kabûl etmemek günâh olur) buyu­ruldu. Özrü kabûl etmek ve kusûrları afv etmek, Allahü teâlânın sıfatlarındandır. Böyle olmıyan kimseye, Allahü teâlâ gadab ve azâb eder. Özrde bulunmak üç dürlü olur: Niçin yapdım? Veyâ şu­nun için yapdım. Keşki yapmasaydım demek veyâ yapdım, bir da­hâ yapmam demek. Yâhud yapmadım diyerek inkâr etmekdir. Yapdım, bir dahâ yapmam demek, tevbe olur. Mü’min, afv etmesi için özr dilemesini bekler. Münâfık, aybların ortaya çıkmasını ister. Hadîs-i şerîfde, (İffet sâhibi olunuz. Çirkin şeyler yapmayınız. Ka­dınlarınızı da, afîf yapınız) ve (İffet sâhibi olursanız, kadınlarınız da afîf olur. Ananıza babanıza ihsân ederseniz, çocuklarınız da si­ze ihsân eder. Din kardeşinin özrünü kabûl etmiyen, kevser hav­zından içmiyecekdir) buyuruldu. Bu hadîs-i şerîf, din kardeşinin kötülük yapdığını ve özrünün yalan olduğunu bilmiyen kimse için­dir. Çünki, bunun özrünü red etmek müslimâna sû-i zan etmek olur. Yalan söylediğini bilerek özrünü kabûl etmek, afv olur. Afv etmek, vâcib değil, müstehabdır. Harâm işlemekde ısrâr Günâh işlemeği kasd etmek, az işlese dahî, ısrâr etmek olur. Kasd etmek, niyyet etmekle, irâde etmekle ve karâr vermek­le olur. Karâr verip bir kerre de yaparsa, ısrâr olur. Hiç yapmazsa, devâmlı yapmağa kasd etmesi, karâr verm...

Salavat-ı Azam ve Sırları

Okunuşu: Bismillahirrahmanirrahiym* Allahümme inni es’elüke bismikel a’zamil mektubi min nuri vechikel a’lel müebbed* Eddaimil bakıl mühalled* Fi kalbi nebiyyike ve rasulike Muhammed* Ve es’elüke bismikel a’zamil vahıdi bi vahdetil ehad* El müteali an vahdetil kemmi vel aded*El mukaddesi an külli ehad* Ve bi hakkı bismillahirrahmanirrahıymi kul hüvellahü ehad* Allahüssamed* Lem yelid ve lem yuled* Ve lem yekün lehu küfüven ehadün en tüsalliye ala seyyidina muhammedin sirri hayatil vücud* Ves sebebil a’zami li külli mevcud* Salaten tüsebbitü fi kalbil iman*Ve tühaffizunil kur’an* Ve tüfehhimüni minhül ayat* Ve teftehu li biha nural cennat* Ve nuran neıym* Ve nuran nezari ila vechikel kerim* Ve ala alihi ve sahbihi ve sellim* Sırları: 1-Her gün bu salavatı şerifeyi (100) defa okursan, evliyalar zümresine dahil olursun. 2-Düşmanın şerrinden korunmak için Cumartesi günü gecesi (1000) defa okunur. 3- Peygamber (s.a.v.)’i rüyada görmek istiyorsan veya dünyevi ve uhrevi bir konuda haberdar olmak istiyorsan yatmazdan önce (100) defa bu salavat-ı şerifeyi oku ve kıbleye yönelerek yat. Yatmadan önce gül yağı veya gül suyu sürün.Allahın izni ile muradına nail olduğunu göreceksin.(S.Dareyn) 4-Bir muradın hasıl olması için fakir fukaraya sadaka verilir.Daha sonra bu salavatı yüz defa okursun Ve sevabını Hazreti Peygamber (s.a.v.)’in ruhuna hediye edersin ve muradını Allah Teala’ya arz edersin. Selam ve Dua ile İLMİNFAZİLETİ ...

