سْــــــــــــــــــمِ ﷲِالرَّحْمَنِİlminfazileti islamic sciences-İslami İlimler

>
English (US) Deutsch Français Русский 中文(简体) Português Italiano 日本語 한국어 Español
LA TAHZEN İNNALLAHE MEANA


İstanbulun Fethi

İstanbulun Fethi |  görsel 1
  1453 Fetih Doğu Roma İmparatorluğu'nun (Bizans) başkenti Constantinopolis, 29 Mayıs 1453 tarihinde Osmanlı Padişahı II. Mehmed önderliğindeki Osmanlı Ordusu tarafından feth edilmiştir. Bu fetihle birlikte Osmanlı Devleti İmparatorluk olmuş, tarihteki en önemli devletlerden biri olan Doğu Roma İmparatorluğu sona ermiştir. İstanbul'un Fethi ile 21 yaşında olan yedinci Osmanlı Padişahı II. Mehmed, “Fatih” unvanını da alarak Fatih Sultan Mehmed olarak anılır.   Erken yaşına rağmen askeri ve idari alanda büyük hamleler başaracak olgunluğa sahip askeri dehasıyla cihana hükmeden Padişah II. Mehmed, İstanbul'u almak için hazırlıklara başlar. Bunun için içeride ve dışarıda birtakım önlemler alarak stratejik hareketlerde bulunur. Bu hazırlıklardan sonra İstanbul Kuşatması başlatılır.   Osmanlı'nın kuşatmasıyla Padişah'ın özel olarak tasarladığı devasa toplar atılmaya başlanır. Top atışlarının surlarda gedik açmaya başlamasıyla açılan gedikler, Bizans tarafından gece vakitlerinde tamir etmeye çalışır. Sultan II. Mehmed, Kaptan-ı Derya Baltaoğlu Süleyman Bey'e harekete geçme emri vererek Haliç'i kaplayan zincirleri gemilerle kesilmesini ve Papa V. Nikola'nın'nın gönderdiği Ceneviz gemilerinin durdurulmasını ister. Ancak yoğun çabalar sonucu zincirin kesilmesi ve Cenevizlilerin gemilerinin de geçilmesi mümkün olamaz. Haliç'e girmeden İstanbul'un alınamayacağını öngeren Sultan II. Mehmed, atılan topların geliştirilmesi ve havada eğim alarak kavisli inişle hedefine fırlatılması gerektiğini düşünür ve buna göre planlar, çizimler yapar. Planladığı topu hemen döktüren Padişah, topu deneme atışlarında bizzat kendi ateşler ve top, beklenen başarıyı getirir. Tarihte o dönem “humbara” olarak bilinen top g...

İSTANBUL'un FETHİ 1453

İSTANBULun FETHİ 1453 |  görsel 1
https://www.facebook.com/ilminfazileti.islamandmuslims

4. Murad ve Habib Baba

4. Murad ve Habib Baba |  görsel 1
4. Murad ve Habib Baba Habib Baba, 4.Murad devrinin gizli, kimsenin bilmediği Allah dostlarındandır. Yaşlıdır, fakirdir, gariptir. Fakat Rabbinin katında da âlemlere denk bir değerin sahibidir. Yaşlı Habib Baba, uzun bir kervan yolculuğunun sonunda İstanbul´a gelmiştir. Yolculuğunun tozunu, yorgunluğunu atmak için bir hamama gider... Niyeti, şöyle iyice bir keselenip, paklanmak... Bedenini de ruhuna denk kılmaktır.Fakat hamamcı Habib babayı içeri sokmak istemez. ´Bugün´ der, ´Sultan Murad´ın vezirleri hamamı kapattılar, dışarıdan müşteri alamıyoruz.´ Habib baba üzülür... Rica, minnet eder, yalvarır... ´Ne olursun´ der, ´kimseye varlığımı belli etmem, aceleyle yıkanır çıkarım. Bu tozlu bedenle Rabbime ibadet ederken utanıyorum. Bin bir dil döker. Hamamcı ehl-i insaftır... Dayanamaz... Kabul eder... Hamamın en sonundaki odayı göstererek... ´Baba şu odada hızla yıkanıp çık, parada istemem. Yeter ki vezirler, senin farkına varmasınlar.´ Habib baba sevinerek kendine gösterilen yere girer. Yıkanmaya başlar... Ve bu arada hamamcının karşısında yeni bir müşteri belirir. Boylu, poslu, genç, yakışıklı biridir bu gelen. Onunda görünümü fakirdir... Ama sadece görünümü... İkinci müşteri kılık değiştirmiş, 4.Murad´dır. O gün vezirlerinin topluca hamam alemi yapacaklarından haberdar olan padişah merak etmiştir. ´Hele bir bakalım´ demiştir, ´bizim vezirler, hamamda benden uzakta, kendi başlarına ne yaparlar, nasıl eğlenirler?´ Ve bu merak padişahı, tebdil-i kıyafet ettirerek, hamama getirmiştir. Az önce yaşananlar bir kez daha tekrarlanır... Hamamcı vezirler der almak istemez... Padişah ise, ne olursun der, bastırır ve padişah galip gelir... Habib babanın yıkanmakta olduğu odayı göstererek, gen&cced...

Maide Suresi 54.Ayet

Maide Suresi 54.Ayet |  görsel 1
http://www.facebook.com/ilminfazileti

Sultan 3. Murad bir sabah namazına ?

