سْــــــــــــــــــمِ اﷲِالرَّحْمَنِİlminfazileti islamic sciences

>
English (US) Deutsch Français Русский 中文(简体) Português Italiano 日本語 한국어 Español
LA TAHZEN İNNALLAHE MEANA


İnançta duyulan şüpheler neye işaret?

İnançta duyulan şüpheler neye işaret? |  görsel 1
 İnançta duyulan şüpheler neye işaret? Bazen aklımıza hiç inanmak istemediğimiz, ama bir türlü etkisinden kurtulamadığımız çeşitli vesveseler gelmektedir.Bu derdimizi başkalarına açamamaktayız.Yine aynı şekilde muazzam bir korkunun içine düşmekteyiz.Acaba dinden çıktık mı diye.Allah ya birde yoksa, ya kıldığımız  namazlar boşunaysa vs.Bu tür vesveselerin hepsinin şeytandan geldiğinden emin olmak lazımdır. İmam-ı Gazali hazretleri buyurdu ki: Her insana musallat olan en az bir şeytan vardır. Şeytanın vereceği vesveselerden korunmaya çalışmalı! Hadis-i şerifte buyuruldu ki: (Kanın damarlarda dolaştığı gibi, şeytan da, insanın vücudunda dolaşır. Açlıkla [az yemekle, oruç tutmakla] onun yollarını daraltın!) (Buhari). Eğer bize gelen vesveseyi kalbimizle kabul etmiyorsak bunun dini açdan bir mahsuru yoktur.Çünkü vesvese bir hayalden ibarettir.Kalbimizle eğer gelen vesveseden üzülüyor, olmamasını istiyorsak bu vesvesenin kabul görmediğine işarettir.Bu tür durumlarda ehemmiyet vermemeliyiz.Said nursi bu konu da; Ehemmiyet verdikçe şişer; ehemmiyet vermezsen söner. Ona büyük nazarıyla baksan büyür; küçük görsen, küçülür. buyurmuştur. Nebi (s.a.v.)’e vesveseden sorulduğunda, “O imanın katıksız olmasındandır.”  der, şeytan nerede saf, temiz, arınmış birini bulursa onun İslamî hassasiyetinden faydalanmak ister. Kimisini hilesiyle tuzağa düşürüyor, kimisini de düşüremiyor. Fakat onun da bilmediği bir şey vardır: Yiğidin beli kırılmadıkça diğer yaralar ona daha da kuvvet verir. Müslümanın imanına halel gelmedikçe başına gelen musibetler olsa olsa ancak onun imanını kuvvetlendirir. Allah’ı rab olarak seçenin sırtı asla yere gelmez. “O n...

Sahte Bir Din: Darwinizm

Sahte Bir Din: Darwinizm |  görsel 1
  Darwinizm'in tarihini incelediğimizde karşımıza çıkan çok açık gerçekler vardır - Darwinizm bilimsel olarak ispat edilmemiş, tam tersine bilimsel delillerle yalanlanmıştır. - İşte bu nedenle Darwinizm sahtekarlıkla ayakta tutulmaya çalışılmıştır. - Darwinist sahtekarlıklar Darwinist bilim adamları tarafından görmezden gelinmiştir. - Sahte fosiller, sahte oldukları deşifre edildikten sonra bile yıllarca müzelerde evrim delili olarak sergilenmiştir. - Darwinist bilim adamları, sahtekarlıkların gerçek yüzünü bilmelerine rağmen, öğrencilerine tüm bunları evrimi ispat eden bilimsel delil gibi okutmuşlardır. - Darwinizm'i yalanlayan, yaratılışı ispat eden bilimsel gerçekler Darwinist bilim adamları tarafından gizlenmeye çalışılmıştır. Fosillerin saklanması bunun en büyük delilidir. - Darwinizm kitlelere insanın yalnızca bir hayvan olduğu mesajını vermeye çalışmış, bunun için sahte embriyo çizimleri yapmakta sakınca görmemiştir. - Darwinizm, canlıları üstün bir Yaratıcı'nın yarattığı gerçeğini reddedebilmek için tesadüflerin sözde mucizeler meydana getirdiğine insanları inandırmaya çalışmıştır. (Allah'ı tenzih ederiz.) Peki sahtekarlığa kadar giden bu şaşırtıcı gayretin sebebi nedir? Acaba Darwinistler bilimsel gerçeklerin sunduğu doğruları kabul etmek ve Darwinizm'den vazgeçmek yerine neden böyle zor bir yola girmişlerdir? Bilimsel olarak evrim teorisinin delillendirilemediği açık bir gerçek olmasına rağmen, acaba neden bu teoriye doğrulanmış izlenimi vermeye çalışmakta ve neden propaganda, sahtekarlık ve aldatmacalara bu kadar zaman ve emek harcamaktadırlar? Darwinist bilim adamları küçük duruma düşeceklerini, sahtekar bilineceklerini bile bile acaba neden ısrarla evrim uğruna yalanlar &uum...

