HAYAT ÖLÜM ve KABİR

>
English (US) Deutsch Français Русский 中文(简体) Português Italiano 日本語 한국어 Español
LA TAHZEN İNNALLAHE MEANA

» HAYAT ÖLÜM ve KABİR



Allahu Teala İnsanlarda Üç Çeşit Ruh Yarattı:
Bunlar; bitkisel ruh, 2- hayvani ruh, 3- insani ruh

 İnsanın bedeni bu şehadet alemine ait elementlerden yani; özet olarak dört unsurdan ve bu aleme ait olmayan bedeni idare eden, insani ruhtan müteşekkildir.
 
1- TOPRAK UNSURU: Dört unsurdan katı maddeleri oluşturan toprak unsuru, et, kemik, yağlar ve kanın içeriğini oluşturan maddelerdir.  Bunlar yediğimiz her türlü besinlerle Allahu Tealanın yarattığı bu vücut fabrikasında hücreler haline getirilerek vücudumuzun birer parçası haline gelirler.

2-SU UNSURU: Bu unsurda vücudumuzdaki sıvıları oluşturur. içtiklerimiz ve yediklerimizle vücudumuza girerek yerlerini alırlar.
3-HAVA UNSURU: Bu da soluduğumuz hava ile vücudumuza girerek yerini alır.
4-ATEŞ UNSURU: Bu unsurda yediklerimiz ve içtiklerimiz ile vücudumuza girerek 37-38 derecelik bir sıcaklık oluşturur.
Bütün bu unsurlar asaleten cansız, yani ruhsuz oldukları için yine cansızdırlar.  Eğer bunlarda ruh olsaydı, insan vücudundaki atomlar sayısı kadar ruh olması gerekirdi. Halbuki her insanda bilen, işiten, hisseden, sevinen, üzülen bir tane ruh vardır. Bu ruh, vücudu terk ettiği zaman, dört unsur ait olduğu yere tekrar göç etmek durumunda kalıyor. Bu gözlem, kainat labaratuvarında böyle gözlemlenmektedir. Bir kaç ateist adamın küçücük labaratuvarına sığmayacak kadar büyük ve derindir ve oldukça da açık bir durumdur. Allah’a iman, dar, yapay labaratuvarların duvarları arasına sıkışmayacak kadar büyük, o kadarda açık ve nettir.   
1-Bitkisel Ruh: Buna hücresel hayat da denilir ki; Bu ruh sayılmaz aslında. Buna can da denilebilir. Doldur boşaltımı  bir süreç içinde devam eden düzenli hareketliliğe canlılık denilir. Rastgele hareketlere canlılık denilmez. Bu bitkisel ruh denilen canlılık, insan, hayvan, ağaçlar ve bitkilerin hepsinde mevcuttur. Örnek olarak bir kavak veya söğüt ağacı kesildiği zaman, onun gövdesinden belli bir süreye kadar filizler fışkırmaya başlar.
Bir insan öldüğü zaman onun tırnak ve saçları belli bir süreye kadar uzaması da, insan bedenindeki canlılığın devam ettiğinin belgesidir.  Bitkisel ruhta etki ve tepki yoktur. Kısmi felç geçiren bir kimsenin o felçli uzvunda, herhangi bir hissin olmaması bunun  açık kanıtıdır.

2-Hayvani Ruh: Bu ruh, insanlarda ve hayvanlarda bulunan ve onların biyolojik yaşamlarının düzenini sağlamaya vesile olan, etki ve tepkisi bulunan bir ruhtur. Bu da aslında ruh sayılmaz. Buna da “can” demek, daha doğrusudur ki, Türkçe’de buna; “canı çıktı” deyimi kulanılır. İnsanın ölümü bununla sınırlıdır. Yani; insanın bedenindeki ”yürek” denilen kalbin ve  beyinle birlikte diğer uzuvların, durarak fonksiyonlarını yitirmesi ile gerçekleşen bir ölümdür.  Bu, insan bedenin yaşamasını sağlayan hayvani ruhun sona ermesiyle, yeniden diriliş gününe kadar sürecek olan bir ölümün başlangıcıdır.