Sultan 3. Murad bir sabah namazına ? |  görsel 1
Sultan 3. Murad bir sabah namazına kalkamayınca bu şiiri yazar ; Uyan ey gözlerim gafletten uyan.. Uyan uykusu çok gözlerim uyan.. Azrail'in kastı canadır inan, Uyan ey gözlerim gafletten uyan.. Uyan uykusu çok gözlerim uyan.. Seherde uyanırlar cümle kuşlar, Dilli dillerince tespihe baslar.. Tevhit eyler dağlar,taslar,ağaçlar.. Uyan ey gözlerim gafletten uyan.. Uyan uykusu çok gözlerim uyan.. Semavatın kapuların açarlar, Müminlere rahmet suyun saçarlar, Seherde kalkana hülle biçerler, Uyan ey gözlerim gafletten uyan.. Uyan uykusu çok gözlerim uyan.. Bu dünya fanidir sakın aldanma, Mağrur olup taç-u tahta dayanma, Yedi iklim benim deye güvenme, Uyan ey gözlerim gafletten uyan.. Uyan uykusu çok gözlerim uyan.. Benim,murat kulun,suçumu affet.. Suçum bağışlayub günâhım ref'et.. Resul'un sancağı dibinde hasret, Uyan ey gözlerim gafletten uyan.. Uyan uykusu çok gözlerim uyan.. Bu dünya fanidir sakın aldanma. Mağrur olup tac-u tahta dayanma. Yedi iklim benim deyu güvenme. Uyan ey gözlerim gafletten uyan! Uyan uykusu çok gözlerim uyan... Sultan III.Murad http://www.facebook.com/ilminfazileti...

Osmanlı Döneminde Bayram -Ottoman Holidays

Osmanlı Döneminde Bayram -Ottoman Holidays |  görsel 1
XIX. y.y.'da bayram hazırlıkları, bayramdan 10-15 gün önce başlardı. Ramazanın on beşinden sonra konaklarda dikiş işleri hazırlanır, konaktaki genç hizmetçilerin bayramlıklarının, evvelâ, alınması sonra da dikilmesi işlemi, yılın en önemli olayı olurdu. Kapalı Çarşı devrin en meşhur alışveriş merkezi, en seçme ve nadir kadın eşyalarının bulunduğu bir piyasa idi. En kıymetli antika, mücevherler ile kumaşın da en ağırını burada bulmak mümkündü. Bu arada bayram arifesinde payitaht baştan başa temizlenmiş ve bayramı karşılamaya hazır hâle getirilmiş olurdu. Bayram Gecesi: Bayramın ilân edilmesiyle evlerde son hazırlıklar başlar, bahşişler, keselere; çamaşırlar, bohçalara konarak dönme dolaba yerleştirilip selamlığa verilir. Fakat haremden selamlığa dönen dolap, bayram hediyelerini o tarafa boşaltırken, selâmlığın da ikramını hareme gönderirdi. Bu gece aşçıbaşının un kurabiyesiyle un helvası yapıp üstünü varaklarla bezeyerek tepsinin kenarına da balmumundan yapılmış mumlar yapıştırıp hareme göndermek âdetten olduğu için, hareme dönen dönme dolap, un kurabiyelerini taşıyan tepsilerle geri avdet eder, kalfaların hepsi dolaptan aldıkları kurabiyeleri ilk defa görüyormuşçasına sevinir ve bunları tabaklara koyup yukarı çıkardıkları zaman da hanımlardan bahşiş alırlardı.(2) Bayram gecesinde dışarıda ise büyük bir coşku vardı. Daha önce de temas edildiği gibi bayramın tespitiyle beraber bayram gecesi bütün minarelere kaftan giydirilirdi. Ayrıca mahya olarak da bir hat, yol çekilir, bununla Ramazan'ın yolculuğuna ima olunurdu. Cami minareleri birer fener gibi yanıyordu; Kur'ân-ı Kerim ayetleri gecenin koyu mavisine ateşli harflerle sanki kazılmıştı. Tophane çeşmesinin çevresinde kümelerc...

TÜRK KARA KUVVETLERİ KURULUŞ YILDÖNÜMÜ

TÜRK KARA KUVVETLERİ KURULUŞ YILDÖNÜMÜ |  görsel 1
TÜRK KARA KUVVETLERİ KURULUŞ YILDÖNÜMÜ KUTLU OLSUN ! TÜRK KARA KUVVETLERİ TARİHÇESİ CUMHURİYET DÖNEMİ ÖNCESİ TÜRK KARA KUVVETLERİ Kara Kuvvetlerinin kuruluş tarihi olarak, Büyük Hun İmparatoru Mete Han’ın tahta çıkış tarihi olan M.Ö. 209 yılı esas alınmıştır. İlk kez Mete Han tarafından M.Ö. 209 yılında kurulan düzenli Türk Kara Ordusunda sayı itibarıyla 10.000 atlıdan oluşan en büyük birlik, “Tümen” olarak adlandırılmış, tümenler binlere, binler yüzlere, yüzler onlara ayrılmış, her birinin başına Tümenbaşı, Binbaşı, Yüzbaşı ve Onbaşı rütbelerine sahip birer komutan görevlendirilmiş ve aşağıdan yukarıya doğru emir-komuta zinciri içerisinde birbirine bağlanmıştır.   Mete Han ile tarih sahnesine çıkan bu teşkilatlanma modeli günümüze kadar uzanan yelpaze içerisinde hüküm süren diğer Türk devletleri ile süregelmiş, özellikle Göktürkler, Uygurlar, Selçuklular ve Osmanlılar döneminde Türk Ordusu dünyanın sayılı ordularından birisi olmuştur.   1040 yılında Dandanakan Meydan Muharebesi’nde Gaznelileri yenerek bağımsızlığına kavuşan, 26 Ağustos 1071 Malazgirt Meydan Muharebesi’nde Bizanslıları yenerek, Anadolu’yu yeni bir Türk yurdu yapan Büyük Selçuklu Devleti’nde, Kara  Kuvvetlerinin teşkilat ve eğitimi sağlam esaslara bağlanmıştır.   Büyük Selçuklu Devleti’nden sonra, Anadolu Selçukluları ve Mısır Türk Memlukları da mükemmel ordular meydana getirmişlerdir.   1299 yılında kurulan Osmanlı İmparatorluğu hızla büyüyüp güçlenmiş bu güçlenmeye paralel olarak da , 1363’den itibaren Anadolu dışına çıkan Osmanlı ord...