Polar Bear Mom and Cubs

Kutup Ayısı-Polar Bear Mom and Cubs

» Muhammed İlhan - Allahu Allahu

» Muhammed İlhan - Allahu Allahu

Mahmud Efendi Hazretlerini (KS)

ŞEYH MAHMUD EFENDi (K.S.) 1931 yılında Of’da dünyaya geldiler. ilk tahsilini babas? Ali Efendiyle yapt?. Hafızlığını Of’ta ikmâl etti. Bir müddet Kayseri’de Arapça okudu. Tahsilini eniştesi Hacı Dursun Efendide tamamlayarak ondan icazet aldı Uzun süre çocuğu olmayan Fatma Hanım çocuğu olması için Allah’a yalvarıyordu. Bir gece rüyasında ayın koynuna indiğini ve bütün dünyayı aydınlattığını gördüler. Bu rüyanın üzerinden uzun zaman geçmeden Efendi Hazretleri dünyaya teşrif ettiler. Efendi Hazretleri (K.S.) çocukluğunda yakalandığı bir hastalık sebebiyle doktora götürülüyor. Doktor Ben bu çocukta acaib bir hal görüyorum. Bu çocuk ya yaŞamayacak veya yaŞarsa çok büyük bir kimse olacak diyor. Askerliğin ilk aşamasında Bandırmaya gidiyorlar. BirliRine teslim olmadan önce gittiği bir camide Kur’ân okurlarken Ali Haydar Efendinin müridlerinden Hacı Emrullah Efendinin dikkatini çekiyorlar. Namazdan sonra tanışıyorlar… Kendileri anlatıyor: Halil Efendi isimli takva bir zat vardI. Buralarda şeyh yok mu diye sordum. Bana Ali Rıza el-Bezzaz Efendi Hazretlerinin kabrini gösterdi ve bu zatın halifesinin istanbul’da olduğunu söyledi. Ben de bu zatın kabrini ziyaret ettim. Bir fırsatını bulup İstanbul’a nasıl gideceğimi düşünüyordum. Bir gün deniz kenarındaki Haydar çavuş Camisinde Cuma namaz?ndan sonra caminin bir köşesinde beyaz sarıklı beyaz cübbeli nuranî bir zat gördüm. Camiden çıkınca babası takva bir zat olan Fahri Hoca’ya camide gördüğüm zatı sordum. Fahri Hoca bana: işte o senin görmek istedi?in Ali Haydar Efendi Hazretleridir” dedi. Yanına gittim ve görü?mek istedim. O bana: Gece gel görü...

CÜBBELİ AHMET HOCA

CÜBBELİ AHMET HOCA'NIN TAHLİYE SONRASI YAPTIĞI AÇIKLAMALAR

CÜBBELİ HOCA'YA TAHLİYE KLİBİ

CÜBBELİ HOCA'YA TAHLİYE KLİBİ 12.07.2012

Cübbeli Ahmet Hocaefendi Cezaevinden çıktı

Cübbeli Ahmet Hocaefendi Cezaevinden çıktı |  görsel 1
İstanbul 16. Ağır Ceza Mahkemesi'nde görülen ve 3'ü tutuklu 16 sanıklı davanın 4. duruşması bugün saat 10.40'da başladı. 25 ile 53 yıl arasında hapis cezası istenen Cübbeli Ahmet Hoca Efendinin avukatları bugün de tutuksuz yargılanma talep edecek. Cübbeli Ahmet Hoca Efendinin yargılanma sürecinde ifade alma işlemlerin yavaşlatıldığını ortaya çıkmıştı. Cübbeli Ahmet Hoca Efendi hakkında "zorla alı konulduk" diye şikâyetçi olan Faslı iki kadının 45 gün gözaltında tutulduktan sonra savcılık ifadesi bile alınmadan sınır dışı edildiği öğrenilmişti. Mahkemeye izleyiciler alındı ve Mahkeme başladı... Cübbeli Ahmet Hoca Efendinin ifadesi alınmadı. Mahkeme süreci devam ediyor... Mahkemeye ara verildi. 13:30'da mahkeme heyeti karar için toplanacaktır. Cübbeli Ahmet Hoca Efendi mahkeme başkanından izin isteyerek Metris cezaevine götürülmüştür... Bekleyiş sürüyor... Heyet görüşmeye devam ediyor, karar hala açıklanmadı... Cübbeli Ahmet Hoca Efendi tutuksuz yargılanmak üzere tahliye edildi... MarifetHaber.com