3- Şuurlu Ruh: Şuurlu ruh, insan, cin ve meleklerde bulunmaktadır. Şuur denilen anlayışın, anladığını anlayan, niçin yaratıldığını, nereden gelip nereye gideceğini düşünüp anlamaya çalışan, bilinç ötesi bir bilinçtir. Bu hayvanlarda yoktur. Akıllı varlıklar denilen insan, melek ve cin taifesinde bulunur. Allahu Teala insan ve cin hakkında  Kur’an da şu ayeti belirtmiştir: “ve mâHalaKtül cinne vel inse illâ liya’budûn.” (Zariyat S.) Meali şerifi: “Ben cinleri ve insanları ancak(beni tanıyıp) bana kulluk yapsınlar diye yarattım.”diye buyurdu. Bu ayeti kerimede meleklerden bahsedilmemesinin sebebi hikmeti ise, onların yaratılışlarına kulluk vasfı yaratıldıkları andan itibaren verilmiş olduğu içindir. Yani; meleklerde nefs ve şeytani dürtüler ve şehvet bulunmaz. Onlar Allahın emirlerini hiç zorlanmadan eksiksiz olarak yapar ve asla isyan etmezler. İnsan ve cinlerin kulluğu ise; nefs, şeytan, dünyalık, şehvet, ni’met ve musibetle imtihan edilerek sınava tabi tutulmuştur. Bu kulluk sınavını kazanıp bu alemden gerçek aleme göçenler sonsuz mutluluğa erdirilecektir. Allahu Teala o müminler için Kur’an-ı Kerim’de: ”Hum fîhâ Hâlidûn” diye buyurmaktadır . Mealen; “O Müminler, o cennetler de ebediyyen kalacaklardır.” buyurmaktadır. Bu Allah’ın Va’didir.

           ÖLÜM: Allahu Teala uykuda olan kimselerin ruhlarının ahvalini  Zümer Suresi 42. ayette şöyle belirtiyor, mealen: “O ruhları, öldükleri zaman Allah alır, ölmeyenlerin de uykuları esnasında alır. Ölümüne hüküm verdiği kimselerin ruhunu tutar, diğerlerinin ruhunu ise, belli bir vakte kadar(Bedenlerine) salıverir. Gerçekten bunlar düşünen bir toplum için Allah’ın ayetleridir.” İkinci Binin Müceddidi İmamı Rabbani Hazretleri (Allah Ruhunun kudsiyetini artırsın) bu ayeti şu ifadelerle açıklıyor: “ Ruh bu dünyada iken bedeninden ayrılıp, alemi misale(madde alemi ile melekut alemi arasında bir alemdir) gider. Her uyku esnasında o alemi gezip dolaşır, sonra tekrar bedenine döndürülür. Vefat ettiği zaman ise bir daha dönmemek üzere beden kalıbından ayrılarak misal alemine değil, kabir alemine götürülür.”der.
            Allah’ın Rasulü(salat ve selam O’na olsun) ölüm hakkında şöyle buyururlar: “Hepiniz uykudasınız, öldüğünüz zaman uyanacaksınız.”
           Hazreti Mevlana’da(k.s.) ölüm hakkında şöyle bir açıklamada bulunur: ”Bedenlerimiz ruhumuzun elbiseleridir. Öldüğümüz zaman ruhlarımız beden elbiselerini çıkarıp öte aleme geçeceklerdir.” ve: ”Ölüm uykunun küçük kardeşidir. Ölümü anlamak istiyorsan uykuya bak, ölümü anla“der. Hazreti Mevlana’ya talebeleri birgün şöyle bir soru yöneltirler: “Efendim, Kur’an:Küllü nefsin zâikatül mevt” mealen”Her nefis ölümü tadacaktır” diyor, siz ise Rasulullah’ın; ruhların ölmeyeceğini buyurduğunu söylemektesiniz. Bunu nasıl anlamalıyız? Hazreti Mevlana bunun üzerine talebelerine şu cevabı verir:
       -”Allahın Rasulü, ruhların ölmeyeceğini beyan ettiler, nefislerin ölmeyeceğini değil”
          Cenab-ı Allah, ölümünü takdir ettiği kimsenin ruhunu tutuyor, yaşamasını irade ettiğinin ruhunu bedeninine geri veriyor. Her insanın ruhu, beden kalıbından her uyku sırasında ayrılıyor ve bir şekilde “küçük ölüm” deyimini yaşıyor.  Bütün bunlardan şunları anlıyoruz; ruhlarımızın ölümle ölmeyeceğini, ölüm denilen kaçınılmaz gerçeğin, ruhun elbisesi olan bedenden ayrılması ile gerçekleşmiş olacağıdır. Eğer ki, bazılarının zannı gibi ruhlar ölümle ölmüş olsa idi, Münker ve nekir meleklerinin kabir sorularına kim muhatab olacaktı? Alt satırlarda  belirtilen “Kabir Azabı” ile ilgili  Kur’an ayetlerinin muhatabları ne olacaktı?
           Şu durum da ruhların ölümle ölme inancı, alt satırlarda belirtilen ayet ve hadis-i şeriflerle çürütülmüştür.