Sultan Abdülaziz Hân 'ın Şehid Edilişi nin yıldönümü

Sultan Abdülaziz Hân 'ın Şehid Edilişi nin yıldönümü |  görsel 1
4 Haziran 1876 tarihinde dedelerimizden Sultan Abdülaziz Hân 'ın Şehid Edilişi nin yıldönümü vesilesiyle tüm padişah dedelerimizin ruhları şâd mekânları cennet olsun ! " Sultan Abdülaziz Han Babası : Sultan II. Mahmud Annesi : Pertevniyal Sultan Doğduğu Tarih : 7/8 Şubat 1830 Padişah Olduğu Tarih : 25 Haziran 1861 Tahttan İndirildiği Tarih : 30 Mayıs 1876 Öldüğü Tarih :4 Haziran 1876      Sultân Abdülaziz, 1830 yılında II. Mahmûd’un Kadın efendisi Pertev-niyâl Vâlide Sultân’dan Eyüp Sarayı’nda dünyaya gelmiştir. Haziran 1861’de ağabeyi I. Abdülmecid’in vefâtı üzerine Osmanlı tahtına çıkmış ve halk tarafından Sultân Aziz diye anılmıştır. III. Selim, II. Mahmûd ve I. Abdülmecid’in Avrupa’yı taklid eden ve çevreleri tarafından suiistimal edilen hayatlarının Osmanlı Padişahları hakkındaki ortaya çıkardığı menfi imajı, Sultân Aziz yaşadığı müstakim hayatıyla telafi etmiştir. Abdülhamid gibi velâyetine inanılan bir padişah olmuştur. İntihâr meselesi, tamamen sefih bir hayat yaşayan Hüseyin Avni Paşa ve bir kaç serseri subayın tertibinden ibarettir. Mevlevî, hattât, pehlivan, bestekâr ve Arapça ile Farsça’ya vâkıf olan Sultân Aziz, Batı Musikisi hayranlığını Saray’dan çıkarmaya çalışmıştır. Ekibi, Tanzîmât’çıların ileri gelenlerinden olan Âli Paşa ve Fuad Paşa ile daha sonra Yeni Osmanlılar arasında yer alan Mithad Paşa ve arkadaşlarıdır. En büyük şanssızlığı ekibinin tam müstakim insanlar olmayışıdır. Sultân Abdülaziz, özellikle Sultân Abdülmecid devrinde devletin israflar ve sefâhetlerle sarsılan devlet nizâmına hemen &ccedi...

İstanbulun Fethi 560.yıl Dönümü Kutlu Olsun.2013-ilminfazileti

İstanbulun Fethi 560.yıl Dönümü 2013

İstanbul’un Fethinin 560. Yıl Dönümü

İstanbul’un Fethinin 560. Yıl Dönümü |  görsel 1
Önceki Fetih Denemeleri Karadeniz ve Akdeniz'i birbirine bağlayan deniz yolu üzerinde kurulu olan İstanbul, günümüzde olduğu gibi o zamanlar da oldukça önemli bir şehirdi. 1453 yılına kadar farklı zamanlarda, Avarlar, Araplar, Avrupalılar ve Osmanlılar tarafından defalarca kuşatılmış, fakat gerek Bizans'ın sahip olduğu Rum ateşi (grejuva), gerekse şehrin o zamanlar için aşılamaz olarak görülen surları, bu fetih hareketlerini başarısız kılmıştı. Sayıları 29 olan kuşatmalar sırayla şunlardır: --M.Ö 340 Makedonya Kralı Phillippe --M.Ö 194 Roma İmparatoru Septim Severus (Başarılı olmuştur.Şehir artık Romalılara bağlanmıştır.) --M.S 616 İran Hükümdarı Keyhüsrev --M.S 626 İranlılar ve Avar Türkleri ortak --M.S 665 Emevi Halifesi Muaviye --M.S 667 Emevi Halifesi Muaviye --M.S 672 Emevi Halifesi Muaviye --M.S 712 Emevi Halifesi I.Velid --M.S 722 Emevi Halifesi I.Velid (Yalnızca Galata Limanı alınmış,Arap Camii inşa edilmiştir.) --M.S 782 Abbasiler (Kent haraca bağlanmıştır.) --M.S 854 Abbasi Halifesi Mütevekkil --M.S 864 Ruslar --M.S 869 Abbasi Halifesi Mütevekkil --M.S 936 Ruslar --M.S 959 Macarlar --M.S 970 Abbasiler (Kent haraca bağlanmıştır.) --M.S 1203 Latinler (Latinler İstanbul'u 1261'e kadar ellerinde tuttular.) --M.S 1302 Venedikliler --M.S 1348 Cenovalılar --M.S 1391-1396 Osmanlı Padişahı I.Bayazid (Şehir İstanbul'da bir Türk Mahallesi kurulması isteğine karşı çıkılması üzerine ablukaya alınmıştır.) --M.S 1412 Osmanlı Şehzadesi Musa Çelebi --M.S 1422 Osmanlı Padişahı II.Murat --M.S 1437 Cenovalılar --M.S 1453 Osmanlı Padişahı II.Mehmed (Başarılı olmuştur.Sonrasında şehir Türklerin hakimiyeti haline girmiştir.) Bunun yanında Atilla'nın, Vikinglerin, Bulgarın ve Gotların da kuşa...

