Mülk Suresi Okunuşu ve Meali

>
English (US) Deutsch Français Русский 中文(简体) Português Italiano 日本語 한국어 Español
LA TAHZEN İNNALLAHE MEANA

» Mülk Suresi Okunuşu ve Meali




Bismillâhirrahmânirrahîm / esirgeyen ve bağışlayan Allah'ın adı ile

(1) Tebârekellezî bi yedihil mülkü

(2) ve huve alâ kulli şey’in kadîr ellezî halakal mevte vel hayâte li yebluvekum eyyukum
ahsenu amel, ve huvel azîzil Ğafûr

(3) ellezî halaka seb’a semâvâtin tıbâkan, mâ terâ fî halkır rahmâni min tefâvut, ferciil basara hel terâ min futûr

(4)summerciil basara kerreteyni yenkalib ileykel basaru hâsien ve huve hasîr

(5) ve lekad zeyyennâs semâed dunyâ bi mesâbîha ve cealnâhâ rucûmen liş şeyâtîni ve a’tednâ lehum azâbes saîr

(6) ve lillezîne keferû bi rabbihim azâbu cehenneme, ve bi’sel masîr

(7)izâ ulkû fîhâ semiû lehâ şehîkan ve hiye tefûr

(8) tekâdu temeyyezu minel Ğayz, kullemâ ulkıye fîhâ fevcun seelehum hazenetuhâ e lem ye’tikum nezîr

(9) kâlû belâ kad câenâ nezîrun fe kezzebnâ ve kulnâ mâ nezzelallâhu min şey'in, in entum illâ fî dalâlin kebîr

(10)ve kâlû lev kunnâ nesmeu ev na’kılu mâ kunnâ fî ashâbis saîr

(11)fa’tarafû bi zenbihim, fe suhkan li ashâbis saîr

(12)innellezîne yahşevne rabbehum bil gaybi lehum magfiretun ve ecrun kebîr

(13) ve esirrû kavlekum evicherû bih, innehu alîmun bi zâtis sudûr

(14) e lâ ya’lemu men halaka ve huvel latîful habîr

(15) huvellezî ceale lekumul arda zelûlen femşû fî menâkibihâ ve kulû min rızkıhî ve ileyhin nuşûr

(16) e emintum men fîs semâi en yahsife bikumul arda fe izâ hiye temûr

(17) em emintum men fîs semâi en yursile aleykum hâsibâ, fe seta’lemûne keyfe nezîr

(18) ve lekad kezzebellezîne min kablihim fe keyfe kâne nekîr

(19) e ve lem yerev ilet tayri fevkahum sâaaffâtin ve yakbidn, mâ yumsikuhunne iller rahmân, innehu bi kulli şey’in basîr

(20) emmen hâzâllezî huve cundun lekum yansurukum min dûnir rahmâan, inil kâfirûne illâ fî Ğurûr

(21) emmen hâzâllezî yerzukukum in emseke rızkah, bel leccû fî utuvvin ve nefûr

(22) e fe men yemşî mukibben alâ vechihî ehdâaa emmen yemşî seviyen alâ sırâtın mustakîm

(23) kul huvellezî enşeekum ve ceale lekumus sem’a vel ebsâra vel ef’ideh, kalîlen mâ teşkurûn

(24) kul huvellezî zereekum fîl ardı ve ileyhi tuhşerûn

(25) ve yekûlûne metâ hâzâl va’du in kuntum sâdikîn

(26) kul innemel ilmu indallâhi, ve innemâ ene nezîrun mubîn

(27) fe lemmâ raevhu zulfeten sîiiet vucûhullezîne keferû ve kîle hâzâllezî kuntum bihî teddeûn(

(28) kul eraeytum in ehlekeniyellâhu ve men maıye ev rahimenâ fe men yucîrul kâfirîne min azâbin elîm

(29) kul huver rahmânu âmennâ bihî ve aleyhi tevekkelnâ, fe seta’lemûne men huve fî dalâlin mubîn

(30) kul eraeytum in asbaha mâaukum ğavra fe men ye’tîkum bi mâin maîn.

SADAKALLAHULAZİİM

Meali (Rabbimiz bu surede bize ne Buyuruyor):
1. Mutlak hükümranlık elinde olan Allah, yüceler yücesidir ve O'nun her şeye gücü yeter.

2. O ki, hanginizin daha güzel davranacağını sınamak için ölümü ve hayatı yaratmıştır. O, mutlak galiptir, çok bağışlayıcıdır.

3. O ki, birbiri ile âhenktar yedi göğü yaratmıştır. Rahmân olan Allah'ın yaratışında hiçbir uygunsuzluk göremezsin. Gözünü çevir de bir bak, bir bozukluk görebiliyor musun?