Maya Takvimi

Maya Takvimi |  görsel 1
Maya Takvimi |  görsel 2
Maya Takvimi 2012 Aralık ?

Allahu teâlâya Tanımak

Allahu teâlâya Tanımak |  görsel 1
Kendini Bilmek, Allahu Tealayı Bilmenin Anahtarıdır Bil ki, geçmiş peygamberlerin kitaplarında, insana hitab eden şu söz meşhurdur: «Ey insan! Rabbini tanımak için kendini tanı». Haberlerde [hadislerde] ve eserlerde [selef-i sâlihînin sözlerinde] geldi ki: «Kendini bilen, Rabbini bilir». Bu söz şuna işarettir ki, insanın kendisi bir aynadır, ona bakan, Hakkı görür! Birçok insan kendine bakar ve fakat Hakkı göremez. O hâlde kendini bilmek için, Allahü Teâlâ'yı bilmeye hangi yolun vesile olduğunu öğrenmek lâzımdır. Bu da iki şekildedir: Biri çok derindir. Bunu çok kimse anlayamaz. Bundan bahsetmek doğru olmaz. Herkesin anlayabildiği şekil ise, su götürmez biçimde açıktır. Avam insan, kendi zâtından Allahü Teâlâ'nın zâtının varlığını, kendi sıfatlarından Allahü Teâlâ'nın sıfatlarını, kendi bedeni ve âzaları olan şahsî memleketindeki tasarruftan, Allahü Teâlâ'nın bütün âlemlerdeki tasarrufunu bilendir. Bu, şöyle izah edilir: Her şeyden önce kendini varlığıyla bilince anlar ki, bundan önce, nice yıllar geçmiştir. Kendinin namı, nişanı yok idi. Hususan Allahü Teâlâ buyurur: «İnsanın üzerine uzun devirden öyle bir zaman gel [ib geç] di ki [o vakit] o, anılmaya değer bir şey bile değildi. Hakıykat, biz insanı birbiriyle karışık bir damla sudan yarattık. Onu imtihan ediyoruz. Bu sebeple onu işitici, görücü yaptık (1). İnsanın kendi aslından anlayabildiği, varlığından önce nutfe olmasıdır. Fena kokulu bir damla su; onda akıl, kulak, göz, baş, el, ayak, dil, damar, sinir, kemik, deri ve et gibi şeyler yoktur. Belki, beyaz şekilde bir sudur. Fakat, bütün bu akıllara durgunluk ver...

Bilgisayar Masa Üstü Resmi

Bilgisayar Masa Üstü Resmi |  görsel 1
Bilgisayar Masa Üstü Resmi La İlahe İllallah Resmi Büyütmek için Resmin Üstüne Tıklayınız