Hayatın Anlamı Senın Bakıslarında -Mehmet Akif Ersoy

Hayatın Anlamı Senın Bakıslarında -Mehmet Akif Ersoy |  görsel 1
Mehmet Akif Ersoy   Hayatın Anlamı Senın Bakıslarında   islami sohbet Eski zamanların birinde bir adam hayatın anlamının ne olduğuna takmış kafayı… Bulduğu hiçbir cevap ona yeterli  gelmemiş ve başkalarına sormaya karar vermiş.. Ama aldığı cevaplar da ona yetmemiş. Fakat mutlaka bir cevabı olmalı diyormuş. Dolaşıp herkese bunu sormaya karar vermiş. Köy, kasaba, ülke dolaşmış bu arada za…man da durmuyor tabi ki. Tam umudunu yitirmişken bir köyde konuştuğu insanlar ona ‘Şu karşıki dağları görüyor musun, orada yaşlı bir bilge yaşar. İstersen ona git belki o sana aradığın cevabı verebilir.’ demişler.Çok zorlu bir yolculuk sonunda bilgenin yaşadığı eve ulaşmış adam. Kapıdan içeri girmiş ve bilgeye hayatın anlamının ne olduğunu sormuş. Bilge ‘Sana bunun cevabını söylerim ama önce bir sınavdan geçmen gerekiyor.’ demiş. Adam kabul etmiş. Bilge bir çay kaşığı vermiş adamın eline ve içine de silme bir şekilde zeytinyağı doldurmuş. ‘Şimdi çık ve bahçede bir tur at tekrar buraya gel. Yalnız dikkat et kaşıktaki zeytinyağı eksilmesin eğer bir damla eksilirse kaybedersin.’ Adam gözü çay kaşığında bahçeyi turlayıp gelmiş. Bilge bakmış ‘Evet, kaşıkta yağ eksilmemiş, peki bahçe nasıldı? ‘. Adam şaşkın bir şekilde şunu söylemiş: ‘Ben kaşıktan başka bir yere bakmadım ki.’. Bunun üzerine bilge ‘Şimdi tekrar bahçeyi dolaşıyorsun kaşık yine elinde olacak ama bahçeyi inceleyip gel.’ demiş. Adam tekrar bahçeye çıkmış gördüğü güzellikler büyülemiş muhteşem bir bahçedeymiş çünkü. Geri geldiğinde bilge, adama ‘Bahçe nasıldı? ‘ diye sormuş. Adam gördüğü güzellikler karşısında büyülendiğini anlatmış. Bilge gülü...

Tarihimizden Edep Örnekleri

Tarihimizden Edep Örnekleri |  görsel 1
Tarihimizden Edep Örnekleri |  görsel 2
Edep Ya Hu

Fatih Sultan Mehmet'in Han'ın 581. Doğum Yılı Kutlu Olsun!

Ruhuna Fatiha Bismillāhirahmānirahīm Elhamdü lillâhi rabbil'alemin. Errahmânir'rahim. Mâliki yevmiddin. İyyâke na'budü ve iyyâke neste'în, İhdinessırâtel müstakîm. Sırâtallezîne en'amte aleyhim ğayrilmağdûbi aleyhim ve leddâllîn Amin... http://www.facebook.com/Ilminfazileti?ref=hl

ÇANAKKALE ŞEHİTLERİMİZ İÇİN BUYRUN LÜTFEN...