Fıkıh Köşesi - Allah Celle Celalu - İnsan ve esma

Fıkıh Köşesi - Allah Celle Celalu - İnsan ve esma |  görsel 1
Allah’ın ne Zât’ına, ne sıfatlarına, ne isimlerine, ne de Rahmân ismine bir “sûret” vermek mümkün değildir. Allah tahayyül ettiğimiz bütün sûretlerden, şekillerden ve biçimlerden münezzeh ve müstağnîdir. O’nun misli, mesîli, eşi, dengi ve benzeri yoktur. Gerek Kur’ân’da, gerekse hadislerde “Allah’ın Zât’ı” bazen “Rahmân” ismi ile ifâde edilmiştir. Meselâ; “İlâh’ınız bir tek İlâh’tır. O Rahmân ve Rahîm’den başka ilâh yoktur.”1 âyetiyle, “Rahmân” ismini Zât-ı İlâhiye tahsis eden Kur’ân, “Rahmân Kur’ân’ı öğretti. İnsanı yarattı. Ona konuşmayı öğretti.” 2 âyetleriyle de Zât’a ait İlâhî fiilleri Rahmân ismine izâfe etmek sûretiyle, Zât-ı Bârî’yi ve Hâlık-ı Zülcelâl’i Rahmân ismi ile zikretmiştir. Üstad Saîd Nursî Hazretlerinin, “Allah insanı Rahmân sûretinde yarattı.” 3 şeklindeki rivâyetini aldığı hadîsin Müslim’de geçen bir diğer şekli şöyledir: “Muhakkak ki Allah, Âdem’i Kendi sûretinde yaratmıştır.” 4 Müslim aynı hadîsi bir kez de, Hazret-i Âdem’in (as) yaratılışını konu alan bir hadisin içinde, Cennet Kitabında, Hemmâm bin Münebbih’ten (ra) rivâyet etmiştir. O rivâyet de şöyledir: “Aziz ve Celil olan Allah, Âdem’i Kendi sûretinde yaratmıştır.”5 Bu son rivâyetlerde geçen”Kendi” zamiri ile, ilk rivâyette geçen “Rahmân” ismi “Allah’ın Zât’ına”...

DEPREMDEN KORUNMAK İÇİN DUA

DEPREMDEN KORUNMAK İÇİN el-Fakih'te, İmam Musa Kâzım'dan (a.s) şöyle rivayet edilmiştir: "Uykudayken depremden ve doğal afetlerden korunmak istiyorsanız, şu ayeti okuyun: )اِنَّ اللهَ يُمْسِكُ السَّماواتِ وَ الأرْضَ أنْ تَزُولا وَلَإنْ زالَتا إنْ أمْسَكَهُما مِنْ أحَدٍ مِنْ بَعْدِهِ اِنَّهُ كانَ حَليماً غَفُوراً( İnnellâhe yumsikus semâvâti vel arza en tezûlâ ve lein zâletâ in emsekehumâ min ehadin min ba'dihi innehu kâne halîmen ğafûrâ. "Allah yıkılmamaları için gökleri ve yeri tutmaktadır. Andolsun, gökler ve yer yıkılsa, onları, kendisinden başka hiç kimse tutamaz. Şüphesiz O, halimdir, çok bağışlayandır.        