Korunmuş Sır Duası Cübbeli Ahmet Hoca

Bütün hamdler âlemlerin Rabbi olan Allâh-u Te‛âlâ’ya mahsustur. Salât-ü selamlar korkanların emânı ve Rasüllerin Efendisi olan Muhammed (Sallâllâhu Aleyhi ve Sellem)in ve âl-i eshâbının cemîsinin üzerine olsun. Elinizdeki bu hızb-i şerîf ve kendisiyle alakalı diğer bilgiler hicrî sene 1309’un rebîulevvel ayında Seyyid Hammâd el-Feyyûmî (Rahimehullâh)ın tashihiyle, Mısır’daki merkezi Hân-ı Ebî Tâkiye olan Matbaa-i Âmire-i Şarkiyye’de basılmış olup büyük âlimlere âit azîm bir imdâda ve âlî bir isnâda sahip olan beş risâleyi ihtivâ etmiş bulunan değerli bir mecmûadaki iki risâleden alınmıştır. Bunların ilki, Kayseri’de türbesi bulunan meşhur Zeyne’l-Âbidîn Ali el-Kayserî Hazretleri’nin torunu olarak hicrî sene 995’de Kayseri’de doğmuş olup, daha sonra sene 1030’da Medîne-i Münevvere’ye hicret eden, orada bir sene ikāmet ettikten sonra İstanbul’a dönerek dokuz sene orada ilim ve takvâ neşri ile meşgul olup daha sonra sene 1040’da tekrar Medîne-i Münevvere’ye hicret ederek orada hizmet eden ve nihâyet orada vefat ederek Cennetü’l-Bakî‛’de defnedilen büyük âlim Seyyid Ebû Bekr Muhammed Hilmî el-Üsküdârî (Rahimehullâh)ın oğlu olan ve daha sonra kendisi Medîne-i Münevvere’de hanefîlerin müftüsü tâyin edilen Es‛ad el-Medenî (Rahimehullâh)a âit “Risâletü’l-müselseli’l-mûsile ile’l-vâsıtati’l-‛uzmâ ile’l-Hazreti’l-‛Aliyye” isimli eserdir. İkincisi ise Halep müft...

Salâtül Fatih Sığası Cübbeli Ahmet Hoca

  600.000 Salavat Gücündeki Dua - Salâtül Fatih Sığası - Cübbeli Ahmet Hoca

İntihar eden müslümanlar ?

İntihar eden müslümanlar ? |  görsel 1
"Geçmiş kavimlere mensup bir adamın bir yarası vardı. Adam ızdırabına dayanamayıp bileklerini bıçakla kesmiş ve kan kaybından ölmüştü, bunun üzerine Allah (c.c.); 'Kulum bana gelmekte acele etti ama ben ona cenneti haram kıldım.' buyurdu." (Buhari, Enbiya 50). Bu ve benzeri rivayetlerden anlaşılan o ki, bu kişiler intihar ediyorlar. İntihar ise en büyük günahlardan biridir. Daha sonra tövbe imkânı da olmadığı için diğer günahlardan daha risklidir. Bu gibi rivayetlerde yer alan ifadeler insanları uyarmaya yönelik caydırıcı bir irşat üslubu kullanılmıştır. Terhip denilen bu gibi uyarı üsluplarında ifade edilenler, herkes ve her zaman için değildir. Hadiste geçen ifadelerin açıklaması şöyledir: İntihar edenler eğer o anda imansız gitmiş ise, diğer imansız gidenler gibi asla cennete giremez, çünkü cennet kâfirlere haramdır. Yok eğer, imanla gitmişse ve cezalandırılmışsa cehennemde cezasını çektikten sonra cennete gidecektir. Şayet, o intihar esnasında kişi Allah tarafından mazur görülmüş ve affına mazhar olmuş ise, o kişi doğrudan cennete gidebilir. Hüküm Allah’ındır ve Allah’ın hükmü mutlak âdildir. İşte hadiste insanları bu çok tehlikeli ve de büyük bir günahtan sakındırmak için “intihar edenlerden bazıları imansız ölecekler ve cennet onlara haram olur” manasını o tarz bir ifadeyle vurgulanmıştır. Ayrıca “cennet ona haramdır” ifadesini, “ceza çekmeden doğrudan cennete girmek ona haramdır” şeklinde de anlamakta bir sakınca yoktur. Zira imanla kabre giren kimse -suçu ne olursa olsun- sonunda cennete gireceği hususu, İslam alimlerinin büyük çoğunluğunu teşkil eden Ehl-i sünnetin temel inançları arasındadır. Şu bir ger...