           KABİR AZABI: Mü’min Suresi 45 . ayette “ Fevekâhullâhu seyyiâti mâ mekerû ve hâka biâli firavne sûül azâbi ”   Mealen “ Nihayet Allah O’nu(Musa peygamberi) onların tuzaklarının kötülüklerinden korudu ve Firavun’un kavmini de, o kötü azab kuşatıverdi.”  Aynı surenin 46. ayetinde :   ” Ennâru yu’raDûne  aleyhâ ğuduvven ve aşiyyê”  mealen: “Onlara ateş,(kabirde) sabah ve akşam arz olunur.” Ve: ” Ve yevme tekûmussâah. EdHılû âle Firavne eşeddel azâb” mealen: ” Kıyamet koptuğu gün ise,  Firavun ve O’na tabi olanları azabın en şiddetlisine sokunuz.” Diye emreder Rabbul alemîn.
          İmamı Buhari Hazretleri kabir azabı için şu ayetleride beyan eder mealen: “…Sen o zalimleri can çekişirken bir görsen! Melekler ellerini uzatıp: “Haydi çıkarın canınızı bedenlerinizden”derler. “Bugün Allah adına haksız yere söyledikleriniz ve O’nun ayetlerine karşı büyüklük tasladığınız için hor ve hakir bir azabla cezalandırılacağınız gündür.”(En’am -93)  Tevbe suresinde:“…Biz onları (dünyada ve kabirde) iki kere azaba uğratacağız. Sonra da onlar, pek büyük bir azaba (cehenneme)  atılacaklar .”(Tevbe-101)
          Ayeti Kerime de görüldüğü üzere: ” Ateşin Firavun ve tabilerine sabah ve akşam sunulacağı”  ifadesi ile bu azabın,  kıyametten önce olacağı anlaşılmaktadır. Zaten ayetin devamın da: ” Kıyamet koptuğu gün ise onları azabın en şiddetlisine sokunuz.”  ifadesi ile kabir azabının dünya hayatı ile, kıyametin kopması  arasında olduğu apaçık belirtilmiş oluyor.     
          İbn-i Ömer(radıyallahu anh’den) Rasulullah efendimiz(salat ve selam üzerine olsun) buyurdular ki: “Sizden biri vefat edince sabah ve akşam kendisine (cennet ve cehennemdeki)yeri arz edilir. “ (Hadis-i Buhari).  Zeyd İbn-i Sabit(r.a.)den. Rasulullah buyurdular ki: “Teavvezû billahi min azâbil-kabri “ mealen: “Kabir azabından Allaha sığının “ Oradakiler:”Neûzü billahi min azabil-kabri “ Mealen: “Kabir azabından Allah’a sığınırız.”dediler. (Müslim, Cennet 67)
           Münker ve Nekir’in Soruları:
           Enes(radıyallahu anh)den. Rasulullah (salat ve selam üzerine olsun) buyurdular ki:”Kul kabrine konulup, yakınları da ondan ayrılınca-ki o, geri dönenlerin ayak seslerini işitir- kendisine iki melek gelir. Onu oturtup:
           “Muhammed” denen kimse hakkında ne diyorsun?diye sorarlar. Mü’min ise bu soruya” :
           “ Şehadet ederim ki O, Allah’ın kulu ve  rasuludür.”diye cevap verir.
Ona: Cehennemdeki yerine bak! Allah orayı cennetteki bir mekana çevirdi”denilir. (Adam bakar) her iksinide görür. Allah’da ona, kabrinden cennete bakan bir pencere açar.
              Göklerden bir çağırıcı şöyle nida eder:
            “Kulum doğru söyledi, ona cennetten tefrişte bulunun(ihtiyaçları gideren şeyler demektir), cennete giden bir kapı açın, onu cennetten giydirin!” Bunun üzerine ona cennetin nesiminden ve kokusundan getirilir ve kabri göz alabildiğine genişletilir.”         
            “ Eğer ölen kimse inançsızlardan ise, meleklerin sorularına “Bilmiyorum” diye cevap verir. Kendisine:
           Anlamadın ve uymadın” denilir. Sonra kulaklarının arasına demirden bir sopa ile vurulur. Bu acı ile öyle bir çığlık atarki,  onu(insanlardan ve cinlerden başka) ona yakın bütün kulak sahipleri işitir.” (Buhari, Müslim, Nesai, Tirmizi)
              Peygamber aleyhissalatü vesselam efendimiz  bir hadis-i şeriflerinde kabir alemi hakkında şöyle buyurmuştur. Mealen:” Kabir cennet bahçelerinden bir bahçe veya cehennem çukurlarından bir çukurdur.” (Cami-üssağır




islami forum



Bilx.net
Get  our toolbar!

Kabeden Canlı Yayın