KUTLU DOĞUM Hz Muhammed Aleyhissalâtü Vesselam

    O vahşet devrinde kâinat ufkundan bir güneş doğdu. Bu güneş ahir zaman Peygamberi Hz. Muhammed Aleyhissalâtü Vesselam idi. Tarihin seyrini, hayatın akışını değiştiren bu eşsiz olay, dünyayı yerinden sarsan değişimlerin en büyüğü idi. Şair ne güzel söylemiş: “Envar ile kâinat doldu, İşte bu gece sabah oldu.”   Hayatın gayesi, yaratılışın mânâsı silinmiş, yok olmuştu. Herşey mânâsız başıboşluk ve hüzün örtülerine bürünmüştü.     Ruhlar birşey bekliyor, bir nurun zulmet perdesini yırtmasını içten içe hissediyordu.     O vahşet devrinde kâinat ufkundan bir güneş doğdu. Bu güneş ahir zaman Peygamberi Hz. Muhammed Aleyhissalâtü Vesselam idi. Tarihin seyrini, hayatın akışını değiştiren bu eşsiz olay, dünyayı yerinden sarsan değişimlerin en büyüğü idi.     Şair ne güzel söylemiş:     “Envar ile kâinat doldu,     İşte bu gece sabah oldu.”     Bu gecenin sabahında Hz. İbrahim ile oğlu Hz. İsmail'in duaları ve İsa aleyhi's-selam'ın müjdesi gerçekleşmiş oluyordu. Kur'an-ı Kerim'de hikâye edildiğine göre Hz. İbrahim ile oğlu Hz. İsmail, Kâbe'yi inşa ederlerken şöyle dua etmişlerdi:     وَاِذْ  يَرْفَعُ اِبْرَهِيمُ الْقَوَاعِدَ مِنَ الْبَيْتِ وَاِسْمَعِيلُ رَبَّنَا تَقَبَّلْ مِنَّا اِنَّكَ اَنْتَ السَّمِيعُ الْعَلِيمُ     “Bir zamanlar İbrahim, İsmail ile beraber Beytullah'ın temellerini yükseltiyor (ve şöyle dua ediyorlardı.) Ey Rabbimiz, bizden bunu kabul buyur,sen işitensin bilensin.     رَبَّنَا وَاجْعَلْنَا مُسْلِمَيْنِ لَكَ وَمِنْ ذُرِّيَّتِنَآ اُمَّ...

KURAN’A GÖRE HIRİSTİYANLARLA VE YAHUDİLERLE DOST OLUNUR MU?

  KURAN’A GÖRE HIRİSTİYANLARLA VE YAHUDİLERLE DOST OLUNUR MU?     Son günlerde gündeme gelen konulardan biri Müslümanların Ehli Kitap dediğimiz Hıristiyanlarla ve Yahudilerle nasıl bir ilişki içinde olması gerektiği ve dost olup olamayacağı konusu. Bu konu Kuran’daki Maide Suresinde geçen aşağıdaki ayet ile gündeme geldi. 51. İnananlar, Yahudileri ve Hıristiyanları dost edinmeyin. Onlar birbirlerinin dostudur. Sizden kim onlarla dost olursa onlardan sayılır. ALLAH zalim toplumu doğru yola iletmez. 5 - Maide Suresi – 51 Yukarıdaki ayette de görüldüğü gibi Yahudi ve Hıristiyanlarla dost olunmaması tavsiye ediliyor. Acaba gerçekten durum böyle mi? Bu konuda da Kuran’daki tek bir ayeti, devamındaki ayetleri ya da konuyla ilgili Kuran’daki diğer ayetleri göz önüne almadan değerlendirmenin yanlış sonuçlara götüreceğini görüyoruz. Hâlbuki devam eden ayetleri okuduğumuzda sadece 6 ayet sonra 57. ayette Allah bize Hıristiyan ve Yahudilerden dost edinmememiz gerekenlerin niteliklerini açıklıyor. 57. İnananlar, sizden önceki kitap halkı ve inkârcılar arasında dininizi alay ve eğlence konusu yapanları dost edinmeyin. İnanmış iseniz ALLAH’I dinlemelisiniz. 5 – Maide – 57 Yukarıdaki ayette açıkça görüldüğü gibi Allah daha önce kitap verilen olarak tanımlananlardan dinimizi oyun ve eğlence edinenleri dost tutmamamız gerektiğini ifade ediyor. Kuran’ın genelinde de Yahudiler ve Hıristiyanlar için genelleştirici yani hepsinin iyi ya da hepsinin kötü olduğu ya da hepsinin cennete gideceği ya da hepsinin cehenneme gideceği şeklinde ifadeler bulunmamaktadır. Hıristiyanların bir kısmı, teslis yani üçleme inancı yoluyla Allah’a ortak koşmaları nedeniyle; Ya...