Hamd Allaha Mahsustur PC Masa Üstü Resmi

Hamd Allaha Mahsustur PC  Masa Üstü Resmi |  görsel 1
Hamd Allaha Mahsustur PC  Masa Üstü Resmi Büyütmek için Resmin Üstüne Tıklayınız.

TEŞHİS DOĞRU TEDAVİ DOĞRUMU?? Yazar Hatice Ruveyda

TEŞHİS DOĞRU TEDAVİ DOĞRUMU?? Yazar Hatice Ruveyda |  görsel 1
Toplumsal bunalımlardan. musibetlerden kurtulmanın tek yolu İslam’dır.. Özellikle son yıllarda tv programlarında güncel konularda genellikle kadınlara yönelik şiddet olayları veya entellektüel yorumlar aldı başını gidiyor. Kadınlar atılıyor, satılıyor, aşağılanıyor, öldürüyor, öldürülüyor, vs vs.... Size yardım edelim bize ulaşın diyen tv programlarından, sokaklarda eylem yapanlara hatta dış ülkelerden gelip anadan üryan soyunarak protesto edenlere kadar… Aldatma aldatılma (ki bu sözden nefret ediyorum) cinayetleri ve daha neler neler... Sadece bu ülkede mi bu tür olaylar yaşanıyor ve asıl zulmün tek muhatabı sadece kadınlar mı diye akla sorular gelmiyor değil, .Belki de başka ülkelerde bu tür haberler gündemi fazla işgal etmiyordur. Örneğin; Çok eşliliği kaldıran Avrupa'da bir erkeğin 10-15 kadınla birlikte aynı çatı altında yaşadığı haberleri yazılıp söylenmiyordur... Tv programlarında ve haberlerde her gün ağlayan, bağırıp çağıran, inleyen, sızlayan, yakını kaybolan intihar eden insanların yürek burkan hikâyelerini dinliyor, seyrediyor, izliyoruz… Ve hepimizin başında yuvalarımızı tehdit eden evleri ocakları sömüren fitne alevleri ve uçkur düşkünlüğü aileleri yok edip çocukları ser sefil ortalıkta bırakıyor... Mor çatılar, ak çatılar, kadınlara sığınma evleri açmakla iş bitti sanıyor. Hem bu hayatı yaşamaya pompala hem de gel ben sana kol kanat gereyim! Yahu alay mı ediyorsun demezler mi adama? Demezler Allah senden razı olsun diyerek Allah’ı bile bu sistemin kuklalarına alet ederler… Toplum dejenere oldu! Kimseye güven kalmadı!. Babana bile güvenme! Artık sokağa rahatça çıkamıyacakmıyız?. Diyenler… Diyenler… ...

Duâda ellerimiz neden semaya bakar?

Duâda ellerimiz neden semaya bakar? |  görsel 1
Eskimez ecdâdımızın bir sözü vardır: “Allah yerde değil, gökte değil, sağda değil, solda değil, üstte değil, altta değil; Allah cemî’ mekândan münezzehtir.” Yani bütün mekânları yaratan ve bütün zamanları halk eden Cenâb-ı Hak, yarattığı mekânın ve zamanın içinde değil, belirli bir yerde mukîm değil, belirli bir zamana mahkûm değildir. Allah’ın Muhît, Bâkî, Kadîm, Evvel, Âhir, Vâcip isimleri bize Allah’ın varlığının mekân ve zaman ötesinde ve hâricinde bulunduğunu gösterir. Yani her şeyi ihâta eden, ezelî ve ebedî olan, başlangıcı ve sonu olmayan ve vâcip olan bir Varlık elbette ne mekâna sığar, ne zamana sığar. Ancak O bizden uzak da değildir; bilâkis bize bizden yakındır. Yere ve göğe sığmayan Cenâb-ı Vâcip Teâlâ, mü’min kulunun kalbine sığmaktadır. Yani kalbimizin, bizden daha önce varlığını hissettiği Yüce Yaratıcıya sevgisi ve bağlılığı, Allah katında kâinâta bedeldir. Şu âyetleri inceleyelim: “Göklerde ve yerde olanlar kimindir?” diye sor. “Allah’ındır” de. O merhamet etmeyi Kendine farz kıldı. Sizi varlığında şüphe olmayan kıyâmet gününde elbette toplayacaktır. Hüsrana uğrayanlar, inanmayanlardır.” “O, kullarının üstünde her türlü tasarruf Sahibidir; hüküm ve hikmet Sâhibidir, her şeyden haberdârdır.” “And olsun insanı Biz yarattık. Nefsinin kendine fısıldadıklarını Biz biliriz. Biz ona şah damarından daha yakınız.” “Göklerde ve yerde bulunanların hepsi O’nundur. İzni olmadan O’nun katında kim şefaat edebilir? O, kullarının yaptıklarını ve yapacaklarını bilir. O’na hiçbir şe...

