Dünyanın en uzun Kur'an-ı Kerim'i yazılıyor
Irak'ın Necef kentinde 4 hattattan oluşan ekip, günde 15 saat çalışarak dünyanın en uzun Kur'an-ı Kerim'ini bitirmek için zamanla yarışıyor. Guinness rekorlar kitabına girmeyi amaçlayan ekibi, Irak Kültür Bakanlığı'na bağlı El Yazması Dokümantasyon ve Yayın Komitesi denetliyor. AA muhabirine konuşan hattat Hüseyin el-Harsan, söz konusu Kur'an'ın 5,5 metre uzunluğunda ve 1 metre genişliğinde olacağını belirterek, çalışmada 13 bin metre uzunluğunda toplam 9 ton kağıt kullanılacağını ifade etti. Harsan, yazma ve süsleme gibi değişik görevleri kendi aralarında paylaşan ekibin proje üzerinde bir yıldan bu yana çalıştığını ve şu ana kadar üçte birini tamamladıklarını söyledi. İranlı hattat Ali Rıza Settari tarafından yazılan 1 metre 70 santimetre uzunluğunda ve 400 santimetre genişliğindeki mushaf, Guinness rekorlar kitabına girmeyi başaran en büyük Kur'an-ı Kerim olma özelliğini taşıyor. ...
Tek Kelime İle Muhteşem..! Büyük Bir İbret
Video Adresi Tıkla : http://youtu.be/5v3G6mADB1s "Kuşkusuz sizin için hayvanlarda da büyük bir ibret vardır..." | Kur'an-ı Kerim ; Nahl Süresi Ayet 66 Meali Beğen :http://facebook.com/ilminfazileti http://youtube.com/ilim2010
Sohbet 22.01.2013 Nişanca Sohbeti (Abdulmetin Balkanlıoğlu)
http://youtu.be/iLMpPZrGb0w 1958 yılında Sungurlu’ya bağlı Aşağıfındıklı’da doğdu. 1977 senesinde Çorum İmam-Hatip Lisesi’ni bitirdikten sonra, 1986′ da girdiği İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi’ni yarıda bıraktı. Emin Saraç Hoca Efendi’den Arapça okudu. 1977 tarihinde Şile’de Ağca Hacıköyü’nde göreve başladı. 1978′ de Sarıyer Rumeli Efendi Köyü Camii’ne, 1980′ de Eminönü Hoşkadem Camii’ne, 1983′ de de Fatih Müftülüğü’ne bağlı Acemoğlu Camii’ne naklen tayin edildi. Bu dönemde Fatih Din Görevlileri Dernek Başkanlığı’nı yürüttü. Daha sonra, Küçükçekmece ilçesine bağlı Kayabaşı Köyü’ne tayin oldu. Oradanda emekliye ayrıldı. Evli ve iki çocuk babasıdır.
Sahabelerin Evlerinden Görüntüler
http://youtu.be/sJqbOQSF4wc Allahümme salli ala Muhammedin ve ala âli Muhammedin hatta yebka minessalati şey'ün, verham Muhammeden ve ala ali Muhammedin hatta la yebka minerrahmeti şey’ün ve barik ala Muhammedin ve ala ali Muhammedin hatta la yebka minel bereketi şey’ün ve sellim ala Muhammedin ve ala ali Muhammedin hatta la yebka minesselami şey'ün. Manası: (Ey Allah'ım, Muhammed Mustafa'ya ve aline öyle rahmet eyle ki rahmetinden onlara kavuşmayan asla bir şey kalmasın. Muhammedi ve alini öyle esirge ki onlara ulaşmayan asla rahmet kalmasın. Muhammed Mustafa'ya ve O'nun aline öyle salat ve selam eyle ki onlara kavuşmayan hiç bir selam kalmış olmasın.) Beğen :http://www.facebook.com/Ilminfazileti
Tataristan’a İsmailağa Mezunu Başmüftü
Tataristan’a İsmailağa Mezunu Başmüftü Elhamdülillah! İstanbul’da medrese eğitimi gören 28 yaşındaki Kamil Samigullin, Tataristan’ın yeni başmüftüsü seçildi. Kazan’da toplanan Tataristan MüslümanlarI Meclisi, 6. Olağanüstü Kurultay’ında aday olan 3 kişinin içinden 28 yaşındaki genç Kamil Samigullin’i başmüftülüğe seçti. Tataristan Devlet Başkanı Rustam Minihanov’un yakından izlediği kongrede, katılımcı delegelerin tamamı Samugillin için açık “evet” oyu kullandı. Bu sonuçla, Tataristan’ın genç başmüftüsü Samigullin, 2017 yılına kadar İslam Din İşleri İdaresi Başkanlığı’nı üstlenmiş oldu. YENİ BAŞMÜFTÜ ”BARIŞ” ÇAĞRISI YAPTI Tataristan Müslümanları Meclisi’nin Olağanüstü Kurultay’ında yapılan müftü seçimi sonuçlarını değerlendiren bölge uzmanları ise dini kurum yetkililerinin ”aşırı” akımlarla barış çabası içerisinde olduğunu belirtiyor. Önceki müftü İldus Fayzov’un göreve başlaması ile beraber ”aşırı” akımlarla mücadele başlamış ve neticede Fayzov’a saldırı düzenlenmişti. Müftü seçilmesinden sonra basın toplantısı düzenleyen Kamil Samigullin ise Fayzov’un ”aşırı” akımlara yönelik politikasının devam etmeyeceğinin altını çizdi. Ancak yeni başmüftü, diyalog girişiminin sadece İslam’ın geleneksel mezhebi olarak tanımladığı Hanefiler’le yapılacağını vurguladı. Başmüftünün bu açıklamaları, Rus bölge uzmanları tarafından selefilerle diyalog girişimi olarak analiz edilse de Müslüman aydınlar tarafından endişe ile karşılandı. Bölge aydınlarına gö...