4. Sonra gözünü, tekrar tekrar çevir bak; göz (aradığı bozukluğu bulmaktan) âciz ve bitkin halde sana dönecektir.

5. Andolsun ki biz, (dünyaya) en yakın olan göğü kandillerle donattık. Bunları şeytanlara atış taneleri yaptık ve onlara alevli ateş azabını hazırladık.

6. Rablerini inkâr edenler için cehennem azabı vardır. O, ne kötü dönüştür!

7. Oraya atıldıklarında, onun kaynarken çıkardığı uğultuyu işitirler.

8. Neredeyse cehennem öfkesinden çatlayacak! Her ne zaman oraya bir topluluk atılsa, onun bekçileri onlara: Size,
(bu azap ile) korkutucu bir peygamber gelmemiş miydi? diye sorarlar.

9. Onlar şöyle cevap verirler: Evet, doğrusu bize, (bu azap ile) korkutan bir peygamber gelmişti; fakat biz (onu) yalan saymış ve: Allah'ın bir şey gönderdiği yok; siz olsa olsa büyük bir sapıklık içindesiniz! demiştik.

10. Ve: Şayet kulak vermiş veya aklımızı kullanmış olsaydık, (şimdi) şu alevli cehennemin mahkûmları arasında olmazdık! diye ilâve ederler.

11. Böylece günahlarını itiraf ederler. Artık (Allah'ın rahmetinden) uzak olsun, o alevli cehennemin mahkûmları!

12. Fakat daha görmeden Rablerinden (azabından) korkanlara gelince, onlar için gerçekten hem bağışlanma hem de büyük mükâfat vardır.

13. Sözünüzü ister gizleyin, ister açığa vurun; bilin ki O, kalplerin içindekini bilmektedir.

14. Hiç yaratan bilmez mi? O, en ince işleri görüp bilmektedir ve her şeyden haberdardır.

15. Yeryüzünü size boyun eğdiren O'dur. Şu halde yerin omuzlarında (üzerinde) dolaşın ve Allah'ın rızkından yeyin.
Dönüş ancak O'nadır.

16. Gökte olanın, sizi yere batırıvermeyeceğinden emin misiniz? O zaman yer sarsıldıkça sarsılır.

17. Yahut gökte olanın üzerinize taş yağdıran (bir fırtına) göndermeyeceğinden emin misiniz? İşte (bu) tehdidimin ne demek olduğunu yakında bileceksiniz!

18. Andolsun ki, onlardan öncekiler de (bunu) yalan saymışlardı; ama benim karşılık olarak verdiğim azap nasıl
olmuştu!

19. Üstlerinde kanatlarını aça-kapata uçan kuşları (hiç) görmediler mi? Onları (havada) rahmân olan Allah'tan başkası tutmuyor. Şüphesiz O her şeyi görmektedir.

20. Rahmân olan Allah'a karşı şu size yardım edecek askerleriniz hani kimlerdir? İnkârcılar ancak derin bir gaflet içinde bulunmaktadırlar.

21. Allah size verdiği rızkı kesiverse, size rızık verebilecek olan kimdir? Hayır, onlar azgınlık ve nefrette direnip durmaktadırlar.

22. Şimdi (düşünün bakalım), yüz üstü kapanarak yürüyen mi (varılacak) yere daha iyi erişir, yoksa doğru yolda düzgün yürüyen mi?

23. (Resûlüm!) De ki: Sizi yaratan, size işitme duyusu, gözler ve kalpler veren O'dur. Ne az şükrediyorsunuz!

24. De ki: Sizi yeryüzünde çoğaltıp yayan O'dur; ancak O'nun huzuruna gelip toplanacaksınız.

25. "Doğru sözlü iseniz (söyleyin), bu tehdit hani ne zaman (gerçekleşecek)?" derler.

26. De ki: O bilgi, ancak Allah'a mahsustur. Ben ise sadece apaçık bir uyarıcıyım.

27. Ama onu (azabı) yakından gördükleri zaman, inkâr edenlerin yüzleri kararacak ve (kendilerine): İşte sizin isteyip durduğunuz budur! denecektir.

28. De ki: Allah beni ve beraberimdekileri (sizin istediğiniz üzere) yok etse veya (öyle olmayıp da) bizi esirgese, (söyleyin bakalım) inkârcıları yakıcı azaptan kurtaracak kimdir?

29. De ki: (Sizi imana davet ettiğimiz) O (Allah) çok esirgeyicidir; biz O'na iman etmiş ve sırf O'na güvenip dayanmışızdır. Siz kimin apaçık bir sapıklık içinde olduğunu yakında öğreneceksiniz!

30. De ki: Suyunuz çekiliverse, söyleyin bakalım, size kim bir akar su getirebilir?




islami forum



Bilx.net
Get  our toolbar!

Kabeden Canlı Yayın