Osmanlı Resimleri- Ottoman Pictures

Osmanlı Resimleri- Ottoman  Pictures |  görsel 1
Osmanlı Resimleri- Ottoman  Pictures |  görsel 2
Osmanlı Resimleri- Ottoman  Pictures |  görsel 3
Osmanlı Resimleri- Ottoman  Pictures |  görsel 4
Osmanlı Resimleri- Ottoman  Pictures |  görsel 5
Osmanlı Resimleri- Ottoman  Pictures |  görsel 6
Osmanlı Resimleri- Ottoman  Pictures |  görsel 7
Osmanlı Resimleri- Ottoman  Pictures |  görsel 8
Osmanlı Resimleri- Ottoman  Pictures |  görsel 9
Osmanlı Resimleri- Ottoman  Pictures |  görsel 10
Osmanlı Resimleri- Ottoman  Pictures |  görsel 11
Osmanlı Resimleri- Ottoman  Pictures |  görsel 12
Osmanlı Resimleri- Ottoman  Pictures |  görsel 13
Osmanlı Resimleri- Ottoman  Pictures |  görsel 14
Osmanlı Resimleri- Ottoman  Pictures |  görsel 15
Osmanlı Resimleri- Ottoman  Pictures

Diziler toplumun ahlakını bozuyor

Diziler toplumun ahlakını bozuyor |  görsel 1
Okullarda din dersi tartışması yapılır ama aynı okuldaki çocuklar mini etekle, makyajlı okula gelir buna kimse bir şey demez. Aile yapısı bu şekilde bozulup Türk toplumunun müslüman kimliği üzerinde tahribat yapılmaya çalışılmaktadır. "Eğitimli toplum" deyip duranlara soruyorum; Bu eğitim seviyesi sıfırın altında olan dizilerle, programlarla nasıl eğitimli toplum olacağız?  Yıllardır yazıyoruz, ve özellikle geçen yıl bu konuda bir çok programa katıldım ve "Evlilik Programları ve Dizilerin" toplumun ahlakını bozduğunu yozlaştırdığını anlattım durdum... Bu sebeple bazı televizyon kanallarından tepki aldım ve haliyle beni kendi ekranlarında görmek istemiyorlar. Hiç önemli değil, ne olursa olsun toplumun değer yargılarını, inançlarını, değerlerini, örf ve adetlerini yozlaştıran her konuda tepkimizi vermeye devam edeceğiz...   Başbakan Erdoğan'ın dizilere verdiği tepki vicdanı olan her insanı memnun etmelidir. Ve bu tepkiyi duyunca "şükür nihayet" dedim... Bazı kesimlerde bu tepkiye de tepki var ama, acaba kendi çocukları o televizyon dizilerinde olduğu gibi yaşa ne yaparlar? Ya da yaşıyorlarsa bu onların kendi seçimi ama topluma zararsız kimse diyemez...   Evet şimdi sizlere soruyorum; Sizce diziler ve evlilik programları toplumun ahlakını bozmuyor mu?   Hem de nasıl bozuyor....   Şöyle bir dönüp toplum haline bakın, sözüm ona modernlik adı altında ahlaki değerler insanlara unutturuluyor. Ve bu da çekirdek aile dediğimiz yani evlerimizin içine giren televizyonlarla grup üzerinde yapılıyor.   Bir toplumu yaralamak ve zarar vermek istiyorsanız onların değerleri ile oynarsınız. Bize de yapılan veya yapılmak istenen bu...   Gayri meşru ilişkiler, alkol, aşırı açıklık, evlilik öncesi ilişkiler, evlenme...