KURAN-I KERİM TÜRKÇE MEALİ Ahzâb

Sûre Hakkında Medine'de nâzil olmuştur. 73 (yetmişüç) âyettir. "Ahzâb", "hizb"in çoğuludur. Topluluk, gurup, bölük, parti gibi manalara gelir. Her gün mutad olarak devam edilen dua demetine, Kur'an cüzünün dörtte birine de hizip denir. Bu sûrede, müslümanlara karşı savaşmak üzere birleşen Arap kabilelerinden bahsedildiği için, bu isim verilmiştir. (Rivayete göre, bir takım ileri gelen müşrikler "Uhud" savaşından sonra Medine'ye gelmişler, münafıkların lideri Abdullah b. Übeyy'in evine misafir olmuşlardı. Hz. Peygamber bunlara, kendisiyle görüşmek üzere emân vermişti. Bu görüşme esnasında Resûlullah'a: Sen bizim taptıklarımızı diline dolamaktan vazgeç, "onlar menfaat sağlayabilir, şefâat edebilir" de, biz de seni Rabbinle başbaşa bırakalım, dediler. Orada bulunan müslümanların canları sıkıldı, onları öldürmek istediler. Bunun üzerine, verilmiş olan emânın bozulması konusunda Allah'tan korkmalarını ve kâfirler ile münafıkların sözlerine boyun eğmemelerini, Resûlullah'ın şahsında müminlerden isteyen 1. âyet nâzil oldu. Rahman ve Rahim olan Allah'ın adıyla . Ey Peygamber! Allah'a karşı gelmekten sakın. Kâfirlere ve münafıklara itaat etme. Şüphesiz Allah hakkıyla bilendir, hüküm ve hikmet sahibidir. . Rabbinden sana vahyolunana uy. Şüphesiz Allah, yaptıklarınızdan hakkıyla haberdardır. . Allah'a tevekkül et, vekil olarak Allah yeter. . Allah, hiçbir adamın içine iki kalp koymamıştır. Kendilerine zıhâr(1) yaptığınız eşlerinizi de anneleriniz yapmamıştır. Yine evlatlıklarınızı(2) da öz çocuklarınız (gibi) kılmamıştır. Bu, sizin ağızlarınızla söyle...

İSMİ AZAM (ŞİİR)

  İSMİ AZAM         Uyan Seherde, Dermandır derde, Dinle Her Yerde, Allah Denilir, Mevla Bilinir... *** İsmi Azamdır, Zikri Rahmandır, Gani Sübhandır, Allah Denilir, Mevla Bilinir... *** Görünür Cemal, Bulunur kemal, Olur mu Zeval, Allah Denilir, Mevla Bilinir... *** Güller Niyazda, Bülbüller Sazda, Mümin Namazda, Allah Denilir, Mevla Bilinir... *** Zikirde Aşık, Tövbede Sadık, Gönül Uyanık, Allah Denilir, Mevla Bilinir... *** Uyuma Sakın, Ol hakka yakın, Zikri var hakkın, Allah Denilir, Mevla Bilinir... *** Aşk ile Anan, Can bulur canan, Rahmedir sübhan, Allah Denilir, Mevla Bilinir... *** Dağ,taş, su inler; Duyanlar dinler, Bilenler Anlar, Allah Denilir, Mevla Bilinir... *** Aşki dil-beste, Bezm-i elestte, Bil her nefeste, Allah Denilir, Mevla Bilinir...