ÇANAKKALE ŞEHİTLERİMİZ İÇİN BUYRUN LÜTFEN... |  görsel 1
OGÜNDEN BUGÜNE KADAR GELMİŞ GEÇMİŞ BİL CÜMLE ŞEHİTLERİMİZ İÇİN DİLİMİZE RUHUMUZA NE GELİRSE OKURMUYUZ... 1 YASİN-İ ŞERİF 1 AYETEL KÜRSİ 1 AMENER RESULU 7 FATİHA 7 İHLAS 7 KAFİRUN 7 İHLAS 7 FELAK 7 NAS İLE BAŞLIYORUM Eğer Allah'ı (c.c) hakkı ile tanısaydınız,dualarınızla dağlar yerinden oynardı...! Hz.Muhammed sallallahü aleyhi vessellem   Çanakkale Şehitlerine Şu Boğaz harbi nedir? Var mı ki dünyâda eşi? En kesif orduların yükleniyor dördü beşi. -Tepeden yol bularak geçmek için Marmara’ya- Kaç donanmayla sarılmış ufacık bir karaya. Ne hayâsızca tehaşşüd ki ufuklar kapalı! Nerde-gösterdiği vahşetle 'bu: bir Avrupalı' Dedirir-Yırtıcı, his yoksulu, sırtlan kümesi, Varsa gelmiş, açılıp mahbesi, yâhud kafesi! Eski Dünyâ, yeni Dünyâ, bütün akvâm-ı beşer, Kaynıyor kum gibi, mahşer mi, hakikat mahşer. Yedi iklimi cihânın duruyor karşında, Avusturalya'yla beraber bakıyorsun: Kanada! Çehreler başka, lisanlar, deriler rengârenk: Sâde bir hâdise var ortada: Vahşetler denk. Kimi Hindû, kimi yamyam, kimi bilmem ne belâ... Hani, tâuna da züldür bu rezil istilâ! Ah o yirminci asır yok mu, o mahlûk-i asil, Ne kadar gözdesi mevcûd ise hakkıyle, sefil, Kustu Mehmedciğin aylarca durup karşısına; Döktü karnındaki esrârı hayâsızcasına. Maske yırtılmasa hâlâ bize âfetti o yüz... Medeniyyet denilen kahbe, hakikat, yüzsüz. Sonra mel'undaki tahribe müvekkel esbâb, Öyle müdhiş ki: Eder her biri bir mülkü harâb. Öteden sâikalar parçalıyor âfâkı; Beriden zelzeleler kaldırıyor a'mâkı; Bomba...

Mehmet Âkif Ersoy'u Rahmetle Anıyoruz

Mehmet Âkif Ersoyu Rahmetle Anıyoruz |  görsel 1
İstiklal Marşı'nın kabulünün 92. yılı münasebetiyle Mehmet Akif  Ersoy'u Rahmetle Anıyoruz ALLAH AZZE VE CELLE RAHMET EYLESİN. RUHUNA FATİHA AMİN... Mehmet Âkif Ersoy, 1873 yılının Aralık ayında İstanbul'da, Fatih ilçesinin Karagümrük semtinde Sarıgüzel mahallesinde dünyaya geldi. Nüfusa kaydı, babasının,onun doğumundan sonra imamlık yaptığı ve Âkif'in ilk çocukluk yıllarını geçirdiği Çanakkale'nin Bayramiç ilçesinde yapıldığı için nüfus kağıdında doğum yeri Bayramiç olarak görünür.[2] Annesi Buhara'dan Anadolu'ya göç etmiş bir ailenin kızı olan Emine Şerif Hanım; babası ise Kosova'nın İpek kenti doğumlu, Fatih Camii medrese hocalarından Mehmet Tahir Efendi'dir. Mehmet Tahir Efendi, ona doğum tarihini belirten "Ragif" adını verdi. Babası vefatına kadar Ragif adını kullansa da bu isim yaygın olmadığı için arkadaşları ve annesi ona "Âkif" ismiyle seslendi, zamanla bu ismi benimsedi.[3] Çocukluğunun büyük bölümü annesinin Fatih, Sarıgüzel'deki evinde geçti. Kendisinden küçük, Nuriye adında bir kız kardeşi vardır. Öğrenim yılları   OSMANLICA YAZILMIŞ İLK İSTİKLAL MARŞI İlk öğrenimine Fatih'te Emir Buhari Mahalle Mektebi’nde o zamanların adeti gereği 4 yıl, 4 ay, 4 günlükken başladı. 2 yıl sonra iptidai (ilkokul) bölümüne geçti ve babasından Arapça öğrenmeye başladı. Ortaöğrenimine Fatih Merkez Rüştiyesi’nde başladı (1882). Bir yandan da Fatih Camii'nde Farsça derslerini takip etti. Dil derslerine büyük ilgi duyan Mehmet Âkif, rüştiyedeki eğitimi boyunca Türkçe, Arapça, Farsça ve Fransızcada hep birinci oldu. Bu okulda onu en &cc...

Ottoman-Osmanlı Mehter HUCUM MARŞI

Ottoman-Osmanlı Mehter HUCUM MARŞ http://www.facebook.com/Ilminfazileti?ref=hl# ARKADAŞ EKLE http://www.facebook.com/islami.islamandmuslimsBEĞEN

Barbaros Hayrettin Paşa Kaptan-ı Derya

Barbaros Hayrettin Paşa Kaptan-ı Derya |  görsel 1
https://www.facebook.com/Ilminfazileti?ref=hl   Barbaros Hayreddin Paşa       Denizciliğe Midilli sularında bir tüccar olarak başlayan Barbaros Hayreddin Paşa daha sonra Tunus Sultanı'nın himayesinde Kuzey Afrika'da atıldığı korsanlık hayatına büyük zaferler ve kahramanlıklarla devam etti. Sadece adı bile düşman gemilerini kaçırmaya yeten Barbaros Hayreddin Paşa 1518 yılında Cezayir Sultanı oldu. Fakir ve esir Cezayir ülkesi onunla kısa zamanda zenginlik, refah ve huzur ülkesi haline geldi. Kendisi bir ülkenin Sultân'ı olmasına rağmen şan, şöhret ve saltanat peşinde koşmadığından Osmanlı Halifesi Yavuz Sultan Selim’e biat ederek ülkesi Cezayir’i Osmanlı Devleti’ne bağladı. Ardından Yavuz Sultan Selim tarafından Cezayir Beylerbeyliği’ne getirildi. Denizlerde Ceneviz, Fransız, İspanyol, Venedik ve diğer Avrupalı gemi ve donanmalarına karşı gösterdiği büyük kahramanlık ve başarıların sonucunda da 1534 yılında Kanuni Sultan Süleyman tarafından Osmanlı Devleti'nin Kaptân-ı Derya'lığına atandı. Komutanlığı süresi içinde "Dünya tarihinin en büyük deniz savaşı" olan Preveze Deniz Savaşı'nda aleyhine birleşen Avrupa donanmalarını büyük bir hezimete uğratarak zaferlerinin doruğuna ulaştı ve adını silinmeyecek bir şekilde dünya tarihine altın harflerle kazıdı...   Osmanlı Devleti’nin şanlı Kaptân-ı Derya’sı (Deniz Kuvvetleri Komutanı) Barbaros Hayreddin Paşa 1476 yılında Midilli Adası’nda doğmuştur. Asıl adı "Hızır" olup kendisinden korkan Avrupalılar tarafından "Kızıl Sakallı" manasına gelen "Barbarossa" (Okunuşu Barbaroşa) ismiyle anılmış ve din ve devlet yolunda yaptığı büyük işlerden dolayı da Kanuni Sultan Süleyman tarafından "Dinde hayırlı olan" manasına...