Sevda Türk'üsev den PINAR ALTUĞ'A TOKAT GİBİ CEVAP

Yazar  Sevda Türk'ü sev den PINAR ALTUĞ'A TOKAT GİBİ CEVAP

Sürgündeki Osmanlı

Sürgündeki Osmanlı

MUSÎBET NEDİR?

MUSÎBET NEDİR? |  görsel 1
Ansızın gelen bela, sıkıntı, hoşlanılmayan şeyler, hedefine isabet eden mermi gibi insana şiddetle dokunan hâdise ve felaketler demektir. Mümini üzen her şey musibettir. Peygamberimiz (a.s.) yanmakta olan mumu sönünce istirca etmiş "inna lillâhi ve inna ileyhi raciûn = (Biz Allah'ın kuluyuz ve yine O'na döneceğiz)" demiştir. (Bunun üzerine kendisine); "Bu bir musibet midir ki, istirca eylediniz" diye sorulmuş, Peygamberimiz (a.s.) "Evet mü'mini üzen, ona eziyet veren her şey musibettir" demiştir (Buhârî, Merda, 1; Müslim, Birr, 52). Musîbet, kelimesi daha çok şerri ifade eder. Ancak musîbette, hayır da olabilir (Bakara, 2/216). Hastalık, yara, bere, kırık, çıkık, zulüm, işkence, açlık, susuzluk, yoksulluk gibi doğrudan insanlara isabet eden musîbetler (En'âm, 6/65; Hadid, 57/22); hayvanlara, ürünlere ârız olan âfetler, zelzele, kuraklık, sel felaketi, tufan vb. âfetler yeryüzüne isabet eden musîbetler; yangın, gasp edilme, çalınma, bozulma, kırılma vb. zararlar mala isabet eden musîbetler (Bakara, 2/155); şirk, nifak, küfür ve isyan gibi kişinin inancına, dinine gelen musîbetler olmak üzere dört çeşit musibet vardır. En büyük musîbet şirktir, dinsizliktir. Musîbetler insanlara, Allah'ın izni, irâdesi ve takdiri (Hadîd, 57/22-23; Teğabün, 64,11), hatalı davranış ve kötü ameller (Şûrâ, 42/30), nimetlere nankörlük (Nahl, 16/112-113), insanlara zulüm (Nahl, 16/33-34), ilâhî kurallara uymama (İsrâ, 17/15, 16, 17) ve imtihan edilme (Bakara, 2/155) sebebiyle gelebilir. Musîbetler, günahlara keffâret olur: "Müslümana; fenalık, hastalık, keder, hüzün, ez...