Neyine Güveniyorsun İnsanoğlu?
Sırat Köprüsü nedir? Mecâzî midir? Yoksa gerçekten var mıdır? Kesilen kurbanların sahibine sırat köprüsünü geçerken binek olmasının hikmeti nedir?” Âhiretin deresini, tepesini, düzlüğünü, yokuşunu, köprüsünü, yolunu, yordamını, terazisini, mizanını ateşini ancak dünyadaki benzerleriyle kavrayabiliriz. Başka türlü kavrama imkânımız yok. Görüş ufkumuz dünyadaki benzerleriyle ve sembollerle çevrili. Âhiretle ilgili haberlerde yer alan uhrevî maddelerin suretini ve şeklini mana itibariyle kavrayabilmemiz için dünyadaki benzerleriyle ifade etmek zorunluluğu var. Ayetlerde ve hadislerde âhireti ve içindekileri anlayabilmemiz için böyle ifade edilmiştir. Meselâ mahşerdeki terazi elbette bakkal terazisi şeklinde olmayacak. Kaldı ki dünyada bile şekil itibariyle biri diğerine benzemeyen çok farklı biçimlerde teraziler söz konusu. Hatta aynı bakkal dükkânında, o eski bildiğimiz klasik teraziden tutun, farklı boy ve ebatlarda ve farklı ölçeklerle çok sayıda elektronik terazi örnekleri görmek mümkün. Öyleyse mahşerde sevap ve günahımızı tartan bir teraziden söz edildiğinde, çok hassas ölçüleriyle sonsuz duyarlıklı bir tartı âletinin bulunduğunu anlarız, gerçek şeklini görmeyi âhirete bırakırız. Sırat köprüsü için de aynı bakış açısı söz konusudur. Sırat Köprüsü, Cehennemin karanlık ve dev alevleri üzerinde kurulmuş, dehşetli, kıldan ince, kılıçtan keskin bir köprüdür. (“kıldan ince, kılıçtan keskin” ibaresi sırat köprüsünün çok hassas bir ayar içinde olduğuna ve dehşetine işaret eder.) Buradan...
REGAİB KANDİLİ- REGAİB KANDİLİ DUASI
REGAİB KANDİLİ Recep ayının ilk cuma gecesi Regaib Kandili'dir. Bu gecede Yüce Allah müminlere çok lütuf verdiği için ihsanı bol, kıymeti bol, değeri bol gece anlamında Regaip gecesi denilir. İçinde olduğumuz mübarek bir mevsim müjdelediği için bu kandil özellikle önemlidir. Rivayetlere göre Hz. Peygamber'in (s.a.v.) annesi bu gece hamile kaldığını anlamıştır. Bu da müminler için müjde anlamına gelmektedir. Peki bu gece neler yapabiliriz? Bu geceyi nasıl fırsata çevirebiliriz. 1- Bu gece kaza namazları kılınmalı. Kazası olmayanlar ise bu gece bol bol nafile namaz kılmalılar. 2- Bu gece bol bol Kuran-ı Kerim okunmalıdır. Okunan ayetlerin meali ve tefsirine bakılmalıdır. 3- Yüce Rabbimizin 99 ismini okumaya çalışmalıyız. 4- Hz. Peygamber'in (s.a.v.) okuduğu dualarla Yüce Rabbimize yönelmeliyiz. 5- Bu gece tövbe ile kendimizi affettirmeliyiz. 6- Üç ayların bereketine ulaşmak için yüreğimizi okşayacak her ibadeti -az da olsa- yapmalıyız. 7- Bu gece yaşlıları hatırlamalıyız. 8- Baba ve annelerimizin ellerini öpmeli, dualarını almalıyız. 9- İçki, kumar gibi, kötü alışkanlıklarımıza son vermeliyiz. Ölümün bize hayat kadar yakın olduğunu unutmamalıyız. 10- Borcumuz varsa ödemeliyiz. Veya en azından bunun hesabını yapmalıyız. Denilir ki Recep ayında oruç tutanlar için melekler toplanır. Ve "Ya Rabbi, senin rızan için oruç tutanları affet" derler. Yüce Rabbimiz de "Recep ayında oruç tutanları affettim" buyurur. Recep ayının ilk cuma gecesi olan Regaip Kandili'ne bu ismi meleklerin verdiği de belirtilir. O halde bu geceyi değerlendirelim. Gafletle geçirmeyelim. Mısırlı Zünnun şöyle der: Recep ekme ayıdır. Şaban sulama ayıdır. Ramazan ise toplama ayıdır. Hz. Has...