2013 – UNESCO ‘ da PİRİ REİS YILI -PİRİ REİS HAYATI

2013 – UNESCO ‘ da PİRİ REİS YILI -PİRİ REİS HAYATI |  görsel 1
  2013 – UNESCO ‘ da PİRİ REİS YILI Prof. Dr .Osman Kamil Sağ Piri Reis Üniversitesi Türkiye’deki , IMEAK Deniz Ticaret Odası’na kayıtlı, yaklaşık 8000 Denizcilik Şirketinin tamamının vakfiyesi olduğu TÜRK DENİZ EĞİTİM VAKFI (TÜDEV) tarafından 2008 yılında kurulmuş, Türkiye’nin İLK ve TEK Denizcilik İhtisas Vakıf Üniversitesi olup, büyük Türk Denizcisi ve İlim Adamı PİRİ REİS adını büyük bir gururla taşıma, Ulusal ve Uluslararası Denizcilik Platformlarında temsil edip, tanıtma sorumluluğunun titizlikle bilincindedir.   Piri Reis, en ünlü ve en çok bilinen eseri olan Dünya Haritasını 919 Yılının Muharrem Ayında (9 Mart – 7 Nisan 1513 arası) Gelibolu’da çizmiştir. Milletlerin hayatındaki önemli olayların 100.,250.,500. gibi yıldönümleri kolay kolay ele geçirilmeyecek fırsatlardır. Dolayısı ile, bir milletin kültürünün yurt içinde ve dışında yaygın biçimde tanıtılmasına olanak sağlayacak bu gibi yıldönümlerinin tüm Dünyada büyük etkinliklerle kutlandığı herkesçe bilinmektedir.   Bu doğrultuda, Piri Reis Üniversitesi 21.03.2011 tarih ve 48 sayılı resmi yazı ile T.C..Başbakanlık Makamına müracaat ederek  2013 Yılının Dünyada  PİRİ REİS YILI olarak ilan edilmesi için UNESCO’ya başvurulmasını; bu gerçekleştiği takdirde PİRİ REİS ÜNİVERSİTESİ olarak yapılacak her türlü organizasyonda büyük bir onurla görev alınacağını belirterek,  Denizcilik Tarihi Danışmanımız, Piri Reis Uzmanı Emekli Tuğgeneral Cevat ÜLKEKUL katkıları ile, Devletimizin koordinatörlüğünde gerçekleştirmek istediği aşağıdaki ulusal ve uluslararası projeleri de arz etmiştir.   İstanbul, Çanakkale ve Gelibolu’da Bü...

Osmanlıda Eğitim-Öğretim ve İstanbul…Ottoman Empire Education

Osmanlıda Eğitim-Öğretim ve İstanbul…Ottoman Empire Education |  görsel 1
  Osmanlıda Eğitim-Öğretim ve İstanbul http://www.facebook.com/Ilminfazileti?ref=hl     “Osmanlı Devleti’nin eğitim ve öğretim sisteminin en önemli unsuru, medreseler ve bu kurumların bir alt kademesini teşkil eden mekteplerdir.” “Camilerde başlayan eğitim ve öğretim faaliyetleri, cami dışı müesseseler kurulduktan sonra da devam ettiği gibi, küçük çocukların cami ve mescitleri temiz tutamayacakları düşüncesiyle daha çok mabedlerin dışında yürütülmüştür.”     “Sıbyan mektepleri ve medreseler Osmanlı Devleti’ne has kurumlar değildir. Birçok kurumla birlikte Anadolu Selçuk kültüründen devir alınmıştır.”Günümüze ulaşmış bir okul altyapısı yoktur. Konya Şemseddin Ebu Said Altun Aba Medresesi, Sırçalı Medrese, Sivas Gök Medrese günümüze ulaşan Selçuk Medreselerinden bazılarıdır. Osmanlı Devleti’nde eğitim devletin vermekle yükümlü olduğu bir hizmet değildir. Osmanlı eğitim yapıları vakıf sistemi ile yapılmış ve varlıklarını sürdürmüşlerdir. Bu kurumlarda, öğrenciler parasız eğitim görmüş, yapım vakfiyesinde belirtilen şekilde yardım almışlardır. 1. Sıbyan Mektepleri Mekteb, ‘ okuma yazma öğrenilen yer’ demektir. Sıbyan mektepleri, Osmanlı döneminde özellikle küçük yaştaki, yetim kız ve erkek çocuklarının öğrenim gördükleri vakıf kurumlarıdır. “Sıbyan Mekteplerinde okuma yazma, din bilgileri ve Kur’an ezbere öğretilirdi.” Sıbyan mektepleri medreselerin alt kademesini oluştururlar, mektepten mezun olan öğrenciler medreselerde eğitimlerini sürdürebilirlerdi. Sıbyan Mektepleri, Osmanlı sultanları ve aile mensup...