HZ HASAN

Değerli Kardeşimiz; el-Hasan b. AIi b. Ebî Talib el-Hâşımî el-Kuraşî, Hz. Peygamber'in en çok sevdiği torunlarından ve O'nun "Reyhânesi", Hz. Ali'nin, Hz. Fatıma'dan doğan büyük oğlu. Hulefâ-i Raşidîn'in beşincisi kabul edilir. İmamiyye'ye göre ise 12 imamın ikincisidir. Üçüncü hicrî yılı, Ramazan ayının ortalarında Medine'de doğdu. Şaban ayından; 4. veya 5. hicrî senesinde doğduğuna dair rivâyetler varsa da, en doğru görüş, 3. hicrî senede doğduğuna dair rivayettir (İbnü'l-Esîr, Üsdü'l-Gâbe, II, 10; İbn Hacer el-Askalânî, Tehzîbü't-Tehzîb, Haydarabad 1325, II, 296). Hz. Hasan doğduğunda, Hz. Peygamber bir torununun olduğunu duyunca hemen Hz. Ali'nin evine giderek "oğlumu bana getirin' Adını ne koydunuz?' diye sordu. "Harb" ismini koyduklarını duyunca, bu ismi beğenmedi. Çocuğa isim olarak, câhiliye döneminde bilinmeyen "Hasan" ismini koydu. Künye olarak da, "Ebû Muhammed" adını verdi. Arkasından da kulağına ezan okudu (İbnü'l-Cevzî, Ebu'l-Ferec, Sıfatü's-Saffe, Haleb (ty), I, 759; Üsdü'l-Ğâbe, II, 10; Tehzîbü't-Tehzîb, II, 296). Rasûlullah Hz. Hasan yedi günlük olunca akîka kurbanı kesilmesini ve saçlarının kesilerek, ağırlığınca gümüş tasadduk edilmesini emretti (ez-Zehebî, Siyer A'lami'n-Nübelâ, Beyrut 1406/1986, III, 246). Hz. Hasan, Hz. Peygamber'in terbiyesinde yetişti. Sahih hadis kitapları dahil bir çok İslâmî literatürde, Hz. Peygamber'in torunu ile ne kadar ilgilendiğini ve onu ne kadar çok sevdiğini ifade eden rivayetler bu gerçeği göstermektedir. Onu...

BEYAZIT BESTAMİ HAZRETLERİ 10 ŞEY

  ON ŞEY Bâyezîd-i Bistâmî buyurdu ki: "Şu on şey beden üzerine farzdır: 1) Farzları noksansız yerine getirmek, 2) Haram kılınan şeylerden kaçınmak, 3) Allah için mütevâzî olmak, 4) Müslüman kardeşlerine eziyet etmekten sakınmak, 5) İyi ve kötü herkes için hayır isteyen olmak, 6) Allah'ın mağfiretini arzulamak, 7) Her işte ve her hâlükârda Allah rızâsını gözetmek, 8) Öfkeyi, gurur ve taşkınlığı, zulüm ve haksızlığı, üzücü ölçüde mücâdeleyi terketmek, 9) Kendi kendine nasîhatçı olmak, nefsi terbiyeye çalışmak, 10) Ölüme bilerek hazırlanmak." Şu on şey bedeni korur: 1) Gözleri haramdan ve lüzumsuz şeylerden korumak, 2) Dili zikre alıştırmak ve bunu îtiyâd hâline getirmek, 3) Nefis muhâsebesi yapmak, günlük hayâtı bu ölçü içinde sürdürmek, 4) İlim öğrenmek ve öğrenilen ilmi faydalı olacak şekilde kullanmak, 5) Edeb ve terbiyeyi her yerde ve herkese karşı muhâfaza etmek, 6) Bedeni, dünyânın faydasız işlerinden kurtarıp, dünyâ ve âhiret için faydalı işlerde kullanmak, 7) İnsanlarla haşır-neşir olmamak, kalbi geliştirmek, düşünceyi berraklaştırmak, zekâyı işletmek için uzlete çekilmek, 8) Nefis ile kıyasıya mücâdele etmek, 9) Çokça ibâdet etmek, 10) Peygamber efendimizin sünnetine uymak. Şu on şey bedenin şerefidir: 1) Tevâzu içinde yumuşak huyluluk, 2) Hayâ ve edep, 3) İlim, 4) Haram ve şüpheli şeylerden kaçınmak, gönül rahatlığı içerisinde ibâdetleri hatâsız yapmaya çalışmak, dünyâ şatafatına değer vermemek, 5) Her işte, atılan her adımda ...