Kur’an-ı Kerim Allah C.C kelamı
Nasıl ki, Efendimiz Hz. Muhammed (s.a.v.)’in peygamberliğini ispat eden bütün deliller aynı zamanda meleklerin varlığını ispat ediyor. Aynen öyle de Kur’an-ı Kerim’in Allah’ın kelamı olduğunu ispat eden bütün deliller yine aynı zamanda meleklerin varlığını da ispat etmektedir. Bu hükme şu basamaklarla ulaşıyoruz: • Kur’an, hak kelam olduğunu ispat eden bütün delillerin şehadetiyle Allah’ın kelamıdır. • Madem Allah’ın kelamıdır, o hâlde içinde -haşa- batılın ve yalanın bulunması mümkün değildir. İçindeki her söz haktır ve hakikattir. • Ve madem ‘içinde batılın bulunması’ imkânsızdır, o hâlde haber verdiği her şey gerçektir ve doğrudur. • Ve madem meleklerin varlığını haber vermiş, elbette melekler vardır ve olmalıdır. Zira hiç mümkün müdür ki, böyle bir kitabın ‘Var.’ dediği, olmasın ve bulunmasın? O hâlde meleklerin varlığını ispat sadedinde şöyle bir delil sunsak: “Melekler vardır ve hakikattir. Çünkü Kur’an’ın geçmişten ve gelecekten verdiği haberler doğru çıkmıştır.” Yani Kur’an’ın verdiği haberlerin doğru çıkmasını meleklerin varlığına delil yapsak, bu doğrudur ve mümkündür. Şöyle ki: • Madem geçmişten ve gelecekten verdiği haberler doğru çıkmıştır, o hâlde Allah’ın kitabı olmalıdır. Zira Allah’tan başka hiç kimse gaybı bilemez. • Ve madem verdiği haberlerin doğru çıkmasıyla Allah’ın kelamıdır, o hâlde içinde yalan olamaz ve hurafe bulunmaz. • Ve madem içinde yalan olamaz ve hurafe bulunmaz, elbette verdiği haberler haktır ve hakikattir. Başka bir ihtimal olamaz. • Ve madem meleklerin varlığından haber...
Kâinatın Efendisine Peygamberlik Vazifesinin Verilmesi
Şu kâinatın sahip ve mutasarrıfı, elbette bilerek yapıyor ve hikmetle tasarruf ediyor ve herşeyi bilerek, görerek terbiye ediyor ve herşeyde görünen hikmetleri, gàyeleri, faideleri irade ederek tedvir ediyor. Mâdem yapan bilir; elbette bilen konuşur. Mâdem konuşacak; elbette zîşuur ve zîfikir ve konuşmasını bilenlerle konuşacak. Mâdem insan nev’i ile konuşacak; elbette insanlar içinde kàbil-i hitap ve mükemmel insan olanlarla konuşacak. Mâdem en mükemmel ve istidâdı en yüksek ve ahlâkı ulvî ve nev-i beşere muktedâ olacak onlarla konuşacaktır; elbette dost ve düşmanın ittifakıyla, en yüksek istidatta ve en alî ahlâkta ve nev-i beşerin humsu [beşte biri] ona iktidâ etmiş ve nısf-ı arz onun hükm-ü mânevîsi altına girmiş ve istikbâl onun getirdiği nurun ziyâsıyla bin üç yüz sene [şimdi bin dört yüz sene] ışıklanmış ve beşerin nurânî kısmı ve ehl-i imân mütemâdiyen günde beş defa onunla tecdid-i bîat edip, ona duâ-i rahmet ve saadet edip, ona medih ve muhabbet etmiş olan Muhammed Aleyhissalâtü Vesselâm ile konuşacak ve konuşmuş ve resûl yapacak ve yapmış ve sâir nev-i beşere rehber yapacak ve yapmıştır. Bediüzzaman Said Nursî Peygamberimize Gàibden Ses Gelmeye Başlıyor Kâinatın Efendisi otuz sekiz yaşına girince gaibden bazı sesler duymaya ve bazı taraflarda bir takım ışıklar görmeye başladı. Bazen de kendilerine gaibden “Yâ Muhammed!” diye nidâ ediliyordu. Fakat, Efendimiz bu garip seslerin ve parlayıp geçen ışıkların ne demek istediklerine henüz o sırada tam mânâsıyla vâkıf değildi. Bununla beraber, bu hâdiselerin mânâsız ve boşu boşuna cereyâ...

