Mehmed Ebussuud El- İmadi HOCA ÇELEBİ Hz

Mehmed Ebussuud El- İmadi HOCA ÇELEBİ Hz |  görsel 1
  YARIN HAKKIN DİVANINA VARINCA SÜLEYMANDAN HAKKIN ALIR KARINCA 30 Aralık 1491 tarihinde Çorum'un İskilip ilçesinde doğdu. 'Hoca Çelebi' olarak da bilinir. Tam adı Mehmed Ebussuud El- İmadi'dir. Mutasavvıf Muhyiddin Mehmed'in oğlu, anne tarafından da Ali Kuşçu'nun torunudur. Önce babasından, sonra Müeyyedzade Abdurrahman Efendi ile Karamanlı Seyyid Süleyman'dan ders aldı. 1516'da İnegöl İshak Paşa Medresesi'ne müderris olarak atandı. 1520'de bu görevinden alındı. Kısa süre sonra Davud Paşa, 1522'de Mahmud Paşa, 1525'te Gebze, ertesi yıl Bursa ve 1528'de de İstanbul Fatih sahn-ı seman medreselerinin müderrisliklerine getirildi. 1533'te önce Bursa, sonra İstanbul kadısı oldu. 1537'de Rumeli kazaskerliğine yükseldi. 1545'te şeyhülislamlığa getirildi ve hayatı boyunca bu görevde kaldı. Osmanlı şeyhülislamları arasında daha çok verdiği fetvalarla tanınır. Özellikle batıniliği benimseyen mutasavvıflara karşı koydu. Şiirler de yazdı. 23 Ağustos 1574 tarihinde İstanbul'da vefat etti.   ESERLERİ:   Ebussuud Efendi'nin Türkçe, Farsça ve Arapça 20'den fazla eseri vardır.    * Bunların en ünlüsü İrşadü'l-Akli's-Selim ila Mezaya'l-Kurani'l-Azîm (1858-59, 2 cilt) adlı Arapça Kuran tefsiridir. Boğaziçi Yayınları tarafından yayınlanmıştır.   * Şeyhülislam Ebusuud Efendi Fetvaları  (Enderun Yayınları, İstanbul 1972, Yayına Hazırlayan Ertuğrul Düzdağ)      HAKKINDA YAZILANLAR   Tek başına bir ordu...Ebussuud Efendi    O gün Süleymaniye Camii cemaate dar gelir. Muazzam kalabalığın bir ucu Mercan yokuşundadır, bir ucu Vefa sokaklarında. Kolay değil bir devre m&u...

Sayın Dr. Ömer Musolu'dan Gerçek bir Hikaye

  MUTLAKA OKUYUN!     ANZAK ASKERİ Bu yaşanmış öyküyü aktaran, Sayın Dr. Ömer Musolu 85 yaşındadır ve halen İstanbul Moda'da oturmaktadır 1957 yılında İstanbul Tip Fakültesi`den mezun olup ihtisas yapmak üzere ABD`ye gitmiştim.Görev yaptığım hastane de başımdan geçen ilginç bir hadiseyi şöyledir: Amerika`ya gittiğim ilk yıllar... New York`da Medikal Center Hospital`da görev almıştım. Fakat vazifem kan almak, kan vermek, serum takmak, elektrokardiyografi çekmek gibi isler... Yeni gelmiş doktorlar hemen doğrudan hasta muayenesine, tedavisine verilmiyor. Diğer zamanlarda da laboratuarda çalışıyorum. Bir hastaya gittim. Yaşlıca bir adam, tahminen yetmiş beş yaşlarında 'kan vereceğim kolunuzu açar mısınız?'dedim. Adamcağız kanserdi ve ayni zamanda kansızdı. Kolunu açtım, Baktım pazusunda Türk bayrağı dövmesi var. Çok ilgimi çekti, kendisine sormadan edemedim: 'Siz Türk müsünüz?' Kaslarını yukarıya kaldırarak 'hayır' manasına bir işaret yaptı. Ama ben hala merak ediyorum. 'Peki, bu kolunuzdaki Türk bayrağı nedir?' 'Aldırma öylesine bir şey işte.' dedi. Ben yine ısrarla: 'Fakat benim için bu çok önemli, çünkü bu benim milletimin bayrağı, benim bayrağım...' dedim.. Bu söz üzerine gözlerini açtı. Derin derin yüzüme baktı ve mırıltı halinde sordu: 'Siz Türk musunuz?' -Evet Türk`üm. İhtiyar gözlerime tanıdık bir göz arıyor gibi baktı. Anlatmaya başladı: 'Yıl 1915. Çanakkale diye bir yer var Türkiye`de. Orada savaşmak üzere bütün Hıristiyan devletlerden asker topluyorlardı. Ben, Avustralya Anzaklarindandim. İngilizler bizi toplayıp dediler ki: 'Barbar Türkler Hıristiyan dünyasını yakıp yıkacaklar. Bü...