Hz.Muhammed (s.a.s) - Çok Güzel Bir İlahi..!

Hz.Muhammed (s.a.s) - Çok Güzel Bir İlahi..!

‘İSLAMA GÖRE CİNSEL HAYAT’

      İslam, kişinin bütün hayatını içine alan ve her konuyu değerlendiren bir dindir. Bu sebeple insanın hayatında önemli bir yer tutan cinselliği ve eğitimini de ihmal etmemiştir. Belirli ölçüler içerisinde helal dairesinde keyfe kafi gelecek şekilde düzenlemiştir. Her problemlerini Hz. Peygambere sorup öğrenen sahabeler ve onların hanımları, cinsellikle ilgili sorunlarını da bizzat sorarak öğrenmişlerdir. Nitekim, sahabeden birisi hanımına üreme organından olmak şartıyla arka tarafından yaklaşmak istemiş, ancak hanımı buna karşı çıkmış ve doğacak çocuğun şaşı olacağı şeklindeki Yahudi anlayışını da bahane göstererek itiraz etmişti. Durum Peygamber efendimize haber verildiğinde “eşlere, üreme organından olmak şartıyla istenildiği şekilde yaklaşılabileceğini” (1) ifade eden ayet geldi. Bu ayeti açıklayan Peygamberimiz de “üreme organından olmak şartıyla arkadan, yandan, üstten, alttan, istenildiği ve hoşa gidildiği şekilde cinsel ilişkiye girilebileceğini ifade etmiştir. (2) İslam, kişinin eşiyle cinsel ilişkisini şu durumlarda yasaklamıştır : 1- Adet halinde ve lohusalı iken cinsel temas. 2- Eşinin dışkı yerinden yani anüsünden yaklaşmak Zevceye arkasından yaklaşmak büyük günahlardandır. Peygamber (sav): "Allah bir kadının dübüründen münasebette bulunana rahmet nazarıyla bakmaz" buyuruyor.(İbni Mace Beyhaki) Dinimizin bunların dışındaki cinsel ilişkiyi, üreme organından olmak şartıyla her türlü şekline müsaade ettiğini ve haram kılmadığını anlıyoruz. Eşlerin birbirini yalama, okşama, dudaklarıyla, oral yolla ve elleriyle cinsel ilişkiye hazırlamak için vücutlarının değişik yerlerine yaptıkları her türlü hareketin haram olmadığını söyleyebiliriz. Ancak kesin bir y...

Kuran-ı Kerim Hakkındaki Sözler

* Yüce ALLAH, Kur'âna uyan milletleri yükseltir.Uymayanları alçaltır. Hz. Ömer (R.A.) * Tefekkürsüz Kur'an okumada hayır yoktur. Hz. Ali (R.A.) * Kur'an-ı Kerim, ışıkları her köşeye saçılıp yayılan bir güneştir. İmâmı Gazalî (K.S.) * Kalbin şifası Kur'an okumaktır. Hz. Ali (R.A.) * Cemâlin safhasın açma rakîbe, Önünde kâfirin Kur'an yakışmaz. Ahmed Paşa * Kur'an-ı okuyan kimse için ecir vardır. Onu dinleyenin ecri iki kattır. Halil b. Ma'dan * Beşerin derdine derman olur ancak Kur'an, Onsuz artık canavardan da beterdir insan. A. Ulvi KURUCU * Kur'an insan nevine son bir haberdir. Muhammed İKBAL * Hattatlar yazdılar Kur'an, hayran olur her okuyan, Kıyamete kadar duran, Kitabımdır benim Kur'an. Demir Hafız Mehmed * Kur'an sıhhatli kalpler için gıdâ; hasta kalpler şifâ dolu bir hakikât ve hayat eczânesidir. A.Şeref GÜZELYAZICI * Boş zamanlarında daima Kur'an oku, çünkü insanlığa ilk defa oku diyen, O' dur. Ali TÜRKMEN * İnsan için Kur'andan daha ulvî bir mîzan yoktur. A.Şeref GÜZELYAZICI * Kur'an-ı Kerim güneş gibidir, Hadisler aya benzer. Hikmetli sözler yıldızları andırır. Ay da yıldızlar da ışığını güneşten alırlar. Muzaffer COŞKUN * Cihan, sessiz bir Kur'an, Kur'an da sessiz bir Cihândır. A.Şeref GÜZELYAZICI * Hz.Muhammed çağının güneşi Kur'andır. Müslümanların hayatını her sabah o başlatır. O ALLAH'ın ezeli bir edebiyâtıdır. KNEMATIRUL * Ben Kur'an-ı her yönden inceledim. Her kelimesinde büyük bir hikmet gördüm. Otto Von BISMACK * Kur'an dan başka bütün k...