El-Vehhab İsmi ve Açıklaması

El-Vehhab İsmi ve Açıklaması |  görsel 1
El- Vehhab;  hibe eden demektir. Hibe ise; karşılık beklenmeden yapılan bağıştır. Evet Allah Vehhab’tır; karşılıksız hibe eder, cömertçe ihsan eder ve verdiklerine mukabil bir bedel istemez. Zaten insan da kendisine verilen bu nimetlerin ücretini ödemek istese de ödeyemez. - Biz yoktuk var olduk. - Mevcutlar içinde taş, toprak gibi cansız bir varlık olabilirdik. Ama olmadık, hayat sahibi olduk. - Hayat sahipleri içinde çiçek veya ağaç gibi bir bitki olabilirdik. Ama olmadık, şuur sahibi olduk. - Şuur sahipleri içinde herhangi bir hayvan olabilirdik. Ama hayvan da olmadık, insan olduk. - İnsanlar içinde ateşe tapan bir Mecusi, öküze tapan bir Hindu veya puta secde eden bir putperest olabilirdik. Ama olmadık, Allah tanıdık ve O’na iman ettik. - Allah’a iman edenler içinde O’na evlat isnat eden bir Yahudi veya Hristiyan olarak Allah’ın gazabını celbedebilirdik. Ama yine olmadık. Elhamdülillah Müslüman olduk. - Müslümanlar içerisinde de Sultan-ı Enbiya ve Habib-i Kibraya olan Hz. Muhammed (sav)’e ümmet olmakla şeref bulduk. Bütün bu nimetlere karşı Allah’a ne verdik? Hiçbir şey… İşte karşılıksız, cömertçe ikram ve ihsan edilen bu nimetler üzerinde Allah’ın Vehhab ismi gözükmektedir. Demek bizlere bedelsiz verilen hayatımız, vücudumuz, vücudumuza takılan gözümüz, kulağımız, dilimiz ve diğer azalarımız, bu azalara takılan hissiyat ve duygularımız, sözün özü maddi ve manevi sahip olduğumuz her şey, Allah’ın bize bir hibesidir. Ve Vehhab isminin bir tecellisidir. Demek ağaçlara takılan yapraklar, çiçekler ve meyveler, kuşlara takılan kanatlar, balıklara verilen yüzgeçler, kısa...

ŞEYTANIN HİLELERİ

Alemlerin Rabbi olan Allah'a hamd olsun... Salat ve selam, efendimiz Emin Peygamber Muhammed'e... Sonra, onun ak aline... ve ashabının tümüne olsun. İbn-i Abbas (r.a.) Hz.'inden naklen Mu-az b. Cebel rivayet ediyor - Bir gün Resülullah (s.a.v.) ile beraberdik. Ensardan birinin evinde toplanmıştık... Tam bir cemaat olmuştuk. Sohbete dalmıştık. Bu arada, dışarıdan bir ses geldi; - Ev sahibi... İçerdekiler.. Eve girmem için bana izin verir misiniz? Benim sizden bir dileğim var. Görülecek bir işim var. Bunun üzerine, herkes Resûlullah (s.a.v.) Efendimizin yüzüne bakmaya başladı. Orada ve her zaman büyük oydu... izin ondan çıkacaktı. Resülullah (s.a.v.) Efendimiz, duruma vakıf oldu ve: - "Bu seslenen kimdir, bilirmisiniz?.." Buyurdu... Biz hep birden şöyle dedik: - En iyi bilen Allah ve Resulüdür. Bunun üzerine Resûlullah (s.a.v.) Efendimiz: - "O, laîn İblistir. -Şeytandır-. Allah'ın laneti onun üzerine olsun..." Buyurunca; hemen Hz. Ömer: - Ya Resülullah, bana izin veriniz onu öldüreyim. Dedi... Resülullah (s.a.v.) Efendimiz bu izni vermedi; şöyle buyurdu: - "Dur ya Ömer, bilmiyor musun ki; ona belli bir vakte kadar mühlet verilmiştir.. Öldürmeyi bırak." Sonra şöyle buyurdu: - "Kapıyı ona açın gelsin... O, buraya gelmek için emir almıştır. Diyeceklerini anlamaya çalışınız. Size anlatacaklarını iyi dinleyiniz..." * * * Bundan sonrasını ondan dinleyelim; yani Ravi'den. Şöyle anlattı: - Kapıyı ona açtılar, içeri girdi ve bize göründü. Bir de baktık ki, şekli şu: Bir ihtiyar. Şaşı. Aynı zamanda köse. Çenesinde altı veya yedi kadar kıl sallanıyor. At kılı gibi. Gözleri yukarı doğru ...


islami forum



Bilx.net
Get  our toolbar!

Kabeden Canlı Yayın