Osmanlı Resimleri- Ottoman Pictures

Osmanlı Resimleri- Ottoman  Pictures |  görsel 1
Osmanlı Resimleri- Ottoman  Pictures |  görsel 2
Osmanlı Resimleri- Ottoman  Pictures |  görsel 3
Osmanlı Resimleri- Ottoman  Pictures |  görsel 4
Osmanlı Resimleri- Ottoman  Pictures |  görsel 5
Osmanlı Resimleri- Ottoman  Pictures |  görsel 6
Osmanlı Resimleri- Ottoman  Pictures |  görsel 7
Osmanlı Resimleri- Ottoman  Pictures |  görsel 8
Osmanlı Resimleri- Ottoman  Pictures |  görsel 9
Osmanlı Resimleri- Ottoman  Pictures |  görsel 10
Osmanlı Resimleri- Ottoman  Pictures |  görsel 11
Osmanlı Resimleri- Ottoman  Pictures |  görsel 12
Osmanlı Resimleri- Ottoman  Pictures |  görsel 13
Osmanlı Resimleri- Ottoman  Pictures |  görsel 14
Osmanlı Resimleri- Ottoman  Pictures |  görsel 15
Osmanlı Resimleri- Ottoman  Pictures

Sürgündeki Osmanlı

Sürgündeki Osmanlı

Osmanlı Padişahları ve Saltanat Süreleri

Osmanlı Padişahları ve Saltanat Süreleri |  görsel 1
 1. Osman Gazi 1299-1326 2. Sultan Orhan Gazi 1326-1359 3. Sultan Murad Hüdavendigar 1359-1389 4. Sultan Yıldırım Bayezid 1389-1403 5. Sultan Çelebi Mehmed 1413-1421 6. Sultan Murad II 1421-1451 7. Fatih Sultan Mehmed 1451-1481 8. Sultan Bayezid II 1481-1512 9. Yavuz Sultan Selim 1512-1520 10. Kanuni Sultan Süleyman 1520-1566 11. Sultan Selim II 1566-1574 12. Sultan Murad III 1574-1595 13. Sultan Mehmed III 1595-1603 14. Sultan Ahmed I 1603-1617 15. Sultan Mustafa I 1617-1623 16. Sultan Osman II 1617-1622 17. Sultan Murad IV 1623-1640 18. Sultan İbrahim I 1640-1648 19. Sultan Mehmed IV 1648-1687 20. Sultan Süleyman II 1687-1691 21. Sultan Ahmed II 1691-1695 22. Sultan Mustafa II 1695-1703 23. Sultan Ahmed 1703-1730 24. Sultan Mahmud I 1730-1754 25. Sultan Osman III 1754-1757 26. Sultan Mustafa III 1757-1774 27. Sultan Abdülhamid 1774-1789 28. Sultan Selim III 1789-1807 29. Sultan Mustafa IV 1807-1808 30. Sultan Mahmud II 1808-1839 31. Sultan Abdülmecid 1839-1861 32. Sultan Abdülaziz 1861-1876 33. Sultan Murad V 1876-1876 34. Sultan Abdülhamid II 1876-1909 35. Sultan Mehmed Reşad 1909-1918 36. Sultan Mehmed Vahideddin 1918-1922

| Şehit Sadrazam

| Şehit Sadrazam |  görsel 1
Şehit Sadrazam Osmanlı Devleti'nin en ihtişamlı devirleri yaşanıyordu. Ülkenin başında yabancıların Muhteşem dedikleri Kanuni Sultan Süleyman, alimlerin başında deha bir zekaya sahip olan Ebu Suud Efendi, mimarların başında taşın dilinden anlayan Koca Sinan, Donanmanın başında Barbaros Hayrettin Paşa vardı. Böyle bir kadro tarafından yönetilen devlet nasıl kudretli olmaz dı? Ülkede bulunan bütün insanlarda huzur ve mutluluk hakimdi. Çünkü bu ülkenin halklarının birbirleriyle kavgaları yoktu. Mal sevdası kalpleri bozmamış, herkes başka insanların iyiliğini düşünür olmuştu. Fakirlere yardım etmek için insanlar adeta birbirleriyle yarışıyorlardı. Zenginler çevreye camiler, imaretler (yoksullara yemek dağıtan yerler), medreseler inşa ettiriyor, başıboş hayvanlar bile unutulmayarak onlar için vakıflar kuruluyordu. Osmanlı ülkesinde dil, din, millet ayırımı gözetmeksizin her ailenin çocuğuna en iyi eğitim verilmeye çalışılıyor, zeki olanlar liyakâtlarına göre ülkenin en yüksek okullarına, hatta Enderun'a bile girebiliyorlardı. Bu amaçla da ülkenin dört bir yanında sınavlar düzenleniyor, zeki gençler bir bir devşirilerek ileride yönetim kademelerinde vazifeli, büyük devlet adamları olmaları için yetiştiriliyorlardı. Bu ülkede çalışan için yükselmenin ve bir yerlere gelmenin sınırı yoktu. İşte bu nedenledir ki, yabancı devletlerin bünyelerindeki halklar bile Osmanlı topraklarında yaşayan insanlara imreniyor, bu adalet ve huzuru onlarda arzuluyorlardı. Yabancı uyruklu bir aile için, çocuklarının Osmanlı hükümetince devşirilerek okutulması kadar önemli bir şey yoktu. Çünkü böyle bir durumda çocuklarının geleceği garanti altına alınmış oluyor, o yükseldikce ailes...


islami forum



Bilx.net
Get  our toolbar!

Kabeden Canlı Yayın