KURANI-KERİM KUTLU DOĞUM YILI

KURANI-KERİM KUTLU DOĞUM YILI |  görsel 1
Diyanet İşleri Başkanlığı, 14-20 Nisan tarihleri arasında kutlanacak Kutlu Doğum Haftası etkinliklerinde programlarının 'usandırıcı' olmaması gerektiği uyarısında bulundu. Müftülüklere gönderilen yazıda, 'protokol konuşmalarının kısa olması ve asıl konuşmacının konusuna girilmemesi' istendi. Diyanet İşleri Başkanlığı, müftülüklere "2010 Yılı Kutlu Doğum Haftası Kutlama Faaliyetleri" konulu bir yazı gönderdi. Yazıda, Kur'an-ı Kerim'in nüzulünün 1400. yılının yaşandığı dikkat çekilerek, kutlama faaliyetleri üerüevesinde konferans, panel ve yarışmalarda Kur'an ve Hz. Peygamber konusunun işleneceği belirtildi. İl ve ilüelerde mülki amirin bilgi ve onayı dâhilinde, müftülerin başkanlığında Kutlama Komisyonlarının oluşturulması, programların usandırıcı olmaması, çok etkinlik yerine seyrek ve tesirli program planlanmasına üzen gösterilmesi istendi. Halka yünelik konferans ve panellerin seviyesinin hedef kitleye göre belirlenmesi, takdim ve protokol konuşmalarının kısa olması ve asıl konuşmacının konusuna girilmemesi gerektiğinin altı üizildi. Etkinliklerin toplumun her kesimini kapsayıcı nitelikte olması, amacına uygun olarak düzenlenmesi, siyasi malzeme konusu yapılmamasına azami hassasiyet gösterilmesi, kutuplaşmalara sebep olmaması, toplumu rahatsız edecek her türlü eylem ve söylemlerden kaüınılması ve istismar edilme ihtimali bulunan faaliyetlere yer verilmemesi gerektiği belirtildi. Programların, magazinleştirilmemesi ve israfa yer verilmemesi gerektiğinin ünemine dikkat çekildi. Etkinliklerin belirlenen tarihler arasında yapılması gerektiğine işaret edilen yazıda, Başkanlıküa onaylanmayan ve programda olmayan etkinliklerin düzenlenmemesi, din görevlilerinin müftülüğün bilgisi ve mülki amirin onay...

Beyazıt Bestami Hz Silsile-i Şerif

Beyazıt Bestami Hz Silsile-i Şerif |  görsel 1
Silsile-i Şerif 1. Hazret-i Muhammed Mustafâ SAS 2. Hazret-i Ebû Bekir-i Sıddîk RA 3. Hazret-i Selmân-ı Fârisî RA 4. Hazret-i Kâsım İbn-i Muhammed Rh.A Hazretleri 5. Câfer-i Sâdık Rh.A Hazretleri 6. Bâyezîd-i Bistâmî Rh.A Hazretleri  

Grup 571 - Taleal Bedru

Grup 571 - Taleal Bedru

mescid-i aksa gerceği

Bir kısım ayetlerimizi kendisine göstermek için, kulunu bir gece Mescid-i Haram'dan, çevresini bereketlendirdiğimiz Mescid-i Aksa'ya götüren Allah Yücedir. Gerçekten O, işitendir, görendir. (İsra 1)


islami forum



Bilx.net
Get  our toolbar!

Kabeden Canlı Yayın